Anasayfa / İş Fikirleri / Sanat Sergilerinden Yeni Girişimciler Ortaya Çıkıyor

Sanat Sergilerinden Yeni Girişimciler Ortaya Çıkıyor




Sanat galerileri ve müzelerde gerçekleşen sergilerin sayısı her geçen yıl artarken, bu sergilerle oluşan ekosistem yeni girişimcileri ortaya çıkarıyor. Artan sergiler organizasyondan sigortaya, nakliyeden sergi kurumuna kadar pek çok alanda uzmanlaşmış şirketlerin doğuşuna yol açıyor. Bu girişimlerin önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.

Son 7 yıldır özel müzeler, sanatın dünyaca ünlü büyük ustalarının yapıtlarını Türk sanatseverleriyle buluşturuyor. Picas-so’dan Dali’ye, Rodin’den Fri-da Kahlo’ya kadar pek çok ünlü sanatçının eserlerini görme fırsatı bulduğumuz Türkiye’de müzecilik, galericilik ve müzayedecilik kulvarlarında etkinlik gösteren kurum sayasının da artıyor olması dikkatleri çekiyor.

Geçmişte yapılan sergilerin yüz binlerce kişi tarafından takip edilmesi sergi ekonomisinin gelişmesini ve farklı girişimcilerin bu alana yatırım yapmasını da beraberinde getiriyor. Özel müzelerin bu alandaki çalışmalarını ve başarılarım gören bazı girişimci organizatörler de, kiıltür-sanat pazarının bu bölümündeki hareketten yararlanmak için paralel bir kulvar oluşturup, kiraladıkları mekânlarda sergiler düzenlemeye başladılar.

Bir taraftan sanat sigortacılığı gelişirken, diğer taraftan sanat eseri taşımacılığı konusunda uzmanlaşan kurumlar Türkiye’de de oluşmaya başladı. Hatta sergi kurmak bile başlı başına bir iş haline geldi. Şu anda sergi ekonomisinin büyüklüğü tam olarak hesaplanamıyor. Ancak Tophane’i Amire’de ziyaretçi kabul eden Dali Seıgisi’nin maliyetinin 1 milyon lira olması ve serginin 3 milyon lira gelir elde etmesinin beklenmesi bir nebze de olsun bu ekonominin nereye gidebileceğini gözler önüne seriyor.

Şirket sayısı artıyor

Türk ve uluslararası sanatçıların eserleri son yıllarda Türkler’in hem koleksiyoner hem de ziyaretçi olarak ilgisini çekiyor. Özellikle ziyaretçi ilgisiyle birlikte yapılan sergilerin de artmakta olduğu görülüyor. Ancak son yıllarda sergileri sadece müzeler yapmıyor. Artık girişimci organizatörler de şirketleşeıek pazarda oyuncu olmaya başladı.

2005 yılından bıı yana kültür sanatyönetimi konusunda faaliyet gösteren Kült Art da uluslararası sergiler düzenleyen bir firma. Kült Art’ın yöneticisi Dündar Hızal, yakın zamanda Salvador Dali Sergisi’ni Tophane-i Amire’de açtıklarını söylüyor. Dali’ııin eserlerinin bir kısmının daha önce Türkiye’de sergilendiğini ve 250 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini söyleyen Hızal çok eser üretmiş sanatçıların farklı eserlerini getirerek, her yıl bir sergi açılabileceğinin altını çiziyor. Sabancı Müzesi’nin Picas-so’nun 350 eserini Türkiye’ye getirdiğini ve bir daha müzenin kısa vadede Picasso Sergisi yapmayacağını söyleyen Hızal dünyada büyük sanatçıların aynı şehirde yılda iki üç sergisi olduğunu hatırlatıyor ve amaçlarının hem gelen sanatçıların yeni görülmemiş eserlerini hem de yeni sanatçıların sergilerini Türkiye’ye getirmek olduğunu vurguluyor.

Nitelikli mekan az

Leonardo Da Vinci, Einstein gibi sergileri Türkiye’ye getiren ve son olarak Body Woıids sergisiyle adından bahsettiren The Partners’ın yönetici ortağı Fırat Kasapoğlu ise şirket sayısının artmasını beklediğini ancak zaman içinde işin yapış biçimine ve şirket vizyonuna göre doğal bir seleksiyon olacağını söylüyor. Hem sanat hem eğitim sergilerine talebin arttığını belirten Kasapoğlu bu noktada en büyük sıkıntının nitelikli mekan sıkıntısı olduğunun altını çiziyor. Müzelerin kendi sergilerini açtıklarını söyleyen Kasapoğlu, “15 milyonluk İstanbul gibi bir mega kentte, sergilerin fiziki şartlarını ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek mekan sayısı son derece sınırlı. Olanların tavan yükseklikleri, yük giriş, çıkış ve taşımaları gibi teknik ve operasyonel fonksiyonları da elverişsiz” diye konuşuyor.

Sanat çevreleri ve sergi uzmanlarından aldığımız bilgilere göre 200 bin ziyaretçinin izlediği bir serginin bilet satışlarından elde edilen gelir ortalama 850 bin 1,5 milyon TL arasında değişiyor. Peki bir serginin maliyeti nedir? Serginin içeriğine göre maliyetlerin değiştiğini söyleyen Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü M.Özalp Birol, sergi giderinin tanıtım da dahil yaklaşık 100 bin- 2.5 milyon Euro arasında değiştiğini söylüyor. Sergi giderlerinin ve bu giderlerin dağılımının projeden projeye değişiklik gösterdiğinin tekrar tekrar altını çizen Birol konuşmasını şöyle sürdürüyor:



“Genelde sergi için bir ücret ödenir. Nakliye, sigorta, küratörlük, konservatör-lük, eserlerin görsellerinin kullanımı için ödenecek teklif ücreti, boya, marangozluk, sergi kurulumu, tanıtım belli başlı gider kalemlerindendir”.

TABLO OTELİ KURUYOR

Sanat sektörünün Türkiye’nin yeni borsası olduğunu söyleyen Sergikur’un sahibi Şener Çardak, pek çok kişinin yatırım amacıyla sanat eserleri aldığını hatırlatıyor. Ancak pek çok koleksiyonerin bu eserleri koyacak mekan sıkıntısı çektiğini dile getiren Çardak bu soruna çözüm bulmak için Asya Nakliyat ile ortak olarak Sanat Eseri Oteli kurmak için girişimde bulunduklarını anlatıyor.

Koleksiyonerlerin eserlerinin lojistik depolama ve korumasının yapıldığı bir depo olarak planladıkları bu hizmet için Kurtköy’de yatırıma başlandığını ifade eden Çardak dünyadaki uygulamalara bakarak bu projeyi detaylandırdıklarını anlatıyor.

Mart sonu gibi hizmet vermeye başlayacaklarını söyleyen Çardak, koleksiyonerlerin güvenlik konusundaki tedirginliklerini üzerlerinden atmalarının zaman alabileceğini ancak uzun vadede kalite ve güvenliği görünce hizmet almaya başlayacaklarını ifade ediyor. Çardak sadece koleksiyonerlerle değil, sergi salonları ve sanatçılarla da çalışmayı hedeflediklerini anlatıyor.

Sigorta ve nakliye

Birol, kültür-sanat alanındaki gelişmelerin, özellikle sergilere odaklanan lojistik, sigorta, sergi kurulum şirketlerin kurulmasını ya da var olan şirketlerin içinde bu tür birimler oluşturulmasını beraberinde getirdiğini söylüyor. Birol, sektörün, küratörlük, konservatörlük, sergi tasaıımcılığı, müze yöneticiliği gibi alanlarda iyi yetişmiş, dünyaya açık, nitelikli insana; bu kadroların geliştireceği sağlıklı ulusal ve uluslararası ilişkilere, işbirlikleri-ne ihtiyacı olduğunun da altını çiziyor.

Zaten öyle şirketler var ki Birol’un bu tespitini doğruluyor. Örneğin sigorta ve nakliye konusunda Türkiye’de de uzmanlaşma başlamış durumda.

Depolama, gümrükleme

Dünyaca ünlü bir sanatçının eserlerini Türkiye’ye getirirken en büyük maliyet kalemlerinden birini sigorta oluşturuyor. Bugüne kadar Türkiye’ye gelen sanatçıların eserleri genellikle yurtdışındaki sigorta şirketleri tarafından sigortalandı. Ancak bu konuda son yıllarda uzmanlaşan sigorta şirketleri de yok değil.

Birçok sigorta şirketinin poliçelerinden biri olan sanat eseri sigortası konusuna fokuslanmış bir şirket var; Nart Sigorta. Nart Sigorta ve Reasürans Bı okerliği Türkiye’de ilk sanat sigortasını gerçekleştiren ve bu yönde faaliyetlerini sürdüren bir şirket. Sigorta ürünlerini tamamen müzeler, galeriler, sergiler ve özel koleksiyonlar için tasarlayan şirket tarihi eser ve antikalar için de geniş kapsamlı teminat sağlıyor.

Dünyaca ünlü sanatçıların paha biçilemez eserlerini dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna taşımak bu konuda uzmanlaşmayı gerektiriyor. Zira eserlerin hiçbir zarar görmemesi için kutulanmala-n, iklimlendirmeleri, depolanmaları ve taşınmaları belli kurallar doğrultusunda yapılıyor.

İşte Türkiye’de bu konudaki iddiasıyla öne çıkan bir şirket var; Asya Nakliyat. Sanat eseri taşımacılığı hizmeti 1993 yılında gerçekleşen İstanbul Bienali ile hız kazanan şirket yıllardır İstanbul Bianel’i için yurtdışından gelen sanat eserlerini taşıyor. Bienal dışında, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından organize edilen festivallerin taşıma, depolama ve gümrükleme hizmetlerini gerçekleştiren şirket bu hizmetini Asya Fine Arts International adı altında uzmanlaşmış bir birim olarak sürdürüyor.

Sergi kurma onların işi

Sanat eserleri geldiğinde onların yerleştirilmesi ve asılmasını müze ve sergi salonlarının çalışanları yapmıyor. Zira bu konu da uzmanlık gerektiriyor. Bazen dünya sanatçılannın eserleri geldiğinde beraberinde uygulama ekipleri de gelebiliyor, ama çoğunlukla Türkiye’de bu konuda uzman kişilerle çalışılıyor.

Türkiye’de sergi kurumu dendiğinde akla tek şirket geliyor; Şener Çardak’ın kurduğu Seıgikur. 2003 yılında kumlan şirket o yıldan bu yana 800’den fazla serginin hazırlanmasında rol almış. İşe ilk başladıkları döneklerde, yılda 6 serginin kurulumu için çalıştıklarını ifade eden Çardak şimdilerde yılda 60-80 sergi için hizmet verdiklerini belirtiyor. 2011’de 180 etkinlikte hizmet verdiklerini anlatan Çardak kııratörlerle birlikte çalıştıklarını ve uygulamaları kendilerinin yapüğmı belirtiyor. 30 kişilik bir ekiple hizmet verdiklerini söyleyen Çardak özellikle sergi dönemi olan Eylül-Kasım, Nisan-Haziran tarihlerinde çok yoğun olduklarının da altını çiziyor.

Sergikur, koleksiyoneılerle de çalışıyor. Bu konuyla ilgili şöyle konuşuyor Çardak:

“Biz koleksiyonerlerin aldığı eserlerin istedikleri mekanda sergilenmesi konusunda da hizmet veriyoruz. Eserlerin projelendirilmesinden uygulamanın yapılmasına kadar hizmet veriyoruz. Zira alınan eserler öyle gelişigüzel asılmıyor hiçbir zaman. Asılan duvar, renk, diğer resimlerle uyum gibi pek çok ayrıntı devreye giriyor ve biz bunların hepsine dikkat ediyoruz. Lazerlerle milimetrik montajlar yapıyoruz. Kendimize özgü uygulama şekillerimiz var.”

Fatoş Bozkuş





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir