Anasayfa / Kariyer ve İş / Yaşasın (özel) Güvenlik Görevlileri

Yaşasın (özel) Güvenlik Görevlileri




Yaşasın (özel) güvenlik görevlileri

İşim gereği sürekli alışveriş merkezleri, plazalar, şirket kampusları, üniversiteler vb yerlere girip çıkıyorum. Spor merakım nedeniyle İstanbul’da büyükşehir belediyesine bağlı parklarda ya da sahil yollarında koşuyorum. İş ya da spor amaçlı, bazı günler 4-5 farklı ilçe belediyesini ziyaret etmiş oluyorum.

Bu kadar çok yerde dolaşınca bazı takıntılar edindim kendime. İlk sırada girdiğim binalarda güvenlikçilerin ve danışmadakilerin beni nasıl karşıladığı ve içeri girene kadar ne kadar beklediği geliyor. İkinci sırada giriş kapısının önünde sigara içilip içilmediğine bakıyorum (güvenlik girişi dışarıda ise yine sigara kontrolü yapıyorum). Üçüncü sırada binaların tuvaletleri var, bulmak kaç dakika sürüyor, temiz mi, bakımlı mı vs…

Dev sektör: 900 şirket, 300 bin çalışan

Koştuğum yerlerin büyük bölümü büyükşehir belediyesi tarafından temizlenip, güzelleştirilip, işletilen yerler. Park alanlarında belediyenin anlaştığı güvenlik şirketinin görevlileri çalışıyor. Bazı parklarda kafeler de büyükşehire ait bir şirket tarafından işletiliyor. Otoparklar yine büyükşehire ait İspark tarafından ücretlendiriliyor (bazıları ücretsiz).

Koşarken edindiğim takıntılar ise çöplerin toplanıp toplanmadığı, otopark ve güvenlik görevlilerinin vatandaşa nasıl davrandığı, kafelerde çalışanların vatandaşa nasıl davrandığı konusunda gözlem yapmak (koşu öncesi ve sonrası ben de onlarla muhatap oluyorum). 

Bir süredir, girip çıktığım ve koştuğum yerlerdeki en önemli kişilerin güvenlik görevlileri olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hatırlarsınız, güvenlik firmaları birkaç yıl öncesine kadar hizmette gereken kaliteyi yakalayamadıkları için hedef tahtasındaydı. Geçen zaman içinde kurumsallaştılar, eleman seçiminde ve eğitiminde ‘kendilerini aştılar’, çalışanlarına daha insani ücretler vermeye başladılar. 20 yılı aşkın geçmişi olan sektör, bugün 900 şirketi ve 300 bin kadar çalışanı ile hizmet veriyor ve bana göre ‘her sektörden daha hızlı’ gelişiyor, iyiye gidiyor. Bir binanın ya da parkın kapısından girenlerin karşılaştığı ilk insanlar olarak ne kadar stratejik öneme sahip bir iş yaptıkları nihayet anlaşıldı.

Onlarca insan için tek tuvalet, o da kapalı

Pek çok alışveriş merkezinde sizi güler yüzle karşılayan, vukuatlar karşısında soğukkanlı davranan ve olaylara empatiyle yaklaşan, gerektiğinde inisiyatif kullanmaktan kaçınmayan, çalıştığı yeri herkesten daha iyi bilen güvenlik görevlilerine sıkça rastlıyorsunuz.

11 Ekim Pazar günü yaşadığım olayın ardından güvenlik firmaları ve güvenlik görevlileri konusunda düşüncelerim tamamen netleşti. Pazar sabahı iki arkadaşımla Florya Atatürk Ormanı’na koşmaya gittik. Bu parkurda ikinci kez koşacaktık. Burayı seçme nedenimiz hem koşu için mükemmel bir zemine sahip olması, hem de su, tuvalet gibi ihtiyaçlarımızı kolayca giderebilecek imkanlarının olmasıydı (daha doğrusu biz öyle sanıyormuşuz).

Parkur son derece kalabalıktı, her yaştan kadın erkek onlarca insan yürüyor, spor yapıyor, parklardaki aletleri kullanıyordu. Çocuk parkları da çocuklar tarafından tamamen doldurulmuştu. Bir saat koştuktan sonra tuvalet ihtiyacımızı gidermek için umumi tuvalete gittik. O kadar insanın bulunduğu bir alanda, tuvalet, kocaman asma kilitler takılarak kapalı tutuluyordu.
İnsani isteğe, insanlık dışı yanıt

Tuvaletin 50 metre kadar ilerisinde Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün binası vardı. Çok mutlu olduk ve kapıya yöneldik. Kapı hafif aralıktı ama girmedik, binanın kapısının sağ tarafında açık bir pencere ve içeride oturan bir adam olduğunu gördük. Ben adamın yanına giderek umumi tuvaletin kapalı olduğunu ve tuvaleti kullanmak istediğimizi söyledim. Adam, bunun yasak olduğunu ve kesinlikle tuvaleti kullanamayacağımızı söyledi.



Bunun üzerine tartışmaya başladık, ben sakin olmaya çalışırken, adamın sesi yükseldikçe yükseldi, ardından (muhtemelen beni dövmek için) kapıya yöneldi. Benden biraz uzakta duran ve neler olup bittiğini bilmeyen arkadaşıma “tuvaleti kullandırtmıyor ve bağırıp çağırıyor” dedim. Adam arkadaşımı görünce kapıyı hızla üzerimize kapattı. Bunun üzerine arkadaşım sinirlenerek eliyle kapının camına vurdu, cam kırıldı ve birden üzerimize kanlar fışkırdı. Adama pamuk, oksijen ne varsa getirmesini söyledik, nasıl olduysa getirdi, kapıyı açmadan, kırık pencerenin yarattığı aralıktan uzattı. Sonra da yok oldu. Pamuğu kesiğin üzerine koyduk ama kan durmuyordu.

Hastane macerası başlıyor

O sırada güvenlik görevlisi geldi, ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, ambulans çağırabileceğini söyledi. Olayı kendisiyle paylaştık ve ben üçüncü arkadaşımızı bulmak için (arabanın anahtarı ondaydı) koşarak parkur alanına gittim. Arkadaşımızı bulup döndüğümde 10 dakika daha geçmişti. Eli kesilen arkadaşımın çevresinde güvenlikçiler ve içine giremediğimiz binanın sorumlusu vardı. Tutanak tuttuklarını, gerekeni yapacaklarını, çok üzgün olduklarını defalarca tekrarladılar.

Güvenlik görevlileri şaşkınlık içindeydi, “Burada böyle bir şey olmaz, biz her zaman vatandaşa yardımcı olmaya çalışırız, ne gerekirse yapacağız” diyorlardı. Ambulans kesik türü vukuatlar için gelmemesine rağmen güvenlikçiler ambulansın geleceğini söylediler. Ancak kanamaya engel olamıyorduk, bekleyemedik, arabaya atlayıp Bakırköy Devlet Hastanesi’ne gittik.

Güvenlikçiler bizi korumaya alıyor

Hastane kapısında bizi özel bir güvenlik görevlisi karşıladı ve acile yönlendirdi. Acile girdik ama kimse bizimle ilgilenmiyordu, bir süre kaldıktan sonra özel bir hastaneye gitmek üzere dışarı çıktık. Aynı güvenlik görevlisi telaşla yanımıza gelip, “Sizinle kimse ilgilenmedi mi?” diye sordu. “Hayır, özel hastaneye gidiyoruz” dedik ama ısrar etti, “Benimle gelin, sizinle ilgilenecekler” dedi. Hep birlikte içeri girdik ve gerçekten de ilgilendiler. Ancak kesik çok büyük ve derin olduğundan müdahale edemediler, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gitmemiz gerektiğini söylediler.

Yeniden yola koyulduk, yarım saat sonra hastanedeydik. Acil kapısında yine özel güvenlik görevlileri vardı. Arkadaşımı ve beni üstümüz başımız kan içinde görünce önce ne olduğunu sordular, ardından Plastik Cerrahi Acil Servisi’ne yönlendirdiler. Doktor yerinde yoktu, güvenlik görevlileri doktorun yerini buldu ve hemen geleceğini söylediler. Doktor geldi, ameliyat gerektiğini söyledi ve hemen ameliyata aldı. Acil odasındaki ameliyat 3 saat sürdü.

Acil kapısında beklerken yaşadıklarımızı değerlendirme fırsatı buldum. Tüm bu hengamede, üç farklı kurumda (belediye, devlet hastanesi, üniversite hastanesi) bizim yardımımıza koşan ilk insanlar güvenlik görevlileri olmuştu. Onlar olmasa arkadaşımın elinin sakat kalması içten bile değildi. Hani hep “Görev alanıma girmiyor… Benim işim değil… Beni ilgilendirmez… Şu arkadaşa gidin, o olmazsa bu arkadaşa gidin…” diyen “görevliler” vardır ya, üç kapıda da onlardan yoktu. İnisiyatif alan, olaylara yargılamak ya da baştan savmak için değil, çözüm bulmak amacıyla yaklaşan, işin peşini bırakmayan, nezaket kurallarının ne olduğunu bilen, en önemlisi “işini yaparken insan olduğunu ve o işi insanlara hizmet vermek için yaptığını unutmayan” güvenlik görevlileri vardı. Sağ olsunlar var olsunlar ve insan kaynakları ile uğraşan, yöneticilik yapan herkese de örnek olsunlar.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir