Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye Ekonomisinde Büyüme

Türkiye Ekonomisinde Büyüme




Türkiye Ekonomisinde Büyüme, İkinci Çeyrekte de Düşük Çıkacak

Türkiye ekonomisi 2012‘nin ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.2 büyüdü. 2011’in son çeyreğindeki büyüme yüzde 5.2’ydi. Böylece ekonomideki büyüme 3 puan birden yavaşlamış oldu. Bu yavaşlama iç talebin neredeyse tamamen durmasından kaynaklandı, iç talebin en önemli parçası olan hanehalkı tüketimindeki değişim sıfır olurken, özel sektör yatırımlarındaki artış ise yüzde 1.6’da kaldı. Özel yatırımlardaki cılız artışın yanına kamunun tüketim ve yatırım harcamalarındaki artışın da eklenmesiyle iç talepten büyümeye sadece 1 puanlık katkı geldi, iç talepteki durgunluğun işletmeleri üretimi yavaşlatıp stoklan eritmeye yönlendirmesi, buradan büyümeye 2.3 puanlık bir negatif etkinin gelmesine neden oldu. Avrupa’daki resesyona rağmen alternatif pazarlardaki başarı sayesinde mal ve hizmet ihracatında yaşanan yüzde 13.2’lik artış olmasa muhtemelen ekonomi resesyona girmiş olacaktı.

Mal ve hizmet ihracatındaki bu artış büyümeye 3 puanlık katkı yaptı. Öte yandan iç talepteki durgunluk nedeniyle mal ve hizmet ithalatında önceki çeyrekte başlayan düşüşün sürmesi de büyümeye 1.6 puanlık katkıda bulundu.

ONCU GÖSTERGELERE BAKIŞ

Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK) milli gelir verilerini epey gecikmeli olarak yayınladığı için ekonominin ilk çeyrekteki performansını ancak üçüncü çeyreğin başında öğrenebildik. Fakat öncü göstergeler ilk çeyrekte aşağı yukarı böyle bir tabloyla karşılaşacağımızı çok önceden göstermişti. Nitekim üç ay önce yani nisan ayı başında yayınladığımız bir kapak haberinde ilk çeyrekteki büyümenin yüzde 2-3 civarına inmiş olabileceğini sizlere iletmiştik.

Aynı öncü göstergeler şimdi ise ikinci çeyrekteki büyümeden de pek umut olmadığını gösteriyor. Esasında iç talebin tüketim ayağında hafif bir toparlanma var gibi. Fakat yatırım ayağında bu yönde bir sinyal yok. Ayrıca ihracattaki tempo da düşmüşe benziyor. Bu nedenle üretim cephesinde durum ilk çeyrektekinden de kötüye gitmiş gibi görünüyor. Bütün bunlar ikinci çeyrekteki büyümenin de ilk çeyrekteki gibi düşük çıkacağını düşündürüyor.

Bu değerlendirmemizin ayrıntılarını şöyle özetleyebiliriz:

•    Esasında tüketimdeki durum ikinci çeyreğin ilk ayı olan nisanda ilk çeyrektekinden çok farklı görünmüyordu. Fakat mayıs ayı verileri hafif bir toparlanma varmış izlenimi veriyor. CNBC-e Tüketim Endeksi’nde dört aylık düşüşten sonra mayıs ayında yüzde 1.5’lik artış gördük. Beyaz eşya satışları da üç aylık bir düşüşten sonra mayısta yüzde 3.6 yükseldi. Otomobil satışlarındaki ve tüketim malı ithalatındaki düşüşün ise mayıs ayında hız kestiği dikkati çekiyor. Bu durum özellikle tüketim malı ithalatında çok belirgin. Öte yandan bütçedeki vergi tahsilatı artışının nisan ayında yüzde 3.5’e kadar indikten sonra mayıs ayında yüzde 13.7ye çıktığını ve bunun da tüketimde bir toparlanmaya işaret ettiğini belirtelim.



•    Merkez Bankası’nın kurlardaki artışı frenlemek için likiditeyi kısmaya başlamasıyla geçen sonbaharda yükselişe geçen faizler, bu yıl şubat başlarında yönünü hafifçe aşağıya dönmüştü. Bu da biraz gecikmeyle nisan ayında kredi hacmindeki artışın yeniden yükselişe geçmesini sağlamıştı. İşte tüketici talebinde mayıs ayında başlayan toparlanma bundan kaynaklanmışa benziyor. Fakat bunun ne kadar kalıcı olacağı şu anda belirsizliğini koruyor.

YATIRIMLAR DÜŞÜŞTE

•    İç talebin yatırım ayağında ikinci çeyrekteki durum ilk çeyrektekinden daha kötü gibi görünüyor. Buradaki temel öncü gösterge olan sermaye malı ithalatı ilk çeyrekte az da olsa artmıştı. İkinci çeyreğin ilk iki ayı olan nisan ve mayısta ise sermaye malı ithalatında çift haneli düşüş yaşandı. Ticari araç satışları ve şirket kuruluşlarındaki düşüşte ise mayıs ayında biraz hız kesme var. Fakat bunlar ikinci çeyrekte yatırımlarda artış görmemizi sağlayabilecek gelişmeler değil. İlk çeyrekte büyümeye az da pozitif katkı yapan yatırımlardan ikinci çeyrekte negatif bir etki gelmiş olabilir.

•    Türkiye ihracatçılar Meclisi’nin (TİM) öncü gösterge niteliğindeki verileri, ikinci çeyrekte ihracattaki temponun büyük bir düşüş gösterdiğini net olarak ifade ediyor. Bu verilere göre önceki iki çeyrekte yüzde 9.2 olan ihracattaki artış oranı ikinci çeyrekte yüzde 2.1’e geriledi.

Fakat TÜİK’in gümrük kayıtlarına dayanan verilerinde nisan ve mayıs aylarında ihracatın TİM’in verilerinin gösterdiğinden daha iyi olduğunu görmüştük. Ancak bu durum büyük kısmı İran’a yapılan ve geçici nitelikte olup ekonominin tümünü etkilemeyen altın ihracatından kaynaklanıyor. Altın hariç ihracatta nisan ve mayıs aylarındaki değişim TİM’in verilerindekine benzerdi.

Bu gelişme en önemli pazarımız olan Avrupa’daki resesyonun ikinci çeyrekte derinleşmeye başlamasından ve de alternatif pazarların da artık bunu telafi edememesinden kaynaklanıyor. Bu durumda ikinci çeyrekte dış talepten büyümeye gelen katkı azalmış gibi görünüyor.

ÜRETİMDE ARTIŞ ZAYIF

•    Tüketici talebinde hafif toparlanma olmasına karşın yatırımlarda ve dış talepte yaşanan zayıflamanın ekonomideki büyümenin de yine zayıf kalmasına neden olduğunu, üretim cephesine ilişkin öncü göstergelerde görüyoruz.

Nisan ayında sanayi üretimindeki artış sadece yüzde 1.8 olmuştu. Kapasite kullanım oranındaki düşüşün mayıs ve haziran aylarında hızlanarak sürmesi, bu aylarda da sanayi üretiminin düşük kaldığını düşündürüyor.

Burada tek olumlu gelişme, mart ve nisan aylarında gerileyen ara malı ithalatının mayıs ayında yeniden yükselmesi.

Ancak bunun ikinci çeyrekte ilk çeyrektekinden daha fazla bir üretim artışına yol açabileceğini sanmıyoruz. Sanayi üretiminde ikinci çeyrekte yaşanan değişim en iyi ihtimalle ilk çeyrektekine yakın çıkabilecek gibi görünüyor.

•    Bu analizin özeti, ikinci çeyrekte ekonomideki büyümenin ilk çeyrektekine yakın çıkabileceği yönünde. Hatta büyümenin ilk çeyrektekinden biraz düşük çıkması da ihtimal dahilinde. Bu konuda daha kesin konuşabilmek için en azından mayıs ayı sanayi üretimini de görmek gerekiyor.

•    Önümüzdeki dönem için ise enflasyonda rahatlayan Merkez Bankası’nın büyümeye destek vermesiyle iç talepte biraz daha canlanma bekleyebiliriz. Bu da yılın ikinci yarısında büyümenin daha yüksek çıkmasını sağlayabilir. Fakat yılın ikinci yarısında büyümenin ne kadar yükseleceği ve yıl sonunda yüzde 4’lük hedefe ulaşıp ulaşmayacağı, Avrupa’daki krizin ve dolayısıyla dış talebin ve dış finansman olanaklarının seyrine bağlı olarak değişecek.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir