Anasayfa / Makaleler / Suyun Öte Yakasındaki MEYYİT

Suyun Öte Yakasındaki MEYYİT




Üniversiteler, bütün dünyada Üniversal kavramından gelen bir ivme ile bilgiyi edinme ve elde edilen bu bilgiyi insanlık ideali yolunda rasyonel bir şekilde kullanabilme merkezleridir.

Üniversiteler, bütün dünyada Üniversal kavramından gelen bir ivme ile bilgiyi edinme ve elde edilen bu bilgiyi insanlık ideali yolunda rasyonel bir şekilde kullanabilme merkezleridir. Üniversiteler elde ettikleri bu bilgileri bilim merkezleri, teknolojik gelişim merkezleri (tekno parklar), ve ar-ge laboratuarlarında bölümlere ayırıp bilimin daha da ileriye götürülmesi yönünde çalışarak insanlığın gelişimine değer katarlar.

Üniversitelerin uluslar arası düzeydeki misyonları budur. Bizdeki üniversitelere gelince özellikle devlet üniversitelerinin üç beş tanesi hariç büyük çoğunluğu bilgiyi üretemeyen ve bu alanda ortaya yeni değerler koyamayan “genişletilmiş lise” düzeyindeki üniversitelerdir.

Kentimizdeki (Adana) Çukurova Üniversitesinin de bir kaç fakültesi dışındaki birimleri “genişletilmiş lise” özelliğini kurulduğu günden bu yana sürdürmektedir. Özellikle iki binli yılların hemen başında dört yıl süren Rektör Yalçın Kekeç’li yıllarda üniversite tamamen Kekeç’in inisiyatifine terkedilmiş Kekeç’ de devletin kurumunu bir miras yedi gibi astığı astık kestiği kestik bir despot gibi yönet(ememiş)miş, koca fakülte dekanları ve kelli felli akademisyenler rektör önünde insan onurunu ayaklar altına alarak onursuzca el pençe divan durmuşlardır.

Yalçın Kekeç’den sonra, tıp profesörü Alper Akınoğlu Rektör olarak seçilecek ve Çukurova üniversitesi için gerçekte talihsiz yıllar işte tam da bu süreç içerisinde yaşanacaktı. Rektör Kekeç dönemindeki zırva akademik ve idari personel atamaları, Akınoğlu döneminde tam bir rezalet ve skandala dönüşecekti. Üniversitenin “İnsan Kaynakları Yönetimi” nin başına Akınoğlu ile beraber eğitim ve insani düzeyi son derece  yetersiz kifayetsiz muhteris bir bayan Rektörden sonra ikinci yetkili kişi olarak atanacaktı.

Atamalar bununla da kalmayacak, içerisinde peyzaj – iç mimarlık ve mimarlık gibi bölümlerin bulunduğu güzel sanatlar fakültesine dekan olarak kimya profesörleri, ilahiyat fakültelerine dekan olarak iktisatçı profesörler, konservatuarlara da anatomi profesörleri müdür olarak atanacaktı.



Akınoğlu döneminde Çukurova Üniversitenin başta uluslar arası düzeyde makaleler üretememesinin yanında, Üniversite Kent, Üniversite Sanayi, Üniversite Bilim, Üniversite İnsan, Üniversite Ar-Ge çalışmalarının da askıya alınması çok net olarak gözlemlenmiştir. Rektör Akınoğlu tüm mesai ve enerjisini komik bir şekilde kampüsün peyzaj düzenlenmesine vermiş, onun için hastanede yatan hastasından çok kampüs yollarına döşenen kaldırım taşlarının simetrik ve estetik görüntüsü daha önem taşır olmuştu.

Buradan, Rektör Akınoğlu’na soruyoruz;

Rektör seçildiğiniz tarih itibariyle bu güne kadar üniversitenin akademik kadrosunun uluslar arası düzeyde yayımladığı “bilimsel makale” sayısı kaçtır.

Üniversite kampüsünün peyzaj düzenleme çalışmaları ve kaldırım taşlarının rengi ve estetik görünümü sizin için uluslar arası düzeyde “bilimsel makale” yayınlamaktan neden daha önemlidir?

Hakkınızdaki ihalelere fesat karıştırmak, görevini kötüye kullanmak, haksız çıkar sağlamak ve rüşvet almak gibi dillendirilen konularla ilgili kamu oyunu bilgilendirecekmisiniz?

Kentin dışından gelen ve halen hastanenin beton sundurmalarının altında yatan hasta yakınlarının insanca kalabilecekleri bir konut neden bu güne kadar yapılmadı?

Çukurova Üniversitesinin geleneksel tavrı olan kampüs – lojman /  lojman – kampüs kısır döngü karantina olgusunu bunca yıl neden kıramayıp üniversiteyi kentle kucaklaştıramadınız?

Türkiye’nin en güzel kampüsü sizin döneminizde bir araba mezarlığı park yerine, bir ticaret haneye ve bir mezbeleliğe dönüştü gözleriniz bunları görmüyor mu? Görüyorsa neden gereğini yapmıyorsunuz?

Çukurova Üniversitesi kendi sorunlarıyla birlikte ait olduğu kentin sorunlarına karşı aciz ve bigane, ülke meselelerine uzak, bilgisiz ve ilgisiz. Demokratlığı, çağdaşlığı, laikliği ve aydın olmayı bir içki bardağına indirgemiş, suyun öte yakasında atalet ve meskenet içerisinde “musalladaki meyyit gibi tepkisiz ve sessiz”.

Rektör Akınoğlu, Ülke meseleleriyle dertlenip o sorunlara karşı çözümler üretemeyen, ait olduğu kentten ırak ve müstağni olan ona tepeden bakan, başında bulunduğu kurumun önüne bilimsel ve insani değerler koyamayan sizin gibi amaçsız, hedefsiz, basiretsiz, vizyonsuz ve insani değerlerden uzak mı uzak birinin bu kentin üniversitesinin başında olmasını şiddetle kınıyorum.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir