Anasayfa / Ekonomi-Finans / Turizm Teşvik ve Vergi Politikaları

Turizm Teşvik ve Vergi Politikaları




Turizm teşvik ve vergi politikaları

Giray Öğredik

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’ın 2009 yılında çıkarılmasıyla devlet destekleri açısından dört bölgeye ayrılan Türkiye’de, her bölgede üç yıldız ve üzeri otel yatırımları destekleme kapsamına alındı. Kararnamenin ekinde yer alan “teşvik edilmeyecek sektörler” bölümünde ise “turizm yatırım/işletme belgeli oteller, tatil köyleri, özel tesisler, dağ (yayla) evleri dışında kalan turizm konaklama tesislerinin” teşvik edilmeyeceği belirtiliyor. Yatırımlarda asgari sabit yatırım tutarının birinci ve ikinci bölgelerde bir milyon Türk Lirası, üçüncü ve dördüncü bölgelerde ise 500 bin Türk Lirası tutarında olması gerekiyor. Bu kapsamdaki teşvikler; gümrük vergisi muafiyeti, makine ve teçhizatta KDV istisnası, vergi, resim ve harç istisnası, faiz desteği, bedelsiz arazi tahsisi, sigorta primi işveren hissesi desteği, indirimli kurumlar vergisi şeklinde tanımlanıyor. Ayrıca 2634, 4957 ve 4875 sayılı kanunlar kapsamında kamu arazisi tahsisi, turizm kredileri, şartları sağlayanların ihracatçı sayılması, orman fonuna katkının taksitlendirilme-si, ucuz elektrik, havagazı, su ücretleri ve haberleşme kolaylıkları, özel şartlar kapsamında pay transferi ve minimum sermaye gibi şartlardan muaf olarak yatırı m özgürlüğü sağlanması gibi destek ve teşvikler de örnek olarak verilebilir. Kararnamede KOBİ; “19.10.2005 tarihli ve 2005/9617 sayılı Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde, 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden, yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosu değeri 25 milyon Türk Lirasını aşmayan işletme” şeklinde tanımlanıyor.

KOSGEB destekleri

5 Mayıs 2009 tarihinde yayımlanan 5891 sayılı kanun ile KOSGEB kanununda yapılan değişiklik ile KOSGEB desteklerinden sadece KOBİ statüsündeki sanayi işletmeleri değil KOSGEB tarafından işletme yapılarına, sektörlere ve bölgesel özelliklere göre ayrıca belirlenen şartlara uygun olmak kaydıyla, KOBİ statüsündeki ticaret ve hizmet işletmeleri de yararlanma hakkı elde ettiler. Dolayısıyla turizm işletmeleri de KOSGEB desteklerinden yararlanma hakkına sahip. KOSGEB destekleri yurtdışı iş gezisi, tanıtım, eşleştirme, nitelikli eleman, danışmanlık, eğitim, enerji verimliliği, tasarım, sınai mülkiyet, belgelendirme, teknoloji-Ar-Ge, bilgisayar yazılım, e-ticaret yönlendirme, yurtiçi-yurtdışı fuar katılım, iş geliştirme, yeni girişimci destekleri olarak sayılabilir. Şubat 2011’de KOSGEB’in internet sitesinde yayımlanan duyuruya göre, KOSGEB, SPK, İMKB ve TSPAKB arasında imzalanan protokol ile KOSGEB’e kayıtlı işletmelerin İMKB Gelişen İşletmeler Piyasasında (GİP) hisselerini ihraç etmek yoluyla sermaye piyasasından fon sağlama imkanı sağlandı.

Emlak Vergisi Kanunu’nun beşinci maddesine göre, 2634 sayılı kanun kapsamında “Turizm İşletme Belgesi” sahibi olan turizm işletmeleri tarafından faaliyetlerine yönelik olarak aktiflerine dahil ettikleri binalar için beş yıllık geçici bir vergi muafiyeti bulunuyor.

KDV avantajları ve indirimler

Turizmciler, vergi politikaları açısından bugüne kadar en çok KDV oranları üzerinde durarak, çeşitli taleplerini dile getirdiler. Çünkü rakip ülkelere göre yıllarca 10 puanın üzerinde fazla KDV yükü ile karşılaşılmış, bu fiyat rekabetinde ciddi dezavantaj yaratmıştır. Sektörün bu yöndeki çabaları neticesinde 2007 yılında bir kararname ile 01.01.2008’den geçerli olmak üzere yeni düzenlemeler yapıldı. Buna göre, KDV kanuna ekli (II) sayılı listenin (B) grubunun 24’üncii sırasında sayılan yeme-içme mekanlarında ve aynı sıradaki sınırlamalar ve şartlar kapsamında verilen yeme-içme hizmetlerinde KDV oranı yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi. Aynı listenin 25’inci sırasında yer verilen düzenleme ile de (bu sırada da pek çok sınırlama ve uygulama şartı belirtilmiştir) otel, motel, pansiyon, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerinde sunulan geceleme hizmetlerinde uygulanan KDV oranı da yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi. Her iki KDV uygulamasında da alkollü içkiler oran indirimi dışında tutulduğu gibi, alımlar sırasında ödenen KDV’nin indirimi açısından da sınırlamalar bulunuyor.

Turizm şirketlerinin başlıca KDV avantajları; hizmet ihracatı kapsamında olan hizmet satışları, gerekli şartların sağlanması halinde Türkiye’de ikamet etmeyenlere yapılan mal satışlarında sağlanan KDV istisnası veya yurtdışında çıkışta gümrüklerde turistlere KDV iadesi yapılması,



Deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu amaçla yapılan deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri, bu araçların imal ve inşası ile ilgili olarak yapılan teslim ve hizmetler ile bunların tadili, onarım ve bakımı sürecinde ortaya çıkan teslim ve hizmetlerin KDV’den istisna edilmesi,

Deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında verilen hizmetlerin KDV’den istisna tutulması şeklinde sayılabilir. (Yatlar deniz taşıma araçları kapsamındadır.)

Turizmcilerin ihracatçı sayılması

2009 yılında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’nun 13’üncü maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama işletmeleri, yurt-dışından asgari bir milyon dolar döviz geliri sağlamaları halinde ihracatçı sayılıyorlar. Bununla birlikte, aynı kanun maddesi “Belgeli işletmelerden Bakanlar Kurulu’nca her yıl belirlenen döviz miktarını sağlayanlar, ihracatçı sayılırlar” deniyor. Bu kanun maddesine göre ihracatçı konumu, konaklama işletmeleri ile sınırlı değildir. Buna karşılık, Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde, turizmin diğer dalları ihracatçı statüsü kapsamı dışında tutulmuştur. Ayrıca konaklama tesisleri için de minimum döviz kotasının bulunması, küçük ölçekli işletmeleri doğal olarak kapsam dışında tutmuştur. Kararda “vergi kanunlarında yer alan ihracata ilişkin hükümler saklıdır” ifadesinin yer alması nedeniyle ihracatçı statüsündeki turizm şirketlerinde KDV iadesi söz konusu olamamıştır. Halbuki KDV iadesinin söz konusu olması durumunda şirkeder, bu KDV iadesini devlete olan kurumlar vergisi, gelir vergisi, sosyal sigorta primlerinden mahsup edebilecekler. Konaklama tesislerinin Türkiye’de hizmet vermesi ve hizmeti iç pazarda sunmaları bu imkanı engellemiş gözüküyor.

İndirimli orana tabi teslimlerde KDV iadesi

KDV oranlarındaki indirimler sonrasında turizm işletmelerinin indirimli orandaki teslimlere bağlı olarak doğan KDV iadelerini yıl içinde aylık mahsuplar şeklinde, yıl içinde mahsup edilemeyen tutarları ise ertesi yıl nakden ya da mahsuben talep etme hakkı bulunuyor.

İhracat destekleri

Yukarıda yer verilen karar sayesinde konaklama tesisleri (sayılan desteklere ilişkin mevzuattaki özel şartlara uymaları halinde) Eximbank’ın ihracat kredilerinden yararlanma, dış ticaret müsteşarlığı tarafından sağlanan ihracat destekleri kapsamında işletme ve marka pazarlama/tanıtma, yenileme harcamalarının finansmanında kolaylık sağlanması, fuar, Ar-Ge, istihdam, TURQUALITY destekleri ve diğer desteklerden yararlanabilme hakkı elde etmişlerdir. Ancak bu karar maalesef sektöre geniş ölçüde fayda sağlamamıştır. Turizmcilerin ihracatçı sayılması gerçek anlamda ihracatçıların (KDV Kanunu madde 11 kapsamında yurtdışına mal veya hizmet satan ihracatçıların) yararlandığı teşviklerin tümünden yararlanma imkanı sağlamıyor. Bazı çevrelerde yararlanılabilecek teşviklere yönelik kararnamenin kimi maddeleri sektörde uygulanabilecek konular olarak görülmemiş, sadece kağıt üzerinde kalacak düzenlemeler olarak değerlendirilmiştir. Gerçekten de bu düzenlemeler büyük ölçekteki konaklama tesislerine özel imkanlar getiren düzenlemeler olarak görülüyor. Özellikle yukarıda saydığımız ihracat teşviklerinin pek çoğu sektördeki konaklama tesislerinin çok büyük bir kısmının yararlanma ihtiyacı duymayacağı desteklerdir denebilir. İhracat sayılacak doğrudan döviz kazandırıcı faaliyetlere bağlı olarak KDV iadesi imkanı sağlansaydı, sektör gerçekten desteklenmiş olacaktı.

Her yıl turist rekorları kırıldığı açıklanan, yüzde ıoo’e yakın doluluk yaşayan sektörlerden yayımlanan istatistiklere göre, bir türlü beklenen düzeyde vergi tahsilatı olmaması, maliye idaresi açısından sektöre çok geniş boyutlu vergi teşvikleri sağlanması fikrine olumsuz yaklaşılmasına neden oluyor. Elbette bütçe dengeleri de sadece bir sektöre özel, çok geniş kapsamlı teşvikler verilmesi durumunda diğer sektörlerin de haklı benzer taleplerde bulunabilecek olmaları bu düşünceleri önleyebilmektedir.

Rekabetin çok yoğun yaşandığı sektörde, özellikle gelişmekte olan turizm bölgelerinde ya da ciddi turizm kaynaklı döviz girdisi temin eden yerlerde ülkeye döviz kazandıran ve bunu belgeleyen turizm işletmelerinin ihracatçı sayılması önemli. Aynı zamanda ihracat gelirlerinin tamamının ya da bir kısmının gelir ve kurumlar vergisinden istisna tutulması, bu kapsamdaki satışların ihracat sayılarak KDV iadesi imkanı sağlanması lazım. Hatta turizm sektörüne, “serbest bölgeler” uygulamasına benzer şekilde, ülkeye sağlanan döviz girdisine bağlı olarak “turizmi geliştirme bölgeleri” oluşturulması ve süresiz ya da belli bir süre için her türlü vergiden muafiyet sağlanması da KDV indirimi ile sağlanan destekleri perçin-leyecektir. Tabii bu tür radikal teşviklerin sadece büyük ölçekli turizmciler için değil, küçük ve orta ölçekli turizmcileri de kapsaması, başta istihdam olmak üzere pek çok alanda Türkiye ekonomisine fayda sağlayacaktır.

Güray Öğredik
Mazars / Denge Vergi Departmanı, Kıdemli Müdür





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir