yandex
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Siyaset yetmez gibi kur savaşı da geldi

Siyaset yetmez gibi kur savaşı da geldi




Türkiye siyasi belirsizlikle uğraşırken bunun üstüne bir de küresel dalgalanma geldi. Piyasalar geçen hafta Çin’deki gelişmelerle sarsıldı. Dünyada ‘kur savaşı’ söylemleri artıyor. Bu ortamda Türkiye’de Merkez Bankası’nm FED ile birlikte faiz silahım kullanabileceği beklentisi fiyatlamyor. Bu ortamda faizde yüzde 10’un altı beklenmezken, dolar/TL’de 2,85 seviyelerinden alım öneriliyor.

Son dönemde Çin’den gelen verilerin önemi, Şanghay borsasındaki hızlı çıkış sonrası yaşanan paraşütsüz düşüşle gündeme daha sıklıkla taşınmaya başladı. Uzun süredir Çin’den gelen büyüme verilerinin manipüle edildiği kuşkusu ve ekonomik koşulların o kadar da iyi olmadığı korkusu, Çin’deki beklenmeyen devalüasyonla iyice alevlendi.

kur savaşı

Bu endişe bitmeden arkasından gelen faiz indirimi de yatırımcıların Çin ekonomisinde korkulanlar gerçek olacak diye düşünmelerine ve devalüasyon ile faiz indiriminin devamı gelebilir şeklinde yorumlann artmasına neden oldu. Çin kaynaklı endişeler, büyük borsalarda da satışlan beraberinde getirdi. Buna bir de global ölçekte büyümeler konusunda endişeler ve FED’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisi eklendi. Yeni gelinen noktada, dünyada büyüme endişeleri ve kur savaşlan söylemleri arttı. Biz de bu süreçte dünyadaki gelişmeleri ve bunun Türkiye piyasalarına etkisini araştırdık.

KUR SAVAŞLARI

Dünyada ülkelerin ekonomik büyüme rakamlarına erişebilmek için belirgin olacak şekilde ‘kur savaşı’na dönmeleri korkusu yaşanıyor. Destek Menkul Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Mergen’in değerlendirmesine göre, dünyada etkili olarak görülen ekonomilerden ABD beklentilerden de iyi büyürken, İngiltere, Endonezya ve Hindistan tarafında da görünüm olumlu. Ancak Kanada, Meksika, Arjantin, Brezilya gibi emtia üreticisi ülkeler ciddi sorunların eşiğinde. AB’de ise Yunanistan kaynaklı yaralar sarılmaya çalışılıyor.

Kur savaşlarının aslında yeni olmadığını söyleyen Saxo Capital Strateji Uzmam Cüneyt Paksoy, ABD, AB ve Japonya’dan sonra bir büyük ekonomi olan Çin’den de yeni bir hamle geldiğini ifade ediyor. Çin’in ardından parasının değerini düşürmek isteyecek sırada birçok ülke olduğunu söyleyen Paksoy, gelişen ülke para birimlerinin FED’in de etkisiyle uzun süre baskı altında kalacağını belirtiyor.

FED NE YAPAR?

Uluslararası piyasalar açısından son dönemin en kritik konularından biri, FED’in 17 Eylül’deki faiz karan. Global piyasalara bakıldığında FED’in eylül ayı toplantısında faiz artınmı yapmayacağı yönündeki beklentiler kuvvetleniyor. Geçen hafta uluslararası borsalardaki yukarı hareketler de bu beklentiden kaynaklanıyor. TCMB ise aksiyon almak için FED’i bekleyeceğini, o döneme kadar sıkı para politikası takviyeli sadeleştirme yönünde ilerleyeceğini gösterdi.



Cüneyt Paksoy, “Çin kaynaklı dalgalanmalar, global ekonomilerdeki büyüme sorununun devamı, borsa-larda yaşanan düzeltme, tüm bunlar FED’in eylülde faiz artırımını pas geçme ihtimalini artınyor” diyor. Paksoy, FED yönetimi tarafından yapılan açık-lamalann da bu beklentiyi desteklediğini kaydediyor.

MERKEZ NE YAPAR?

Türkiye gelinen noktada optimum kur seviyesini ararken bir yandan da yükselen kur ile birlikte enflasyon hedefinden sapmama savaşı veriyor. Bu dönemde petrolün düşük seviyede kalması en azından enerji maliyetlerini dengeliyor. Yüksek kur ithalatı düşürüp ihracatı özendirecek dense de maliyetler ve borçlar dikkate alındığında Merkez Bankası açısından öngörülebilir ve tahammül edilebilir dengeli bir kur aralığını bulmak önemli olacak.

İç piyasada kur ve faizin bulunduğu seviyelerin tahammül sınınnda olduğunu söyleyen Cüneyt Paksoy, özellikle gösterge tahvilde yüzde 11-12 aralığının son 5-6 yılda yabancı algısının pozitife döndüğü ve Türkiye’nin risk priminin yeterli görüldüğü seviyeler olarak tanımlıyor. Paksoy, bu seviyelerin MB’yi olağanüstü toplantı yapmak ve politika faizini agresif arttırmak zorunda bırakan bölge olduğunu da hatırlatıyor. Bu seviyenin aşılma eğilimine girmesi ve doların yukarı eğilimini sürdürmesi durumunda Paksoy, MB’nin çok daha pro-aktif hatta agresif olmak zorunda kalacağını anlatıyor.

TCMB’nin sadeleşme adımı altında faiz tarafında bir güncellemeye gitmesini bekleyen Ahmet Mergen ise “FED’in olası faiz artınmı döneminde TCMB’den bir müdahale geleceği beklentisi halihazırda piyasalarda fiyatlandı” diyor.

DÖVİZ, FAİZ BEKLENTİLERİ

Bu koşullarda piyasalarda dalgalanmanın devam edeceği anlaşılıyor. AZ Notus Portföy Genel Müdürü Murat Sağman, dolar/TL için alış seviyelerini 2,80-2,85 bandı, satış seviyelerini ise 3-3,10 bandı olarak görüyor. Gösterge tahvilde ise dip seviyelerin yüzde 10,0-10,5 ve tepe seviyelerin yüzde 11,5-12,0 olduğunu söyleyen Sağman, portföylerde yüzde 10’a kadar altın öneriyor.

Dolar/TL 2,87-3,05 kanalındaki hareketini sürdürüyor. Kısmi realizasyonlarda 2,87 seviyesinin takip edilebileceğini söyleyen Alan Yatırım Araştırma Uzmanı Burçak Gezgin, aşağı hareketlerin yurtiçi ve yurtdışı risklere bağlı olarak sınırlı kalacağını anlatıyor. Gezgin, eğer kur 3,05 seviyesini kırarsa, yıl sonunda 3,30 seviyelerine doğru bir hareketin olabileceği değerlendirmesini yapıyor. Türkiye’de siyasi belirsizliklerin devam ettiği bir ortamda, jeopolitik riskler de ekonomi üzerinde baskı oluşturuyor. Böyle bir dönemde, Burçak Gezgin, gösterge faizde yüzde 11,80-13,00 seviyelerinde bir dengelenme bekliyor.

Herhangi bir nedenle gösterge tahvilde faiz yüzde 11-12 aralığını aşarsa ilk etapta hızla yüzde 13-15 aralığına gidileceği düşüncesinde olan Cüneyt Paksoy, bu durumda yeni nonnalleri ve ekonomiye etkilerini konuşmak zorunda kalabileceğimizi söylüyor.





Bunu da İnceledinizmi ?

Sanayi üretimi moral veriyor

Piyasalar bu hafta çifte faiz kararına kilitlendi. Önce 14-15 Mart’ta ABD FED’in vereceği faiz karan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir