Anasayfa / Ekonomi-Finans / Üçüncü Merkel dönemi Türkiye’ye ne getirecek?

Üçüncü Merkel dönemi Türkiye’ye ne getirecek?




Türkiye’nin ticarette bir numaralı ticaret ortağı olan Almanya’da gerçeldeşen seçimlerin ekonomik ve ticari ilişkileri nasıl etkileyeceğini araştırdık. Türkiye’deki siyasi sorunlarm getirdiği soru işaretleri yatıranlara henüz yansımasa da geleceğe yönelik projeksiyonlar temkinli.

merkel

Almanya’da pazar günü yapılan seçimlerden çıkan sonuç, yalnızca bu ülkenin ‘amiral gemisi’ olarak nitelendirildiği Euro Bölgesi için değil Türkiye için de büyük önem taşıyor. Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hristiyan Demokratlar (CDU) oyların yüzde 42’sini alarak, seçimlerden zaferle ayrıldı. Merkel’in oyların yaklaşık yüzde 26’sını alan ana muhalefet partisi Sosyal Demokratlar (SPD) ile bir ‘Büyük Koalisyon’ hükümeti kurma arayışına girmesi bekleniyor.

Euro Bölgesi’nde Merkel’in üçüncü kez üst üste iktidara gelmesinin ekonomik politikaların devam edeceğine ve politik istikrara işaret ettiği izlenimi hakim. Ayrıca Euro Bölgesi ekonomilerinde son dönemde görülen görece toparlanmanın Almanya öncülüğünde sürmesi bekleniyor.

Akbank Ekonomik Araştırmalar Bölümü, Almanya ekonomisindeki son verileri değerlendirdiği raporunda, Almanya ekonomisindeki olumlu seyrin sürdüğünü, PMI bileşik endeksinden (imalat sanayi ve hizmet sektörü bir arada) sonra iş dünyasının ekonomiye ilişkin beklentileri gösteren IFO endeksinin de yükseldiği bilgisini sunarak, “Euro Bölgesi’nin resesyondan çıkması, bölgenin kendisi dışında kalan ülkelerinin en önemli ihracatçısı olan Almanya’nın ürünlerine olan talebin artmaya başlamasında etkili oluyor” ifadesine yer verdi.

Siyasi gücünü artıran Merkel’in başta Avrupa Bankacılık Birliği olmak üzere birçok reformu gerçekleştirmede elinin daha rahat olacağı yorumları yapılıyor. İhracatta Türkiye’nin hala yüzde 41,5 payla bir numaralı pazarı olan Avrupa Birliği’ni durgunluktan çıkaracak adımlar, bu açıdan da önem taşıyor.

EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

Rakamlara bakıldığında ise Türkiye’nin ihracatında Almanya başı çekiyor. TÜÎK rakamlarına göre, temmuz ayında ihracat 2012’nin aynı ayına göre yüzde 17 artarak 1,2 milyar dolar oldu. Aynı dönemde Almanya’dan yapılan ithalat ise yüzde 30,3 artarak 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Ocak-Temmuz 2013 döneminde de ihracatımızdaki ilk ülke Almanya oldu. İhracatta yüzde 8,8 payı olan Almanya’nın ithalattaki payı da yüzde 9,5 ile sadece yüzde 0,1 farkla Çin’in hemen altında yer alıyor.

Türkiye özelinde bakıldığında Merkel’in seçimlerden güçlenerek çıkmasının son yıllarda rölantiye alınan AB üyeliği hedefi açısından radikal bir değişim getirmesi beklenmiyor. Buna karşın, Türkiye’de Gezi Parkı protestoları, Suriye gerginliği ve FED etkili para çıkışlanyla kırılganlıkları belirginleşen ekonomik istikrar üzerindeki soru işaretleri yaürımcıları nasıl etkiliyor, merak konusu. Berlin’de görüştüğümüz Almanya’daki Türk iş insanları, seçimlerden sürpriz çıkmadığını ifade ediyor.

YENİ AÇILIM BEKLENMİYOR

Siyasi açıdan ise seçimlerin Türkiye-Almanya ilişkilerinde yeni bir sayfa açması beklenmiyor. Bilindiği gibi Merkel, iktidara geldiği 2005 yılından bu yana Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu, bunun yerine Fransa’nın Nicholas Sarkozy döneminde devreye soktuğu “imtiyazlı ortaklık” gibi bir statüyü tercih ettiğini gizlememişti. Buna karşın Türkiye’nin bugüne dek en fazla başlığı 2007’de Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı sırasında açtığını da unutmamak gerek. Öte yandan Türkiye açısından mutlak Merkel önderli-ğindense bir koalisyonun daha olumlu olduğu yorumlan yapılıyor.



Seçim sonuçlarının sürpriz olmadığını ifade eden TÜSİAD Berlin Direktörü Alper Üçok, ”Merkel’in bu kadar çok oy alması beklenmiyor değildi. Her halükarda CDU’nun bundan sonraki koalisyon ortağı öncekilerden daha olumlu olacak. Dengeleyici unsur SPD ile oluşturacağı ‘Büyük Koalisyon’ Türkiye’nin AB üyeliği için olumlu olacaktır.

ORTA VADEDE TEDİRGİNLİK VAR

Türkiye ile Almanya arasındaki güçlü ticaret bağlarının uzun yıllara dayandığına dikkat çeken Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜ-SİAD) Berlin Genel Sekreteri Muzaffer Türk ise “Türkiye Alman yatırımcısı için her zaman cazip. Gezi olayları Türkiye’de yatırım yapacak Almanlar arasında tedirginlik yarattı. Özellikle uzun vadeli yatırım düşünen Türk-Alman şirket ortaklıklarında çekingenlik oluştu. Ancak durumun vahim olmadığını kısa sürede anladılar” diyor.

Almanya’daki göçmen kökenli işletmeleri ve iş dünyasını temsil eden kuruluşlardan 220 üyeye sahip Avrupa Ticaret ve Yatırım Birliği Başkanı Emre Kiraz ise Alman şirketlerin Türkiye’de yatırım yaparken orta ve uzun vadede birtakım tedirginlikler hissettiği izlenimine katılıyor. Kiraz, “Türkiye’de yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, vergi hukuku üzerinden sorunlar yaşanması, işletmecileri de sıkıntıya sokabilir. Ekonomik ilişkilerin siyasetten farklı bir vizyonu olduğu doğru. Ancak Türkiye ekonomisinin istikrarına ilişkin Alman yatırımcısının kafasında soru işaretleri oluştuğu da bir gerçek” diyor.

Seçimlerin Avrupa’nın istikrarına katkıda bulunduğunu belirten Bilgi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ege Yaz-gan ise “Merkel’in eli seçimler sonrası daha da güçlendi. Euro Bölgesi’nde de başta bankacılık reformu olmak üzere belli reformların yapılması daha kolaylaştı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin likiditeyi artırıcı önlemler alınabileceği mesajı vermesi bunun bir göstergesi” diyor. Yazgan, “Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için reel ekonominin en önemli olduğu pazar Almanya. Türkiye için de seçimler bu anlamda olumlu” ifadesini kullanıyor.

“Yeni yatırım kararlarında ‘bekle ve gör’ havası hakim oldu”

Türk Sanayici ve iş Adamları Derneği (TÜSİAD) Berlin Direktörü Alper Üçok, Türkiye’nin AB üyeliği surecinin son yıllarda nispeten geriye atıldığını söylüyor, “Reel ekonomi Ortadoğu’ya yöneldi, ticaret pazarları bu bölgeye kaydı. AB üyeliği süreci olumsuz etkilendi. Barış süreci de Ortadoğu’nun bir parçası olarak görüldü” diyen Üçok, AB’de de gelecek mimarisi kurgulanırken Türkiye’nin ötelenmesinin söz konusu olduğunu belirtiyor. Üçok, “FED politikasındaki değişiklik, Gezi olayları ve Suriye gerginliği nedeniyle Almanya’da yatırımcılar tarafında bir tedirginlik yaşandı.

Planlı yatırımlar devam ediyor, iptaller yok. Ancak yeni yatırım kararlarında ‘bekle ve gör’ havası hakim oldu” diyor. Üçok, “Türkiye’nin her anlamda önemli bir ülke olduğu, hem ekonomik, hem sosyal demografik anlamda entegre olması gerektiği ve Türkiye’nin AB sürecini yeniden canlandırmamız gerektiğini düşünüyoruz” diyen Üçok, “Son iki yılda sadece bir fasıl açılması da bu konuya verilen önemi gösteriyor. Türkiye’den daha sonra başvuruda bulunan ülkelerin örneklerine bakıldığında, AB’den milli gelirlerinin yarısından fazla destek aldığını görüyoruz. Ankara’da da artık bu konuya önem vermenin zamanının geldiği görüldü. Biz de üzerimize düşeni yapacağız” şeklinde konuşuyor. Üçok, Almanya ile Türkiye arasında 2012’de gerçekleştirilen 20 milyar Euro’su ithalat ve 12 milyar Euro’su ihracat olmak üzere 32 milyar Euro’luk toplam ticaretin bu yıl 35 milyar Euro düzeyinde gerçekleşmesini bekliyor.

 





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir