Anasayfa / Kariyer ve İş / Şirketlerde Maaş Konusu

Şirketlerde Maaş Konusu




Maaş konusunda en ketumu bizim CEO’lar!

Pek çok ülkede, halka açık şirketlerin ücret politikalarının ve yönetim kurulu üyelerine ödenen maaşların “kesinlikle” açıklanması gerektiği düşünülüyor. Bu konuda en çekimser ülke ise Türkiye!

YILLARDIR iş dünyasının diline pelesenk olmuş bir konudur üst düzey yöneticilerin aldığı maaş ile şirket çalışanları arasındaki ciddi uçurumlar. Bu konu hakkaniyet ve adalet duygusu gelişmiş şirketlerde nispeten daha hassas bir şekilde ele alınsa da genel uygulama aksine işaret eder nitelikte…

Nitekim Grant Thornton Bağımsız Denetim Hizmetleri’nin dünya genelinden C (CEO, CFO, CTO, COO, CIO…) seviyesindeki 2 bin 800 yöneticiyle görüşerek hazırladığı son araştırma da bu tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 40 ülkede yapılan araştırmaya Türkiye’den katılan yöneticilerin yarıya yakını, büyük halka açık şirketlerde tepe yöneticilerin yüksek maaş aldığını düşünüyor.

Kriz dönemlerinde en çok irdelenen konuların arasında maaşlar yer alıyor. Kimi zaman milletvekili maaşları tartışılıyor, kimi zaman öğretmen maaşları… İlkinin yüksekliği daha çok mevzu konusuyken, diğerinin düşüklüğü günlerce gündemi meşgul ediyor. Zaman zaman bayrağı özel sektör maaşları devralıyor. Uluslararası şirketlerin üst yönetimlerinde gerçekleşen transferler, kulaktan kulağa dolaşan maaş söylentileri beraberinde gündemi meşgul ediyor.

işte Grant Thornton da tüm zamanların en çok konuşulan mevzularından biri olan maaşlar konusunu “halka açık şirketlerin tepe yöneticilerinin maaşları” ekseninde ele alarak inceliyor.

YÖNETİCİ MAAŞLARI YÜKSEK Mİ?

Büyük halka açık şirketlerin tepe yöneticilerinin maaşlarının yüksek olduğunu düşünenlerin oranı global ortalamada yüzde 36. Bu oran Türkiye’de yüzde 46, Latin Amerika’da yüzde 41, BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) yüzde 37, G7 ülkelerinde yüzde 37, Avrupa Birliği’nde ise yüzde 35 olarak ortaya çıkıyor. Netice olarak dünya genelinde en az 3’te l’lik grup, halka açık şirketlerin tepe yönetimine yüksek maaş ödendiği konusunda hemfikir. Diğer taraftan, Kuzey Amerika ülkelerinde yüzde 32’lik grup ödenen maaşları yüksek bulmuyor. G7’de ise yaklaşık yüzde 30’luk kesim, verilen maaşların uygun olduğu yönünde görüş belirtiyor.

ÜCRET POLİTİKASI

Araştırmaya global ölçekte katılan yöneticilerin yarıdan fazlası (yüzde 53), büyük halka açık şirketlerde murahhas (yönetici) olan ve olmayan yönetim kurulu üyelerine ödenen maaş politikalarının ve bu kişilerin maaşlarının “kesinlikle” açıklanması gerektiğini düşünüyor. Türkiye’de ise bu görüşte olanların oranı yüzde 36. Bu konuda en çekimser cevapların Türkiye’den geldiği dikkat çekiyor. Kuzey Amerika, Latin Amerika, G7, Avrupa Birliği ve BRIC ülkelerinde “açıklanmalı” diyenlerin oranı yüzde 50’nin üzerinde…



Hissedarların maaşların hesaplanma politikaları üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini düşünenler ise globalde yüzde 41 iken Türkiye’de yüzde 30. Diğer taraftan, en gelişmiş ülkeler bu fikre daha temkinli bakıyor. G7 ve Kuzey Amerika ülkelerinde sırasıyla yüzde 36 ve yüzde 38’lik gruplar, hissedarların tepe yönetimin maaşları konusunda söz sahibi olması gerekmediğini düşünüyor.

PERFORMANSA BAĞLI OLMALI

Bir diğer konu da şirket içinde daha iyi bir gözetim ve kontrol sistemi kurulması adına, icra başkanlığı ve yönetim kurulu rollerinin iki farklı kişiye verilmesi… Her iki rolün kesinlikle farklı iki profesyonel tarafından sürdürülmesi gerekliliği görüşü Türk katılımcılarda yüzde 38 ile destek buluyor. Bunun global ortalaması ise yüzde 54. Bu konudaki en ateşli savunucular yüzde 60 ile BRIC ülkeleri ve yüzde 68 ile Latin Amerika.

En çok destek gören konuysa maaşların performans hedefleriyle yakından bağlantılı hale getirilmesi… Halka açık şirketlerin belirli bir kişi veya aileden ziyade halkın sahibi olduğu organizasyonlar olduğunu düşünecek olursak, araştırmaya katılan Türk yöneticilerin yüzde 70’i maaş hesaplamalarının performans hedefleriyle yakından ilişkili olması gerektiğini düşünüyor. Aslında bu konuda tüm ülkeler neredeyse aynı fikirde. Globalde bu görüşü savunanların ortalaması yüzde 68. Yani katılımcılar “Performans ne kadar yüksek olursa maaşlar o oranda daha fazla olsun” şeklinde düşünüyor.

TEK BEKLENTİ MAAŞ DEĞİL

Konuya bir başka açıdan bakılacak olursa, IK uzmanları çalışma hayatında artık hiç olmadığı kadar farklı nesillerin bir arada çalıştığına ve yeni nesil çalışanların beklentilerinin de çok farklı olduğuna işaret ediyor. Buna göre çalışanlar giderek daha talepkar ve teknolojinin de yardımıyla beklentilerini dillendirip paylaşmaya hevesli görünüyorlar. İşgücü piyasası daha da canlanırken kurumların çalışanlarını dinleyip anlayarak, hem maddi hem de manevi olarak ihtiyaçlarından haberdar olmaları gerekiyor.

Daha fazla sorumluluk, gelişme ve çalışanların potansiyellerini kullanabilmelerine yardımcı olacak fırsatların yaratılması gibi konular öne çıkıyor. Bu da en az maddi olanaklar kadar maddi olmayan ödüllerin de önem kazanmasına yol açıyor.

PwC Türkiye ÎK Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Karakaş, özellikle hukuk, iş geliştirme, bilgi işlem ve Ar-Ge alanlarında yüksek ücretler verilmesinin nedenini, “Bu işlerin nitelikli çalışan gerektirmesiyle işgücü açısından piyasadaki arz-talep dengesinin ücretteki önemli belirleyici etkenlerden biri olması” şeklinde açıklıyor.

Ücretlerin yüksek olmasının ilk etapta nitelikli ve istenilen çalışanların şirkete çekilmesine katkı sağladığına değinen Karakaş, “Ancak genel memnuniyet ve bağlılık üzerinde etkisi çok kısıtlı. Zira ücret artışının sonraki yıllarda nasıl gerçekleştiği ve daha da önemlisi şirketin sunduğu yan haklar, eğitim-gelişim fırsatları, çalışma ortamı, çalışma arkadaşları, birlikte çalıştığı yöneticisi, yaptığı iş gibi diğer konular asıl belirleyici oluyor” diyor.

Özetle uzmanlar, yüksek ücretlerin çalışan çekmeye yardımcı olurken bağlılık ve memnuniyet üzerinde etkili olmadığı görüşünde.

Tugçe Altınsoy / Para Dergisi





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir