Anasayfa / Ekonomi-Finans / Piyasalar ve uzmanların yatırım stratejileri

Piyasalar ve uzmanların yatırım stratejileri




Bu yıl, Türkiye açısından ‘ayı piyasa-sı’nın hakim olduğu bir yıl olma özelliğini korumaya devam ediyor. Borsa açısından, dolar bazında kurdaki yukarı hareketlerle birlikte, ağustos ayı yüzde 10’u aşan kayıpla en kötü aylardan biri oldu. 2008-2009 krizine benzer şekilde gelişen piyasalardan para çıkışlarının olduğu, gelişen ülke para birimlerinin değer kaybettiği, borsaların düştüğü görüldü. Çin’deki yavaşlama eğilimlerinin etkisiyle eylül ayının da çok parlak geçtiği söylenemez. 17 Eylül’deki FED toplantısı bu dönemin en kritik takvimi olurken, TCMB de 22 Eylül’de-ki toplantısında faizde değişikliğe gitmedi. Zaten TCMB daha önce FED’in faiz artırımından önce bir hareket yapmayacağı sinyalini vermişti. Sonuçta Borsa İstanbul, ayı piyasasındaki seyrini devam ettiriyor. Dolar kuru için 3 TL’nin üzerinde yeni zirveler konuşuluyor. Faizde ise tek haneli seviyeler başka bir bahara kalmış durumda.

yatırım stratejileri

İşte piyasalar böyle bir ortamda kritik bir son çeyreğe giriyor. Önündeki takvim de belirsizliklerle dolu ve olası sonuçlar piyasalarda sert dalgalı hareketlere neden olabilir.

Yaptığımız haberde bu kritik dönemin takvimini, seçim sonuçlarının piyasalar üzerindeki olası etkilerini, piyasa beklentilerini ve uzmanların yatırım stratejilerini derledik.

GÜNDEM ÇOK YOĞUN

Öncelikle şunu belirtelim, piyasanın gündemi çok yoğun. Birçok olumsuzluk fiyatlara girmiş olmasına rağmen, piyasaların en temel iki sorunu hala üzerinden kalkmış değil. Bunlardan birincisi global tarafta FED’in faiz artırımı sürecine yönelik takvim belirsizliği, İkincisi de iç taraftaki siyasi belirsizlik. Çin’in büyüme, PMI gibi verilerine bağlı olarak atabileceği yeni devalüasyon hamleleri de yakından takip edilmeye devam edecek. Yine Çin’e bağlı olarak emtia fiyatlarındaki düşüş önem kazanıyor. Bunun yanında TCMB’nin faiz politikası, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notuna yönelik açıklamaları, piyasalar tarafında takip edilecek konuların başında geliyor. Jeopolitik riskler ve terör riski de gündemde kalmayı sürdürüyor.

Piyasaların önündeki en öncelikli konu 1 Kasım genel seçimi. Seçimde genel beklenti, radikal bir değişikliğin olmayacağı yönünde. Ancak bu kez icraat hükümeti kurulacağı kanısının yaygın olduğunu söyleyen Gedik Portföy Genel Müdürü Halim Çun, bu yöndeki iyimserliğin ekim ayı içinde fiyatlanabileceğini kaydediyor. Çun, olağanüstü bir gelişme olmazsa, dolar ve faizde aşırı bir yükseliş beklemiyor. Çun, “Riskler piyasalar tarafında önemli ölçüde fiyatlan-dı. Aşın iyimser veya kötümser senaryolar ve fiyatlamalar için seçim sonuçlarını görmemiz gerekiyor” diyor.

GENEL SEÇİMİN ETKİLERİ

1 Kasım genel seçiminde, 7 Haziran genel seçimine benzer bir siyasi tablonun ortaya çıkmasını bekleyen Prim Menkul Yönetim Kurulu Üyesi Tunç Kertmen, “Sonuç çok farklı olmaz ama partiler arasında yüzde 1-2 oranında kayma olabilir. AKP’nin tek başına iktidar olması, çok düşük oranlarla olabilir. Beklentim büyük koalisyon hükümetinin kurulması yönünde” diyor. Böyle bir tabloda ciddi bir yukarı hareket beklediğini kaydeden Kertmen, fiyatların oldukça cazip seviyede olduğunu ancak yatırımcının önünü görmediği için risk almaktan çekindiğini anlatıyor.

Yapı Kredi Yatırım Genel Müdürü Gülsevin Yılmaz, 1 Kasım seçiminde haziran ayındaki seçime benzer bir tablo beklendiğini hatırlatıyor ve “Koalisyon ihtimali ilk etapta piyasa-lan rahatsız edebilir fakat zaman içinde koalisyon hükümetinin tek parti hükümetine nazaran daha olumlu algılanabileceğini düşünüyoruz” diyor.

ALB Forex Genel Müdürü Tuncay Karahan, Mevcut tabloda 7 Haziran seçim sonuçlanndan çok da farklı bir sonuç beklemiyor ve halihazırda pi-yasalann gündemine düşen anket sonuçlarının da aynı tabloya işaret ettiğini söylüyor. Karahan, “Kasım seçimi sonrasında da, haziran seçimi sonrasında takip edilen takvim işleyecek. Piyasaların koalisyon görüşmelerini izleyeceği görüşündeyiz” diye konuşuyor.

FED BEKLENTİLERİ

Piyasalar açısından uluslararası tarafta en önemli gündem başlığı, FED’in 28 Ekim ve 16 Aralık’taki toplantıları. FED’in eylül toplantısında, küresel piyasalarda durgunluk ve deflasyon rüzgarları eserken faiz artırma konusunda temkinli olduğu, faizde sert bir hamleden kaçınma ihtimalinin yüksek olduğu görüldü. Son durum itibariyle FED’in faiz artırımına ‘ne zaman’ başlayacağından ziyade ‘nasıl devam edecek’ sorusunun yanıtının daha önemli olduğunu söyleyen Gedik Portföy Genel Müdürü Halim Çun, “Bana göre bu yıl zayıf ihtimal olmakla birlikte, başlasa da faiz artırımı düşük oranlı ve aralıklı olacak. Bunun küresel ekonomiler üzerinde sert etkileri olmaz. Tam aksine, FED yol haritasını belirginleştirir ise bu küresel piyasaları ciddi olumlu etkileyebilir” diyor. Piyasaların genel olarak 10-15 baz puanlık bir faiz artırımını fiyatladığını söyleyen Tuncay Karahan ise aralık ayında 25 baz puan ve üzeri bir faiz artırımının piyasalara sert etkisinin olacağını ifade ediyor.



Sonuçta piyasalardaki genel kanı faiz artışının 2015’te yapılması halinde çok düşük olacağı, sonrasında ise yapılan artışın uzun süreliğine ABD ekonomisi üstünde yaratacağı etkilerin bekleneceği şeklinde. Diğer taraftan da başta Çin olmak üzere diğer dünya ülkelerindeki ekonomik gelişmelerin yakından takip edileceği bir noktadayız.

Faiz artışının 20l6’ya ötelenmesi de önemli bir kitle tarafından bekleniyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda piyasalardaki stresli ortamın devam edeceğini söyleyen Destek Menkul Genel Müdürü Tuna Yılmaz, “Tek olumlu yönü, giderek faiz artışı ihtimali çok artacağından piyasalar büyük oranda o ana gelirken fiyatlamayı da yapacaktır” diyor.

PORTFÖY NASIL DAĞİLMALI?

Diğer yandan kredi notuyla ilgili beklentiler, dünyada büyümeye yönelik endişeler, yurtiçinde terör ve jeopolitik riskler derken, yatırımcının riski iyi yönetme adına portföyünü şekillendirmesi gereken bir süreçteyiz. Bu süreçte para kazanmaktan daha çok varlıkları koruma ve en azından reel olarak para kaybına uğramama önemli bir hedef olarak karşımıza jj çıkıyor. Tabii bir de 1 Kasım seçim belirsizliği var. Bu ne denle portföy önerileri yapılırken uzmanların seçim sonuçlarına ciddi şekilde vurgu yaptığını görüyoruz.

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, 1 Kasım seçimi sonrasında hükümet kurulma ihtimalini güçlü buluyor ama hükümetin gücü ve devamlılığı konusunda endişeleri var. Kısa vadede seçimin piyasaları olumlu etkileyeceğini söyleyen Arabacıoğlu, sonrasında ise başta FED olmak üzere diğer faktörlerin pi-yasalan negatif etkileyeceği düşüncesiyle muhafazakar bir portföy önerisi yapıyor.

Kısa vadede belirsizlikleri dikkate alan Tuncay Karahan da hisse önerisini sınırlı tutan isimler arasında yer alıyor. Karahan, “Bu dönemde yatı-nmcılann fazla risk almadan defan-sif hisselere yönelmeleri veya hedge yöntemlerini kullanarak risk yönetimi yapmaları gerekiyor” diyor.

HİSSE ALIMI YAPILABİLİR

Bunun yanında beklentisi iyi olanların hisse tarafında olumlu mesajlar verdiğini görüyoruz.

247 gündür devam eden düşüş dalgasının sonuna yaklaşmış olabileceğimizi söyleyen Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş, geçmiş trendlerin, piyasalarda hareketlenmelerin bu kritik tarihler etrafında gerçekleşebildiğine işaret ettiğini anlatıyor. Tam zamanlamayı yakalamaya çalışmaktan çok olasılıkları düşünerek makul riskleri almak için uygun seviyelerde olduğumuzu ifade eden Demirtaş’a göre, piyasada önümüzdeki 1-2 aylık dönemde maliyet oluşturan yatırımcılar, 6-12 aylık dönemde aldıkları riskin karşılığında cazip bir getiri elde edebilir. Cemal Demirtaş, “BIST-100, diğer gelişmekte olan ülkelerin borsalarma göre yüzde 14 iskontolu. Mali yapısı kuvvetli şirketlerde yatırım, özellikle böyle zor ve korkuların arttığı dönemlerde daha cazip” diyor. Demirtaş, seçici hisse alımlarının mevcut seviyelerde makul olduğunu anlatıyor ve kurum olarak Erdemir, Tüpraş, Tofaş, BİM, THY, Akbank ve İş Bankası C hisselerini önerdiklerini sözlerine ekliyor.

“6-9 AY İÇİN FIRSAT VAR”

Borsamn geldiği seviyeler itibariyle özellikle diğer gelişmekte olan ülke endekslerine göre hafif iskontolu olduğunu kaydeden Gülsevin Yılmaz, uzun vadeyi konuşmanın zor olduğunu söylüyor ama 6-9 aylık orta vade için hisse bazında fırsatlar olduğunu düşünüyor. Yapı Kredi Yatınm’ın model portföyünde önerdiği hisseleri, îş Bankası C, İş GYO, Migros, Ülker ve Türk Traktör oluşturuyor.

Yılbaşından ağustos sonuna kadar 20.000 puan düşen endeks, temeli güçlü çoğu hissenin aşırı satım bölgesine girmesi nedeniyle eylül ayında tepki hareketlerine başladı. Ancak endekste ciddi bir değişim henüz gözlenmedi. Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, seçim sonrası hükümetin hızlı kurulabileceği sinyalleri, TL’nin değer kaybını kısmen telafi etme potansiyeli gibi faktörlerle, endeksin 80.000 civarındaki güçlü dirençlere doğru tepki hareketlerinin kolaylaştığını söylüyor. Araba-cıoğlu, “Teknik düzeltme ve seçim sonrası beklentilerin hakim olacağı beklentisiyle, kısa vadede hisse ağırlığı, defansif büyüme hisseleri seçilerek kısmen artınlabilir” diyor. Fatih Arabacıoğlu, îş Bankası, THY, Sabancı Holding, Tekfen Holding, Şişe Cam, Emlak GYO, Akçansa ve Migros gibi hisselere dikkat çekiyor.

DÖVİZDE SEÇİM ETKİSİ

Döviz tarafına bakıldığında öncelikli konular, yine FED, seçim takvimi ve not konusu. Belirsizlik piyasaların seyrinde etkili olacağından, do-lar/TL cephesinde hareketliliğin de sürmesi bekleniyor.

1 Kasım seçimi sonrasında haziran ayında yapılan seçimdeki tablonun ortaya çıkması durumunda yeniden belirsizlik ortamı ile karşı karşıya kalacağız. ALB Forex Genel Müdürü Tuncay Karahan, “Piyasalar koalisyon görüşmelerini takip ederken kurda gevşemeler görülebilir.

Söz konusu görüşmelerden çıkacak mesajlar kurların seyrinde belirleyici olacak” diye konuşuyor.

1 Kasım seçiminde AKP-CHP koalisyonu bekleyen AZNotus Genel Müdürü Murat Sağman, 4 Aralık’ta-ki Moody’s toplantısı öncesi koalisyon görüşmelerinin tamamlanacağı kanaatinde. Bu nedenle de önümüzdeki süreçte düzeltme niteliğinde, geçici, olumlu bir eğilim bekliyor. Ekim ortasından itibaren seçimin fi-yatlanacağını söyleyen Sağman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tek parti iktidarı senaryosu yayınlanan son anketlere göre çok kuvvetli olmasa da ihtimaller dahilinde ve fiyatlama-larda neredeyse hiç yer tutmuyor. Dahası, koalisyon senaryosu piyasalarca 7 Haziran öncesine göre daha olumlu karşılanıyor. Bu senaryo ile döviz sepeti 3-3,05 seviyelerine kadar gevşeyebilir. Dolar/TL de 2,85-2,90’a kadar bir iyileşme gösterebilir. Gösterge faizi de yüzde 10,5-11 arasına gelebilir.”





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir