yandex
ek iş Reklam Alanı
Anasayfa / Teknoloji / Teknoloji ve Bilimde Dünyayı Değiştirecek 10 Yıl

Teknoloji ve Bilimde Dünyayı Değiştirecek 10 Yıl



GEÇEN yüzyılın ilk yarısında yeni buluşlar önce bilim kurgu yazarlarının kitaplarında yer alır, onlarca yıl sonra bilim adamları ve mühendisler bu buluşları bir şekilde hayata geçirirdi. Daha sonra başlangıçta hayal gibi görünün hedefler üzerinde yıllar boyu çalışacak ve birikim sağlayacak enstitüler ve kurumlar oluşturuldu. Teorik fizik ve uzay konusunda yapılan icatların günlük hayata uygulanması ise teknolojik gelişmeyi hızlandırdı.

bilim dunyasiGünümüzde ise gelecek yıllarda ortaya çıkacak teknolojiler ve icatlar konusunda daha net görüşlere ulaşma imkanı var.

“Uluslararası Yarı iletken Teknolojisi Yol Haritası”nda (International Technology Roadmap of Semiconductors:

ITRS), gelecek 10 yılda yarı iletken hesapları değiştirecek ve “chiP” üretiminde bu alanda hangi buluşların yapılacağı ana hatları ile yer alıyor. Yol haritasında transistorların hangi boyutlara kadar küçüleceği bir takvim verilerek açıklanıyor.

Genetik, nano-teknoloji, robotik alanlarında ve teknolojinin diğer dallarında çalışan araştırmacılar ise chip kapasitesindeki artışı nasıl değerlendireceklerini inceliyor. Bu incelemelerin sonunda yarı iletken teknolojisi dışındaki alanlarda da gelişmenin ve değişimin bir yol haritasını çıkarmak mümkün oluyor.

Ülkelerin ekonomi yönetimleri bu çalışmaların sonuçlarını dikkate alarak planlama yapıyor, yeni kurumlar ve araştırma merkezleri oluşturuyor.

MOORE YASASI DOĞRU ÇIKIYOR

Bu yol haritasının hazırlanmasında esas alman Moore Yasası, 1965 yılından bu yana hep doğrulandı. 47 yıl önce Intel’in kurucusu Gordon Moore elektronik iletişimdeki ilerlemenin olağanüstü hızını şu tespit ile somutlaştırmıştı: “Teknolojik gelişme ve chip (yonga) teknolojisindeki gelişmeler, bilgisayarların gücünü, maliyet artışı olmadan her 18 ayda, iki katına çıkarır.”

Bu yasanın hayata geçirilmesi sayesinde her tür ileri elektronik parça, cihaz ve modülün fiyatı geçmiş yıllarda sürekli ucuzladı. Örneğin bir disk sürücüsünün her 1 gigabayt başına değeri 1993’te 1000 dolardı. Moore Yasası’nın doğrulanması ile bu maliyet 2002’de 100 dolara, 2010’da ise 8 sente (0.08 dolar) kadar indi.

70’li yılların başında 495 dolara (ABD 2012 fiyatları ile 2 bin 600 dolar) satılan bir bilimsel hesap makinesi fiyatını, günümüzde 2-3 dolara kadar düşüren teknolojik ilerleme yavaş yavaş hayatlarımızı değiştirmeye başladı.

Kapasite artışı ile ucuzlamanın bir arada gerçekleşmesi, iletişimden genetiğe, çekirdek fiziğinden tıbba, malzeme bilgisinden tarıma kadar her alanı etkiledi. Cep telefonları, akıllı telefonlar, iPhone ve benzeri cihazların kullanımı giderek yaygınlaştı.

Daha 20 yıl önce bir başparmak büyüklüğündeki 8 GB’lik bir belleğe pdf olarak 5 bin 633, html dosyası olarak 15 bin 300 kitabın metninin sığabileceğini düşünmek bile zordu. Bu olay gerçekleştiği gibi aynı boyuttaki belleklerin kapasitesi önce 16 GB’ye daha sonra 32 GB’ye çıktı.

2023′E DOĞRU

Moore Yasası’nın geçerliliğinin sonu belki bir gün gelecek ama bilim insanları ve mühendisler yarı iletkenlerdeki gelişme sürecinin en az bir 40 yıl daha süreceğini tahmin ediyorlar. Chip ve her tür yarı iletken malzemenin maliyetindeki gerileme sayesinde, kapasitesi aynı kalan cihazların fiyatı düşecek. Kapasitesi ve standart özellikleri güçlendirilen cihazların fiyatında ise önemli bir artış görülmeyecek. Örneğin bugün 600 dolara satılan bir iPhone’ın fiyatı eğer piyasada kalırsa 2020’de 18.75 dolara kadar düşecek.

Yarı iletken yol haritasındaki ilerlemenin bir bölüm etkisi ni biz günlük hayatımızda hissedebileceğiz. Ancak esas etki ekonomik ve sosyal hayatın diğer alanlarında ve diğer bilim dallarında görülecek.

Transistorların daha küçülmesi nanoteknolojideki gelişme için bir doping etkisi yapacak. Nanoteknolojideki gelişmeler ise yarı iletken parçaların minyatürleşmesine katkıda bulunacak.

Gelecek 10 yıl içinde dünya ekonomisinde olduğu kadar günlük hayatlarımızda da önemli değişimler yaşanacak.

Yapılan tüm araştırmaların ve çalışmaların meyveleri tabii ki önümüzdeki 10 yılda toplanmayacak ama bu süre içinde 2050’ye kadar nelerin ve nasıl değişebileceği de ortaya çıkacak.

GÜNEŞ ENERJİSİ YAVAŞ VE EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR

Güneşin dünya yüzeyine 14.5 saniyede yolladığı enerji, bir gün içinde tüm dünya ülkelerinde kullanılan enerji miktarına eşit düzeyde bulunuyor. Dünyanın 1 yıllık enerji ihtiyacının miktarı ise güneşten 88 dakikada gelen enerjiye denk geliyor.

Bu dev enerji kaynağının kullanılması için ilk çalışmalar 70′li yıllarda başladı ve 1980′den sonra hızlandı. Bilimin diğer dallarındaki hızlı gelişmenin de katkısıyla güneş ışığından elektrik enerjisi üretiminin maliyeti here geçen yıl biraz daha geriledi. ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Ulusal Yenilenebilir Enerji Laborotuvarı’nın [NREL] araştırmalarına göre 1980′den bu yana güneş enerjisinden 1 kilovatsaat saatlik enerji elde etmenin maliyeti her yıl ortalama olarak yüzde 7 oranında düştü. Aynı süreç içinde 1 kilovatsaat için gereken ilk yatırım maliyeti de 22 dolardan 3 dolara indi.

Düşüş eğiliminin gelecekte de sürmesi enerji alanındaki bir devrimin başlangıcı olacak. Yapılan hesaplara göre teknolojideki gelişme sayesinde güneş enerjisinin maliyeti 2020 yılında diğer yöntemlerle üretilen elektrik enerjisinin maliyetine eşit olacak. Petrol ve doğal gaz fiyatındaki yeni bir zam dalgası eşitlenme süresini daha da kısaltabilecek.

Güneş enerjisinin ilerlemesi yavaş ve emin adımlarla olacak. Halen elektrik enerjisi tüketiminin ancak binde l’i güneş enerjisinden sağlanırken bu oran 2020′de yüzde 10′a yaklaşacak, 2030‘da belki de yüzde 20′yi bulacak.

2015′ten sonra uçaklar, salt güneş enerjisiyle dünya turu denemesine çıkabilecek.

Abu Dabi’deki Masdar bölgesi ihtiyaç duyduğu tüm enerjiyi güneşten ve diğer yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak dünyanın ilk “sıfır karbon” kentine ev sahipliği yapacak. Kentin 2017′de iskâna açılması planlanıyor.



ABD’de Caltech Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacının doğada rastlanmayan ışık yansıtma özelliklerine sahip “metamateryel” güneş hücreleri üretmek için sürdürdüğü çalışmalar olumlu sonuç verirse güneş enerjisinin yıldızı daha erken sürelerde parlayacak.

Güneş enerjisi tesislerinin ve bu tesislerden elektrik üretiminin artması, ham petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki aşırı artışları önleyecek. Alternatif enerji kaynakları petrol nedeniyle dünya siyasetinde ortaya çıkan gerilimi ve çatışmaları da bir noktaya kadar azaltacak.

2030 yılına kadar yapay fotosentez yöntemi ile kullanılabilir enerji üretiminin mümkün olup olmadığı ortaya çıkacak. Yapay fotosentez yönteminde su, karbondioksit ve güneş ışığı gibi çok ucuz kaynaklar kullanılacak. ABD Başkanı Barack Obama’nın desteği ile ve 122 milyon dolar harcanarak kurulan bir araştırma kuruluşu fotobiyolojik süreci kullanarak farklı hidrojen ve karbon bileşimleri oluşturmayı deneyecek. Bu çalışmalar sonuç verirse otomobiller yapay bir yaprağın verdiği enerjiyle yol alacak.

2030′dan sonra güneş enerjisini uydular aracılığı ile değerlendirip yeryüzüne iletecek yeni teknolojiler ve tesisler devreye girebilecek…

TEŞVİK EDİLEN YATIRIMLAR

Güneş enerjisi konusunda araştırma ve üretim çalışmaları iklim koşullarının uygun olduğu tüm ülkelerde hızla devam ediyor. Bu konuda en çok yatırım yapılan ülkeler arasında ABD, Çin ve Almanya ön plana çıkıyor. Olumsuz iklim koşullarına rağmen Almanya, güneş enerjisi konusunda yaygın teşvikler uyguluyor.

Güneş enerjisinin maliyetinin Almanya’ya göre daha ucuz olacağı hesap edilen Türkiye’de de güneş enerjisine önem veriliyor. 2011′de çıkarılan mevzuat, diğer ülkelerdeki düzeye ulaşmasa da önemli teşvik unsurları içeriyor. Ancak güneş ışığından elektrik enerjisi üretecek hücre ve modüller Türkiye’de henüz üretilmediği için maliyeti düşürmek zorlaşıyor.

YENİ UFUKLAR

Moore Yasası’nın gelecekte de geçerliliğini sürdürmesi ve bilimin diğer alanlarındaki çarpıcı gelişmeler, bazıları günlük hayatımızı da etkileyecek aşağıdaki yenilikleri ortaya çıkaracak:

■    Kuantum bilgisayarlar: Bu tür bilgisayarların geliştirilmesi ile en gelişmiş bilgisayarlarda bile işlemleri aylar boyu süren hesaplamalar kısa sürede yapılabilecek. 2012’de Nobel fizik ödülünün bu konuda araştırmalar yapan Serge Haroche ile David Wineland’e verilmesi ve çok sayıda bilim insanının bu proje üzerine çalışmalar yapması yeni tür bilgisayarların gelişme sürecinin kısalabileceğim gösteriyor.

■    MR Fiyatına DNA dizilimi: Chip’le-rin ucuzlaması ve küçülmesi gen araştırmalarına da yeni bir hız kazandıracak.

Bir insanın DNA dizilimini çözmek 2003’te 3 milyon dolara mal oluyordu. Halen 3 bin dolara satılan bu maliyet dört beş yıl içinde bugünün MR veya tomografi çektirme maliyetine kadar gerileyecek. Bu dizilimin incelenmesi hastalıkların teşhis ve tedavisini kolaylaştıracak.

■    4 G sistemi: iletişimde yeni bir çığır açacak 4 G sistemi sayesinde akıllı telefonlar, bilgisayarların bugün yerine getirdiği her görevi yapabilecek duruma gelecek. Bu arada bellek kartlarının kapasitesi 1 terabayta kadar yükselecek.

■    Gaia teleskopu: Geliştirilmesi devam eden 1 milyar pik-sellik Gaia teleskobu ile insanlığın evrendeki inceleme ufku genişleyecek.

■    Makine-beyin arayüzü: Bilgisayar ile beyin arasında oluşturulacak arayüzlerin geliştirilmesi bir süre sonra hastaların felçli organlarını kullanabilmelerini sağlayacak.

■    Üç boyutlu printer: Bu tür cihazlar, bilgisayar tarayıcılarının yardımıyla bazı basit ürünlerin evlerde üretilmesine imkan verebilecek.

Bu cihazların geçen yüzyılda 100 bin dolar olan fiyatları ucuzlamaya devam ediyor. Halen 15-20 bin dolar dolayında atılan bu gelişmiş cihazlar, 2020’ye doğru daha hesaplı fiyatlardan satışa sunulacak.

Bu teknolojinin kitlesel üretimde kullanılması ise ancak 2030’dan sonra başlayabilecek.

■    Vücut sensör ağı: İnsan vücuduna takılacak veya yerleştirilecek sensörler, kişinin sağlık durumundaki önemli değişiklikleri, tıp merkezlerine iletecek.

Bu cihazlar koruyucu hekimlikte aşama kaydedilmesini sağlarken, sağlık kuruluşları için yapılan harcamaları da azaltacak.

■    Oto kazalarına önlem: Otomobillere monte edilecek, radar, sonra ve diğer uyarı cihazları sayesinde çarpışma kazalarının azaltılması sağlanacak.

■    Adrese teslim ilaçlar: Genetik, ro-botik ve nanoteknoliji uzmanlarının iş-birliğiyle üretilecek nanobotlar, hastaların sorunlu organlarına doğrudan gönderilecek. Böylece yan etkiler mümkün olan en düşük düzeye indirilecek.

■    Yeni sosyal ağlar: Saniyede 1 tera-baytlık süper hızlı veri transferinin mümkün olması ile face-book ve twitter benzeri yeni sosyal ağlar kurulabilecek. 10 yıl sonra tüm dünya ülkelerinde internet bağlantılı çeşitli cihazların toplam sayısı 15 milyarı bulacak.

■    10 bin dolara uzay yolculuğu: Dört-beş yıl içinde uzaya gidiş dönüş yolculuğunun bedeli 10 bin dolara kadar inecek. Uzayda beş gün kalmanın maliyeti ise daha pahalı olacak ve 1 milyon doları bulacak.

GENR DEVRİMİ VE TÜRKİYE

Genetik, enerji, nanoteknoloji ve robotik (GENR) alanlarındaki ileri adımlar, 2023 yılına kadar toplumda ve ekonomide oyun kurallarını büyük ölçüde değiştirecek. Türkiye’nin 21. yüzyıldaki kaderi, bu süreçte ne ölçüde rol aldığına bağlı olacak.

Hükümet, teknolojinin bu meydan okumasını algılayıp gerekli önlemleri almadığı takdirde, ekonominin mevcut büyüme ivmesini sürdürmek imkânsız olacak. Bu nedenle ileri teknoloji trenine bir istasyonda muhakkak binmek ve ilerlemenin rüzgârını arkamıza almak zorundayız.

Dünya ekonomisindeki bu değişim dalgasına uyum sağlama konusunda, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve girişimciler de bir şeyler yapmak zorunda. Yapılacak çalışmaların kapsamlı bir teknoloji atılım çevresinde bütünleştirilmesi sağlanırsa Türkiye, sürdürülebilir hızlı büyümeyi gerçekleştirebilir.





Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top