Anasayfa / Ekonomi-Finans / Küresel Krizde Sürecin Neresindeyiz?

Küresel Krizde Sürecin Neresindeyiz?




Küresel krizin hangi aşamasındayız?, Küresel Krizde Sürecin Neresindeyiz?

Asaf Savaş Akat

KÜRESEL KRİZdördüncü yılına da tatsız bir ekonomik ortamda girdi. Karamsarlık ve güvensizlik iyimser gözlemcileri bile zorluyor. Şaşırtıcı mı? Hayır. Perşembenin gelişi çarşambadan belli olmuştu. Aylardır uyarıyorum.

Sonbahara euro bölgesinin kamu borcu ve onun tetiklediği bankacılık kesimi sorunları karşısında bocalaması damgasını vurdu. “Euro krizi” deniyor. Öngördüğümüz gibi, zararın nasıl paylaşılacağı konusunda bir türlü anlaşma sağlanamadı. Bu satırları Merkel-Sarkozy zirvesi öncesinde yazıyorum. Yunanistan için yüzde 50-60 mertebesinde borç silme kesin duruyor. Ama banka zararlarını kimin ve nasıl karşılayacağı bilinmiyor. Sonunda kalıcı ve gerçekçi bir çözüm çıkar mı? Muhtemeldir.

Daha önce yazdım. Avrupa Birliği ideali ihtiyar kıtanın, hatta belki insanlık tarihinin en büyük siyasi projesidir. Avrupa parası AB’nin mütemmim cüzüdür. Böyle bakınca, euro’nun dağılmasına izin verilemez. Başta Almanya, ortaklarda birlik iradesi hâlâ güçlüdür. Küresel krizin hangi aşamasındayız? İngiliz Merkez Bankası Başkanı Mervyn King, 18 Ekim’de Liverpool’da yaptığı konuşmada iyi özetlemiş (ımmo.bankofeng-land.co.uk). Görüşlerimiz bire bir örtüşüyor. Dört ana temasını alıyorum.

1/ Kamuda, özel kesimde (özellikle konut) ve mali kesimde yaşanan sorun likidite yetersizliği değildir; varlıkların yükümlülükleri karşılayamamağıdır. Sadece likidite pompalayarak çözülemez. Bu gerçek ne kadar erken kabul edilirse çözümün maliyeti o kadar azalır.

2/ Kriz sonrası patlayan borç oranları sorunlu ülkelerde bütçenin manevra alanını daralttı. Kısa dönem maliyeti ne olursa olsun, uzun dönemli mali istikrar için sıkı maliye politikasına geçiş kaçınılmazdır. Bu yönde siyasi baskı da güçleniyor.

3/ Mali sorunların esas nedeni küresel ekonomide biriken reel dengesizliklerdir. Gerçekçi çözüm için dış açık ve dış fazla veren ülkeler zıt politikalar uygulamalıdır. Para ve maliye politikası dış açık verenlerde sıkılmalı, dış fazla verenlerde gevşemelidir. Dış fazla veren ülkeler bunu acilen yapmadıkları takdirde dünya ekonomisinde büyüme durur.



4/ Dış açık veren ülkelerde fiyat istikrarı artık para politikasının ana tahdidi değildir. Ayrıca uzun dönemli enflasyon tehdidi yoktur. Öncelik iç talepte daralmayı telafi edecek şekilde dış talebin teşvik edilmesini sağlayan rekabetçi kur düzeyinin yakalanmasıdır. Dolayısıyla, enflasyonun hedefi aşması genişletici para politikası ile çelişmez.

ilk üçüne bu köşeden aşinasınız. King benden iyi anlatıyor. Belki eneıji ve hammadde fiyatlarında artışın yarattığı ek sorunlara değinebilirdi. Dördüncüsü ise Türkiye’de son para politikası tartışmasına ışık tutuyor. Merkez Bankası bir yıl önce para politikasında değişikliğe gitti. Önceliği, King’in önerdiği gibi, TL’de değer kaybı yolu ile iç ve dış talebin dengelenmesine verdi. Böylece “yüksek faiz-düşük kur” döneminden “düşük faiz-yüksek kur” dönemine geçti. Konuşmasından yeni politikayı İngiliz Merkez Bankası’nın da desteklediği anlaşılıyor.

İktisatçılar küresel krizi öngöremedikleri için haklı olarak çok eleştirildi. Geçen ay Berlin’de sosyal bilimlerin kamusal alandaki rolü üzerine bir konferansa katıldım. Bu konu uzun uzun tartışıldı. Çok sayıda iktisatçının krizi tahmin ettiği ama ana gövdenin onlan ciddiye almadığı, yanlış teorilerinde ısrar ettiği vurgulandı. Örnekler verildi.

Biri çok ilgimi çekti. Silikon Vadisine komşu Santa Clara Üniversitesi öğretim üyesi Fred Foldvary, eksantrik görüşleri ile tanınan bir iktisatçı. Avusturya ekolünün konjonktür teorisi ile 19’uncu yüzyılda yaşayan ABDIi iktisatçı Henry George’un fikirlerinin sentezinden oluşan özgün bir teoriyi (Geo-Austriarı) savunuyor. 1999’da yayınladığı bir makalede (The Business Cycle: A Geo-Austrian synthesis) piyasa ekonomilerinin 18 yılda bir ciddi mali-ekonomik krizle karşılaştıklarını saptıyor. Okuyalım: “ABD’nin 18 yıllık çevrimi ve diğer ülkelerin benzer çevrimleri Geo-Avusturyalı konjonktür teorisine doğru tahmin yapma gücünü veriyor: Arada küresel savaş gibi büyük bir kopuş olmazsa, bir sonraki büyük kriz, 1990 resesyonundan 18 yıl sonra, 2008’de gerçekleşecektir.” Tam isabet!

Asaf Savaş Akat





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir