Anasayfa / Ekonomi-Finans / Tekstil ve konfeksiyon ihracat ve istihdamın lokomotifi

Tekstil ve konfeksiyon ihracat ve istihdamın lokomotifi




Tekstil ve konfeksiyon ekonominin en dinamik sektörlerinden birisi olmaya devam ediyor„ 2001’de 7.3 milyar dolar olan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı 2016’da 17 milyar dolara ulaştı. Sektör istihdamın ise yüzde 14’ünü sağlıyor…

YILLARDIR Türkiye ekonomisinin hem ihracatta hem de istihdamda lokomotifi olan tekstil ve konfeksiyon sektörü bu özelliğini halen sürdürüyor. Nitekim rakamlar da bunu gösteriyor. 2001 yılında Türkiye’nin hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı 7.3 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Aynı yıl toplam ihracat ise 31 milyar dolardı. Yani Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 23’ünü hazır giyim ve konfeksiyon sektörü oluşturuyordu. 2016 yılında bu oran yüzde 12’ye gerilemiş olsa da sektör halen önemini koruyor ve ihracatı 17 milyar dolara ulaşıyor.

Birçok alışveriş merkezinin açılıp organize perakendeciliğin büyümesiyle birlikte istihdamın büyük ölçüde hizmet sektörüne kaymasına rağmen hazır giyim ve konfeksiyon sektörü istihdamın da en önemli ayağı olma özelliğini halen sürdürüyor. 2001 yılında hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe 333 bin kişi is-tihdam edilirken, 2016 yılı sonunda bu sayı 467 bine yükseldi. İlgili sektörler de dahil edildiğinde rakam esasında çok daha yüksek. Türkiye’nin toplam istihdamının yüzde 14’ünü halen hazır giyim ve konfeksiyon sektörü sağlıyor.

İHRACAT YÜZDE 131 ARTTI

Son 15 yılda sektörün ihracatmm yüzde 131 oranında artış gösterdiğini belirten İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tannverdi, üretimde ve iç piyasa satışlarında da önemli artış yaşandığım söylüyor. Tannverdi şöyle devam ediyor: “Genel ihracatta payımızın düşmesine rağmen, ekonomideki istihdam, üretim ve katma değer açısından yerimiz ve lokomotif rolümüz artarak devam ediyor. Bu süreçte sektör olarak birçok sorunun üstesinden geldik. Kuşkusuz, sektörümüz için en büyük tehdit 2005 yılında kotaların kaldırılması oldu. Kotaların kaldırılmasıyla AB ve ABD’de kota ile bir şekilde garantilenen pazar payımızı korumak için yoğun bir rekabet ortamına girdik. 2016’nın sonu itibanyla AB’de payımızı koruyoruz. ABD’de ise fiyat baskısı nedeniyle kaybettiğimiz payı yeniden kazanma sürecine girdik.”



Asya ülkelerinin maliyet avantajına dayalı rekabetçiliğe sahip olmalarına karşılık, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün kurumsal sosyal sorumluluk, tasarım, kaliteli işçilik ve hızlı moda gibi özellikleri nedeniyle daha fazla tercih edildiğini ifade eden Tannverdi, “Sektör bu özellikleri sayesinde kaliteli tasarım ürününü kısa periyotlarda talep eden uluslararası alıcıların öncelikli duraklarından biri olma konumunu perçinlemiş durumda” diyor.

MALİYET SORUNU

Sektörün bugün yaşadığı sorunların başında yüksek maliyetin geldiğini vurgulayan Tannverdi, bu durumun ihracat pazarlarında fiyat baskısı oluşturduğunu ifade ediyor. Sektörde yatırımların devam ettiğine de dikkat çeken Tannverdi, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Sektörümüz, Yatırım Teşvik Sistemi kapsamında ülkemizin teşvik edilen bölgelerinde yatırımlarım sürdürüyor. Örneğin 6. Bölge’de yer alan Şanlıurfa’da hazır giyim ve konfeksiyon üretimine yönelik kurulan HOSAB Projesi, sektörümüzün yatırımlarına yönelik en önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor. 2023 İhracat Stratejisi çerçevesinde hazır giyim ve konfeksiyon sektörü olarak 60 milyar dolar ihracat hedefliyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmenin en önemli yolu olarak moda ve marka alanında sektörümüzü güçlendirmeyi ve uluslararası mağazacılık ile sektörümüzü rakiplerine karşı farklılaştırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede halen ortalama 20 dolar olan birim fiyatlarımızı 50 dolar seviyelerine çıkarmayı öngörüyoruz.”

1.5 MİLYON İSTİHDAM VAR

Türkiye Giyim Sanayicileri Demeği (TGSD) Başkanı Şeref Fayat da hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün 2001-2016 yılları arasında ihracatını 2.3 kat artırdığını belirterek, istihdamın ise günümüzde 1.5 milyona ulaştığım, aynı dönemde kadın istihdamının en çok arttığı sektörün de yine hazır giyim ve konfeksiyon olduğunu vurguluyor. Son 15 yılda birçok sorunla karşı karşıya kaldıklarım ifade eden Fayat, bunlardan Çin rekabetini katma değerli ürünlere ve küçük parti üretime geçerek aştıklarını hatırlatıyor. 2001-2013 arası dönemde TL’nin aşırı değerli olmasından ötürü birçok firmanın kapandığını dile getiren Fayat, bugün yaşadıklan en önemli sorunun ise büyük şehirlerde sıkışan ve çok pahalı hale gelen üretim olduğunu kaydediyor. Fayat, şöyle devam ediyor:

“Üretimin yüzde 90’a yakını halen büyük şehirlerin merkezlerinde yapılıyor. Emek yoğun bir sektör olarak büyük şehirlerdeki işgücü maliyetleri bizi çok zorluyor. Diğer taraftan hazır giyim sektörünün kullandığı kumaş ve benzeri ürünlerin ithalatında uygulanan yüksek vergiler de üretim maliyetlerinin artmasına neden oluyor.”





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir