Anasayfa / Turizm ve Tatil / Türkiyede Sağlık Turizmi

Türkiyede Sağlık Turizmi




Termal kaplıca yatırımlarının yanı sıra son teknolojiyle donatılmış kuruluşlarıyla sağlık turizminin her alanında olmayı hedefleyen Türkiye, tatil paketi dahil operasyon fiyatlarıyla öne geçiyor…

YAPILAN araştırmalara göre, 2010’da yaklaşık 6 milyon Amerikan vatandaşı tedavi olmak amacıyla yurtdışına gitmiş. Bu rakamın, 2015 yılına kadar 15 milyon kişiye yaklaşacağı planlanıyor.

Amerika, bu konudaki tek örnek değil kuşkusuz. Ingiltere’den geçen yıl sağlık amacıyla yurtdışına çıkanların sayısının 500 bini geçtiği hesaplanıyor. Vatandaşlara sunduğu sosyal güvenlik yardımlarına rağmen Kanada’dan da her yıl 1 milyona yakın turist, sağlık arayışıyla seyahat ediyor.

Liste, Kuzey Avrupa ülkeleri, Ortadoğu, Rusya ve çevresi olarak uzayıp gidiyor. Sağlık turizminin son yıllarda gündeme oturmasının nedeni ise basit… Sektörün bu hızla gelişmesinin altında yatan nedenlerden biri, pek çok ülkede estetik, diş, saç ekme gibi tedavilerin sosyal sigorta kapsamı dışında bırakılması… Bir diğeri ise operasyonlar için bekleme sürelerinin uzunluğu. Mesela, bu konuda en çok turist gönderen ülkelerden Kanada ve Ingiltere’de çok acil ameliyatlar haricinde, operasyon için hastaların bekleme süresi iki yılı buluyor.

Sağlık maliyetleri de bu turizmin gelişmesinde önemli bir etken. Mesela, estetik göğüs büyütme ameliyatı, İngiltere’de 4 bin 350 pound iken bu rakam Polonya’da 1920, Macaristan’da 1930, Hindistan’da 2 bin 87, Türkiye’de ise 1800 pound’a gerçekleştiriliyor. Bu rakamlara bir de internetin gelişmesi eklendiğinde, ortaya dilediği operasyonu ya da tedaviyi, güvendiği ellerde ve çok daha az maliyetlerle gerçekleştirmek isteyen milyonlarca hasta turist çıkıyor.

TÜRKİYE İLK 10 ARASINDA

Emst and Young’un yaptığı araştırma aslında bu tabloyu tüm çıplaklığıyla görmemizi sağlıyor. Çünkü araştırmaya göre bu yıl, medikal, SPA-wellness, termal ve geriatri (yaşlılık), hatta doğa ve yayla turizminin sağlık bölümünü de kapsayan başlıklardan oluşan sağlık turizminden elde edilen gelirlerin 100 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Bu büyük ve iştah açıcı pastadan dilim kapmak için sıraya giren ülkelerden biri de Türkiye. Hatta ülkemiz, sağlık turizmi ekonomisini yönlendiren 30 ülke arasında, listenin ilk 10 sırasında yer alıyor. Hedef belli; sağlık kuruluşları ve tur operatörlerinin desteğini alarak, sağlık sektörü, tesis ve konaklamadaki yatırımları da artırarak listenin daha yüksek sıralarına yerleşmek… Böylece bu pastadan en büyük dilimleri kapan Hindistan, Kosta Rika, Macaristan, Litvanya, İsrail, Ürdün, Tayland, Malezya, Güney Afrika ve Küba gibi ülkelerin geride bırakılması hesaplanıyor.

RUSYA ŞİFAYI TÜRKİYE’DE ARIYOR

İşin aslı, bunun için hem özel hem de kamu tarafında hummalı çalışmalara başlanmış bile. Bir tarafta bakanlık yetkilileri özel sağlık bölgeleri oluşturulacağını belirtirken, diğer taraftan termal tesisler, kaplıcalar ve özel hastanelerin sayısı artırılıyor. Ülkemizin birçok bölgesi yaşlı turizmine aday olmak için koşulları elverişli hale getirirken, şehir otelleri de spa yatırımlarıyla sağlık turizminin “wellness” kategorisine aday olduğunu ilan ediyor.

Yatırımların karşılığının da alınmaya başladığını söylemek mümkün. Son 10 yıl içinde Türkiye’nin sağlık turizmindeki payı hızlı bir yükselişe geçmiş bile.

Türkiye’nin hasta turistler tarafından tercih edilmesinde, ekonomik fiyatlar, sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi, iklim koşullarının uygunluğu, tatil fırsatlarının çok olması, kısa bekleme süreleri etkili oluyor. Yeterli altyapı ve yetkin hekim kadrosu da yabancı hastaları Türkiye’ye çekiyor.

Özel hastanelerin sunduğu çalışmalara göre dünyada 50’nin üzerinde ülkenin hastalarının tercihi Türkiye. Üstelik önceleri sadece Avrupa’dan gelen hastaların oluşturduğu sağlık turizmi ekonomisine, artık vizesiz giriş-çı-kış avantajlarından faydalanan Ortadoğu ülkeleri ve Rusya da eklenmiş. Almanya, Hollanda ve Fransa’nın başı çektiği listede, Irak, Yemen ve Afganistan da önemli yer kaplıyor.

HEDEF 1 MİLYON HASTA

Rakamlar da bunu doğrular nitelikte. Öyle ki son 3-4 yıl içinde Türkiye’ye gelen hasta turist sayısının 100-150 binden 650 bine çıktığı (2011) hesaplanıyor. Şifa bulmak için Türkiye’ye gelenlerin sayısının 2015’e kadar 1 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye özellikle termal turizm ve kaplıcalarıyla ilgi çekerken, medikal turizmde de son yıllarda atağa kalkmış durumda. Özellikle cerrahi operasyonlar ve estetik ameliyatlarla birleşen tatil paketleri, yabancı hastaların ilgisini çekiyor.



Hastaneler, tatil bölgelerindeki otellerle birlikte sundukları paketlerle hastalara, vize, ulaşım, konaklama dahil fiyat önerilerinde bulunarak rekabette öne geçiyor.

Türkiye’de en büyük rağbet ise göz ve diş tedavilerine… Bu iki kategoriyi, estetik, saç ektirme, tüp bebek, kanser, beyin cerrahisi, ortopedi ve kardiyoloji bölümleri takip ediyor.

Türkiye’nin sağlık turizminde 2023 yılı hedefi de 2 milyon turist ve 20 milyar dolar gelir olarak belirlenmiş durumda.

Şayet bu hedefe ulaşıldığı takdirde, Türkiye’nin dünyanın sağlık turizminde ilk 3 ülke den biri olması bekleniyor.

SAĞLIKTA YATIRIM FIRSATLARI

Türkiye, “Uluslararası JCI Akredite Kuruluşuma dahil 39 hastanesiyle dünyada birinci sırada. Termal kaynaklan ve jeotermal alanlarının zenginliğiyle Avrupa ülkeleri içinde birinci, dünyada ise yedinci sırada yer alıyor. Son 10 yıldır yapılan yatırımlarla bu göz kamaştırıcı tablo oluşmuş olsa da, açıklanan verilere göre bu konudaki potansiyelin henüz sadece yüzde 30’unu değerlendirebilmişiz. Bu durum aynı zamanda, özellikle termal işletmecilik ve medikal turizm konusunda yatırımcılar için büyük fırsatlar bulunduğunu da gözler önüne seriyor. Ülkemizde termal kapasitenin henüz sadece üçte biri açılmış ve faaliyetini sürdürüyor. Kaynakların hepsinin açılması durumunda ise bu bölgelerde yaklaşık 100 bin yeni yatak kapasitesine ihtiyaç doğacağı hesaplanıyor.

Oysa bugün termal tesislerdeki yatak kapasitesi henüz 15 bin olarak açıklanıyor. Bu durum önümüzdeki yıllarda yeni termal otel yatırımlarına ihtiyacın artacağını kesinleştiriyor.

TURİST 5 KAT FAZLA HARCIYOR

Yatırımcıların sağlık turizmine yönlenmelerinin tek sebebi pazardaki ihtiyaç değil kuşkusuz. Öncelikle deniz-güneş-kum turizminden farklı olarak, sağlık turizmi tüm sezona yayıldığı için yatırımların daha kısa sürede geri dönüşü alınabiliyor. Aynı zamanda bu turizm dalına yatırım yapmak için, arazi maliyetlerinin yüksek olduğu Ege ve Akdeniz Bölgelerini seçmeye de gerek kalmıyor.

Sağlığa yatırım yapmanın getirileri bunlardan da ibaret değil üstelik. Klasik tatil turlarıyla sağlık turizmini birleştiren acente programlarıyla yabancı turistler, geldikleri bölgede daha uzun süreli tatil yapabiliyor. Öyle ki klasik bir turistin konaklama sayısı 5-7 gün arasında değişirken, sağlık turizmi için gelenlerin bir aya kadar konakladığı gözlemleniyor. Üstelik bu turistlerin kişi başı harcamaları da “Her şey da-hiP’cilerden oldukça yüksek.

Gezi ve tatil için gelen turistin ortalama kişi başına 600-800 dolar gelir bırakmasına karşın, sağlık turistlerinin bu rakamın beş katma varan harcama yapması dikkat çekiyor. Hatta söz konusu Ortadoğu olduğunda, bu rakam 10 katına kadar çıkabiliyor.

SAĞLIKLA BÜYÜYEN ŞEHİRLERİMİZ

Türkiye’de sağlık turizmindeki hedefler büyüdükçe, yatırımcıların gözleri de bu konuda en çok turist çeken illere dönmüş durumda. Listenin başında termal kaynakların yoğunlukta olduğu İzmir, Afyon, Sivas, Antakya ve Kütahya gibi iller geliyor. Yalova, Adana, Amasya, Ankara ve çevresi, Çanakkale, Bursa, Balıkesir ve Bolu da termal turizmde yol kat etmiş durumda.

Yakın dönemde Bingöl, Denizli, Erzurum, Muğla, Rize, Samsun, Sivas ve Siirt’in de bu pastadan daha çok pay alacağı öngörülüyor.

Söz konusu medical turizm olduğunda, en fazla medikal turist çeken 12 ilin hastane verilerine göre, ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya oluşturuyor. İstanbul ulaşım, altyapı, nitelikli personel ve fiziki şartları sayesinde avantajlı konumda bulunurken, en çok hasta çeken iller arasında Adana ve Gaziantep’in de yer alması dikkat çekiyor. Yaklaşık 25 hastanenin bulunduğu Adana, özellikle Ortadoğu’dan hasta turistleri ağırlamayı sürdürüyor. Şehir, bu konuda Suriye, İran ve Irak başta olmak üzere tüm Ortadoğu’nun sağlık merkezi olma konusunda iddialı. Oysa şehirde, bu iddiaya karşın henüz yatak kapasitesi 5 bin civarlarında.

Adana gibi, sağlık turizminde iddialı bir diğer güneydoğu anadolu şehrimiz de Gaziantep. Özellikle yaşlı turizmi açısından ideal şehirler olarak belirlenen Adana ve Gaziantep, başka ülkelere kıyasla ekonomik fiyatlarıyla da ilgi çekerken, bu şehirlerin kültürünün ve doğasının uzun süreli yaşam koşulları açısından ayrı bir ilgi çektiği belirtiliyor.

Bunun dışında bakanlık, yakın zamanda Türkiye’de sağlık turizmi serbest bölgelerinin kurulacağının da sinyallerini veriyor. Yapılan açıklamalara göre, İstanbul’da Kurtköy, Silivri, Çatalca, Bursa civarında, Ege kıyılarında, Antalya, Hatay ve Karadeniz’de, Balıkesir-Gönen Çanakkale üçgeninde ve Diyarbakır’da sağlık turizmi serbest bölgeleri kurulacak. Yurtdışında-ki büyük sermaye gruplarının fonlar aracılığıyla bu bölgelere yatırım yapmaları bekleniyor. Her biri için 1.5 milyar dolar yatırımın öngörüldüğü bu bölgeler, Türkiye’nin sağlık turizmindeki iddiasını da güçlendirecek.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir