Anasayfa / Kültür Sanat / Nevruz Bayramı Nasıl Kutlanır?

Nevruz Bayramı Nasıl Kutlanır?




nevruz, nevruz bayramı, nevruz kutlamaları, nevruz törenleri, nevruz şenlikleri, nevruz nedir, nevruz adetleri, nevruz inanışları, nevruz eğlenceleri

Sevgili dostlar bu yazımın konusunu içinde bulunduğumuz aya isabet eden Nevruz konusunda olmasını istedim. Fakat daha önce yazdıklarımdan farklı olması ve bu kültürümüzü gençlerimize daha iyi anlata bilmek amacı ile kültürümüzde nevruz nedir? Sorusunu kendi kendime sorarak ve bu soruya cevap arayarak oluşturmak istedim…

Bildiğimiz gibi Türk Dünyası’nın büyük bir coşkuyla kutladığı, Türk soylu halkların ortak bayramıdır Farsça bir kelime olan “Nevruz”, nev: yeni, ruz: gün, yani “yeni gün” manasındadır.  Nevruz gece ile gündüzün eşit olduğu, gün dönümü olarak da adlandırılan, ilkbaharın geldiği 21 Mart gününe tekabül eder. Güneşin koç burcuna girdiği gündür…

Güneşin yıllık zahiri hareket zamanı, Mart ayının yirmi birinde (bazen yirmisinde) ekvatoru keserek, dünyanın güney yarımküresinden kuzey yarımküresine geçer. Bu zamanda güneş tam ekvatorda olduğundan, her yerde gece ile gündüz eşitlenir, yeryüzünün kuzey yarımküresinde ekonomik bahar başlar. Buna göre de güneşin Mart ayının yirmi birinde ekvatoru kestiği noktaya, yaz beraberliği noktası denir.

Nevruz ile tabiat yeniden doğar ve yeni bir hayat başlar. Nevruz günü, aynı zamanda iyilik ve bereketi temsil eden baharla, kötülük ve sıkıntıyı temsil eden kışın mücadelesini sembolize eder Tarih boyunca başta Türkler olmak üzere Türklerle aynı coğrafyayı paylaşan ve yakın ilişkide olan bazı doğu halkları tarafından, ananevi bir şekilde kutlanan Nevruz/Yeni Yıl bayramıdır.

Türk yurdu Doğu Türkistan’da ortaya çıkan ve Türklerle beraber Anadolu’ya ve bütün Türk coğrafyasına yayılarak binlerce yıldır ananevi törenlerle kutlanan Nevruz-Yeni yıl bayramı Türk topluluklarında Nevruz, Noruz, Navrız, Newroz, Naurus, Ergenekon ve Bozkurt gibi adlarla anılmakta ve bütün Türk boylarında kutlanmaktadır. Nevruz bayramı ilk doğduğu zamandan bugünlere kadar, birçok kültürle iç içe olmuştur. Birçok millet böylesine köklü ulu Türk kültür unsurunu önce sindirmeye, bunu başaramayınca da kendi kültürlerinden bir şeyler katarak, onu kendilerine mal etmeye çalışmışlardır

Milletleri millet yapan onların manevi değerleri, adet an’analeri, merasimleri ve diğer kültür unsurlarıdır. Bir milleti ayakta tutan, onu yaşatan ve devamını mümkün kılan bu tür kültür öğeleridir. Günümüzde bu tür kültür öğeleri milletler için temel güç unsurları olan; ekonomik güç, askeri güç ve ondan kuvvet alarak oluşturulan siyasi güç kadar temel ve stratejik öneme haizdir.

Bu sebepledir ki, Türk dünyasının en temel kültür öğelerinden birisi olan Nevruz/Yeni yıl bayramı birçok doğu halkları tarafından kendilerine mal edilmeye çalışılmakta ve hatta bazı etnik gruplar tarafından siyasi hedefler doğrultusunda kullanılmak istenmektedir. Aynı şekilde etnik gruplar Nevruz geleneğini kendilerine mal etmeye ve ona çeşitli rivayetler, efsaneler, masallar yakıştırmaya çalışmaktadırlar. Bu milli bayramımıza “bahar, işçi, emekçi,” gibi ideolojik yakıştırmalar yapmak yerine Türklerde yeni yıl bayramı olarak kutlanılmasının tarihi gerçeklere daha uygun düşeceği kanaatindeyim.

Metropolleşen yeni yaşam sistemimizde neredeyse geçmişimizden gelen nostaljik anılar olmaya başlayan Nevruz ile alakalı Anadolu da neler yapılırdı diye düşündüm birazda çağımızın vazgeçilmezi bilgisayarda araştırdım ve hem kendi bilgilerimi tazelemek hem de geçlerimize çok güzel bir adetimiz olan nevruz bayramımızı anlata bilmek için kısa bir derleme yaptım

Nevruz Törenlerinde Neler Yapılırdı?
Yumurta Dövüştürme

Bayram günlerinde ikinci Çarşamba’dan sonra sokaklarda, köşe başlarında ve belirli mekânlarda toplanan çocuklar, gençler soğan kabuğu veya samanla boyanan yumurtaları dövüştürülür (tokuştururlar).

Ateş Yakma

Bu gecede “tongal” denen ateşler yakılır, üzerinden atlanır. Eskiden bu ateşler evlerin damında yakılırdı. Ancak, yaşam şartlarının değişmesiyle bu ateşler şimdilerde bahçelerde veya boş meydanlarda, sokak aralarında yakılmaktadır. Ateşin yakılmasıyla içlerinden bir dilek tutarak ateşin üzerinden atlayan kimseler bu dileklerinin gerçekleşeceğine, tüm hastalıklarının bu ateşe dökülüp yanacağına, yeni yıla bu hastalık ve kötülüklerden arınarak girileceğine inanılır.

Ateşin üzerinden atlanırken genellikle şöyle bir tekerleme okunur:

Ağırlığım, uğurluğum (üzerimdeki kötü enerjiler) dökülsün, odda(ateşte) yanıp kül olsun

Yansın alev saçılsın, benim bahtım açılsın

Bu arada yağlı paçavralardan yapılan ateş topları da bir telle bağlanır ve birkaç defa sallandıktan sonra havaya atılır. Daha sonra tongalın külleri bolluk getirsin diye evin bahçesine serpilir.

Dışarıdaki ateş şenliği bittikten sonra eve gelinerek Nevruz sofrasına oturulur. Bu sofrada pilav, kavurga(kavrulmuş buğday), yarma yemeği, et v.s gibi milli yemeklerin yanında boyanmış yumurta, çeşitli kuruyemiş (yedil evin)çeşitleri ve semeni bulunur. Sofra başında aile fertleri birbirini tebrik eder, evin aksakallarının işaretiyle yemeye başlanılır. Nevruz/Yeni yıl bayramında aksakallar bütün dargınları barıştırır, gençlere öğüt nasihat verirler.

Semeni

Nevruz bayramı sürecinde bir kap içine konan buğdayların sulanarak yeşillenmesinden elde edilen yeşertilmiş çimene Semeni adı verilmektedir. Nevruz aynı zamanda yeşilliğin ve doğanın da bayramıdır. Onun için “SEMENİ”NİN yeşillik ve bereketi temsil ettiğine inanılır. Semeni’den Helva ve tatlılar da yapılmaktadır. Semeni için birçok şiirler yazılmış, şarkılar bestelenmiştir.

Baca Baca/Şal Sallama

Yeni güne en çok sevinenlerin başında çocuklar gelmektedir. Baca baca günü (bu bayramdan bir gün öncesidir.) Bu günde çocuklar bayram paylarını almak için mahallelerine ve yakın mahallelere gidip kapı kapı dolaşılarak, kapılar çalınır ve bayram payları istenir.



Baca baca gecesi ateşler yakılarak üzerinden atlanır ve gece olunca da herkes beline bir Şal (atkı) bağlayarak komşu evlerin yolunu tutar.  Eskiden evlerin bacaları olduğu için bacadan sarkıtılan bir Şal’a (atkıya) bayram payı bağlandığı için bu âdete “baca baca” denilmektedir.

Kulak Asma (Kapı dinleme)

Yeni günden önceki gece, yani baca baca gecesi, komşu ve akrabaların kapı ve pencerelerine gizlice yaklaşılıp, içeride konuşulanlar dinlenilmeye çalışılır. Tamamıyla iyi niyetle yapılan bu dinleme hadisesinde kapı dinlemeye gidenler içlerinden bir dilek tutarlar. İçeride konuşulanlara dayanarak duyduklarından dileklerine göre çeşitli yorumlar yaparlar. Bu yorumların gerçek olduğuna inanılır. Genç kız ve erkekler dileklerinin yerine gelmesi için sabah erkenden kalkıp soğuk suda yıkanırlar.

O gün herkes kapılarının dinleneceğini bildiğinden bayram gününe uygun olarak iyi şeylerden bahsedilir.

İğne İğne (İyne İyne diye bilinir)

Yeni gün/Nevruz gecelerinde çok güzel oyunlar ve adetler vardır. Bunlardan birisi de “iğne iğne” oyunudur. Nevruz gününden bir gün önce yani baca baca gününde bir kızla bir erkek hiç konuşmadan köy çeşmesinden veya evlerinin bahçesindeki çeşmeden su doldurarak getirirler. Bu su leğen içinde evin ortasına konur.

Komşulardan gelen kız ve oğlanlar evin gençleriyle beraber su dolu leğenin etrafına toplanarak herkes sırasıyla dilek tutar. Bu dilekler genellikle gençlerin sevdikleri ile ilgili olur. Dilek tutuldukta sonra arka kısımlarına küçücük pamuk sarılarak suda batması engellenen iki adet iğne suya bırakılır. Leğenin içinde bir halka şeklinde hızla dönen iki iğneden birisi kızı diğeri de erkeği temsil eder. Eğer iğneler gidip birleşir ve birbirine yapışırsa o dilek olacak ve gençler evleneceklerdir demektir. Eğer iğnelerin her birisi bir kenarda kalırsa o zaman gençler birleşemeyecek demektir. Dilek olumsuzdur.

Suya Yüzük Atma

Suya yüzük atma oyunu da iğne iğne oyunu gibi bir dilek oyundur. Yine bu oyunda da bir leğen su getirilir, herkes yüzüğünü leğene atar ve leğenin üstü bir yaylık (başörtüsü) ile kapatılır. Bu sırada bir dilek tutulur ve sırayla yüzükler sudan çekilir. Eğer yüzüklerini leğene atanlar kendi yüzüklerini ilk çekişte alabilirlerse dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar. Herkes sırayla sudan yüzük çekme işlemini tekrarlar.

Yeni Gün İnanışları

Nevruz/Yeni yılla ilgili birçok inanış vardır. Yeni günün ilk dört günü yılın mevsimleriyle alakalıdır. Eğer, birinci gün güneşli geçerse demek ki, ilkbahar ayları güzel geçecektir. İkinci gün yağmurlu geçerse yaz ayı yağmurlu olacaktır. İkinci günler de aynı şekilde sonbahar ve kış aylarına ışık tutmaktadır. Eğer yeni günün üçüncü ve dördüncü günleri yağmurlu geçerse “godu godu” denilen bir tören düzenlenir. Şaman inancından kaldığı düşünülen bu inanışa göre “Godu godu” meydanlarda dolaştırılır ve güneşi çağıran çeşitli nağmeler okunur. İnanışa göre Godunun doğayı etkileme ve iklimi iyileştirme güçleri bulunmaktadır.

Diğer Nevruz/Yeni gün gelenekleri gibi Godu Godu inanışı da, zarif bir Türk milli geleneğidir.

Yeni Gün/Nevruz Adetleri

Yeni gün/Nevruz bayramında birçok adetler bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını aşağıda yazacağım;

  • Yeni günde/Nevruz’da üzerlik denen bir bitki yakıp dumanını eve, mala, cana ve çocuklara v.s. şeylere verirler,
  • Yeni elbiseler alınır,
  • Yakınlara hediyeler alınır,
  • Kız beğenmeğe giderler,
  • Küsülüler barıştırılır,
  • Misafirliğe gidilir,
  • Nişanlı kızlara Nevruz payı götürülür,
  • Kötü söz söylenmez,
  • Mezar ziyaretlerine gidilir,
  • Başkaları hakkında konuşulmaz,
  • Şeker dağıtılır,
  • Kızlar kırmızı giyinir,
  • Ev sahipleri evde birisinin bulunmasına gayret ederler,
  • Kavga etmezler,
  • Hasta olanlar ziyaret edilir, onlara pay götürülür,
  • Güneş çıkmadan suyun üzerinden atlanır,
  • Son Çarşamba’da düğün için ayrılmış koyunların boynuzlarına kırmızı bağlanır,
  • Son Çarşamba’da evden para vermezler,
  • Son Çarşamba’da borç ödemezler,
  • Son Çarşamba’da komşuya elek vermezler,
  • Son Çarşamba’da mum yakmazlar,
  • Son Çarşamba’da eğer mum yanıyorsa bitmeden yarım söndürmezler,
  • Son Çarşamba’da evden ateş, kibrit gibi şeyler vermezler,
  • Son Çarşamba’da evden ekmek vermezler,
  • Son Çarşamba’da erkenden yatmazlar.
  • .
    Bu yazımızda Türk milletinin yaşamından kültür öğelerinin en temel ve köklü parçalarından birisi, Nevruz/Yeni yıl bayramı hakkında kısa bir hatırlatma amaçlı bir şeyler yazdım fakat bu yazımın konusu aslında hakkında binlerce sayfa yazılacak kadar geniş ve engin bir konudur.

    Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon’dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak “ortak kültür Ocağı”nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Kültürlerin buluştuğu bu toprakların yanı sıra geniş bir coğrafyaya yayılan ve çeşitli adlar altında kutlanan nevruz kent insanına biraz yabancı kalsa da kırsal kesimde önemli bir gündür.

    Birbirine gittikçe yabancılaşan kentli bu önemli günü yeniden keşfetmeli. Çünkü nevruz özünde yeniden diriliş, bolluk, bereket, barış, kardeşlik, birlikte eğlenmek gibi insancıl unsurları taşıyor. Bu Nevruz’un Toplumu geren, toplumun duygularına yönelen, toplumu hassas kılacak gelişmeler ve söylemlerden uzak özüne uygun bir nevruz olmasını” serhat kültür dergisi” ailesi olarak diliyoruz.  Bugün bunlara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. İnsanımızın en eski devirlerinden itibaren gelen örf ve âdetlerini, birilerinin oynadığı oyunlardan dolayı hatırlamayalım, gerektiği için hatırlayalım nevruzun insanlık var oldukça kutlanması, barış, sevgi ve mutluluk getirmesi dileğiyle…

    Yazar Hakkında

    Mali müşavir ve eğitimci olan Nevzat Erdağ aynı zamanda yönetim danışmanlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 11 kitabı bulunmaktadır. Erdağ’ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 100’ün üzerinde yayınlanmış makalesi bulunmaktadır.

    Makale Kaynağı: Nevzat Erdağ – www.nevzaterdag.com





    3 Yorumlar

    1. çok güzel bir sayfa

    2. ben beğendim guzel

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir