Anasayfa / Teknoloji / Wikileaks ve Kuantum Kriptology

Wikileaks ve Kuantum Kriptology




Wikileaks yüzünden yer yerinden oynadı. Peki artık gizli haberleşme yapmak mümkün olmayacak mı?

Son birkaç gündür dünyada yer terinden oynadı. Hangi gazeteye baksanız wikileaks, hangi TV kanalını izleseniz wikileaks. Siyasi gerginlikler öylesine yükseldi ki nerdeyse liderler birbirlerini düelloya davet edecekler. Esasında New York Times yazarı Thomas Friedman 2006 da yayınladığı ‘The World İs Flat’ adlı kitabında, sanki bu olacakları o günden haber veriyordu gibi geldi bana. Evet, bilişim teknolojileri dünyayı dümdüz ediverdi, artık her şey şeffaf, öğlesine derin sırlar, derin devlet gibi gizemli öyküler kalmadı. Biri bizi gözetliyor biri bizi dinliyor. Ağzından çıkanı kulağın duysun, cehalet en büyük kusur.

ABD’de bir komutan masa başında oturmuş Afganistan’daki veya ırak’taki bir operasyonu yönetiyor. Operasyonlar bir miktar abartılarak da olsa,  hep Amerikalıların zaferi ile sonuçlanacak şekilde, Hollywood filmlerine de yansıtıldı. Senaryolarda bir gerçek var, tamamı fantezi değil. Evet,  gerçekten gelişen teknoloji böyle bir operasyon yönetimini mümkün kılmaktadır. Klasik olarak haberleşme elektromanyetik dalgalar ile yapılmaktadır. Dünya yörüngelerine yerleştirilen çok sayıda haberleşme uydusu, örneğin Filipinlerde meydana gelen bir olayı görüntüleyip anında New-York’taki bir ekrana yansıtabilmektedir. Barcelano-Real Madrid maçını hepimiz, bunun nasıl gerçekleştirildiğini hiç düşünmeden, keyif ile izlemişizdir. Atmosfer elektromanyetik dalgaların oradan buraya taşıdığı bir bilgi okyanusudur. Önemli olan bu okyanusta gemini yüzdürebilmek, sörf yapabilmektir.  Böyle kaliteli sporcuların yoksa bağırıp durursun. Gerisi faso fiso. Dünya düzdür ama yürüyebilenler için

Kimi gazete ve TV kanalları WİKİLEAKS olayını, hackerlere  (bilgisayarınızın sabit diskine girerek bilgi sızdıranlar) bağladılar. İşin ilginç yanı bunun böyle olmadığını kanıtlayan bir haber,  aynı günlerde Hürriyette (4.Aralık.2010) ‘Türk Hacker FBI’a takıldı’  yer aldı. Bir belleğe veya dijital bir veri ambarına, özellikle dış işleri bakanlığı veya istihbarat örgütleri gibi, çok korunan bir sisteme girerek bilgi sızdırmak, pek akla yakın gelmemektedir.  Hemen yakayı ele veririsiniz. TV ekranlarında yarı amatör uzmanların söylediği gibi bir bilgisayara girmek ve iz bırakmadan bilgi sızdırmak, teknik olarak mümkün değildir. Söyledikleri yanlıştır. Adamın hemen kulağından tutuverirler. Her elektrik akımı geçtiği devrede, (bilgisayarlar çok düşük amper de olsa elektrik akımı ile çalışır), bir ayak izi bırakır. Hackerler esasında çok kabiliyetli profesyonel yazılım uzmanlarıdır, program yazarak, dijital bir donanımdan bilgi nasıl sızdırılırın yanıtını ararlar, ancak uyguladıkları yazılımın bir iz bırakacağını bilirler. Aralarında benim yazılım seninkinden daha etkindir, yarışını yaparlar. Google giriniz sayısız şifre kırıcı program ile karşılaşırsınız. WİKİLEAKS söylendiği gibi bir hacker işi değildir.

Şimdi akla şöyle bir soru geliyor. Bundan böyle gizli haberleşme yapmak mümkün olmayacak mı? Yanıt evet, mümkündür. Gelişen bilgi teknolojileri ile kuantum mekanik bu problemi kökünden çözmüştür. Çözüm kuantum bilgisayarlar ve kuantum kriptolojidir. İşin teknik ayrıntılarını girmeden çok basit bir dil ile bunun nasıl yapılabileceğini anlatacağız.



Cep telefonunuzu açtığınızda ekran size ‘pin kodunu giriniz’ mesajı verir.  Bunun anlamı: siz ve telefonunuz ile arasında, sizden başka kimsenin bilmediği bir sır vardır ve bu sır bir sayı ile ifade edilir. Dört rakamlı bir şifredir. Şifrenin en basit bir hesap ile kırılma olasılığı binde birdir. Çok basit şifre kırıcı programlar ile böyle veya daha da karmaşık şifreleri kırmak mümkündür. Pin kodlarını kırmak etkin bir kırıcı program ile dakika mertebesinde zaman alır. Bir bilgiyi güvenilir şekilde iletme ancak kırılamayacak bir şifre ile mümkün olur. Şimdi bunun nasıl yapıldığını anlatılacaktır. Lise matematik derslerinden asal sayıları anımsayalım. Unutmuş olabilirsiniz. Bir ve kendisinden başka bir tam sayıya bölünemeyen sayılara asal ayı denir. 2, 3, 5, 11, 13, 31,…… bu dizi sonsuza kadar sürer, yani sonsuz tane asal sayı vardır. Bunlar kriptoloji açısından çok özel sayılardır. Şimdi eriştiğiniz bir veri tabanından şifrelenmiş bir dosyayı açmak istiyorsunuz. Karşınıza bir sayı çıkar, aynen pin kotunda olduğu gibi, örneğin 22165. Yapacağınız bu sayıyı asal çarpanlarına ayırmaktır. 22165=31.13.11.5 bu eşitlik size dosyayı açma imkânı verir. Şimdi karşınızda 4864902174943856…………………  basamak sayısı 150 olan  bir sayı verilirse, bunu asal çarpanlarına ayıramazsınız ve dosyayı açamazsınız. Klasik bir süper bilgisayar, teorik olarak, en fazla 128 haneli bir sayıyı asal çarpanlarına ayırabilir ve dosyayı açar. Herkesin elinde böyle milyonlarca dolarlık süper bilgisayar olmadığına göre dosyalara girme olasılığı sıfırdır. Böyle bir şifreyi ancak Kuantum bilgisayarlar kırabilir. Kanımca siber korsan Sollange evinde bir süper bilgisayar veya kuantum bilgisayar bulunduramayacağına göre, şifre kırarak bilgilere ulaşması söz konusu olamaz. Şimdi peki bu bilgiler nasıl sızdı? Bu sorunun yanıtı ortada, her kim ise ya birisi verdi veya gerçekten çok kolay kırılabilecek şifreler ile gönderildi.

Yakın gelecekte kuantum bilgisayarlar uygulamaları bizleri, hayal dahi edemeyeceğimiz sürprizler dünyasına götürecektir.  Bu teknolojilerde bilgiyi ışık tanecikleri yani fotonlar taşır. Bilgi yine fotonlar üzerinde depo edilir. Sitem bitler, megabayt yerine qbitler matematiği üzerine kurgulanmıştır. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler Hürriyet teknoloji sayfasında ekranlanan Kuantum bilgisayarlar ile ilgili makalelere bakabilirler. Fiber optik kablolar, ışık ile bilgi iletişiminin ilk örneklerindendir. Işık ile haberleşmenin tarihi çok eskidir.

Işık tanecikleri bilgiyi, fotonun kendi kuantum doğasından kaynaklanan özelikliler nedeni ile kırılamayacak şifreler ile iletir.  Kuantum mekanik ve bilgi teknolojilerinin karışımından yararlanılarak geliştirilen bu sisteme Kuantum Kriptoloji denir. İletim sürecinde, bilgi ışık tanecikleri fotonların yönelimlerine yükleneceği için, dışarıdan müdahaleler, yani bilgi sızdırma mümkün olamaz. Mesajı gönderen ve alan arasında dışarıdan hiçbir kimsenin müdahale edemeyeceği bir anahtar mevcuttur. ABD’de federal Rezerve bankaları ve Milli Güvenlik Teşkilatı (National Security Agency) haberleşmelerini, ticari hale getirilmiş kuantum sistemleri yapmaktadırlar. Anlaşılan ABD dış işleri bakanlığının elinde böyle bir sistem yok.

Kuantum kriptoloji olarak geliştirilmekte olan bu yöntem yakın bir gelecekte bilgi güvenliğini sağlayacaktır. Hacker hep eli boş dönecektir.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir