Anasayfa / Ekonomi-Finans / Tüik Çalışanlar İçin Ayrı Bir Enflasyon Endeksi Hazırlamalı

Tüik Çalışanlar İçin Ayrı Bir Enflasyon Endeksi Hazırlamalı




enflasyon endeksiTÜİK’IN fiyat hareketleri ile gelir ve yaşam koşulları istatistiklerine göre yapılan hesaplamalar, düşük gelirlilerin karşı karşıya kaldıkları enflasyonun, her ay açıklanan genel oranların epey üstünde olduğunu gösteriyor. Bu farklılık, toplum kesimlerinin gelir düzeyi yükseldikçe tüketim kalıplarının da değişmesinden kaynaklanıyor. Yoksul ailelerin tüketim harcamalarının yüzde 62’si gıda ile konut-kira harcamalarına gidiyor.

Toplumun en yüksek gelirli kesimlerinde ise bu iki tüketim kalemi için yapılan harcamanın toplama oranı yüzde 38.2’de kalıyor.

Gıda ve konut harcamalarındaki fiyat artışları diğer kalemlere göre daha yüksek olduğu için yoksulun enflasyon oranı zenginin enflasyonundan daha yüksek çıkıyor.

TÜİK, yüzde 20’lik gelir gruplarına göre tüketim harcamalarının dağılım oranlarını her yıl açıklıyor. Her ay yayınlanan enflasyon bülteninde ise genel aylık oran dışında, başlıca harcama gruplarına göre fiyat artışları da veriliyor. Bu iki bilgiyi esas alıp basit bir hesaplama yapanlar toplumdaki beş gelir grubunu etkileyen enflasyon oranlarını bulabiliyor. Bu hesaplama geçen mart ayı sonunda genelde yüzde 7.29 olan 12 aylık enflasyon oranının toplumun en yoksulları için yüzde 8.59 düzeyinde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. En zengin kesimin yıllık enflasyonu ise genel enflasyonun altında ve yüzde 7.22 düzeyinde kalıyor. Harcama istatistikleri incelendiğinde farklılıkların şu nedenlerden kaynaklandığı görülüyor.

■ Gıda harcamalarının toplam harcamalara oranı, gelir yükseldikçe geriliyor. En düşük gelir grubunda yüzde 30.9 olan bu oran nüfusun en yüksek gelirli yüzde 20’sinde yüzde 16.0’a kadar düşüyor.

■ Konut ve kira harcamalarının toplam harcamalara oranı da gelir yükseldikçe azalıyor. Nüfusun en yoksul kesimi harcamaların yüzde 31.1’ini konut ve kira harcamalarına ayırırken, bu oran en zengin kesimde yüzde 22.2’ye kadar iniyor.



■ Ulaştırma harcamalarının oranı ise gelirle doğru orantılı olarak değişiyor. En düşük gelirli yüzde 20’de yüzde 8.5 olan bu oran, en yüksek gelirli kesimde yüzde 21.4’e yükseliyor. Ailelerin, giyim, ev eşyası, eğitim ile otel, lokanta harcamalarının oranı da gelir yükseldikçe artıyor.

SATIN ALMA GÜCÜ KAYBI

Bu hesap tarzı işçi, memur ve emeklilerin satın alma gücünün bir bölümünü kaybetmelerine yol açıyor. Emekli aylıklarına yapılan zamda düşük gelirlilerin etkilendiği enflasyon oranı değil de çoğunlukla daha düşük olan genel enflasyon esas alınıyor. Devlet memurlarının ve özel sektör işçilerinin aylıklarına zam yapılırken de yine genel oran ölçü alınıyor.

Zam oranının olması gereken düzeyin altında uygulanması kısa vadede işverenlerin ve sosyal güvenlik kurumlarının işine gelir gibi görünüyor. Ancak toplumun önemli bir bölümünün satın alma gücünde 1-2 puanlık azalma ortaya çıkması, iç talebin ve ekonominin canlanmasını geciktiriyor. Gelirin önemli bir bölümünü kiraya ve zorunlu ihtiyaç maddelerine ayıran aileler para biriktiremeyince cari açığı azaltacak toplam tasarruflar da yeterince artmıyor. Büyüme oranına veya verimlilik artışına denk gelen bir refah payı alamayan çalışan kesim bir de enflasyon oranlarındaki farklılık nedeniyle zarara uğruyor.

Ekonominin bu gerçeğini dikkate alan Japon hükümeti yıllardır süren durgunluğun aşılması için işverenlere “Ücrete ek olarak ayrıca prim ve ikramiye ödeyin” çağrısı yapıyor.

ABD’de ise bu sorunun kalıcı çözümü ücretlilere ayrı bir endeks hesaplanarak sağlanıyor. Bu ülkede Bureau of Labo-ur Statistics (BLS) aylıkçı işçi ve memurların tüketim kalıplarını esas alarak ayrı bir tüketici fiyatları endeksi hesaplıyor. CPI-W olarak adlandırılan bu ikinci endeksin sonuçları toplu sözleşme görüşmelerinde ve emekli maaşlarının enflasyona göre ayarlanmasında kullanılıyor.

TÜİK, benzer bir uygulama ile işçiler, emekliler ve memurlar için ayrı bir oran hesapladığı takdirde çalışanların satın alma gücünün korunması sağlanabilir. Bunun için çalışanların ve emeklilerin tüketim kalıplarının ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir