Anasayfa / Makaleler / Rahat İnsanlar Başarılı Olamaz Fikrinden Vazgeçin!

Rahat İnsanlar Başarılı Olamaz Fikrinden Vazgeçin!




Siz hiç mükemmeliyetçi olup da aynı zaman da huzur dolu olan bir insanla tanıştınız mı şimdiye kadar?

Mükemmeliyetçi ve rekabetçi olma ihtiyacı ile iç huzur birbirine ne kadar zıt, değil mi?

basari basamakOtomatik pilottaki yaşantımızda hep yapılacakların bir listesi vardır beynimizde ve bu listeyi tamamladık mı rahatlayıp mutlu olacağız diye kendimizi kandırıyoruz. Ancak liste boşaldıkça yerine yenileri ekleniyor ve aynı koşturmaca devam ediyor.

Pek çoğumuzun sürekli telaşlı, endişeli, rekabetçi olmasının ve hayatı bir koşuşturma içinde yaşamasının en büyük nedenlerinden biri; eğer biraz daha huzurlu ve şefkatli olursak, kendimizi bırakıp amaçlarımıza ulaşamayacağımız korkusudur…

Aslında tam tersinin gerçek olduğunu söylemek istiyorum. İstediğiniz amaca ulaşmaya çalışırken iç dengenizi koruyabilmeniz çok önemli. îç dengenizi koruyabilmek için de fark etmeniz gereken en önemli nokta, kendinizi nasıl hissettiğinizi fark edebilmeniz… Vücudun verdiği sinyalleri görebiliyor musunuz? Stresin yoğun olduğu zamanlarda negatif ve güvensiz düşünce şeklinizin nasıl kontrolden çıkabildiğini fark ediyor musunuz? Sakinleşmek için bilinçsiz yöntemler mi kullanıyorsunuz?…

Bugün iş hayatında başarılı olmuş pek çok kişinin zekâlarını ve tüm enerjilerini sadece bir yönde, işlerinde kullandıkları bir gerçek. Başarılı işadamlarıyla evli çok arkadaşım kocalarının tek hobilerinin iş olmasından yakınıyorlar. Pek çoğu başarılı olmak adına, aileleriyle ilişkilerinin bozulmasına ve sağlıklarının ellerinden gitmesine göz yumabiliyor…

Kendilerinden çok şey bekleyen insanlar, çevrelerindekilerden de aynı yüksek performansı beklerler. İşyerinde bu belki an-laşılabilinir ancak bu durumu özel hayata da taşıyanlarla yaşamak ne kadar zor… Zevk almak yerine doyumsuzluk, esneklik yerine baskı ve eleştiri, ilişkinin en temel besini olan samimiyeti, rahatlığı, olduğun gibi olabilmeyi ve toleransı ezip geçer. Problem; işteki ve özel hayatımızdaki rollerimizi ayıramama-mız. Bu durumda iş hayatımızdaki gücümüz, özel hayatımızdaki zayıflığımız haline geliyor. Başarılı, kariyer sahibi, bol paralı bir adamın 50’li yaşlarda, taşıdığı strese dayanamayıp küt diye kalpten gittiğini çok duyarız etrafımızda.



Amerikan televizyonunda en popüler ve saygın haber programı sunucularından ve ABC televizyonu haber müdürü Peter Jennings’in, akciğer kanseri olduğunu televizyonda anons etmesi tüm ülkede şok etkisi yaratmıştı. Peter Jennings’in akşam haberlerini hiç kaçırmazdım. Ekrandaki karizması, rahat görüntüsü, sadeliği, akıcılığı ve saygısıyla sanki hemen karşımda oturuyormuş gibi onu dinlerdim. Çok sevildiği için gerçekten büyük üzüntüyle karşılandı bu haber. Hastalığını anons ederken yaptığı konuşmada 20 yıl öncesine kadar ve 11 Eylül olayları sırasında yoğun sigara içtiğini açıkladı. Kanser olduğu haberini aldığı şokla yavaşladığını ve hayatını başka bir gözle görmeye başladığını söyledi.

Düşünebiliyor musunuz, insanın hayatı bir günde nasıl değişebiliyor? Bir amaca ulaşmak için uzun çalışma saatleri, mü-kemmeliyetçilik, kendimizden vermek değil problem olan. Asıl sorun, bu süreç içinde vücudun verdiği mesajı dinlememek, işin getirdiği strese ne tip tepkiler gösterdiğinizi fark etmemek veya önemsememek.

Peter Jennings bu anonsundan iki ay sonra hayata veda etti…

Hayatımızı sahip olmak istediğimiz güç, materyal, statü ve başarı için çalışarak geçiriyoruz.

Olgunluk genelde başarıyla değil, yenilgiyle yerleşiyor bir insana… Kuşkusuz başarı, takdir edilmek çok güzel duygular, ancak çok insan dozu kaçırıp bu gücü kimlikleriyle karıştırıyorlar. Sonra zaman geliyor ve bir de bakıyorlar ki, bu yolda ilerlerken kazandıkları şeyler kadar, hatta daha da çok kaybetmişler. Çoğu zaman sevdikleri ve özellikle sağlıkları, huzurları da bu kayıpların içinde.

îş yaşantınızın getirdiği stresin, sağlığınızı ve özel yaşantınızı tehdit etmesini istemiyorsanız, dengeyi sağlayacak teknikleri ve bakış açısını öğrenmeniz şart.

Farkındalık ve sakinlik iş hayatında çok az kullanılan ve düşünülen terimlerdir. Ancak iş ilişkilerinizde önyargılı olmadan farkındalılığı yaşayabilme yeteneğinin, organizasyonel veriminize ve kişisel sağlığınıza muazzam bir etkisi olabilir. Vücudunuzun ihtiyaç ve tepkilerini dinlemeyi öğrenip duygusal esnekliği sağlayacak bakış açısını kazanarak, rekabetçilik hissinin sağlığı tehdit edecek boyutlara ulaşmasını engelleyebilme-niz gerekiyor.

Ofis hayatının getirdiği yoğun stresten kaynaklanan ağrdar, gerginlik, halsizlik, uykusuzluk ve duruş bozuklukları için günlük hayata adapte edilebilecek, vücudu hem içte hem dışta kuv-vetlendirecek, rahatlatacak terapik teknikleri de uygulamanız çok önemli… (Hayatla Mücadeleden Yaşamaya Geçiş adlı kitabımda bu tekniklere geniş yer vermiştim.)

Işkolikler ara verirlerse, o baş döndüren hızlarım tamamen kaybetme kaygısındadırlar. Azar azar başlayın ve toloransınız arttıkça kendinize ayırdığınız vakti de artırın.

Kimliğinizi başardıklarınız veya başaramadıklarınız belirlemesin ve hayata karşı tepkinizi yönlendiren tek güç olmasınlar. Egomuzun bitmek tükenmek bilmeyen ve hiçbir zaman tatmin olmayan isteklerini dengeleyebilmek ve o doğrultuda yaşayabilmek gerekiyor…

En iyisini yapmak için değil, kendinizin en iyisi olmak için yaşayın…

Elvan Demirkan





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir