Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ülkenin Ekonomik Durumu, Ekonomist Yorumları

Ülkenin Ekonomik Durumu, Ekonomist Yorumları




Ülkenin Ekonomik Durumu, Ekonomist Yorumları, Türkiye Ekonomisi

Son günlerde TV haber kanallarında ekonomi yorumcularının çok fazla yer aldığını görüyoruz. Genellikle bu yorumcular; “Dünyanın yeni bir global krizin eşiğinde olduğu, ancak Türkiye’nin bu krizden fazla etkilenmeyeceği” düşüncesinde hemfikir görünüyorlar.

Türkiye Ekonomisi için pembe tablolar çizen; kimi profesör, kimi doçent, kimi de çekirdekten yetişme ekonomist olan birçok yorumcu arkadaş bu tezlerini, Türk ekonomisindeki cari açığa rağmen, bütçe açığının olmamasına bağlayarak güçlendiriyorlar.

Oysa bir ülkenin ekonomik durumu birkaç rakamsal göstergeyle açıklanamaz. Bütçenin açık vermemesi, enflasyonun düşük olması ve milli gelir artışı (büyüme) gibi gelişmeler ekonominin çok iyi olduğu anlamına gelmez.

Şöyle ki:



  • Halktan topladığınız 1000 TL. ile 1000 TL’lik kamu harcaması yaparsanız bütçeniz denk olur. Ancak bu tablo; kendilerine yüklenen ağır vergiler (gelir vergisi, KDV, ÖTV, ÖİV,) altında ezilen vatandaşların sıkıntılarını, yoksulluklarındaki artışı ve toplanan vergilerin ne kadarının yol-su-elektrik olarak halka geri döndüğünü ya da ne kadarının ihale yolsuzlukları yoluyla birilerinin cebine indiğini açıklamaya yetmemektedir.
  • Enflasyon konusundaki rakamların ise aldatıcı olduğunu özellikle düşük gelirli vatandaşlar zaten bilmektedirler. Asgari ücretli bir vatandaş için hissedilen yıllık enflasyon artışı en az %20’dir. Benzine, mazota, şekere, yağa, sigaraya, kiraya ve ulaşım harcamalarına gelen zamlar bu durumu kanıtlamaktadır.
  • Gelelim büyüme konusuna: Ülkelerin milli gelir rakamları tüm dünyada dolar cinsinden ifade edilir. Düşük dolar kuru yüzünden Türkiye’nin milli geliri yüksek görünmektedir. Örneğin dolar kurunun 1.50 TL. olduğu durumda 900 milyar dolar olarak açıklanan milli gelir (GSYİH), dolar kuru 2.00 TL’ye çıktığında otomatikman 675 milyar dolara düşer.
  • Bir diğer önemli gösterge ise kişi başına düşen milli gelirin halka ne ölçüde adaletli dağıtıldığıdır. Birkaç milyon kişi ülke milli gelirinin yarısına sahipken, 70 milyona yakın insana ise milli gelirin diğer yarısı kalmaktadır.

Şayet ekonomiyi böyle okursak; halkın büyük çoğunluğunun çektiği sefaleti, açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkum edilişini, bu büyük ekonomiye nasıl yakıştırırız?

Not: Son günlerde bol miktarda türeyen ekonomist TV yorumcuları  ise madalyonun bu yüzünü görmezden gelip; denk bütçe, düşük enflasyon ve büyüme gibi ekonomik göstergeleri ön plana çıkarıp, pembe ekonomik tablolar çizmeye ve göz boyamaya devam edeceklerdir. Ancak hiç şüpheniz olmasın ki takke düşünce kel görünecektir.

Makale : İşletme Müh. Doğan Gündoğdu – MakaleMarketi





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir