Anasayfa / Ekonomi-Finans / Petroldeki düşüş CENNET Mİ, CEHENNEM Mİ?

Petroldeki düşüş CENNET Mİ, CEHENNEM Mİ?




30 doların altına düşen petrol fiyatları cari açığı, bütçe dengesini ve enflasyonu olumlu etkiliyor. Makro dengeler üzerindeki pozitif etki hissediliyor. Petrol türevlerini kullanan sektörler ise fiyatlardaki düşüşün avantajlarından yararlanamamaktan şikayetçi…

PETROL fiyatında yeni bir tarihi düşüş süreci daha yaşanıyor. Düşüş 2014 yılı ortalarında başladı. Brent petrolün varil fiyatı 110 dolar seviyelerinden önce 100 dolara geldi.

varil petrol

Ardından kısa sürede 100 dolar desteğini kırdıktan sonra hızlı düşüş dalgası başladı.

2015 yılını 53 dolar seviyelerinde tamamlayan petrol fiyatı yeni yılda da baş aşağı gitmeyi sürdürdü. En son 30 doların altım test eden petrol fiyatında yüzde 75’lik bir kayıp söz konusu. Brent türü ham petrol Aralık 2003 tarihinden bu yana ilk defa 30 doların altına geriledi. Geçtiğimiz günlerde 27 doları gören petrol fiyatı Nisan 2004’ten bu yana en düşük seviyesinde.

2008 küresel krizinde bile 45 dolara kadar gerileyen petroldeki düşüşün hangi seviyeye kadar devam edeceği belirsiz. Petrol fiyatının bundan sonraki seyriyle ilgili ise farklı görüşler var. Bununla ilgili tahminler farklılık gösterse de genel kanı düşüşün devam edeceği yönünde. Petrol fiyatı için 10 dolar tahmini yapan Standart Chartered gibi kurumlara karşın yükselişin 2017 yılından itibaren başlayacağını ileri sürenler de var. World Energy Outlook 2015 sunumunu İstanbul’da yapan Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, petrol fiyatında 2016 sonuna kadar düşüş baskısının süreceğini ancak 2017 yılı başından itibaren yükselmeye başlayacağını savunuyor.

FİYATLAR NEDEN DÜŞÜYOR?

Petrol fiyatındaki bu keskin ve tarihi düşüşün nedenlerine gelince, en önemli faktör, ABD’de yeni teknolojilerin etkisiyle kaya petrolü üretimindeki hızlı artış. Ayrıca Irak ve Libya’da petrol üretiminin sekteye uğraması beklenirken aksine üretimin artması da önemli bir etken. Son olarak Petrol İhraç Eden Ülkeler Ör-gütü’nün (OPEC) üretim kotasını azaltmama kararı alması düşüşü hızlandırıyor. Iran üzerinde ambargonun kalkması da petrol piyasasına ilk etapta günlük 500 bin varil üretim artışı anlamına geliyor.

Talep tarafında ise, euro alanı ile Japonya’da ekonomik aktivitenin zayıf seyri ve dünyanın ikinci büyük petrol tüketicisi olan Çin ekonomisindeki yavaşlama küresel petrol talebindeki artışın ivme kaybetmesine neden oluyor. Petrol piyasasındaki bu gelişmelere ek olarak Amerikan Merkez Bankası FED’in para politikasını sıkılaştırmaya başlayacağına yönelik beklentilerin etkisiyle Amerikan Dola-rı’nın diğer para birimlerine karşı değer kazanması da petrol fiyatlarındaki düşüşte rol oynuyor.

Küresel petrol arz-talep dengesine bakıldığında şu anda dengenin arz lehine olduğu görülüyor. Tahminlere göre, şu aralar günlük 95.5 milyon varil olan küresel petrol arzına karşm talep 93.8 milyon varil seviyesinde. Yani kabaca, 1.7 milyon varillik bir arz fazlası söz konusu.

KAZANANLAR, KAYBEDENLER…

Petrol fiyatındaki tarihi düşüşün küresel ekonomiye etkileri genel olarak olumlu. Uzmanlara göre, petrol fiyatlarında varil başına her 20 dolarlık düşüş, küresel ekonomik büyümeyi 2-3 yıllık bir dönemde 0.4 puan artırıcı yönde etkide bulunuyor. Petrol fiyatı üretici ve ithalatçı ülkeleri ayrıştıran bir öneme de sahip. Öncelikle aralarmda Türkiye’nin de olduğu petrol ithalatçısı ülkelerin ekonomileri, düşük seviyede kalan petrol fiyatı nedeniyle avantajlı bir duruma sahip. Bu ekonomilerin başmda Çin, Japonya, ABD ve euro bölgesi ülkeleri geliyor. Madalyonun diğer yüzünde ise ihracat gelirleri büyük oranda petrol satışına bağlı olan üretici ülkeler var. Düşüşten en fazla zarar görenlerin başında Körfez ülkeleri, Libya, Iran, Irak geliyor. Bu ülkeler dünya petrol üretiminin yüzde 40’ına yakınını gerçekleştiriyor. ihracat gelirleri önemli oranda azalan diğer ülkeleri ise Suudi Arabistan, Rusya, Venezuela, Kanada, Norveç ve Nijerya olarak sayabiliriz.

TÜRKİYE’YE MAKRO ETKİLERİ

Petrol fiyatındaki düşüşten en fazla faydayı sağlayan ülkelerden biri de Türkiye. Petrol ve doğalgazda yüzde 98 oranında ithalata bağımlı olan Türkiye’nin cari açıktan enflasyona ve kamu mâliyesine kadar birçok önemli makro parametresi doğrudan ve dolaylı olarak petrol fiyatındaki dalgalanmadan etkileniyor. Bu etki büyük oranda olumlu elbette. Ancak uzmanlar, petrol üreticisi ülkelerin gelirlerinin azalması ve iflas etmeleri durumunda Türkiye’nin bundan negatif etkileneceği konusuna da dikkat çekiyor.

îşbank İktisadi Araştırmalar Bölümü’nden Kıvılcım Eraydın’ın analizine göre, petrol fiyatlarındaki düşüş, Türkiye’nin dış dengelerini iyileştirmesi açısından eşsiz bir fırsat sunuyor. Türkiye’nin bu fırsatı, enerjide ithalata bağımlılığı azaltmak, imalat sanayinde ithal girdi kullanımım düşürmek ve ihracatın katma değerini artırmak için kullanması gerekiyor.



Keza ham petrolün yıllık ortalama fiyatındaki her 10 dolarlık düşüş Türkiye’nin net enerji ithalatını ve cari açığım 5 milyar dolar azaltıyor.

ENFLASYON VE BÜYÜME

Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon üzerinde hem doğrudan hem de dolaylı etkileri bulunuyor. Enflasyon sepetinde petrol fiyatlarındaki gelişmelerden doğrudan etkilenen kalemler tüp, benzin, LPG ve mazot. Bu kalemlerin toplam TÜFE sepetindeki ağırlığı yüzde 6.2. Sepetteki payları yüzde 5 civarında olan doğalgaz ve elektrik kalemleri de petrol fiyatlarındaki düşüşten doğrudan etkileniyor. Dolar kurunun sabit kalacağı varsayımıyla petrol fiyatında her yüzde 10’luk düşüşün enflasyonu 30 baz puan civarında düşüreceği hesaplanıyor. Büyüme tarafında ise her 10 dolarlık düşüşün reel ekonomik büyüme oranına 20-30 baz puan katkı yapabileceği dile getiriliyor. Bu arada petrol ve doğalgaz kaynaklı vergiler merkezi yönetim bütçe gelirleri içinde önemli bir yer tutuyor. Bütçe gelirleri içinde tüketimden alınan ÖTV önemli bir paya sahip.

“MAHALLEDE YANGIN ÇIKARIR”

Gedik Yatırım Portföy Yönetim Müdürü Eral Karayazıcı, petrol fiyatındaki düşüşün en olumlu etkisinin cari açığın daralması olduğunu belirterek, 2011 yılında 77 milyar dolar olan açığın 2015 sonunda 34 milyar dolar seviyelerine gerilediğine dikkat çekiyor. Buna karşın Karayazıcı petroldeki olağanüstü düşüşün aynı zamanda küresel ekonomi için bir risk oluşturduğunu da vurguluyor. Karayazıcı’ya göre, petroldeki düşüşün üretici ülke ve şirketlerde zincirleme iflasa neden olmaması gerekir. Fiyatın geldiği yer artık bıçağın kemiğe dayandığı seviye. Üretim maliyetleri ne olursa olsun standartlar adına kar etmeleri gerekiyor. 30 doların altında kalıcı hareket ciddi problem yaratabilir. Türkiye için en büyük risk bulunduğumuz mahallenin yangın yerine dönmesi. İflas başladığında domino etkisiyle konuyla hiç alakası olmayanların da etkilenmesi söz konusu olabilir. Psikoloji bozulduğunda kontrol etmek zor olur.

Öte yandan, makroekonominin yanı sıra petrol fiyatının gerilemesi petrol arama ve üretimden doğalgaz ve elektrik santrallerine, kimya ve lojistikten otomotiv, plastik ve boya sektörlerine kadar onlarca sektörde önemli etkiler yaratıyor.

“İNŞAATI YÜZDE 3-4 ETKİLER”

Petrol fiyatlarındaki düşüşün inşaat sektörünü ne düzeyde etkileyeceği konusunda müteahhitlerin görüşü çok fazla etkilemeyeceği yönünde. İnanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan, inşaat maliyetinde doğrudan petrol fiyatının etkisinin yüzde 3-4’ü geçmeyeceğini söylüyor. Petrol ürünleriyle ilgili örneğin plastik kullanılan ve ithal edilen madde ve boya sektörlerinin etkilenebileceğini söyleyen İnan, petrolle alakalı olan, inşaatlarda kullanılan ve ithal edilen ürünlerde fiyat düşüşlerinin de bir ölçüde etkili olabileceğini belirtiyor. “Orta vadede dışardaki fiyatlar düşük seyrine devam ederse ithal edilen mallarda fiyat düşebilir” diyen İnan, dolayısıyla, bunlardan kaynaklanan maliyetlerin hafifleyeceğini, petrole dayalı emtialarda yüzde 3’e yakın düşüş olabileceğini tahmin ediyor.

“SOLVENTLERİN İTHALATI ZORLAŞTI”

Merbolin Boya Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Baytaş ise, boya sektöründe petrolden üretilen white sprit, toluen, ksilen, heptan ve hepsan fiyatlarının 2012 ile 2015 yılları arasında yüzde 200 civarında ucuzladığına dikkat çekerek sözlerine başlıyor. Bu maddeler boya üretiminde hem inceltici olarak, hem de tiner yapımında kullanılıyor. Türkiye’de bu solventlerden yalnız white sprit üretiliyor. Ama yeterli miktarda ve istenilen evsafta değil. “Tüpraş fiyatlarıyla ithal fiyatlar arasında büyük fark yok. Bu solventlerin ithalatı sektörde büyük zorluklarla karşı karşıya” diyen Baytaş, solvent ithal ederken daha mal gemide iken gümrüğe mal bedeline karşılık bir teminat mektubu, mal gümrükten çekilirken gümrüğe ikinci teminat mektubu verildiğini ve bunun ardından ilk verilen teminat mektubunun iade edildiğini hatırlatıyor. Firmaların teminat mektubu kredi limitinden yüksek olması gerekiyor. Baytaş, bu durumun üretici firmaları zor duruma düşürdüğüne dikkat çekiyor.

“ARAMA VE ÜRETİM AZALDI”

Petrol arama ve üretimi yapan yerli ve yabancı şirketlerin üye olduğu Petrol Platformu Derneği (PETFORM) Başkanı Aytaç Eren, petrol fiyatında 20 dolar hatta 10 doların bile konuşulduğunu belirterek, 2016’da 30 dolarda kalsa bile arama-üretim faaliyetlerinin bundan çok olumsuz etkilenmeye devam edeceğini söylüyor. Eren’in verdiği bilgiye göre, 2015’te arama faaliyetlerinde 2014’e göre, en az yüzde 50 azalma oldu. Sektörde faaliyetini sonlandıran iki şirket el değiştirdi. Yeni arama ruhsatı alan şirketler arasında teminatını yatıramayanlar oldu.

Arama faaliyetinde 2016’da en az yüzde 50 daha azalma bekleyen Eren, ülkelerin düşen fiyatlara dayanmasının üretim maliyetlerine bağlı olduğunu dile getiriyor. Eren’e göre, dünya genelinde bir varil petrolü çıkarma maliyetinin en düşük olduğu ülkeler 10 dolarla Suudi Arabistan ve Irak. Diğer Arap ülkeleri ve Iran’m maliyeti ise 12 dolar civarında. Rusya’nın maliyeti 17 dolar, Meksika’nın 29 dolar, Nijerya’nın 31 dolar, ABD’nin 36 dolar. Bir varil petrolü çıkarma maliyetinin en yüksek olduğu ülke ise 41 dolarla Kanada.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir