Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye Ekonomisi 2012

Türkiye Ekonomisi 2012




2012’ye kriz uyarılarıyla girdik. İş dünyası temsilcileri, bu uyarılar doğrultusunda başta nakit dengesi ve borçlanma limitleri olmak üzere tüm tedbirleri aldıklarını iddia ediyor. Ekonomistlerse özel sektör borcunun olduğu gibi durduğuna dikkat Çekiyor…

TÜRKİYE ekonomisi 2010’un ardından 2011’de de yüksek büyüdü. Kesin veriler henüz açıklanmasa da yüzde 8 civarında yıllık büyüme bekleniyor. 2012 yılına ise kriz uyarılarıyla girildi. Geçen yılın sonuna doğru ekonomi yönetiminden birbiri ardına bu yıl için kriz mesajları verilmişti. Hatırlanacağı gibi ilk uyarıyı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli yaz ortasında yapmıştı. Dünya ekonomisi üzerinde kara bulutların görünmeye başladığına dikkat çeken Gedildi, “Türkiye’ye olumsuz etkileri olacaktır. O yüzden tedbirli olun. Fazla harcamayın” uyarısında bulunmuştu…

Gedikli’nin bu sözleri piyasada daha yankısını bulmadan ikinci uyarı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’dan gelmişti. Avrupa’da ve ABD’de yaşanacak bir krizin bu sefer daha güçlü olacağını düşünen Babacan, olumsuz senaryolara hazır olunmasını istemişti…

Geçen yılın ikinci yarısında yapılan bu uyarılar 2012 beklentilerini olumsuz etkiledi. Hatta bırakın “Noel ralli-si”ni yıl sonuna doğru piyasalarda ciddi düşüşler yaşandı. Faiz ve dövizde çıkışlar oldu. Şimdi ise daha olumlu mesajlar veriliyor. Örneğin Babacan, Türkiye’ye yılbaşından bu yana net döviz girişinin 1.5 milyar doları bulduğunu vurguladı ve 2012’nin 201 l’e oranla her açıdan daha iyi geçeceğini öngördü.

2012 yılına ilişkin büyüme beklentileri daha önce de birkaç defa yazdığımız gibi muhtelif. Daralma bekleyen de var, yüzde 5 büyüme bekleyen de. Ekonomi çevrelerindeki bu beklentilere karşılık iş dünyası bu yıl için daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Kriz uyarıları bu kesimde karşılığını bulmuş gibi. Keza birçoğu bu uyarıları tedbir alınması açısından yerinde buluyor ve bugüne kadar hiçbir dönemde bunun yapılmadığını hatırlatıyor.

Krize karşı en büyük tedbir, iş dünyasına göre nakit dengesi. Kaldıraç yani borçlanma oranını düşük tutmak da bir önlem elbette. İşadamlarının çoğu, bu yıl için kredi kullanmayacağını ve faiz riskine girmeyeceğini belirtiyor. İhracatta yaşanacak sıkıntı nedeniyle fiyat düşürerek müşteriyi elinde tutma yoluna gidecek olanlar da var.

İş dünyası önceki krizlerden edindiği tecrübesine çok güveniyor. Yüzde 5 binleri bulan faizler ve yüzde 60-70 enflasyon oranları hala hafızalarda. Nitekim Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner de açıklamasında bu tecrübelere şöyle atıfta bulundu: “2001 anayasa ve 2008 Lehman Brothers krizlerine hazırlıksız yakalanmıştık. Ancak 2009’un şubat ayında hızlı toparlandık ve 2010 altın yıl oldu. 2011’de büyüme rekoru kırdık. 2012’de ise başımıza gelecekler davulla zurnayla geliyor. Beklentiler çok olumsuz. Artık konuşulanlardan daha kötüsü değil daha iyisi olabilir. Sinyaller erken geldiği için herkes tedbirini aldı. Tedbir felaketi önler. Bu nedenle 2012 düşünülenden daha az hasarla atlatılır. Çünkü herkes hesabını birkaç kez yapıyor.”

BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE BÜYÜME

İş dünyası temsilcilerine göre 2012, beklenenden daha iyi geçebilir. Keza 2010 ve 201 l’e girerken de büyüme öngörüleri oldukça mütevazıydı. Daha sonra bu oranların yukarı doğru revize edilmesi gerekti. Dolayısıyla 2012’de de benzer bir durum olabilir.

İstanbul Sanayi Odası (ISO) Başkanı Tanıl Küçük’e göre, küresel ekonomide sermaye akışını radikal biçimde etkileyecek gelişmeler yaşanmaması halinde 2012’de beklentilerin üzerinde yüksek bir büyüme sağlanabilir. Küçük, “2012’ye yönelik bir önyargımız yok. Bu yıla da ümitle giriyoruz. Ama temkini elden bırakmıyoruz” diyor.

Alüminyum imalatı ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren Feniş Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Aloğlu da geçen yıl ekonomi yönetiminden gelen kriz uyarılarını çok doğru buluyor. Aloğlu, kriz uyarısını umursamazlıktan çok daha iyi olduğunu vurguluyor. Aloğlu’na göre, tedbirli olmak gerekiyor. İlk kez bir hükümet bunu yapıyor.

Şimdi sorunlar ortada. 2009 öncesine göre herkes gardım almış durumda. Kriz bu yıl korkulduğu oranda olumsuz etkilemeyecek.

Ekonomi küçülmeyecek, aksine en az yüzde 3-3.5 civarında bir milli gelir artışı olacak.

Tedbirlere gelince… Aloğlu, şirketler için nakit akımlarının daha temkinli olması gerektiğini savunuyor. Ve firma olarak kendilerinin kapasite artırıcı yatırım yapmadıklarını, bunun yerine mevcut durumu korumaya çalışacaklarını söylüyor. Aloğlu, “AB’ye ihracatımızı artırmayı beklemiyoruz. Genişlemeci değil daha muhafazakar bir politika izlememiz gerekiyor” diyor.

Denizcilik faaliyetleriyle bilinen Riva Su Ürünleri ve Teknecilik Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Kalkavan, kriz uyarılarının işadamlarının riskleri hesaba katması için yapıldığını düşünüyor. Yurtdışı, özellikle de AB ile iş bağlantıları yaparken dikkatli olunmasını öneren Kalkavan, sözlerini şöyle sürdürüyor:



“AB ile ihracat bağlantısını yaparsınız ona göre makine, tesisat ve işçi alırsınız. Kapasitenizi artırırsınız. Ama bir anda bu siparişler iptal olur ve zor durumda kalabilirsiniz. Bu yüzden tedbirli olmak ve B planına sahip olmak her zaman esastır. Türkiye bu yıl da büyüyecek. Geçen yıl kadar olmayacak ama mutlaka büyüyecek.”

“ÖZSERMAYE SAĞLAM OLMALI”

Alüminyum kapı, pencere ve cephe kaplama elemanları üreticisi Milenyum Sistem Evi Alüminyum Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Ali Natık Buda, krizden çıkamayan AB’deki gelişmelerin kaçınılmaz olarak Türkiye’yi de etkileyeceğini vurguluyor. “Şu anda Türkiye’de kriz yok ama potansiyel tehlike var” diyen Buda’ya göre, AB kendini düzeltemezse ihracatımızda büyük düşüşler olabilir. Firmaların bu düşüşleri hesaplayarak tedbir alması gerekiyor. Örneğin, satışlarının yüzde 10, yüzde 20 veya yüzde 40 düşmesi durumunda ne yapacakları konusunda farklı senaryolar üzerinde çalışmalılar.

“Böyle riskli dönemlerde özsermaye oranlarına özellikle dikkat edilmeli” diyor Buda ve şöyle ekliyor: “Eğer öz-sermayeniz güçlii değilse tüm krizlerden etkilenirsiniz. İhracata bağımlıysanız kesilince açıkta kalırsınız. Krediye dayanırsanız faize boğulursunuz. Ben kendi şirketim için mümkün olduğunca, çok sıkışmadıkça banka kredisinden ve faizden uzak durmuşumdur. Şirket sahibi cirodan sadece ihtiyacı kadar olanı alacak, gerisini varlıklar içinde tutacak. Şirketin kendi özkaynaklarını sağlam tutması en iyi kriz tedbiridir.”

ÇALIŞANLARA ÜCRET ARTIŞI ÖNEMLİ

Firma olarak ağırlıklı iç piyasaya yönelik üretim yaptıklarına ve inşaat sektörüne bağlı olduklarına dikkat çeken Buda, 2012 için ciro artışı beklemiyor. Ancak talep düşüşünün gecikmeli yansıyacağını belirtiyor. Bu yıl siparişlerde bir azalma olursa bunun 2013’te üretim hacmine yansımasının kaçınılmaz olacağını düşünüyor.

Bu arada Natık Buda, çalışanlara yapılacak zamda refah payına dikkat çekiyor. Bu yüzden de enflasyon oranına paralel yapılacak ücret artışının yanı sıra ekonomideki büyüme kadar bir refah payının mutlaka ücretlere yansıtılması gerektiğini ifade ediyor.

Kontrplak ve kereste işi yapan Kuriş Ağaç Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Baki Kuriş de2012’nin her şirketin kendi yağında kavrulacağı bir yıl olacağını öngörüyor: “Eski ciroları ve karları kimse beklemesin. Hükümet ne gibi tedbir alır bekleyip göreceğiz.

Kendimizi korumaya çalışıyoruz. 2012 bütçesi 2011’den çok farklı değil. Ekonomideki beklentiye göre biz de aynı şekilde devam etmeyi düşünüyoruz.”

“İLK KEZ UYARI YAPILDI”

İstanbul Hadımköy’deki fabrikasında bakır mamulleri üreten Sarbak MetaPin Yönetim Kurulu Başkanı Andon Arakelyan, hem iş dünyasına hem vatandaşa yönelik kriz uyarısı yapılmasını çok doğru buluyor, “ilk kez böyle bir uyarı yapıldı” diyen Arakelyan’ın 2012 yılına yönelik beklenti ve değerlendirmesi şöyle:

“AB’deki kriz devam ediyor. Yanı başımızdaki Arap baharı da ‘kış’a dönüştü. Her iki taraf da krizle boğuşurken bizim çok iyi olmamız zor. Ama bizim sanayicimiz sıfırdan tırnaklarıyla kazıyarak buralara gelmiş. Defalarca krize girdi çıktı. Çok deneyim kazandı. Krize karşı işadamları tedbir olarak bu yıl büyük yatırım yapmaz. Şu anda çoğu şirket finansmanını ve stoklarını kontrol altına aldı. Nakit dengesi çok önemli. Kasasını bir krize karşı sağlama aldı.” Arakelyan, sektörde talebin son 2 yıldır çok iyi olduğunu ancak bu yıl yüzde 3-4 düşüşe razı olduklarını da sözlerine ekliyor. OTİAD (Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği) Başkanı ve Orhan Giyim Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ulvi Orhan, bu yıl borçlanma limitleri ve maliyetlerin yine en kritik konular olduğuna dikkat çekiyor.

İHRACATTA FİYATIN ROLÜ BÜYÜK

Ekonominin iyi olduğu dönemlerde çok kaldıraç (kredi) kullandıklarını belirten Ali Ulvi Orhan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Borçlanma limitlerini aşağı çekmek gerekiyor. Borçlanırken artık iki kez düşünmek lazım. Şirketler bazı yatırım planlarını erteleyebilir. Ya da bunu kaldıraç kullanmadan yapabilirler. Örneğin, bizim yurtdışında üretim planımız vardı. Şimdilik erteleme kararı aldık.

İkinci yarıya kadar bekleyip göreceğiz. Ayrıca kısıtlayacağımız giderlere baktık. İhracatta ise müşteri kaybetmemek için bazı mallarda fiyat düşürüyoruz. Çünkü zaten dolarla satıyoruz ve içerde dolar kuru yükseldiği için kardan feragat ediyoruz.” Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş ise 2012’de tedbir alınacak olağanüstü bir durum görmüyor. Bunun yerine “Şirketlerin her zaman işlerini iyi yönetmesi gerekiyor. Eğer ekonominin daralacağı belliyse fazla nakit ihtiyacı olmayacak şekilde işleri yürütmek gerekir” diyor.

Türkiye’nin geleceğinin çok parlak olacağını savunan Altınbaş’a göre, son 10 yıldır ektiğimiz tohumların meyvesini artık almaya başlayacağız. Firma olarak ana pazarlarının gelişmiş Avrupa ülkeleri olduğunu ifade eden Altınbaş, mücevherat ihracatında ilk üçte yer aldıklarını vurguluyor.

ERKAN KIZİLOCAK





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir