Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ucuz Kredi ve Kamu Yatırımları 2013

Ucuz Kredi ve Kamu Yatırımları 2013




Pansuman belli: Ucuz kredi ve kamu yatırımları

Ekonomik yavaşlama üçüncü çeyrekte yüzde 1.6 ile dibe vurdu. Trendin sürmesi 2013’ü tehlikeye sokabilir. Uzmanlara göre kısa vadeli çözüm olarak kredi musluklarının açılması, kamu yatırımlarının hızlanması gündeme gelebilir…

buyumeYENİ yıla merhaba demeye hazırlanırken geçen hafta gelen büyüme verisi moralleri bozdu. Bu yılın üçüncü çeyrek büyümesi yüzde 1.6 ile beklentilerin altında gerçekleşti. Bu sadece 2012’nin değil son 3 yılın en düşük büyümesi olarak kayıtlara geçti. İlk çeyrekte büyüme yüzde 3.4, ikinci çeyrekte ise yüzde 3 olarak gerçekleşmişti. 9 aylık büyüme hızı ise yüzde 2.6 oldu.

Aslına bakılırsa ekonominin soğuduğu ve büyümenin düşük geleceği bekleniyordu. Yine de bu denli hızlı yavaşlama hayal kırıklığı yarattı. Şimdi gözler son çeyrek büyümesinde. Yılın tamamı için tahmin edilen yüzde 4’lük büyümenin altında kalınacağına dair beklentiler güçleniyor. Bu aşamada artık daha fazla gaza basılması bekleniyor. Nitekim halen faiz indirmesi için baskı altına alınan Merkez Bankası, bu konuda daha hızlı ve sert adımlar atacağının sinyalini verdi. Kısa vadede en az 25 baz puanlık indirime kesin gözüyle bakılıyor.

BÜYÜME-CARİ AÇIK İKİLEMİ

Ancak ekonomideki canlanmanın tek başına para politikasıyla sağlanması zor görünüyor. Keza şu ana kadar gerek bono faizlerindeki düşüş gerekse Merkez Bankası’nın indirimleri banka kredilerine tam olarak yansımış değil. Piyasanın canlanması ve ekonominin çarklarının daha hızlı dönmesi, bankaların ticari kredilerinin artmasına ve faiz hadlerinin aşağı gelmesine bağlı. Yani kredi musluklarının açılması gerekiyor.

Ekonomistler, Türkiye ekonomisinin zikzaklara rağmen 10 yıllık ortalamalar alındığında yıllık yüzde 4-4.5 büyüyebildi-ğine dikkat çekiyor. Büyümenin bu seviyenin üzerine çıkması ise cari açık ve enflasyonun artması anlamına geliyor. Nitekim büyümeyle ilgili karamsar tabloya karşılık cari açık düşmeye devam ediyor. Ekim ayında cari açık 1.96 milyar dolarla 2.1 milyar dolar beklentisinin altında geldi. Yılın ilk 10 ayında cari işlemler açığı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 geriledi. 12 aylık açık ise eylül sonundaki 55.7 milyar dolardan ekimde 53.1 milyar dolara düştü.

“YÜZDE 7 ŞANSI KALMADI”

Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztürk, uluslararası koşullar elverişli olduğunda Türkiye’nin cari açık riskini göze alarak yüzde 7-8 büyüyebildiğine işaret ediyor. Ancak bundan sonra artık bu seviyede büyüme şansını kaybettiğini savunuyor. Öztürk’e göre artık 2012 için yüzde 3 büyüme bile lüks oldu. Yüzde 2.5 civarında gelme ihtimali yüksek.

Bu arada Öztürk, Türkiye için sürdürülebilir büyüme seviyesinin zaten yüzde 44.5 arası olduğuna dikkat çekiyor. Bunun altının daralma anlamına geldiğini vurguluyor. Üzerinin sürdürülebilmesini ise ekonominin yapısal sorunları nedeniyle çok zor görüyor. Olsa bile bedelinin yüksek cari açık ve enflasyon olacağına dikkat çekiyor.



Öztürk, kısa vadede büyümenin parasal ve mali politikalarla desteklenebileceğini düşünüyor.

İbrahim öztürk Nitekim Merkez Bankası’ndan faiz indirimi, bankalardan da kredi musluğunu açmaları bekleniyor. 2013’te büyümenin sürdürülebilmesi için iç talebin ihracatla paralel artması gerektiğini savunan öztürk, kurların da kontrol altında tutulmasını istiyor. Büyüme için dışarıdan kaynak bulunabileceğini ama bunun ‘hazırcılık’ olacağını düşünen Öztürk, “Dünyadaki likidite bolluğu sayesinde belki 2 yıl daha idare edebiliriz” diyor.

yatirimlar

“TÜKETİM DEĞİL YATIRIM LAZIM”

Odeabank Genel Müdür Yardımcısı Serkan Özcan, Merkez Bankası’nın Kasım 2011 ortasından Mayıs 2012 dönemine kadar belirgin bir şekilde sıkılaştırdığı para politikasını, Mayıs 2012’den itibaren hızla gevşettiğini hatırlatıyor.

Özcan’a göre böylece mayıs sonunda yüzde 10.8 olan ortalama fonlama faizi son dönem itibariyle yüzde 5.6’ya kadar geriledi. Buna paralel olarak da hem alım gücü göstergesi olan enflasyon hem de kredi faizleri 2011 ortasındaki seviyelere kadar indi. Bunun etkileri dördüncü çeyrekte ve özellikle de 2013 yılında büyümede görülecek. Sadece Merkez Bankası politikaları değil global ekonomideki ^ toparlanma ve yüksek likidite ortamının sürmesi de önümüzdeki dönemde büyüme görünümünü iyileştiriyor. Dolayısıyla “gaza basmak için yapılması gerekenlerin” hâlihazırda yapıldığı söylenebilir.

Bu arada Özcan, bankaların daha fazla kredi verebilmek için özellikle son iki aydır yeniden yoğun bir rekabete girdiğini hatırlatıyor.

Ozcan’a göre kredi faizlerinin 1.5 yılın en düşük seviyesine gerilemesi ve hatta faizlerdeki düşüşün sürecek olması da bunun bir göstergesi. Nitekim kredilerin de bu dönemde kademeli olarak arttığı görülüyor.

Serkan Özcan, büyümenin tüketimden çok yatırımlarla sağlanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca ihracatçının desteklenmesinin ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için bazı ayarlamalar yapılmasının da çok yararlığı olacağını düşünüyor. Nitekim bu konuda da mevduatta vade uzatımını sağlamak için stopaj destekleri gibi bazı hazırlıkların olmasını olumlu buluyor.

EFG Menkul Değerler Başekonomisti Haluk Bürümcekçi ise düşük büyümeye rağmen aslında ekonominin daha iyi olduğunu savunuyor. Son çeyrekte verilerin iyileştiğini ve kasım ayında kredilerde hızlanma görüldüğünü belirtiyor. Banka kredilerinde ivmelenme olduğunu ancak yüzde 14 sınırlaması nedeniyle çok fazla artış yaşanmadığını ifade ediyor.

Bürümcekçi, üçüncü çeyrek büyümesinin Merkez Bankası’nı rahatsız etmediğini düşünüyor. Ancak hükümetin bundan rahatsız olduğunu belirtiyor ve kamu yatırımlarının önümüzdeki dönemde biraz artabileceğini öngörüyor. Ancak 2010 yılındaki lokomotif sektörlere yönelik bir vergi teşviki yapılmayacağını da sözlerine ekliyor.

Erkan Kızılocak / Para





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir yorum

  1. Son 10 yılda gayet fazla yatırım yapıldı ancak bununla beraber tüketim de arttı, maalesef yeterli oranı hala yakalayamadık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir