Anasayfa / Kariyer ve İş / Tatil Sonrası İşe Adapte Olmak

Tatil Sonrası İşe Adapte Olmak




Tatilden yeni döndünüz ve işe bir türlü kendinizi veremiyorsunuz. Muhtemelen tatil sonrası sendromuna kapıldınız. Psikologlar, tatil sonrası işe geri dönmenin genel olarak yorgunluk, iştahta azalma, kas ağrısı, endişe, mutsuzluk ve depresif bir ruh hali yarattığını söylüyorlar. Bunlardan kurtulmak, günlük yaşantınıza ve iş hayatına daha hızlı adapte olmak için birkaç küçük önlem almak yeterli.

Daha hızlı adapte olmak için tavsiyeler

Eve son gün dönmeyin:  Birden tatil modundan çıkıp da toplantı moduna geçmek çok zor. Tatil ve iş arasında bir yeniden adaptasyon zamanı bırakılmalı. Psikologlar işe gitmeden bir gün önce eve dönmenin iyi bir fikir olmadığını söylüyorlar.

Yapmak zorunda olduğunuz şeyleri planlayın: Döndüğünüzde hiç şüphe yok mail kutunuzda yüzlerce e-posta okunmayı bekliyor olacak. Panik olmayın, strese girmeyin, yarım saat kadar yapmanız gerekenleri, öncelikli işlerinizi planlayın. İnsanlara da rahatlıkla tatilden yeni döndüğünüzü, en kısa sürede onlara cevap vereceğinizi söyleyebilirsiniz. Junk mailleri silin, işe acil olanlardan başlayın.

Kendinize zaman ayırın: Tatildeyken hiç şüphesiz kendimize çok daha iyi bakarız, kitap okumak, yemek yemek için bol bol vakit vardır ama iş hayatına geri dönünce yine eski tempomuza dönerek öğle yemeklerini geçiştirir, hızlıca yer ya da atıştırırız. Siz en azından bir süre öğle yemeklerinde kendinizi daha fazla zaman ayırabilirsiniz.

Tatilinizi bölün: Araştırmalar, tek uzun bir tatildense tatilleri bölmeyi tavsiye ediyor, bu sayede iş yaşamına yeniden adapte olmak da daha kolay olacaktır.

Sağlıklı beslenin, spor yapın: Tatilde özellikle de herşey dahil konseptte büyük olasılıkla yemeğin miktarını fazla kaçırmış, sporsuz kalmış olabilirsiniz. Sağlıklı besinler tüketmek ve spor yapmak size kendinizi daha iyi ve daha zinde hissettirecektir. 

Uykunuza dikkat edin: Tatilde geç yatıp, geç kalkmaya alıştınız, şimdi kendinizi erken yatmaya alıştırmalısınız.

Hava alın: Muhtemelen tatilde temiz havayı bol bol ciğerlerinize çektiniz, dönüşte evde ya da işte kendinizi daha iyi hissetmek için küçük yürüyüşler yapabilir, biraz hava alabilirsiniz. Gün ışığından daha uzun süre yararlanın.

Bir sonraki tatil için ayarlama yapın: Bir başka tatil için bekleyişte bulunmak tatil sonrası sendromunu hafifletebilir. Bir tatile daha çıkacağınızı bilmek sizi motive edebilir.

Yine bir gündem toplantısı ve yine konu bulma çabaları. Arkadaşlardan biri tatilden dönmüş, toplantıda konuşulanları pek algılamıyor. Kendi bizimle ama sanki… İşte bu konu da ona bakarak çıktı. Pek çoğumuzun başına gelir, tatil sonrası kendimizi mutsuz, hafif depresif, uyumsuz hissederiz. Çok normal olan bu durumdan kurtulmak mümkün.

Her ne kadar, reklamın iddia ettiği gibi hepimiz tatil için çalışmasak da, uzun geçen kış mevsiminde, karanlık, basık havalarda hayallerimizi yazın yapacağımız tatil süslüyor. Tatil planları aylar öncesinden başlıyor, nereye gidileceği, ne zaman gidileceğini planlamak, neredeyse  tatil kadar keyifli, vakti geldiğinde valiz hazırlama telaşı bile hoş. Nihayet tatil alanına vardınız, bir hafta ya da iki hafta, izniniz yettiğince gönlünüze daha doğrusu ekonomik imkanlarınıza göre eğlendiniz, dinlendiniz, bol bol yediniz, içtiniz, geç yattınız, geç kalktınız. Yani tatilin tadını çıkardınız, hakkını verdiniz. (Kimileri de işi düşünmekten tatilin tadını çıkaramamış olabilir, ne yazık ki onlar için yapılacak bir şey yok.) Ama her güzel şeyin, hele hele tatilin, bir sonu var ne yazık ki.

Tatil dönüşü insanı bir stres, gerginlik sarar. Hele bir de eve, işe başlamadan hemen bir gün önce dönüldüyse, çamaşırdı, ütüydü, ertesi gün iş günüydü derken kendimizi çok mutsuz hissederiz. İşte de bir türlü konsantre olamayız. Bir kere, tatil boyunca geç yatmaya alışık olduğumuzdan sabah kalkmakta çok zorlanırız ve bir kısmımız kalkmaz, işe geç kalır. Yurtdışında bunun üstesinden gelmek için ilginç tedbirler alan şirketler bile var. Global Times’da yer alan bir habere göre Çin’deki bir şirket tatil sonrası ilk gün işe geç kalmadan gelmeyi başaranlara ödül veriyormuş ve bu sayede çalışanlarının tatil sonrası sendrom yaşamalarının önüne geçmeye çalışıyormış. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de henüz böyle bir uygulaması olan şirket yok.  

Cevaplanmayı bekleyen yüzlerce e-posta
İlk gün işe vardık; ilk iş e-posta kutunuzu açmak ve yüzlerce e-posta karşısında bunalmak. Yokluğunuzda birikmiş yüzlerce mail sizin cevaplamanızı bekliyor. En iyisi işe junk mailleri (spam) silmekle başlamak ve acil, en öncelikli olanları işaretleyip önce onları cevaplandırmak.
Tatil havasından çıkmanız birkaç gün sürebileceğinden bu dönemde çok zorlu projelere ilişmemek akıllıca. Mutlaka rutine döneceksiniz, ama bu süreci daha da hızlandırmak adına, yeme içmenize dikkat etmeniz, daha çok gün ışığından yararlanmanız, egzersiz yapmanız, yapacağınız işleri planlamanız tavsiye ediliyor. Bu arada uzmanların bir diğer önemli tavsiyesi, eğer yapabiliyorsanız bir sonraki tatili planlamak. İnanın insanı çok rahatlatıyor.



Tatil sendromundan bahsederken hep, deniz, kum, güneşten oluşan bir yaz tatilinden bahsettik ama tatil demek illa bir yerlere gitmek değil. Evet, izinde evden uzak bir tatil yöresinde olmak iş stresi ve tükenmişlikte bir azalma sağlıyor. Ama bu evde tatil yapmanın olumsuz olduğu anlamına da gelmiyor. Bu biraz da kişiye, kişinin isteklerine, ihtiyaçlarına bağlı. Evde stresli bir zaman geçiren kişinin tatil dönüşünde depresif duygu durumu ve işe uyumda güçlüğü daha fazla olabilirken, evde keyifli zaman geçiren ve kendine zaman ayıran çalışanların iyilik halinde artış gözlemlenebiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi’nden uzman psikolog Melis Caner, tatil dönüşü tüm bu y aşananları doğal bir uyum güçlüğü olarak tanımlıyor: “Bu sürece yaşam tarzındaki belirgin ama kısa süreli değişimler arasında uyum sağlama çabası diyebiliriz. Tatil çocukça davranma özgürlüğü sunulan, özlenen, kısıtlı bir zaman, bu zamanın bitmiş olmasının da getirdiği bir güçlük olabiliyor” diyor.

Tatil nasıl geçti ve bizi neler bekliyor
Tatile yönelik beklentiler, ilk defa gidilecek bir yerde tatil planlanıyorsa merak, endişe, maddi koşulları ayarlama nedeniyle kişiler dikkatlerini günlük işlere vermekte zaman zaman güçlük çekebiliyorlar. Caner’in verdiği bilgiye göre ise araştırmalar çok az insanın tatilini herhangi bir aşamasında üzülmeden, kaygılanmadan, hayal kırıklığı yaşamadan tamamlayabileceği yönünde. Caner, tatil dönüşünde nasıl hissedileceği ile ilgili temelde iki önemli belirleyici olduğunu söylüyor; tatilin nasıl geçtiği ve döndüğümüzde bizi nelerin beklediği. Ve şu önerilerde bulunuyor:

– Tatil deyince akla sadece gezmek, tatil yörelerine gitmek, eğlenmek gelmemeli. Yıl içerisinde karşılanamayan diğer ihtiyaçlar da dikkate alınmalı. Özellikle dinlenme için tatilde zaman ayırmamak geri dönüldüğünde tatil yorgunluğu içinde iş yaşamına yeniden uyumu güçleştirebilir.
– Çalışanlar tatile çıkmadan önceki son gün geri dönüşte yapacakları işler için bir plan yapabilir, tatilde unutabilecekleri ayrıntılar için kendilerine notlar hazırlayabilir.
– Tatil dönüşünde olası biriken işler de dikkate alınarak ilk günlerde çok önemli toplantı/projeler planlamamak, rutin işlerle başlamak daha uygun olabilir.
– Çalışanların yokluklarında kendilerinden talep edilebilecek işler için görevlerini belli kişilere emanet etmesi, tatilde rahatsız edilmek istemiyorlarsa hangi zamanlarda kendilerine ulaşılabileceği konusunda bilgi vermeleri yardımcı olabilir.

Verim düşer mi?
Tatil dönüşü kişinin işyerinde veriminin düşüp düşmemesi de yine kişiye bağlı. Eğer kişi dinlenmiş, plan program yapmış, uyku düzenini oturtmuş bir şekilde işe gelirse verimi artıyor ama pazartesi günü işbaşı yapacaksa ve pazar akşamı dönüyorsa, hızlı da bir tatil geçirmişse, beslenme alışkanlarının, uyku düzeninin değişmesi, aşırı sıcaklar da hesaba katıldığında o kişinin veriminin düşmesi normal.

Uygun tatil süresi de kişiden kişiye meslekten mesleğe değişebilir. Dönüşte biriken işler kişiyi zorlayacaksa çok uzun süre uzakta olmak dönüşte kişiyi zorlayabilir.

Tatili cehenneme çeviren 3 etken
Acıbadem Maslak Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, psikiyatride tatil sendromu diye bir kavram olmadığını ama tatil sonrası insanların bazı uyum güçlükleri, depresif durumlar yaşadığını söylüyor. Ögel, tatili ve tatil dönüşünü keyiften cehenneme dönüştüren etkenleri şöyle sıralıyor:

1-Beklenti tuzağına düşmek: Tatil bir ödüldür, yani bir havuçtur insan için. Önüne ödülü koyduğunuzda peşinden koşar. Ödül yaklaştıkça iştahı artar. Ama bazen iştah artışı, ödülün kendisinden daha büyüktür. İşte o zaman ödül yetmez, hayal kırıklığı oluşur. Beklentiler devreye girdiğinde tatil de tatil dönüşü de depresyon olur veya anksiyete olur.
‘Süper bir tatil olacak’ beklentisi tatile yönelik ruhsal yatırımları artırır. İyi gitmeyen şeyler tüm tatile genellenir. Sonuçta ‘tatil berbattı’ olur. Berbat geçen bir tatilin ardından işe başlamak ise kişi için artık bir cehennemdir.
Sonuç: Beklentileri düşürmek tatilin kalitesini artırır sonrasında gelişebilecek azabı azaltır. Yüzde 20 beklentinizi düşürün yeter.

2-Tatili geçmiş ve gelecekte yaşamak: Tatildeyken hep işi düşünmek, yani “of, tatilin bitmesine az kaldı diye hayıflanmak, tatili yaşatmaz. Tatilde işi düşünmeye yol açar. Tatilde hep işi düşünenler, aslında tatil yapamazlar. İşi gözlerinde bir canavar haline getirirler. Bunun sonucu işe başlamak artık çok zordur. Tatili iyi geçen bazı kişiler ise “of, tatil ne güzeldi” diye hep geçmişi düşünmeye başlarlar. O anlarda işte olabilecek güzel şeyleri kaçırırlar. Çünkü onlar, işte değil, halen tatilde yaşıyorlardır. Bu durum umutsuzluk doğurur. Umutsuzluk da depresyona yol açabilir.
Sonuç: Şimdiye odaklanın. Ne yapıyorsanız ona odaklanın. Aklınıza geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler gelebilir. Bırakın o düşünceler gelsin, kovmayın ama siz dikkatinizi o anda ne yapıyorsanız ona verin.

3-Hissedememek: Tatil süper geçecek diye şartlanmalar da insanı yorar. Tatil süper geçsin diye sürekli oradan buraya koşanlar, düzgün uyumayıp, iyi beslenmeyenler, tatilde her anı bir şeyle doldurup kendini dinleyemeyenler için tatil yorgunluktan ibarettir. Koşturmaktan hiçbir şey yaşanmadığı için kişide ruhsal açıdan doygunluk hissi yaratmaz. Hızlı yenen güzel bir yemek gibi! Ruhsal enerjinin yitimi depresyondur.
Sonuç: Tatili hissedin. Bedeninizi ve ruhunuza iyi davranın.

Hürriyet İK – Burcu ÖZÇELİK





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir