yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Piyasalar ve Seçim Senaryoları

Piyasalar ve Seçim Senaryoları



Aylardır tartışması yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin adayları nihayet belli oldu. İktidardaki AKP, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı aday gösterdi. Muhalafetteki CHP ve MHP’nin ortak adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu ortaya çıktı. HDP’nin cumhurbaşkanı adayı ise Selahattin Demirtaş oldu.

Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesinin ardından yarış hızlandı. Bu yöndeki belirsizlik de ortadan kalktı.

Ancak piyasalar yeni belirsizliklere, yeni senaryolara yelken açmış durumda. Şimdi piyasaların cevabını aradığı soru, cumhurbaşkanlığına kimin seçileceği ve aday olan Başbakan Erdoğan’ın seçilmesi durumunda başbakanlık görevini kimin üstleneceği. İkinci sorunun yanıtı, yeni hükümette ekonomi yönetiminde nasıl bir yapılanma olacağına ilişkin olarak büyük önem taşıyor.

cumhurbaskanligi secim adaylari
Bu konular 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında da Türkiye’nin gündemine gelmişti. Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı ve Başbakan Turgut Özal’ın 1989’da cumhurbaşkanı olmasının ardından, Özal’ın işaret ettiği Yıldırım Akbulut başbakan olmuştu.

Ancak sonrasında parti içi muhalefet gücünü artırmış ve 1991 yılında yapılan genel kurulda Mesut Yılmaz partinin başına geçmişti. Bu dönemde piyasalar açısından sıkıntılı bir süreç yaşanmıştı. Ardından da 2002 genel seçimlerine kadar ülke koalisyon hükümetleriyle yoluna devam etmişti.

EKİMDE GENEL KURUL

Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, mazbatasını aldıktan sonra milletvekilliği düşüyor. Bunun ardından parti içinde geçici bir başbakan belirlenecek. Büyük olasılıkla ekim ayında yapılacak genel kuralda da genel başkan belirlenecek ve parti 2015 yılındaki genel seçimlere taşınacak. Ekim ayındaki kongrede üç dönem şartına takılmayan bir adayın genel başkan olması bekleniyor.

2015 genel seçimlerine kadar Abdullah Gül mü, Ali Babacan mı, Numan Kurtulmuş mu veya başka bir isim mi başbakan olacak? Tabii piyasalar açısından en önemlisi ekonomi yönetimi ne olacak? Piyasalar bu konuda farklı senaryolar üzerinden hesaplar yapmaya başladı bile. Tabii burada geçen sayımızda yaptığımız kapak haberini de hatırlatmak gerekiyor. 84 şirketin CEO’su ile yaptığımız ankette CEO’ların Başbakan Erdoğan kadar muhalefetin büyük bölümünün ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçilmesini de olası gördükleri ortaya çıkmıştı. Yani piyasaların bu ihtimali de gözardı etmemesi gerekiyor. Böyle bir durumda erken genel seçim ihtimali bile var.

Bu analizlerin yanında global piyasalardaki parasal genişleme beklentileri ve son dönemde Irak’ta yaşanan gelişmeler de yatırım stratejilerini belirlemede önemli başlıklar olacak.

İşte tüm bu olası senaryoları, bunun piyasalara etkisini ve yatırım tavsiyelerini araştırdık. 10 aracı kurumdan değerlendirmeler aldık. Bu beklentileri haberimizde detaylıca bulabilirsiniz.

BORSA HIZLI YÜKSELDİ

Borsa İstanbul, mart ayından bu yana makro politik risklerin görece azalması, ABD’deki ekonomik iyileşmenin devam etmesi ve Türkiye’deki enflasyon baskısının hafiflemesinden dolayı yüzde 37 yükseliş gösterdi. Aynca Avrupa Merkez Bankası’nın para piyasalarına önemli ölçüde likidite enjekte etmesi piyasalardaki bu yükselişe katkıda bulundu. Bu süreçte Türkiye hisse senedi piyasaları gelişmekte olan ülkeler piyasalarına oranla jeopolitik risklerin tekrar artmaya başladığı 11 Haziran tarihine kadar görece yüzde 11 daha iyi getiri sağladı. Fiyat/Kazanç, işletme değe-ri/FAVÖK oranlanmn sırasıyla 11,0 ve 8,7 değerlerine yaklaştığı ve diğer gelişmekte olan ülke piyasa ortalamalarına geldiği bu seviyelerde, yakın zamanda yaşanacak olumlu gelişmeler de fiyatlara yansıdı.

Bundan sonraki süreçte yakın vadede Irak’ta yaşanan politik belirsizliğin artması, cumhurbaşkanlığı seçimi ve ABD merkez bankası olan FED’in parasal normalleşme sürecine daha erken başlayabilecek olması yurtiçi piyasaların önündeki başlıca riskleri oluşturuyor.

HEDEF 90.000 Mİ?

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ekonomi politikalarında radikal bir değişiklik olmazsa, bu durumdan en olumlu etkilenecek piyasa borsa. Kısa vadede, önümüzdeki üç aylık dönemde, BIST-100 Endeksi’nin 80.000-85.000 aralığına yöneleceğini, mevcut 76.000 seviyelerinin altında çok uzun süreli durmayacağını kaydeden Ata Yatırım Araştırma Müdürü Cemal Demirtaş, “Mevcut beklentilerimiz dahilinde, 12 aylık BIST-100 Endeks hedefimiz 95.000 olup yüzde 25 yukarı potansiyeli ifade ediyor. Faizlerin yüzde 8-10 seviyelerinde olduğu bir görünümde BIST-100 Endeksi’nde önemli bir yukarı potansiyel söz konusu” diyor.

Yakın vadede, Borsa İstanbul’da düzeltme sürecinin tamamlanmasını bekleyen Gedik Yatırım, 2014 yılı ikinci yarısında asgari 90.000 puanı hedefleyen bir rallinin hazırlıklarının başlayacağı yorumunu yapıyor.

Ancak bu hareketin bir anda olmayacağını söyleyen Gedik Yatırım Yurtiçi Satış Müdürü Eral Karayazıcı, değerlendirme notunda, ilk etapta 79.000 direncinin aşılması gerektiğini ifade ediyor. Dünya genelinde düzeltme perdesinin tamamlandığı yönünde işareüer oluşmadıkça da 81.000 düzeyinin geçilmesini beklemiyor.

DÖVİZE DİKKAT

Notus Portföy Genel Müdürü Murat Sağman, “Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı seçilemezse piyasadaki algılamanın ne olacağı şu anda belirsiz.

Seçilirse Erdoğan sonrası başbakan kim olacak ve 2015’te kabinede kimler olacak, onlar fiyatlanacak. Abdullah Gül ve Ali Babacan’m olmadığı bir hükümeti piyasalar negatif algılayabilir” diyor. Sağman, döviz kuru, faiz ve bor-sanın buna göre hareket edeceğini kaydediyor.

Dolar kurunda 2,10-2,15 TL bandının korunmasını bekleyen Sağman, gösterge faizde yüzde 8,0-8,5 bandına dikkat çekiyor. Olumsuz bir gelişmede yüzde 9 seviyesine çıkacağımızı ifade eden Sağman, borsanın da bir süre 75.000-80.000 bandını koruyacağını sözlerine ekliyor.

Portföy önerisinde yüksek oranda döviz öneren kurumlardan biri ALB Menkul. Kurum, bunu seçimlerden bağımsız öneriyor. ALB Menkul Genel Müdürü Metin Aytekin, şunları söylüyor:

“2015 ilk çeyrek veya ikinci çeyrekte FED’in faizleri artırmasını bekliyoruz. Son zamanlarda açıklanan ABD verileri iyi geliyor. Bu açıdan bizim beklentimize göre düzelen ABD ekonomisinin etkisiyle birlikte faiz beklentileri kuvvetlenecek ve fiyatlanmaya başlayacak. Bu da gelişen ülkeler para birimlerinde stres yaratır. Diğer taraftan yurtiçinde-ki siyasi belirsizlik, Irak ve Rusya gelişmeleri doları destekleyen diğer etkenler.”

Kurumların seçim senaryoları ve portföy stratejileri…

İş Portföy: Geçmiş seçim dönemlerine bakıldığında piyasalardaki fiyat hareketleri ilk başta yukarı yönlü oldu. Yurtdışı ekonomik gelişmeler ve de global para politikaları da TL cinsi varlıkların fiyatlamaları üzerinde etkili. Mevcut seviyeler itibariyle orta risk profiline sahip yatırımcılara yüzde 50 ÖST ve tahvil-bono fonu, yüzde 30 TL mevduat ve yüzde 20 hisse fonu öneriyoruz.

Garanti Portföy: Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunun piyasalar üzerindeki etkisi yurtdışı piyasalardaki gelişmelerden daha az ve kısa süreli olacaktır. Bu noktada belki daha önemli olan önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimler olabilir. Bu sebeple de portföy oluşturulurken iç siyasi gelişmeler kadar hatta belki daha da fazla yurtdışı kaynaklı gelişmelere odaklanılması yerinde olur.

TEB Portföy: Ana siyasi faktör cumhurbaşkanı seçim sonuçlarından çok AKP liderliğindeki değişim ve bu değişimin sandık ve ekonomi yönetimi üzerindeki olası etkileri olacak. Risk iştahı açısından muhafazakar olan yatırımcılar Özel Sektör Eurobond ve ÖST’lere yer verebilir. Portföylerde bir miktar mevduat bulundurmakta da yarar var. Çünkü kısa vadede mevduat faizleri hala bonoya göre yüksek. Risk alabilenler hisse pozisyonu alabilir veya esnek ya da A-tipi yatırım fonları tercih edilebilir.

Gedik Yatırım: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin günlük dalgalanma yaratmanın dışında etkisinin olmasını beklemiyoruz. Bir trend değişimi olmaz. Abdullah Gül seçeneğinin pozitif; sürpriz kabul edilebilecek Ali Babacan seçeneğinin güçlü pozitif; yine sürpriz kabul edilebilecek Numan Kurtulmuş seçeneğinin ise negatif etki göstereceğini tahmin ediyoruz.

Şeker Yatırım: Dış faktörlerin yanında içeride Merkez Bankası faiz kararı, Irak sorunu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle borsada temmuz ayında oynaklık artar. Bu beklentilerin ışığında portföyümüzdeki tahvilin ağırlığını yüzde 65, dövizin ağırlığını yüzde 15 ve hisse senedi ağırlığını ise yüzde 20 seviyesinde korumaya devam ediyoruz.



Turkish Yatırım: Başbakanın kim olacağı ve 2015 seçimlerine kadar AKP’yi kimin taşıyacağı önemli. Babacan, Şimşek, Başçı’nın ekonomideki söz sahipliğinin ve ağırlıklarının nasıl devam edeceği ise asıl takip edilecek konu. Başbakan adayı olarak görülen bazı isimlerin MB’nin bağımsızlığını zedeleyen açıklamaları, BIST üzerinde düzeltme imkanı sağladı. Sağlıklı düzeltmesini geç de olsa yapan BIST, şimdi daha öngörülebilir konuma geldi. Bu ortamda yüzde 40 hisse, yüzde 20 ÖST, yüzde 20 döviz ve yüzde 20 altın portföylere konabilir.

Ata Yatırım: Erdoğan’ın seçilmesi durumunda, Haziran 2015 tarihine kadar olan süreçte başbakanlık görevinin Bülent Arınç, Numan Kurtulmuş veya Ali Babacan gibi isimler tarafından devralınabileceğini, Abdullah Gül’ün genel seçimde yeniden parlamentoya girmesiyle birlikte başbakanlığa da aday olabileceğini düşünüyoruz.

ALB Menkul: Temel senaryomuzu Tayyip Erdoğan’ın birinci yada ikinci turda cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine kurduk. Uzlaşmacı bir başbakanın seçilmesi ve Ali Babacan ve Mehmet Şimşek ekibinin kalması halinde piyasalar tarafından pozitif algılanır. Aksi durumda ise piyasalar tarafından negatif algılanması beklenebilir. AKP’nin kongresine kadar atanacak başbakana geçici gözüyle bakılacak, esas lider kongrede seçilecektir. Bizim portföy seçimimiz yüzde 45 döviz (USD), yüzde 35 repo veya kısa vadeli mevduat, yüzde 15 hisse ve yüzde 5 altın.

Saxo Capital: Başbakan seçimi kaybederse ilk etapta satış olur ama etkisi uzun sürmez. Sonrasında genel seçimlere odaklanırız. Sadece siyaset odaklı portföy oluşturulmamalı. Irak ve Suriye’deki gelişmelere, petrol fiyatı gibi faktörlere de bakılmalı. Yıl sonuna kadar olan dönemde portföylerde dolar, petrol ve altın, alım ve satım opsiyon pozisyonları bulunmalı.

XTB Menkul: Cumhurbaşkanlığı seçiminin piyasalara olası etkisini tartışırken, TL’yi etkileyecek yurtiçi ve yurtdışı etkenler de incelenmeli. Parasal genişleme devam eder, MB faiz indirimini sürdürür, Irak’ta gerginlik azalırsa piyasalar açısından olumlu olur. Bu durumda, Erdoğan birinci veya ikinci turda seçilirse TL, tahvil ve borsada pozitif hareket bekliyoruz, ihtimal düşük olsa da Başbakan Erdoğan seçilemezse bu defa piyasalar için negatif olur.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNE İLİŞKİN ÜÇ SENARYO

Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi senaryosu

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en önemli beklenti Başbakan Erdoğan’ın seçimi kazanarak Çankaya’ya çıkması yönünde. Ancak geçen hafta CEO’larla yaptığımız ve kapaktan duyurduğumuz anketten de görüldüğü üzere, başta CHP ve MHP olmak üzere muhalefetin büyük bölümünün ortak adayı olan Ekmeleddin ihsanoğlu’nun da seçimi kazanma ihtimali bulunuyor. Böyle bir tablo ile karşı karşıya kalırsak, piyasaların bu durumu ilk etapta olumsuz algılayacağı ve dolar kuru ile faizde yükselişlerin, borsada ise yüzde 10-15’lere varan düşüşlerin olabileceği ifade ediliyor. Çünkü konu cumhurbaşkanlığı seçimi olsa bile, Erdoğan ilk defa bir seçim kaybetmiş olacak. Bu senaryoda erken genel seçim de gündeme gelebilir. Burada ekonomi yönetiminde yapılabilecek bir değişiklik piyasaları rahatsız edebilir. Ekonomi politikalarının değişmediği durumda ise AKP’nin yola devam etmesi durumunda, yabancı yatırımcı açısından çok büyük değişiklik olmaz. Yaşanan düşüşler, global likidite ortamı ile birlikte alım fırsatı olarak görülebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan-uyumlu başbakan

Piyasaları en çok düşündüren senaryo. Başbakan Erdoğan’ın seçimleri kazanıp Çankaya’ya çıkması durumunda, ekim ayındaki genel kurula kadar başbakanlık koltuğuna Erdoğan’ın işaret edeceği bir isim oturacak. Bu konuda Bülent Arınç, Numan Kurtulmuş, Mehmet Ali Şahin, Ali Babacan,Ahmet Davutoğlu gibi partinin önde gelen isimlerinin adı geçiyor. Sonrasında ise 1989-1991 döneminde olduğu gibi Özal-Akbulut formülüne benzer bir yönetimin ortaya çıkmasına piyasalar çok sıcak bakmıyor. Burada piyasalar açısından en önemli konuyu ekonomi yönetiminin ve politikalarının nasıl şekilleneceği oluşturuyor. 2015genel seçimlerinden önce ekonomi yönetiminden Ali Babacan ve Mehmet Şimşek’in ayrılması piyasaları en çok rahatsız edecek konu. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda, gelişen piyasaların altında bir performans göstermemiz mümkün. Böyle bir senaryoda endekste yüzde 20’lere varan kayıplar yaşanabilir. Gösterge faizde yüzde 10’un üzerine çıkılabilir. Dolar kuru, MB’nin olası müdahalelerine rağmen 2,20 TL’nin üzerine çıkabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan-uyumsuz başbakan

Bu senaryo cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında AKP’nin başına Erdoğan’dan bağımsız bir ismin geçmesini içeriyor. 1991 yılında Mesut Yılmaz Özal’a rağmen ANAP’m başına geçmiş ve Özal-Akbulut modeline son vermişti. Geçen hafta partinin önemli isimlerinden Bülent Arınç’ın üç dönem şartına takılmayan Abdullah Gül ile ilgili söylediği sözler dikkat çekici. Arınç, “Parti, teşkilat isterse Abdullah Gül, bu talebi geri çevirmez” dedi. Yani ekim ayında yapılması muhtemel AKP kongresinde üç dönem şartına takılmayan Abdullah Gül, genel başkan olabilir ve geçici başbakanla birlikte partiyi 2015 genel seçimlerine taşıyabilir. Gül, parti içinde olmak istemezse 2015 genel seçimlerine kadar Ali Babacan da ismi konuşulan bir aday. Peki, Abdullah Gül, Ali Babacan gibi isimlere piyasalar nasıl bakıyor? Şunu söyleyebiliriz, ekonomi yönetiminde önemli değişiklikler olmazsa, 2015 genel seçimlerine kadar piyasalarda sıcak para akışıyla birlikte yeni zirveler olabilir. Son dönemde yüzdenin üzerinde geri çekilen borsada, Irak’taki olumsuzlukların da azalmasıyla birlikte 80.000 üstü seviyeler tekrar test edilir. Bazı kurumlar, siyasi arenadaki bu olumlu senaryoda, sıcak para hareketleriyle birlikte 85.000 hatta 90.000 seviyelerini telaffuz ediyor. Dolar kuru tarafında 2,05-2,15 TL bandında hareketin devamı bekleniyor. Gösterge faizde ise enflasyon da dikkate alındığında reel getiri açısından yüzde 8’in altı zor görünüyor.

“Uyum olması önemli”

“Yaz aylarında yurtiçinde en önemli gündem maddesinin cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu söylemek mümkün. Ekonomik göstergelerden daha çok cumhurbaşkanlığı seçiminin ortaya çıkarabileceği politik gelişmeler, piyasaların gidişatında belirleyici olabilir. Yatırımcılar cumhurbaşkanlığı seçimi ve akabindeki genel seçimler sonrasında 6-9 aylık süre zarfında yeni hükümetin ve cumhurbaşkanının nasıl bir uyumla çalışacağını görmek isteyeceklerdir. Bu da kısa vadede yatırımcıların beklegör stratejisiyle piyasalara mesafeli durmasına neden olabilir. Seçim sonrası yaşanacak kabine değişikliğinin (iktidar partisinin üç dönem kuralı göz önüne alındığında) ekonomi ve maliye politikalarındaki etkileri yatırımcılar tarafından yakında takip edilecek”

“Siyasetin etkisi daha sınırlı olabilir”

“Türkiye, cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçileceği önemli bir sürece giriyor. Son yerel seçimlerin üzerinden henüz üç ay gibi kısa bir süre geçmesi, yurtiçi ve yurtdışı piyasa katılımcılarının bahsi geçen seçime ilgisini daha da arttırıyor. Bu seçimlerin ekonomi ve piyasalar üzerinde bazı etkileri olası olmakla birlikte yine de yurtdışı kaynaklı gelişmelerin etkisinin daha fazla olmaya devam edeceği görüşündeyiz.

Önümüzdeki orta vadeli süreçte ise düşme eğiliminde olacak enflasyona paralel olarak faizlerde bir miktar daha düşüş ve yükselen hedef değerler ile devam eden fon akımlarına bağlı olarak da hisse senedi piyasalarında bir miktar daha yükselişin olası olduğunu düşünüyoruz”

“Piyasalarda olumlu taraftayız”

“Piyasaların şu anda iç siyasetten ziyade enflasyon görünümüne, ABD’deki büyümeye ilişkin verilere, ABD para politikası ve faiz artışı zamanlamasına ve son olarak petrol fiyatlarının seyrine odaklandığı görüşündeyiz. Yapıcı bir görüşümüz var; ABD’de dataların trend anlamında net olmaması, Yellen’in güvercin tonlu konuşmaları, bizi olası faiz artırımlarının 2015’in ikinci yarısında olacağı bir senaryoya ikna ediyor. Mayıstan sonra ise baz etkisinin devreden çıkmasıyla enflasyon aşağı yönlü olur. Bu yapıcı beklentilerin bir kısmı fiyatlandı. Hisse senedi piyasasında bonodan daha çok getiri bekliyoruz. Altında yatay ve aşağı yönlü bir trend beklenebilir. Döviz kurlarında ise haziran ayındaki değer kaybının ardından ani yukarı hareketler beklemiyoruz!’


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

Yıl sonu dolar kuru beklentisi

Yıl sonu ibresi nereyi gösteriyor? Dolarda yaşanan baş döndürücü yükselişle birlikte 3,45 üstü seviyelerde yeni …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir