Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiye pahalı mı borçlanıyor?

Türkiye pahalı mı borçlanıyor?




Türkiye pahalı mı borçlanıyor?

Dünya ekonomisinde kırılganlıklar devam ediyor. Güçlü bankacılık sektörü ve düşük borçluluk oranlarıyla öne çıkan Türkiye nasıl borçlanıyor? Bankalar sendikasyon kredisi bulmakta zorlanmıyor, ama daha yüksek maliyetle. Dış finansman kaynak girişinde sorun görünmese de bankacılık sektörünün finansman maliyetlerinin yükselmesinde hem kaynak Avrupa’daki sıkıntıların, hem de küresel azami güven arayışının etkisi var.

Dünya ekonomisinde parçalı bulutlu havalar etkili olmayı sürdürüyor. Geçen hafta Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke’nin yeni bir parasal genişlemeye gideceği beklentisine odaklanan uluslararası piyasalar, yine umduğunu bulamadı. Avrupa’da Euro bölgesi krizi, ancak kısa süreli müdahalelerle dindirilebiliyor. Gelişmiş ülkeler durgunluk sarmalında boğuşurken, Türkiye hangi yönleriyle öne çıkıyor? Güçlü bankacılık sektörü ve düşük borçluluk oranıyla öne çıkan Türkiye, ucuza borçlanabiliyor mu? 2010’da sıcak para, yani kısa dönemli sermaye akımlarının yoğunluğu ve yarattığı kırılganlıkla öne çıkan Türkiye’ye akan paranın miktarı ve vadesi ne durumda?

MALİYETLER ARTTI

Gerek rakamlara, gerekse uzmanlara göre Türkiye ekonomisine para girişinde bir sorun yaşanmıyor. Bankaların mevduat dışındaki fonlama kaynakları arasında önemli bir yer tutan sendikasyon kredileri sorunsuz yenilenebilir. Sağlam bilanço yapıları ve güçlü muhabir ilişkileri ile birlikte değerlendirilen bankalar, gelişmekte olan ülkelere göre daha az maliyetle borçlanıyorlar. Yine de borcun sağlandığı Avrupa’daki borçlu ülkeler ve sallantıdaki bankaların etkisiyle bu yılın ilk yarısında sendikasyon maliyetleri etkilendi. Geçen yılın ilk yarısında libor+l.lO’dan borçlanan bankalar, bu yıl libor+1.45 seviyelerinden borçlandı. Yılın ikinci yarısında da maliyetlerde ciddi bir değişim beklenmiyor.

Büyük bir bankanın genel müdürü, Türk bankalarının var olan piyasa koşullarına göre pahalı borçlandığını kabul ediyor. Ancak, bunun da bir gereklilik olduğunu şöyle anlatıyor: “Doğru, bir miktar pahalı borçlanma yapıldığını söyleyebiliriz. Ama bunu da likidite ras-yosunu tutturmak için yapıyoruz. Milyarlarca dolarlık uzun vadeli proje finansmanı sağlıyoruz. Bunu da 2-3 ay vadeli döviz mevduatıyla finanse edemeyiz ki. Bu yüzden borçlanmak zorundayız.”



KAYNAKTA SORUN YOK

BDDK’nın Türk Bankacılık Sektörü Genel Görünümü Mart 2012 raporuna göre sektörün yurt dışı bankalardan temin ettiği borçların toplamı, 2012 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4,3 oranında (4,2 milyar dolar) artış gösterdiği görülüyor. Sendikasyon ve sekiıritizasyon kredilerinin yurt dışı bankalardan sağlanan toplam fonlar içindeki payı ise azalmış. Bankacılar, yılın ikinci yarısında vadesi gelecek olan borçları çevirme oranlarının önceki yıllardaki gibi yüzde 150’lerde değil, yüzde 100’lerde olabileceğini, ancak borç kaynağı bulma konusunda yılık ilk yarısında bir sorun yaşamadıklarını belirtiyor.

Maliyetlerdeki bu değişimi sorduğumuz Global Menkul Değerler Bankacılık Analisti Sevgi Onur da, geçen yıla göre olan maliyetteki bu artışı beklediklerini ifade ediyor. Onur, “Her ülke kendi riskine göre faiz ödüyor. Türkiye’nin durumuna göre bankacılık sektörünün ödediği risk normal ” diyor.

NOTUNA KARŞIN FAİZ İYİ

Bono piyasasına baktığımızda ise Türkiye’nin genel anlamda dış borç bulmada sorun yaşamadığı söylenebilir. Garanti Yatırım Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, “Türkiye şu anda yatırım yapılabilir seviyesinin altında bir ülke. Dolayısıyla karşılaştırma olarak ucuza borçlanıyor, diyemeyiz. Ama Türkiye şu anda bulunduğu not seviyesine göre CDS’i (risk primi) çok düşük bir ekonomi, yani notuna nazaran iyi bir faiz seviyesinde borçlanıyor” diyor.

Dış finansman kaynak girişinde birçok kalem var. Sadece Hazi-ne’nin borçlanması, yani tahvil satması değil, doğrudan yabancı yatırım, portföy girişleri, yurt dışı muhbir bankalara giren mevduat girişi var. Altınsaç’a göre bu rakamlar yüksek, ancak;

“Finansman bağının yüzde 70-80 gibi oranda bağlı olduğu bölge olan Avrupa’nın durumu ise 201 l’e göre oldukça kötü görünüyor, kaynak bulunan ülkelerin durumu daha kötü olduğu için risk bulunuyor.

KAYNAK AVRUPA TEHLİKEDE

Avrupa’da işlerin iyiye gitmediğini göstergeleri her geçen gün artıyor. Avaıpa’da ECB’nin bugüne dek ekonomiyi canlandırmak için bastığı neredeyse 1 trilyon Euro’luk para, sisteme girmediği gibi Türkiye’de de park etmedi. Kısacası ne kadar düşük ya da yüksek faiz verilirse verilsin, yatırımcıların güvenli limanlara paralarını yatırma eğilimi belirgin şekilde görülüyor. Bu nedenle üçüncü bir parasal genişleme olursa da paranın Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere geleceği öngörüsünde bulunmak çok da kolay değil.

Kıvanç Özvardar





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir