Anasayfa / Kariyer ve İş / Travmaya En Duyarlı Meslekler

Travmaya En Duyarlı Meslekler




Türkiye’nin geçmişinin travmalarla dolu olduğunu belirten uzmanlar, en sık görülen nedenin kadın ve çocukların yaşadığı tacizler olduğunu söylüyor. Ambulans görevlileri, acil yardım doktorları ve hemşireleri, polisler, avukatlar, öğretmenler travmaya en duyarlı meslekler arasında yer alıyor.

Her insan hayatında en az bir kere travma yaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre en sık görülen neden, kadın ve çocukların yaşadığı tacizler. Türk toplumunun travma kavramıyla 1999 Marmara Depremi sonrasında tanıştığını belirten uzmanlar, insanların bu tür olay ve etkiler konusunda bilinçli olsa da nasıl başa çıkılacağı konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını vurguluyor. Ambulans görevlileri, acil yardım doktorları ve hemşireleri, polisler, avukatlar, psikologlar/psikiyatristler, gazeteciler ve öğretmenler ise travmaya en duyarlı meslek grupları arasında yer alıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin, New York Uluslararası Travma Çalışmaları Programı ve Columbia University Global Center ile ortak açtığı Travma Çalışmaları Sertifika Programı, Türkiye’de yaşananların sürekliliği, çeşitliliği ve derinliğini ortaya koyacak. 1 yıllık programa sadece travma mağdurları değil, diğer meslek gruplarından kişiler de katılabilecek.

Geçmişimiz travmalarla dolu
Program Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Murat Paker, Türkiye’den ve dünyadan uzman isimlerle çalıştıklarını belirterek, “Güçlü bir uluslararası ayağı olan proje bu. Önde gelen travma uzmanlarının büyük çoğunluğunu biraraya getirdik. Katılımcılara burs da veriyoruz. Ayrıca eğitime katılanların sertifikalarını alabilmeleri için travma mağdurları ile çalışan STK’larda gönüllü hizmet vermelerini sağlayacağız. Unutmamak gerekiyor ki bu mağdurlarla ilgilenmeyen bir toplum demokratikleşemez” diyor.



Türkiye’nin geçmişinin travmalarla dolu olduğunu anlatan Paker, şöyle devam ediyor: “Milyonlarca politik şiddet mağduru üretmiş bir ülke burası. Travmalarımız ile yüzleşmemiz gerekiyor. Bu nedenle olayları tanıma, anlama, anlatma, mağdurların yaralarını sarma gibi temel amaçları olan bu sertifika programı büyük katkılar sağlayacak. Her insanın hayatını, ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü tehdit eden, yaşam şartlarını zorlaştıran olaylar ile baş etmesi gerekiyor. Ama travmatik yaşantılar tahmin ve kontrol edilemez. Bu konuda destek almak, bilinçli olmak şart.”

Kuşaktan kuşağa aktarıyoruz
Türkiye’nin geçiş ülkesi olduğunu belirten programın direktörü Yrd. Doç. Dr. Ayten Zara ise “İnsanlar birbirine yabancı, bütünleşemeyen ve güvencelerinin yeterli olmadığı yaşamlara sahip. Üstelik geçmiş tarihimiz de sorunlu. Yasını tutamadığımız, bizi bunaltan kayıplarımız var. Travmalarımızı kuşaktan kuşağa aktarıyoruz. Türkiye’de hiç dinlenilmemiş ve yarası sarılmamış milyonlarca mağdur var. Travmaya maruz kalmış bireylerin verdikleri tepkiler kendine özgüdür. Bu tepkiler olayın ne olduğuna, kişinin fiziksel hasar alıp almadığına, aile ve sosyal desteğe, başa çıkma stratejilerine göre değişiyor. Ama genellikle travma sonrası güvensizlik, öfke, korku, şaşkınlık, suçluluk, üzüntü gibi duygu karmaşaları yaşanıyor. Bunlar da kişinin sosyal, iş ve aile hayatında sorunlar yaşamasına neden oluyor. İnsanlara bunlarla başa çıkmasını öğretirsek, geleceğimizi sağlam temeller üstüne kurarız” diyor.

Hürriyet İK – Şebnem ARAT





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir