Anasayfa / Ekonomi-Finans / Merkez Bankası faize, dolar düşüşe direniyor

Merkez Bankası faize, dolar düşüşe direniyor




Merkez Bankası faize, dolar düşüşe direniyor

dolar faizihracatçının da, borçlunun da gözü kulağı dolar/TL kurunda. Geçen hafta 1.9735 ile rekordan zar zor dönülürken, son iki ayda iki katma çıkan gösterge tahvil faizi ile hisse senetlerinden çıkışlar soru işaretlerini çoğaltıyor. Bir ayda döviz satım ihaleleriyle 6 milyar 250 milyon doların üzerinde döviz satan Merkez Bankası’nm etkisi ise sınırlı kaldı. Piyasa oyuncuları faiz artırım olmadan kura yapılan müdahaleyi yeterli bulmuyor.

Türkiye ekonomisi dışarıda FED, içeride de yüksek siyasi tansiyonla çevrili yüksek kur-enflasyon üçgeni arasında, en çok kullanılan deyimle “dalgalanıyordu”. Ancak geçen hafta bu dalga, neredeyse “tsunami”ye dönmek üzereydi ki, Merkez Bankası (TCMB) “dur” dedi. Banka toplam 3,5 milyarlık döviz satışına gitti.

Ancak bu rekor miktarlara rağmen TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı yüzde l’i aştı, sepet değeri 2.23’leri gördü. Dolar karşısında en kötü performans gösteren gelişmekte olan ülke para birimlerinden TL’nin dolar ve döviz sepeti karşısındaki haftalık değer kaybı yüzde 1 civannda. Her ay yaklaşık 5 milyar dolarlık cari açığın finansmanı, ekonominin “yumuşak kamı”. Analistlere göre faiz artırımı ötelense de kaçınılmaz olarak gelecek. Çünkü faiz döviz satışlarından daha etkili görülüyor.

TCMB’nin politika faizi yüzde 4.5, faiz koridorunun alt bandını oluşturan gecelik borç alma faizi yüzde 3 5, koridorun üst bandını oluşturan gecelik borç verme faizini ise yüzde 6.5 seviyesinde bulunuyor. Bazı bankacılarsa TCMB’nin son dönem piyasa koşulla-nnda tezi faiz oranlarının geçerliğini yitirmiş olabileceğini belirterek, TCMB’nin ara bir PPK toplantısı ile faiz artışına gitmesi gerektiğini öngörülüyor.

ATEŞ GEÇİCİ SÖNDÜ

Kuşkusuz dünya piyasasının en etkili aktörü Amerikan Merkez Bankası Başkanı Bemanke’nin yeni konuşması piyasa dinamiklerini yeniden değiştirdi. Piyasaların dümen kırıcısı Bemanke, “Öngörülebilir gelecekte genişlemeci politikalara ihtiyaç olduğu” açıklamasıyla, yeniden bir sözüyle en etkili ismi olduğunu kanıtladı. Bemanke’nin açıklamalarıyla kur, 1,9360’a kadar geri çekilirken, Euro/dolar paritesinin 1,30’a çıkmasıyla doların ateşi de kısa süreli de olsa söndü. Merkez Bankası’nın rekor miktarda döviz satmasına rağmen TL’nin değerindeki düşüş çok sınırlı kalıyor.

Kurdaki yükseliş ise enflasyonu artıracağı öngörüleri yükseldi. Beklenen yüzde 7 seviyelerinin üzerindeki artış ise faizleri artıracak. Ekonomiyle uzaktan yakından ilgisi olmayanlann bile aşina olduğu “faiz lobisi” ise kimilerine göre işte o zaman gülecek.

REZERVLER ERİYOR

Gelişmekte olan piyasalardan çıkış ve Gezi olaylarının da etkisiyle Haziran başında 1.91 seviyelerindeki dolar/TL kuruna, sık sık müdahale geldi. Merkez Bankası’nın döviz satım ihalelerine başladığı 11 Haziran’dan bu yana toplam 6 milyar 250 milyon dolar saüşı gerçekleştirdi. Tüm bu girişimlere rağmen 1 Temmuz’da tüm zamanlann en yüksek değeri 1.9735’e çıkan kur, ilk kez rekor girişimle 2 milyar 250 milyon dolarlık döviz satışı yaptı. Son bir ayda toplam 6.2 milyar dolarlık döviz satan Merkez’in rezervleri de yüzde 5 düşüşle 108 milyar dolardan 103 milyar dolara indi.

MERKEZ GEÇ Mİ KALDI?



Radikal gazetesi yazan ekonomist Uğur Gürses, Merkez’in müdahalede geç kaldığını düşünüyor. Munzam karşılık mekanizmasını, ROM’u daha önceden kullanmaya başlasaydı, uzun vadeli bir starteji izlediğini düşündürerek, dövizin ateşini daha önce söndürebi-leceğini belirtiyor. Açılan ihalelerin çıkışı karşılamadığını belirten Gürses şöyle diyor:

“Önemli olan ne zaman ne kadar döviz kullanacağınız. Negatif reel faizle piyasayı fonluyor. TL varlıklann fiyat riski döviz hedge ederek kullanmaya başlandı. Öte yandan tahvil faizleri yükseliyor. Zarar döviz alarak karşılanmak isteniyor, ancak zamanlama yanlış. Eğer 50 baz puan faiz artışı daha önce yapılsaydı sinyal etkisi daha güçlü olacaktır. Şu anki 3-5-6 arası faiz koridoru en kötü seviyeler. Ne kadar geç kalınırsa rezervler de korkuyla dağıtılacak” diyor. Kurun enflasyon üzerindeki baskısı da yükselecek. Gürses, “Merkez geçmişteki hatalı politikalar nedeniyle köşeye sıkışmış durumda.”

BÜYÜME TAHMİNİ

Uluslararası Para Fonu (IMF) da 9 Temmuz’da açıkladığı Dünya Ekonomik Görünümü güncellemesine göre küresel büyümenin mayıs ayındaki küresel mali dalgalanmalardan etkileneceği öngörüsünü öne çıkanyor.

IMF raporunda, 2013 küresel büyüme tahminini yüzde 3-1’e, 2014 büyümesini ise yüzde 3.8’e çekti. Nisan tahminlerine göre bu oranlar yüzde 0,25 daha aşağıda. Gelişen ekonomiler, zayıf büyüme ve sermaye akımlarındaki risklerle, “bütçelerinde önceden talimin edilenden daha az kaçış yeri” olacağını ifade ediyor.

Kaçışın nedeni cari açık ise Mayıs ayında 7,5 milyar dolar ile beklentinin üzerinde geldi. Yıllandırılmış cari açık 2012 Eylül ayından bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Yıllık cari açık ise 53-6 milyar dolara çıktı. Bir önceki ay açık 51 milyar 382 milyon dolar seviyesindeydi. Cari açığın kaçışında “önceden tahmin edilenden daha az kaçış yeri” nerede? “Sıcak para” olarak nitelendirilen kısa vadeli portföy yatırımlarında.

KRİTİK İHALELER

Dövizdeki ‘alım’ ağırlıklı eğilimin devam etmesine set çekecek en önemli silah olarak görülen faizin ne olacağı merak konusu. Merkez Bankası, bugüne kadar faizleri artırma yolunu seçmedi. Ancak, bono ve tahvil faizlerinin iki ay içinde neredeyse iki katına çıkması, bankacıları endişelendiriyor. Yabancı yatınmcı çıkışlan, döviz alım-lannın önünü kesmek için faizlerin yükseltilmesi kaçınılmaz mı?

BREZİLYA ÖRNEĞİ

EFG Menkul Başekonomisti Haluk Biirümcekçi ise “2011’de de benzer bir durum vardı. TL’deki baskı sermaye çı-kışlanyla artmıştı. Kısa sürede faiz artırması çok mantıklı değil, çıkışı kafasına koyan biraz faiz arttı diye geri geçmez. Brezilya da bir süre önce faiz artırdı, ama toparlanma olmadı. Global satışlar devam ederse, baskı devam ederse, faiz silahını kullanabilir” diyor. Piyasaya verilen paranın ihtiyacın sınırlı bir kısmını oluşturduğuna katılan Bürümcekçi, “2011’de bir kerede 350 baz puan artırmıştı, bu kez ise 200 baz puanı bulabilir” diyor.

Bürümcekçi, “Bu haftaki Hazine ihaleleri kritik” eliyor. Neden rru? Düşük faiz isteyen hükümet yetkilileri, bu ay-ki tahvil ihalelerinden 11,8 milyar lira borçlanmayı hedeflerken gelecek Çarşamba 8,53 milyar liralık tahvil geri ödemesinde bulunmak zorunda. Analisder, Merkez’in tahvil ihaleleri öncesinde yerel borçlanma maliyetlerini düşürmeye çalıştığı yorumunda bulunuyor.

Kıvanç Özvardar / Ekonomist





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir