Anasayfa / Ekonomi-Finans / Risk ağırlığı düzenlemesi bankaları rahatlatacak

Risk ağırlığı düzenlemesi bankaları rahatlatacak




BDDK’nın geçen hafta bankaların farklı kredi türlerinde uygulanan risk ağırlıklarını düşürmesiyle gözler banka hisselerine çevrildi. Yeni düzenlemenin bankaları rahatlatması bekleniyor. Düzenlemeler sonrasında bankaların kârlılığının dolaylı da olsa iyileşeceği öngörülüyor. PD/DD’si 0,7’ler seviyesinde olan bankacılık sektöründe Halkbank, Akbank, Garanti, İş Bankası ve Vakıfbank, ‘alım’ için öneriliyor.

Risk ağırlığı düzenlemesi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), cari açığın düşürülmesi ve tüketimin kısılması hedefiyle farklı kredi türlerinde artırılan risk ağırlıklarını düşürdü. Basel IH’e uyum sürecinde daha önce internet sitesinde yayımladığı taslak yönetmelikler, geçen hafta Resmi Gazete’de yer aldı. Böylece konut dışı tüketici kredileri ile kredi kartlarına ilişkin olarak daha önceden getirilen yüksek risk ağırlıklan ile ikamet amaçlı konut ipoteği karşılığı kullandırılan kredilerin risk ağırlığı Basel standartlarında belirtilen seviyeye getirildi.

Konut kredilerinde risk ağırlığı yüzde 50’den yüzde 35’e düşürüliir-ken ticari gayrimenkul ipoteklerinde ise standartlar yükseltiliyor ve zorlaştırılıyor. Ancak teminatsız tüketici kredileri ve kredi kartlarında su anda uygulanmakta olan kredinin vadesine göre yüzde 100 ila yüzde 250 olan risk ağırlıkları yüzde 75 düzeyindeki Basel III standartlarına geri çekildi.

Uzmanlar, yapılan düzenlemenin bankaların kârını direkt olarak etkilemeyeceğini ama sermaye yeterlilik oranlannda iyileşme görülmesiyle kârlılığın da dolaylı olarak artabileceğini söylüyor.

BDDK tarafından geçen hafta açıklanan risk ağırlığı düzenlemesi, aslında geçtiğimiz kasım ayından bu yana üzerinde çalışılan bir konu. Amaç ise bankaların kendi başına yaptığı limit belirleme sürecini genelleştirmek ve bankaları kredi vermek konusunda daha iştahlı hale getirmek.

GENEL KARŞILIK SİNYALİ Mİ?

Bu düzenlemeyle bankaların sermaye yeterlilik oranlarında 150 baz puana kadar iyileşme bekleyen îş Yatırım Araştırma Bölüm Yönetmeni Kutluğ Doğanay, böylece ilk çeyrek sonunda devreye alınması planlanan Basel III uygulamalarının ilk etapta görülecek olumsuz etkilerinin de bertaraf edileceğini söylüyor. Doğanay, “Bu durum tüketici kredi büyümelerini olumlu etkileyebilir. Bahsedilen bu gevşemelerin banka sermaye rasyolarını da olumlu etkilemesi bekleniyor” diyor. Kutluğ Doğanay, bu durumun da daha önce uzun vadeli tüketici kredilerine getirilen daha yüksek risk ağırlıklarının standart oranlara çekilmesiyle mümkün gözüktüğünü hatırlatıyor.

GELİRLER ARTACAK MI?

Geçen hafta yapılan bu düzenlemenin ardından akıllara gelen ilk soru, genel karşılıklarda bir gevşeme yaşanıp yaşanmayacağı… Bu bağlamda Yatırım Finansman Bankacılık Analisti Gökay Böbek, genel karşılıklar için herhangi bir kararın çıkmadığını ama bunun sinyalinin verildiğini ifade ediyor. Böbek, “2013 yılında tüketici kredileri için karşılık oranı yüzde l’den yüzde 4’e çıkarılmıştı. Son dönemde krediler tarafında büyüme olmadığı biliniyor. Bankalar bu alanda karşılık ayırmak zorunda olduğu için yüzde 4’lük oran da tüketici kredileri tarafında bankalara fazla geliyordu. Bu bağlamda BDDK’mn da bankalardan bu konuda geri dönüşler istediği biliniyor” diye konuşuyor.



Gökay Böbek, yüzde 4’ten yüzde l’e düşüşün kademeli mi yoksa direkt mi olacağı konusunda da kesin bir şey söylenemeyeceğini belirtiyor. Böbek, “Genel karşılıklar var olan mevcut stok kredilerinde yüzde l’den yüzde 4’e çıkarılmıştı. Dolayısıyla var olan stok için yüzde 4’ten yüzde l’e inmesi söz konusu olursa, bankalar için çok büyük bir gelir kaynağı olur” diyor.

TAVSİYELERİ ETKİLEMEDİ

Şeker Yatırım Bankacılık Analisti Övünç Gürsoy ise son dönemde bankaların kârlılığında düşüşlerin göze çarptığını, dolayısıyla BDDK tarafından gelen böyle bir düzenlemenin kârlılıkta bir iyileşmeye yaratacağını belirtiyor. Kârlılığa direkt etki ise genel karşılıklarla ilgili yapılacak olan düzenleme sonrasında gelecek. Gürsoy, bu konuda şunlan söylüyor: “Basel III uygulamaları Türkiye için yılbaşında başladı ve ilk çeyrek bilançolarında bunun yansımalarını göreceğiz. Kurum olarak sermaye yeterlilik oranlarında 1 puanlık düşüş bekliyorduk. Bundan sonrası için tüketici kredilerinin hacmi olumlu etkilenecek. Çünkü maliyetler inecek. Bankalar aynı zamanda aktiflerin bozulmasından korkuyordu. BDDK bunu bertaraf etmiş oldu.”

Övünç Gürsoy, yapılan düzenleme sonrasında banka tavsiyelerinde herhangi bir değişikliğe gitmediklerini belirtiyor. Bankalarda tavsiye değişikliği için tarih olarak ise 2015 bilançolarının açıklanması sonrası gösteriliyor.

BİST-IOO’DE GÜÇLÜLER

Bankacılık, borsada en yüksek ağırlığa sahip olan sektörlerin başında geliyor. Bundan dolayı da endeksin yönü üzerinde genellikle belirleyici oluyor. Hisse özelinde bakıldığında ise özellikle en yüksek ağırlığa sahip olan Garanti Bankası hisselerinin endeks üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğu görülüyor.

Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Erol Gürcan, yaklaşık yüzde 50 oranında fiili dolaşım oranına sahip olan Garanti Bankası hisselerinin çok büyük bölümünün kurumsal yatırımcıların elinde olduğunu belirtiyor. Gürcan, “BtST 100 içinde banka hisselerinin ağırlığı yüzde 31,6 olurken, BÎST-TÜM’de bu oran yüzde 29,1” diyor. Erol Gürcan, bankacılık sektörünün kârlılığını negatif etkileyen makro ihtiyati tedbirlere ve bazı düzenlemelere ek olarak ekonomideki belirsizlik döneminde de bankacılık sektörünün oldukça iskontolu olduğunun görüldüğünü belirtiyor.

DEĞERLEMELER UCUZ

Tabloya baktığımızda beş aracı kurumun tümünün Halkbank için ‘alım’ tavsiyesi verdiği görülüyor. Bu bağlamda bankacılık hisseleri içinde en çok Halkbank tavsiye edilirken, onu üç ‘alımla Akbank ve Vakıfbank takip ediyor. Yine küçük ölçekli bankalarda da TSKB’de üç ‘alım’ önerisi bulunuyor.

Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) Bankacılık Endeksi’nde bakıldığında, F/K oranlarında Türk bankalarının yüzde 10 seviyesinde iskontolu olduğu görülüyor. Bu seviyeler son beş yılın en dip noktaları. Bu noktada bankacılık hisselerinde fiyatlann cazip olduğunu dile getiren Gökay Böbek, GOÜ’deki bankalar düşmeye devam ederse Türkiye’deki iskontonun korunması için Türk bankalarının da düşüş içinde olacağını ve iskontonun süreceğini hatırlatıyor. “Bu dummda rölatif bakmak daha iyi olacaktır” diyen Böbek, bankalarda PD/DD ortalamasının 0,7’lerde olduğu düşünülürse, sektör hisselerinin orta ve uzun vadede yatırımlar için oldukça cazip olduğunun altını çiziyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir