yandex
ek is
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Türkiyede Şeker Pancarı Üretimi

Türkiyede Şeker Pancarı Üretimi



TÜRKİYE’NİN ŞEKERLE İMTİHANI

Yetiştirmeli mi, yetiştirmemeli mi? Türkiye şeker pancarı üretimini bırakmalı mı? Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi soruları gündeme tekrar taşıdı.

Alabildiğine büyük Konya Kapalı Havzası Türkiye’nin en yaman çelişkilerinden birini yaşıyor. Tarım arazilerinin yüzde 12’sini barındıran bölge Türkiye’nin en kurak ve en az yağış alan yerlerinden bir tanesi. Hububat ambarı olarak da ifade denilen havzanın sahip olduğu kullanılabilir su kaynaklarının toplama oranı sadece yüzde 2,5 düzeyinde. Bölgede metrekareye yılda ortalama 300 mililitre su düşüyor. Ve yıllardır süre gelen bir tartışma var: “Bahar aylarında dikilen ve metrekareye yılda ortalama 800-850 mililitre su isteyen mısır, şeker pancarı gibi bitkiler bölgede ekilmeli mi, ekilmemeli mi?” Burası Türkiye’nin şeker pancarı üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına gerçekleştiriyor. O açıdan bu tartışma Türkiye’nin şeker sektöründe devam etme sorunsalının da bir parçası. Şeker kamışına göre verimsiz olan ve bu nedenle de ekonomik görülmeyen pancar şekeri üretiminin Avrupa Birliği’nde (AB) azaltılmaya başlaması yakında Türkiye’de de sektörün ortadan kalkacağı iddialarını ortaya çıkardı. Geçtiğimiz ay Özelleştirme idaresi tarafından Türk Şekere ait 10 fabrikanın özel sektöre devri için yapılan ihale de tartışmalarla farklı bir boyut kattı. Bir taraf “Fabrikaları pancar üreticileri işletsin, daha verimli olur” diyor. Diğer taraf ise “Üretimde kotalar kalksın, verimsiz pancar şekerinin yerini yurtdışındaıı gelecek kamış şekeri alsnı…”

Brezilya ihracata çalışıyor

Türkiye’deki şeker sektörünü anlayabilmek için öncelikle dünyada sektörün nasıl bir yapıda olduğunu anlamak gerek. Dünya tatlandırıcı olarak üç farklı kaynaktan besleniyor. Bunlardan birisi şeker kamışı veya şeker pancarını kullanarak üretilen ham (kristal) şeker. Bir diğeri mısır, buğday gibi ürünlerin nişastasından faydalanılarak üretilen ve ağırlıklı olarak gıda sanayisinde kullanılan glikoz ve fruktoz. Geriye kalan tür ise aspar-tam, sakarin gibi çeşitleri olan ve ilaç firmaları tarafından laboratuarlarda geliştirilen yapay tatlandırıcılardan oluşuyor. Dünyada pancar ve kamıştan üretilen ham şekerin payı yüzde 80’den fazla iken nişasta bazlı şekerler ve yapay tatlandırıcıların payı toplamda yüzde 20’leri bulmuyor.

Dünyada 1989’daıı bu yana şeker üretimi düzenli olarak arttı. 2000-2010 yıllan arasında dünya şeker üretimi yılda ortalama yüzde 1,7’lik artış gösterirken, tüketim de yılda ortalama yüzde 1,9 arttı. Üretimdeki artışın önemli bir kısmı Brezilya taralından sağlanırken tüketime en büyük katkıyı Hindistan yaptı. Sahip olunan şeker stoku tüketim artışının absorbe edilmesini sağladı. Bu yıl dünyada 173 bin ton ham şeker üretilmesi bekleniliyor. Bu üretimin yaklaşık yüzde 80’iııi kamış şekeri oluşturacak. Şeker kamışı ağırlıklı üretim yapan Brezilya ve Hindistan, dünya şeker üretiminin yüzde 40’ını tek başlarına gerçekleştiriyor. Dünyanın en büyük şeker üreticisi olan Brezilya’nın toplam tarımsal üretim alanları içinde şeker kamışının oranı yüzde 10,6 düzeyinde. Brezilya aynı zamanda dünyanın en büyük şeker ihracatçısı. Ayrıca bu alanda hızlı bir büyüme sağlıyor. Brezilya’nın 1997’de yüzde 18’lerde olan dünya şeker ihracatındaki yeri 2010 itibariyle yüzde 40’lara yükselmiş durumda.

Avrupa’da üretim azalıyor

Şeker kamışından üretim zahmetsiz olmasına karşın iklim koşulları ve toprak yapısı uygun olmadığı için Türkiye’de olduğu gibi AB’de de bu yönde üretim yapılamıyor. Gıda arz güvenliğini sağlayabilmek için AB, yıllarca pancar şekeri üretimini destekledi ve hem üretimde hem de şeker ithalatında kota uyguladı. Bununla da yetinmedi, dünyada en çok pancar şekeri ihracatını gerçekleştiren taraf oldu. Birliğin bu politikası 2006’da şeker rejimindeki reformla birlikte değişmeye başladı. Pancarda garantili alım fiyatlarını düşürüp ihracattaki teşviği tamamen kaldıran birlik, içinde bulunduğu dunımun ekonomik olmadığına karar vererek net ihracatçı konumundan net ithalatçı konumuna geçmeyi tercih etti. Böylece birliğin 2005/2006 döneminde 5 milyon 500 bin ton olan şeker ihracatı iki sene içinde 1 milyon 400 bin tona geriledi. 2005/2006 döneminde 2 milyon 400 bin ton olan şeker ithalatı da aynı dönemde 4 milyon 400 bin tona yükseldi. AB, bu reform sürecinde çiftçilerin mağdur olmaması için çeşitli teşvikler sağladı. İlk üç yıl için 5,4 milyar dolar harcandı. Ama yine bu sayede birliğin pancar şekeri üretimini desteklemek için yılda harcadığı 1 milyar Euro’ya yakın bütçe 2009’da 150 milyon Euro’ya kadar geriledi. Yaşanan reform sürecinde Bulgaristan, İrlanda, Letonya, Portekiz ve Slovenya gibi ülkeler şeker üretiminden tamamen çekilirken bazı ülkelerde de verimlilik artışı meydana geldi. 2006’dan bu yana AB’nin ham şeker üretimi yüzde 20 düzeyinde bir azalış gösterdi. Yakın gelecekte net ithalatın 3 milyon tona, tüketimin ise 17,2 milyon tona yaklaşması bekleniliyor. Birliğin en geç 2017’de kota uygulamasını kardıracağı da konuşulanlar arasında.

Türkiye’de şeker

320 bin hektar üzerinde üretim alanı, 17 milyon ton düzeyinde pancar üretimi ve 2 milyon 300 bin tona yakın şeker üretimi ile Türkiye’nin dünya şeker sektöründe önemli bir yeri olduğu söylenilebilir. Hali hazırda Türkiye, pancar şekeri üretiminde Fransa, ABD, Almanya ve Rusya’dan sonra dünyada beşinci, Avrupa’da ise üçüncü sırada yer alıyor. 1925’ler kurulmaya başlayan sektör, Avrupa’da olduğu gibi devlet teşvik ve yatırımları sayesinde bu zamanlara kadar gelebildi. 1990’lann sonuna doğru Türkiye’de şeker üretimi, 200 milyon dolar ihracat geliri sağlandığı, ama teşvik için devlet kasasından 800 milyon doların çıktığı bir sektör haline gelmişti. Giderek çarpıklaşan duruma karşı önlem almak amacıyla 19 Nisan 2001 tarihinde yürürlüğe giren 4634 sayılı Şeker Kanunu ile birlikte sektörü düzenleme ve denetlemesi için Şeker Kurumu kuruldu ve şekerin üretim ve ithalatına kotalar getirildi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümü öğretim görevlilerinden Prof. Dr. İlkay Dellal, “Yağ bitkileri gibi ülke içinde yetiştirilebilecek ancak büyük oranda ithal edilen ürünler varken arz fazlası ürün yetiştirilmesi kaynakların doğru kullanılmadığını gösteriyordu. Bu nedenle şeker pancarında kotalı üretime geçildi” diyor. Kotalı üretime geçilmesinin ise mısır gibi bazı ürünlerin ithalatının azalmasını sağladığı, buna karşın köyden kente göç, hayvancılık faaliyetlerinden uzaklaşma ve bunun sonuncunda kırmızı ette açığın ortaya çıkması, nişasta bazlı şekerin piyasadaki payının artması gibi sonuçlar doğurduğunu iddia ediyor. Dellal, “Şeker stratejik bir ürün. Böyle olduğu için Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere, ABD gibi ülkeler üretim maliyeti yüksek olmasına rağmen şeker pancarı üretmeye devam ediyor” diyor.

Dezavantaj avantaja dönüşebilir

Türkiye’de şeker sektörünün en çok eleştirildiği noktalardan birisi fiyatların yüksek olmasından kaynaklanıyor. İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamul İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete’ye göre, Türkiye’de şeker sektörü istenilen seviyede performans gösteremiyor ve bunun da en büyük nedenini uygulanan yanlış politikalar oluşturuyor. “Kamış şekerini daha ucuz fiyata alma alternatifi varken Türk sanayicisi pancar şekerini kullanmak zorunda” diyor Mete. Kotaların kalkması gerektiğini savunan Mete, şeker sektörünün Türk sanayicisi için “kanayan bir yara” olduğu iddiasında.

Diğer yandan şeker fiyatının dünyada da son üç yılda hızlı bir artış yaşadığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. 2008/2009 döneminde Brezilya ve Hindistan’da iklim koşullarının elverişli olmaması nedeniyle üretim tüketim düzeyinin altında kaldı. Ayrıca AB’nin şeker üretiminde azaltıına gitmesi beraberinde uluslararası piyasalarda şeker fiyatını yükseltti. 2009’da tonu ortalama 485 dolar olan ham şekerin fiyatı 2010’un ikinci yarısı itibariyle ortalama 615 dolara yükseldi. 2011’de ise 726 doları buldu. Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkam Rint Akyüz, şeker fiyatlarının artmasını Türkiye için fırsat olarak değerlendiriyor. “Daha önceleri fiyat açısından dünyadan çok kopuktuk. Fiyatlarımız dünya ortalamasının çok üzerindeydi. Şimdi dünya fiyatlarına yaklaştık. Hatta bazı verimli şeker fabrikalarımız ihracat yapabilir duruma geldi’’ diyor Akyüz.

OECD’niıı gıda üretim ve fiyatlarında geleceğe dönük öngörülerde bulunduğu FAO Agricultural Outlook raporuna göre, 2010-2019 yıllan arasında gıda fiyatlarındaki genel olarak yüksek olma eğiliminin devam etmesi bekleniliyor.

Buğday da pahalı

Pancardan şeker üretim maliyetlerinin yüksek olmasının yanında üretimde kamunun ağırlığını koruması Türkiye’de fiyatı yukarı çeken unsurlardan bir tanesi. Pancardan şeker üreten yerli 33 fabrika içinde kamu şirketi Türk Şekere ait olanların sayısı 25. Güçlü rekabetin olmamasının fiyatları olumsuz etkilediğini belirten Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Yusuf Çelik, ayrıca, bazı fabrikalarda kullanılan oldukça eski teknolojinin maliyetleri yukarı çektiğini dile getiriyor. Diğer yandan Çelik, “Sadece şeker için geçerli değil yüksek fiyatlandırma durumu. Mesela dünya 200-240 dolara buğday satarken biz 400 dolara satıyoruz.” diyor. Bunda ise korumacı tarım politikalarının etkili olduğunu belirtiyor. Dünyada şeker sektörünü destekleyen tek ülke elbette Türkiye değil. Komşuları olan Rusya ve Suriye’de de sektöre güçlü teşvikler veriliyor.

Bu nedenle fiyatın yüksek olmasına rağmen şeker pancarı üretimini savunanlar isimlerden birisi Dellal. Dellal’a göre, çözüm şeker pancarı üretiminden çıkılması değil, diğer ülkelerde olduğu gibi sektörün desteklenmesi ve rakipleri karşısında getirisinin arttırılması. Dellal, “Şeker pancarı ancak dört yılda bir ekilebilen bir ürün. Bu değişiklik çiftçinin münavebe yapmasını ve doğal olarak da toprağın korunmasını sağlıyor” eliyor. Ürün çeşitliliğini arttıracağı için de çiftçinin riskini azaltacağını görüşünde. Diğer yandan şeker pancarı üretiminde teknolojinin daha çok kullanılması modern tarım uygulamalarım gelişmesini destekliyor. Ayrıca şekeri çıkarıldıktan sonra arta kalan posa besin değeri yüksek bir hayvan yemi olarak kullanılabiliyor. “Şeker pancarı üreten çiftçilerin büyük bir çoğunluğu aynı zamanda hayvancılıkla uğraşır. Bu da ülkemizin hayvansal üretim açığını kapatmak da önemli bir rol oynar.” diyor Dellal. Pancar aynı zamanda alkol ve ilaç sanayisinde kullanılan bir bitki. Şeker pancarının diğer bir önemli özelliği ise biyobenzin yapımında kullanılan etanol üretiminde kullanılabilmesi. AB’de şeker üretiminin azaltılması ile birlikte etanol üretiminin hızla artmakta olduğunu belirtmek gerekiyor.

Pancar yerine mısır mı?

Pancar şekeri haricinde Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen diğer tatlandırıcı türleri de mısır nişastasından üretilen glikoz ve yüksek fruktozlu mısır şurubu. Türkiye’de mısır nişastası bazlı şekerlerin üretimi yapan, 5 firmaya ait 6 fabrika bulunuyor. Şeker Kanunu’na göre, sadece yerli mısırdan nişasta bazlı tatlandırıcılar üretilebiliyor. Akyüz, Türkiye’de üretim miktan yıllara göre önemli değişiklikler gösteren mısırın yüzde 15’i ile 30’u arasındaki bir oranının nişasta bazlı şeker üretimi için kullanıldığım söylüyor. Pancar şekerinde olduğu gibi nişasta bazlı şeker de belirlenen kotalar çerçevesinde üretilebiliyor. Şeker Kurumu tarafından her yıl belirlenen şeker kotasının yüzde 10’unu nişasta bazlı şeker oluşturuyor. “Şeker Kanunu, talebe göre hükümetlere nişasta bazlı üretim kotasını her yıl yüzde 50 yükseltme veya düşürme hakkı veriyor. Şimdiye kadar tüm hükümetler bu yükseltme hakkını kullandılar” diyen Akyüz, nişasta bazlı şeker talebinin yurtiçinde yüksek olduğunu ifade ediyor. Akyüz “Kota uygulamasından bir yıl önce resmi satışımız 461 tondu. Bir sonraki sene için bize ayrılan kota 267 bin ton oldu.” diyor. Türkiye’de mısır nişastasından üçte iki düzeyinde mısır şurubu geriye kalanından da glikoz üretiliyor. Akyüz, sıvı halde üretilebilen mısır şurubunun neredeyse tamamının meşrubat sanayinde kullanıldığını, geriye kalan glikozun da farklı gıdalarda kıvam arttırıcı olarak kullanıldığını açıklıyor. Geçtiğimiz yıl 200-205 bin ton düzeyinde mısır şurubu, 110 bin ton düzeyinde de glikoz üretimi gerçekleştirildi.

Akyüz, ayrıca AB’deki kota uygulaması ile Türkiye’deki kota uygulaması arasındaki farklılığa değiniyor: “Mısır nişastasından mısır şurubunun yaııı sıra glikoz üretiyoruz. Glikoz tatlandırıcı olmaktan ziyade gıda sanayisinde kıvam arttırıcı olarak kullanılıyor. AB’de bu nedenle kota dahilinde değil. Türkiye’de ise glikoz üretimi ve ithalatında kota var.” Fiyat farkından dolayı çok ihracatı gerçekleştirilemeyen pancar şekerinin yerine nişasta bazlı şekerin ihracatının hızlı bir artış içinde olduğu görülüyor. Mısır şekeri ihracatında kota bulunmuyor. “Ancak mısır şekeri sıvı halde olduğu için ihracatı kolay değil” diyor Akyüz. “Belli bir sıcaklıkta taşımak gerekiyor.” Ayrıca başka ülkelerde de bu konularda korumaların olduğunu da belirtiyor Akyüz.

Özelleştirme neyi değiştirecek?

Türkiye’de şeker sektörünün geleceğini belirleyecek hamlelerden birisi Türk Şekere ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesi. 2008’de özelleştirme programına alınan Türk Şekerin çatısı altında bulunan 25 fabrikadan 10’u için geçtiğimiz ay ihale gerçekleştirdi. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bulunan bu fabrikaların ihalesine gıda sektöründe faaliyet göstermeyen şirketlerin bile yoğun ilgisi oldu.

Şeker İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’e göre, Türkiye önümüzdeki dönemde şeker sektöründen çekilecek. “Özelleştirilen 10 fabrikadan en az altısı kapatılır” diyen Gök, ihalede fiyat veren şirketlerin amacının da aslında fabrikaları kapatmak olduğunu iddia ediyor. Diğer yandan gerçekleştirilen ihalede altı fabrika için en yüksek fiyatı veren Cengiz Holding’e bağlı AkCan Şeker adına açıklama yapan Mehmet Baykan, önümüzdeki dönemde fabrika kapatmak gibi bir planlarının kesinlikle olmadığım, tersine faaliyetleri geliştirme yönünde hareket edecekleri açıklamasını yapıyor.

Yazın aşırı sulama gerektiren ve üretim maliyeti yüksek olan şeker pancarı üretimi son yıllarda çok eleştirilse de Dellal, “Şeker pancarı üretmek yerine şeker ithal etmek düşünülemez” diyor. “Çünkü bir ürünün ekonomik ve sosyal katkıları göz ardı edilerek sadece fiyat karşılaştırması yapılarak ekonomik olup olmadığına karar verilemez.” Hali hazırda şeker sektörü 18 bine yakın işçiyi fabrikalarda istihdam ediyor. Bunun yanında 230 bin çiftçi de şeker pancarı üretimi gerçekleştiriyor. Dellal, özellikle Doğu Anadolu gibi bölgelerde bulunan bazı fabrikaların bölgedeki tüm fabrikalar açısından önemli olduğuna vurgu yapıyor. Gök, özelleştirmelerde kamu, özel sektör ve şeker pancarı üreticilerinin içinde olacağı bir sektör yapısı oluşturmanın çok daha olumlu sonuçlar doğuracağı görüşünde. Buna en iyi örnek Konya Şeker. Türk Şekerin ardından Türkiye’nin en büyük ikinci pancar şekeri üreticisi. Şirket son 10 yılda yakaladığı büyüme ile dikkat çekiyor. Şirketin başarısı şeker üretimindeki gücünü, çikolata ve şekerleme üretimi, pancardan hayvan yemi ve etanol üretimine kaydırabilmiş olmasında saklı. Şirketin 2008’de 705 milyon lira olan net satış geliri 2010’da 1 milyar 187 milyon liraya yükseldi. Bu yüzde 70’e yakın bir büyüme demek. Sektörün nasıl karlı hale gelebildiğinin de iyi bir göstergesi. Son olarak tüm süreci yakından takip eden Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ramazan Topak’a sözü bırakmakta fayda var: “Burası Konya Kapalı Havzası… Türkiye’nin en iyi şeker pancarının yetiştirildiği yer. Evet, şeker pancarı yazın aşırı sulama ister, ama bu bölgede zaten buğday, arpa dışında hiçbir ürün sulamadan yetirilemez. Sadece bu bölgede altı şeker fabrikası bulunuyor. Yani bu işten çıkış, o kadar kolay değil.”





Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>