Anasayfa / Kariyer ve İş / Nur Ger İş Modeli

Nur Ger İş Modeli




NUR GER    [Yeni bir iş modeli doğuyor. Nur Ger’in yeni yapılanmasında patron ve hiyerarşi yok. ‘koç’ ve takımlar var. Tüm çalışanlar üç ayda bir kârın yüzde 10’unu paylaşıyor. 52 çalışanın hepsi bilanço okumayı biliyor. Herkes bir şekilde yurtdışına gidiyor, maddi sorunlar 24 saatte çözülüyor…

Nur Ger modeli

NUR Ger, Türkiye’nin önde gelen kadın sanayicilerinden. Özellikle hazır giyim sektörü onu yakından tanıyor. 1994-1996 yılları arasında Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) ilk kadın başkanlığını yürütmüş, sektörü adına Gümrük Birliği müzakerelerine katılmıştı…

26 yıl önce 2 yaşındaki kızı Su’nun adını taşıyan Suteks’i kuran Ger, zamanla hem kızını hem de şirketini büyüttü. Yüzde 100 Avrupa’ya çalışan Suteks, geçen yıl 12 milyon dolarlık ihracat yaptı.

İlk ihracatını 20 yaşında yaptı

Nur Ger, İstanbul Sultanhamam’da bebek giyimi üretip satan bir babanın kızı. Babasını kaybettiklerinde 16 yaşındaymış. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 1978’de mezun olmuş. İlk parasını özel dersler vererek, simültane tercümanlık yaparak kazanmış. İlk ihracatını ise 1976’da yapmış. Üç arkadaşıyla birlikte Mersin’den 250 bin dolarlık fiğ (hayvan yemi] ihracatına aracılık etmiş…

Nur Ger, ilk şirketini 20 yaşındayken 1976’da Birlik Ticaret unvanıyla kurmuş. Kızı Su’nun adını taşıyan Suteks ise 1986’da faaliyete başlamış. Ger, o gün bugündür yüzde 100 ihracata çalışıyor.

Geçen hafta, son yıllarda pek sesi soluğu çıkmayan Nur Ger’in kapısını çalıp işlerinin durumunu sorduk. Biraz konuşunca Türkiye’de örneğine hiç rastlamadığımız bir yönetim modeline tanık olduk.

Evet, Suteks belki de dünyada da ilk olan bir kurumsal yönetim modeline imza atmış.

Suteks, bu modelle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’nün “Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi” Eşleştirme Projesi Yarışması’na katılmış ve “orta ölçekli işletmeler” kategorisinde ödüle hak kazanmış.

Aynı zamanda TÜSİAD Kadın-Erkek Eşitliği Çalışma Grubu’nun başkanlığını yürüten Nur Ger, kendisi kabul etmese de bizim “Nur Ger modeli” olarak adlandırdığımız kurumsal yönelim modelini ilk kez Para dergisi okurları için anlattı…

Şirketinizde neden bugüne kadar hiç denenmemiş bir kurumsal yönetim modeli uyguladınız?

Aslında ben patronluğa inanmıyorum. Başarı için mutlaka paylaşmanız ve sinerjiden güç almanız gerekiyor. Macro Tranding Yönetim Danışmanlığı’nın sahibi Metin Peköz’le el ele verip 15 yılda yepyeni bir kurumsal yönetim modeli ortaya çıkardık. Bu modelin temelinde eğitim var. Çalışanlarımızın her birine yılda 100 saat eğitim verdik. Lisan eğitiminden iletişim becerilerinin geliştirilmesine kadar hangi çalışanımızın ne eğitime ihtiyacı varsa onu verdik. Hepimiz homojen bir seviyeye geldik. Şirketimizde çalışan herkes maliyet yönetimi, bilanço okuma ve karlılık konusunu öğrendi.

Neden her çalışan şirketin bilançosunu bilsin ki?

Biz çalışanlarımıza üç ayda bir kar payı veriyoruz. Sakın yanlış anlaşılmasın, yöneticilere değil 52 çalışanımızın tümüne. 1999’da kar payı sistemine geçtik. Ben bunıın ilk olduğunu düşünüyorum. Hatta dünya genelinde. Bu sistemde herkes kazanıyor.

Peki bu modelin adını ne koydunuz?



Henüz bir isim vermedik. Zaten ilk kez bu kadar detaylı anlatıyorum. Bu modelin başka bir yerde olduğunu da düşünmüyorum.

Nur Ger modeli” diyebilir miyiz?

Demeyelim. Yönetim danışmanımız ve Suteks çalışanları olmasıydı bu model olmazdı. Artık rahatlıkla bunu anlatabilecek konumdayız ve örnek alınmak istiyoruz. Bütün yönetim modelleri hep büyük şirketlere göre yapılmış. Mademki Türkiye ve dünyadaki şirketlerin yüzde 95’i KOBI, o zaman ben de onlara “Çalışanlarınızı şirkete ortak edin. İşinize aidiyet duygusunu katın. Bundan hiç korkmayın. Bu kazandıkça kazandıran bir yapıya dönüşür” diyorum.

Şirketinizde hiyerarşi de yok değil mi?

Burada hiyerarşi yok; üretim, tasarım gibi takımlar var. Böyle bir yapı için öncelikle bir demokrasi kültürünüzün olması gerekiyor. Burada kimse kendisini ikinci sınıf hissetmez. Ama herkesten işini en iyi şekilde yapması beklenir.

Şirkette size neden ‘patron’ değil de ‘koç’ diyorlar?

Beyaz Gölge filmini hatırlar mısınız? Oradaki basketbol koçu gibi bir koçluktan bahsediyoruz. Orada bir takımın nabzını tutup, onları daha iyi başarılar için motive eden bir koç vardı. Koçlukta ‘ben’ egosunun yok olması gerekiyor. “Benim çalışanlarım” derseniz bu koçluk olmaz. Hepimiz Suteks için çalışıyoruz

Bütün bunları neden yapıyorsunuz?

Biz sektörün en büyüğü olalım istemedik. Ama örnek alınacak bir şirket olmak istedik. Günümüzün en az 10 saati işte geçiyor. İnsanların işte mutsuz olduğu bir toplum nasıl mutlu olabilir?

Avrupa’daki en büyük pazarınız neresi?

Geçen yıl 12 milyon dolarlık ihracat yaptık. İhracatımızın yüzde 80’ini Hollanda’ya yapıyoruz. Orada iki büyük müşterimiz var: Braez ve King Louie. Bu markaların deri ceketten iç giyime kadar tüm koleksiyonlarının tasarımını, tedariğini biz yapıyoruz.

Kendi içinizde üretiminiz var mı?

Kendi bünyemizde sadece koleksiyon atölyemiz var. Tasarımını yaptığımız ilk modelleri dikiyoruz. Kağıthane’deki merkezimizin yanındaki binada sadece bize çalışan fason atölyeler var. Bunlar Fame Tekstil, Suteks Konfeksiyon ve Simteks Tekstil.

Avrupa’daki kriz işlerinizi nasıl etkiliyor?

Biz proaktif bir yapıya sahibiz. Bu krizi 1.5 yıl önce görüp tedbirlerimizi almıştık. 12 milyon dolar ihracatımızı koruruz.

TÜSİAD Kadın-Erkek Eşitliği Çalışma Grubu’nun gündeminde neler var?

Dünya Bankası’yla birlikte “Adım Adım Anadolu” seminer dizisi başlatıyoruz. 6 ildeki seminerlerin ilki 17 Mart’ta Gaziantep’te. Amacımız, bölge kadınının sorunlarını sorumlulara dinletmek. Kadının çalışma hayatına daha fazla girmesi için bütüncül politikalar gerekiyor. Her bölgede çalışmak isteyen kadınların çocuklarını gönül rahatlığı içinde teslim edebileceği kreşler olması gerekiyor. TÜSlAD’da şimdi üzerinde çalıştığımız konu bu.

Her alanda paylaşım esas

■    Suteks’te hiyerarşi yok, takımlar var.
■    52 çalışan aynı eğitimleri almış. Herkes bilanço okumayı biliyor.
■    Tüm çalışanlar üç ayda bir kar payı alıyor. Karın yüzde 10’u dağıtılıyor.
■    Herkes bir şekilde yurtdışına gitmiş, gitmeye de devam ediyor.
■    Suteks, kamuya olan vergi, SSK gibi borçlarını bir gün bile geciktirmiyor.
■    Çalışanlar, gecikeceklerse bunu bir e-mail’le şirkete bildirebiliyor.
■    Evden yapabilecekleri bir iş olduğunda işyerine gelmeyebiliyorlar. Hatta home ofis çalışma teşvik ediliyor.
■    Çalışanların maddi sorunları 24 saat içinde çözülüyor ya da nasıl çözebileceği konusunda yardımcı olunuyor…

Rahime Baş Uçar





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir