Anasayfa / Kariyer ve İş / Türk iş kültüründe davranışlar ve anlamları

Türk iş kültüründe davranışlar ve anlamları




Diyelim bir Türk firmasıyla görüşmelere başladınız ve ilk birkaç görüşme harika gitti, fakat niyeyse daha sonra bir türlü karşı taraftaki yöneticiye ulaşamıyorsunuz. Ne zaman arasanız ya toplantıda ya da ofis dışında olduğu söyleniyor. Doğrusu, Türk iş kültüründe böyle bir kod işi kaybettiğiniz anlamına gelir. Kibarlık edip size karşı mahcup olmamak için, siz işin peşini bırakana kadar görmezden geliniyorsunuz.

is kulturu ve davranislar

Bir süre sonra aynı kişiyi sokakta gördüğünüzde sanki hiçbir şey olmamış gibi sizi selamlayabilir. Bu davranışa anlam vermek, özellikle ABD veya Batı Avrupa gibi net ve tarafsız yaklaşımlar sergileyen iş kültürleri için oldukça zordur. Onların davranış kodlarına göre telefonu açıp gayet basit bir şekilde anlaşmayı tekrar gözden geçirdiklerini ve devam etmeme kararı aldıklarını söylemekte hiçbir sakınca yoktur. Ne yazık ki Türkiye’de davranışlar duygusal saygı üzerine kurulu olduğu için işler o kadar basit değildir. Dolayısıyla size mesajı daha dolaylı yoldan verirler.



İkinci konu ise toplantılardır. Türk iş insanlarıyla yaptığınız toplantılarda, başlarda önerdiğiniz her teklife fazla olumlu yaklaşılabilir. Bu bazen size anlaşmayı kabul ettiklerini düşündürebilir. Bu doğru değildir. Öncelikle, yine kibar olmaya çalıştıkları için böyle davranıyorlardır. İkincisi, Türkiye’de en büyük şirketler bile aile işletmeleridir. Dolayısıyla en temel karar verme mekanizması yapısı komüniterdir. Genelde bireyler tek başlarına karar vermez, aile üyesi bile olsalar karar vermeden önce diğer aile üyelerine danışmaları gerekir. Tek istisna babalar veya büyük ağabeyler olabilir; onlar ailenin diğer üyelerinin hükümlerini geçersiz kılabilirler. Asya kültürlerindeki, özellikle de Japonya’daki gibi, Türk iş insanlan da toplantılara olabildiğince fazla kişiyle beraber katılırlar. Böylece burada alınan pozisyonlar sonradan aile üyeleri arasında değerlendirilirken, yüksek katılımın kazandırdığı ittifak ve tanıklık desteği güçlerini artıracaktır.

Bir keresinde Avrupa’da ortaklık ve yönetim kurulu üyelerinin işlevselliğine dair bir araştırmanın sonuçlarıyla ilgili bir sunuma davet edilmiştim. Burada, kurul üyelerinin sektör dışından seçilmesi gibi farklı birçok parametre dile getirilmişti. Bunlann arasında Türk fırmalanmn aldığı en yüksek skor ise kadın üye sayısına dairdi. Elbette sunuşu yapan kişi bundan etkilenmişti. Kendisine bahsi geçen üyelerin birçoğunun şirket sahibinin kız kardeşleri, anneleri veya eşleri olduğunu söylediğimde doğal olarak şaşırdı. Daha düne kadar Türkiye’de “A.Ş.” kurabilmeniz için en az 5 hissedar ve 3 yönetim kurulu üyeniz olması şarttır. Kontrolü elde tutmak istiyorsanız bunun en iyi yolu aile fertlerini üye yapmaktır. Bu kültürel prensibi zamanında kurumsal yapıya ters diye çok eleştirdim ancak kendim de tecrübe edip ne kadar doğru olduğunu öğrendim. Kültürler bu yerel doğrulan boş yere üretmiyor.

Zafer Parlar





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir