Anasayfa / Ekonomi-Finans / Terör Sorununun Çözümlenmesiyle Yerli ve Yabancı Yatırımlar Artacak

Terör Sorununun Çözümlenmesiyle Yerli ve Yabancı Yatırımlar Artacak




Ekonomistler fikir birliği içinde: “Barış ekonominin çehresinin değiştirir”

Barış ile birlikte ekonomik iklimin değişmesi bekleniyor. Ekonomistler, terör sorununun çözümlenmesiyle risk algısının değişeceğini, yerli ve yabancı yatırımların hızla artacağını, bölgesel kalkınmanın hızlanacağını savunuyor…

hakkari

BARIŞ yolunda atılan adımların olumlu sonuçlanması herkesin dileği. Barış, huzur demek, güvenlik demek. Ekonomik olarak da daha fazla aş, daha fazla iş demek. Başta, Doğu ve Güneydoğu illeri olmak üzere tüm Türkiye tam da bu bağlamda yeni bir heyecan yaşıyor. Yeni dönem sona erdiğinde bölgeye daha fazla kamu ve özel sektör yatırımı yapılacak. Bugüne kadar riskli olarak görüldüğü için gidilemeyen iller belki de bölgesel kalkınma merkezleri olacak. Turizm ve diğer hizmet sektörlerinde canlanma yaşanacak. Iş dünyasının bu konudaki heyecanına ve yatırım hazırlıklarına geçen sayımızda yer vermiştik.

BÖLGESEL EKONOMİ CANLANACAK

Makro ekonomik açısından bakıldığında ise silahların bırakılması, çatışmaların sona ermesi önemli bir kritik eşik olarak görülüyor. Ekonomi üzerinde doğrudan ve dolaylı olarak ciddi bir yük oluşturan terör sorunu ortadan kalktığında büyük rahatlama olması bekleniyor. Ekonomistlere göre, barış ile birlikte doğrudan ve dolaylı etkiler birbiri ardına ortaya çıkmaya başlayacak. En başta bölgenin ekonomik iklimi değişecek.

Bölgesel ekonomi bir anlamda take-offa (yükselişe) geçecek. Türkiye yabancı yatırımcı ve derecelendirme kuruluşlarının gözünde riskli ülke olma durumundan kurtulacak. Savunma harcamaları azalacağı için bunun olumlu etkisi bütçe dengesinde ortaya çıkacak. Bölgede yatırım ve üretim artacağı için milli gelire katkı ve vergi geliri artacak. Bu da illerde kişi başına düşen milli geliri artıracak. Bölgesel gelişmişlik farkı kapanma yoluna girecek. Türkiye bölgesel bir cazibe merkezi olabilecek.

Ekonomistler, barışın sağlanması sonrasında özellikle tarım alanında bugüne kadar ihmal edilen yatırımların sistematik bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Büyük ve modern tarım ve hayvan çiftliklerinin bölge ekonomisini ayağa kaldıracağı savunuluyor. Diğer yandan bunun kolay bir süreç olmadığını belirten ekonomistler kamuoyunu aşırı iyimserliğe karşı da uyarıyor. Terör sona erse bile Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarının kendiliğinden çözülmeyeceğini ve başta eğitim, işgücü piyasası ve vergi olmak üzere yapısal reformların mutlaka yapılması gerektiğine işaret ediliyor.

“KURUMLAR HAZIR OLMALI”

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, barışla birlikte öncelikle ekonomik iklimin değişeceğini düşünüyor. Katırcıoğ-lu’na göre, bu iklim değişikliği bir yandan ülke riskini azaltır iken, diğer yandan kredi notunun yükseltilmesi konusunda önemli bir gelişmeye de kaynaklık edecek. Terör sorununu en fazla yaşayan Doğu illerinin barışın sağlanmasıyla birlikte Irak ile daha fazla ekonomik bütünleşmeye gireceğini belirten Katırcıoğlu, şimdiden bunların işaretlerinin görüldüğünü söylüyor. Iıak’ta en çok yatırım yapan ülke olarak Türkiye’nin öne çıkmasını örnek gösteriyor. Doğu ve Güneydoğu illerinde yapılacak yeni yatırımların Türkiye’nin büyüme hızına olumlu etki yapacağını söyleyen Katırcıoğlu, is-tihdam sorununun da bir ölçüde hafifleyeceğine dikkat çekiyor. Bu adımların atıldığı bir ortamda mikro reformlar ve Avrupa Birliği ilişkilerinde de çok önemli bir sıçrama imkanı yakalanabilir diyor tecrübeli ekonomist.

Öte yandan Erol Katırcıoğlu, önemli bir konuda uyarıyor. Ekonomiyi yöneten kurumların şimdiden hazırlıklı olmaları gerektiğini ifade eden Katırcıoğlu’nun değerlendirmesine göre, bağları çözülen aktörlerin ortaya çıkaracağı güçlü ekonomik gelişme ivmesi, doğru bir biçimde yönetilemezse ülkenin makro ekonomik dengeleri üzerinde olumsuz etkiler yapabilir. O nedenle ekonomi bürokrasisinin böyle bir perspektifle olası gelişme dinamiklerini değerlendirip gerekli tedbirleri alması önem taşıyor.

“RİSK AZALIR, TASARRUF ARTAR”

Istanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esfender Korkmaz, terörün ekonomiye doğrudan ve dolaylı maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğrudan ve görünen maliyetleri askeri harcamalar, mala verilen zararlar, terör, yangın vs için sigorta şirketlerine ödenen paralar olarak sıralayan Korkmaz, sigorta şirketlerine ödenen toplam bütçenin 10 yıl önce 1 trilyon lira olduğunu hatırlatarak bugün bu rakamın 3 trilyon lirayı geçtiğini hesaplıyor. Terörün dolaylı maliyetlerinin ise rakamlara sığmayacak kadar yüksek olduğunu söyleyen Korkmaz’a göre, terörün en büyük maliyeti, ekonomide yarattığı kırılganlık. Bu kırılganlık nedeniyle, Türkiye’de yerli ve yabancı sermaye yatırım yapmıyor. 2001 yılında yüzde 20 olan tasarruf oranı, yüzde 13’e geriledi. Yatırımın yüzde 50’sine varan devlet teşvikine rağmen, yerli ve yabancı sermaye Doğu ve Güneydoğu Bölgelerine yatırım yapmadı. Yüksek kırılganlık ülke riskini artırıyor. Bu nedenle yabancı sermaye, doğrudan yatırım yaparak değil sıcak para ve karlı şirket satın alarak ülkeye giriyor. Yeni yatırım için yabancı sermaye gelmiyor. Örneğin, 2012 yılında Türkiye’ye giren toplam yabancı sermaye 69.7 milyar dolar oldu. Bunun içinde gayrimenkul alımları dışında, x;. doğrudan yabancı yatırım ser-mayesinin miktarı yalnızca 5.7 milyar dolardı. Terörden turizm sektörü de zarar görüyor.



Diğer yandan, terör örgütünün, kaçakçılık ve yeraltı faaliyetleri de, Türkiye’nin dış güvenirliğine zarar veriyor. Terör nedeniyle kaynaklar atıl kalıyor. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da birçok mezra ve köy boşaltıldı. insan ve toprak atıl kaldı. Korkmaz, terörün bitmesiyle riskin ve kırılganlığın azalacağına, tasarruf ve yatırımların artacağına dikkat çekiyor.

urfa

“BARIŞ HER ŞEYİ ÇÖZMEZ”

Bahçeşehir Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, savunma harcamalarının ayrıntısı bilinmediği için terörün mali faturasını hesaplamanın mümkün olmadığını belirtiyor. Buna karşın terörün bölge ekonomisini üç kanaldan olumsuz etkilediğinin kesin olarak söylenebileceğini belirtiyor. Gürsel’e göre, bunlardan ilki olan köylerin boşaltılması nedeniyle hayvancılığa sekte vuruldu ve etin nispi fiyatı çok yükseldi, ikinci olumsuzluk işgücü piyasasında yaşandı. Esas faaliyetlerinden kopan üreticiler kentlere yığıldı ve işsizliği artırdı. Üçüncü olumsuzluk olarak ise, yatırımlar yeterince artamadı. Tüm bu gelişmelerin bütçe dengesini ve büyümeyi olumsuz etkilediğine kuşku yok. Buna karşın Gürsel, bu etkinin abartıldığı görüşünde. Keza Gürsel, Türkiye ekonomisini olarak Batı ve Orta Anadolu’da hızla sanayileşen bölgelerin sürüklediğini düşünüyor.

Seyfettin Gürsel, “Düşük yoğunluklu savaş” olarak nitelendirdiği çatışmaların sona ermesi ve Kürt sorununa demokratik bir çözüm bulunması durumunda yatırımların canlanmasını, üretimin artmasını beklemenin doğru olacağını kaydediyor. Savunma harcamalarının azalmasıyla da bu alanda elde edilecek kaynakların TSK’nın modernizasyonuna kaydırmanın mümkün olabileceğini dile getiriyor. Buna karşın Gürsel, silahların susmasının Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarını kendiliğinden çözmeyeceğini de belirtiyor ve “Başta eğitim, işgücü piyasası, vergi olmak üzere yapısal reformları yapmak zorundayız. Belki de bu sorunun çözülmesinin yapacağı en önemli katkı, hükümetin enerjisini bu sorunlara yoğunlaştırmasını sağlamak olacak” diyor.

‘TARIM ÇİFTLİKLERİ KURULMALI”

Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, yıllardır süren savaş ortamının kamu harcamaları üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bunun bütçe açığının nedenlerinden biri haline geldiğini belirten Uzunoğlu, silahların bırakılması ve barışın sağlanmasıyla mali dengeler açısından büyük bir avantaj sağlanacağını söylüyor. Öte yandan, barış sağlandıktan sonra kamu kaynaklarının bölgeye yönelik seferber edilmesi ve bölge insanına yeni iş alanları açılması gerekiyor. Uzunoğlu’na göre, bölgeye büyük ve modern tarım ve hayvan çiftlikleri kurulmalı. Bu yatırımları özel sektörden beklemeden kamu üstlenmeli ve yapmalı. Aksi taktirde yeni terör hareketleri doğabilir. Hatta PKK’nın bir kanadı farklı bir mücadeleye girebilir.

“CAZİBE MERKEZİ OLURUZ”

Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztürk, bölgede terör sorunu yaşanmasaydı bugüne kadar yapılan yatırımlardan sonuç alınabileceğini söylüyor. Bölgede büyük sulama kanalları olmasına karşın tarıma dayalı sanayinin bulunmadığına dikkat çeken Öztiirk’e göre, tekstil yatırımları bu yüzden bölgeye kaymadı. Genç girişimcilerin önü kapalı kaldı. Diğer yandan bölgeye yönelik risk algısı da önem taşıyor. Bugüne kadar bölgeye yönelik çok sayıda teşvik açıklanmasına karşın risk algısı nedeniyle bunlar sonuç vermedi. Bu risk ortadan kalkarsa teşvikler sonuç verebilir. Ayrıca terörün Türkiye’nin kredi notu üzerindeki olumsuz etkisi de ortadan kalkacak, bölgede girişimcilerin önü açılacak. Öztürk, ekonomik açıdan bir “take-off” olacağına inanıyor.

Öztürk, barışın sağlanmasının ardından Türkiye’nin, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında yakaladığı hızlı kalkınma dönemini kendine örnek almasını istiyor. Ve bir iktisat ve kültür toplumu olması gerektiğini savunuyor. Bu sayede 300 milyonluk bölgesel pazarda bir cazibe merkezi olabileceğini dile getiriyor.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Alkin ise, terörün bugüne kadar verdiği zararı savunma harcamaları dışında yan etkilerle değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Örneğin, terör olayları turizmi baltaladı, risk algısını artırdı. Alkin, terörün bir anda bitmesini beklemenin aşırı iyimserlik olacağını savunuyor ve bunun kolay bir süreç olmadığını belirtiyor. Ayrıca büyüme konusunda Çin ve Hindistan gibi bir sıçrama yapmayı beklemenin aşın iyimserlik olacağını düşünüyor.

Erkan Kızılocak / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir