Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yatırımlarını Özel Bölgelere Kaydıranlar Kazançlı Çıkacak

Yatırımlarını Özel Bölgelere Kaydıranlar Kazançlı Çıkacak




Büyük kentlere göç sona erecek, bölgesel ekonomiler ön sıraya geçecek. Yabancı yatırımcılara da açık ‘özel ekonomik bölgeler’ kurulabilir. Karadeniz ilaç endüstrisi, GAP modern hayvancılık ve tarım üssü olabilir…

Türkiye bölgesel ihtisasa doğru gidiyor

ULUSAL ekonominin hızlı gelişmesi ümit veriyor. Dünyadaki genel eğilimin aksine Türkiye’de büyük girişim iştahı var.

Birçok sektörde inanılmaz başarılar yaşanıyor, akla gelmedik işlere imza atılıyor.

Bu yeni eğilim açıklanan teşvik paketiyle daha da hızlanacak, yatırımlarını özel bölgelere kaydıranlar kazançlı çıkacak.

COĞRAFİ YETENEĞE GÖRE ÖZEL TEŞVİK

Her şeye rağmen açıklanan teşvik paketinin stratejik anlamda çok ufak bir rötuşa ihtiyacı var. Bölge ve illerin kaynaklarıyla insan potansiyelini değişim mantığıyla bir kez daha ele almak gerekebilir.

Özel coğrafyalarda yeni sulara yelken açmanın ya da küresel teknoloji platformunda yerel oyunculuğa soyunmanın tam sırası! Eğer çağdaş idealler yeterince canlıysa, strateji odaklı Türkiye’yi ek teşvik paketleriyle daha da yukarı taşımak mümkün!

Üstelik bu coğrafyaların bir bölümünde yabancı yatırımcılara açık ‘özel ekonomik bölgeler’ kurma imkânı da var. Teknoloji odaklı dünyada iş anlayışı, sistem algısı ve stratejik düşünce hızla değişiyor. Geleceği anlamak için şimdi iki şeye ihtiyaç var: Yeni liderlik kavramı ve yerel şartlara uyum sağlayan bilgi mühendisliği.

GELECEK İÇİN YENİ NESİL LİDERLİK

Bilgi mühendisliği, teknik düşünceden öteye farklı iş modelleri üzerinden ufkun ötesini görebilme becerisine dayanıyor. CEO’dan genel müdüre, Ar-Ge disiplininden insan kaynaklarına değin herkes bir mühendis gibi geleceğin stratejilerini ölçüp biçiyor ve sonra ondan bilgi devşirmeye çalışıyor.

Yeni nesil liderlikse hem değişime hem de yaşanan coğrafyaya ayak uydurmanın evrensel gerekliliği anlamına geliyor. Şimdi ürün değil küresel ihtiyacı yaratmanın davranışları değil, küresel arzuları yönetmenin sırası.

Küçüğünden büyüğüne her kademedeki girişimci kendi ikliminin lideri olmak zorunda. Bunlar artık kaotik endüstri kalıntılarının çöplüğü haline gelmiş metropol kentlerde gerçekleştirilebilecek faaliyetler değil. Her coğrafyanın kendine özgü potansiyeli ve mizacı var. Tüm bunları yeni bilgi kavrayışıyla ele almak gerekiyor.

BEŞERİ SERMAYEYE DOĞRU…

Bugün artık coğrafya bazlı bilgi entegrasyonu gelecekteki başarının anahtarı olmakla kalmayacak, maddi sermayenin beşeri sermayeyle yer değiştirmesini de sağlayacak. Böylece bölgeler arası ihtisaslaşma yarışı başlayacak, herkes kendi çevresinin karakterine göre yaşadığı toprakları yeniden keşfedecek.

En azından göç hareketleri duracak, bölgesel ekonomiler politik çekişmelerin önüne geçecek. Moda ifadeyle söylemek gerekirse, yatırımlarda bütünsel anlayış ‘out’; yerel anlayış ‘in’ olacak! Ve o eski tabirle artık her horoz kendi teknolojik çöplüğünde ötecek!

Bir yığın büyük proje! Hemen anlatılacak basit meseleler değil bunlar elbet. Ama olası bölge ve illeri yeniden biçimlemeye hiçbir engel yok. Stratejik ayrıntıları yerel bazda düşünen bilgi mühendislerine; planlamayı ise bölgesel uzmanlara bırakarak ufuk açıcı birkaç örnek üzerinde kısaca duralım.



İLAÇ ENDÜSTRİSİ TEK YERDE

Samsun-Çarşamba-Sinop hattı örneğin… Altyapı hazır, deneyimli insanlar çoğunlukta. Ampulden tablete çoğu beşeri ilaç Samsun’da fason olarak üretiliyor zaten. Çoğu değerli metallerden modern cerrahi aletler yine bu bölgenin imalatı. Kozmetik endüstrisine de epey aşinalık var.

Bundan böyle yeni ilaç fabrikaları, kozmetik ve kişisel bakım üniteleri bu özel coğrafyada kurulabilir. En azından ilaç üzerinde uzmanlaşmış yeni bir endüstriyi Karadeniz’den dünyaya açma imkânı doğar. Hem İstanbul rahatlar hem de bölgeye yeni bir ruh ve heyecan gelir.

ORGANİK ÜRÜNLER

Bir başka örnek daha: Şanlıurfa, Diyarbakır ve bağlatılırıyla tüm GAP bölgesi… Özel rejimle tüm bölgeyi yeni nesil hayvancılık ve modern tarımsal yetiştiriciliğe açmak örneğin! Çevre kirliliğinden henüz nasibini almamış bakir topraklarda et, sebze, meyve yetiştiricilik merkezleri kurulabilir; bölge, küresel çapta organik tarımın Avrupa ve Rusya’ya açılan kapısı olabilir!

Doğu Anadolu ise modern entegre besi çiftliklerinin kurulacağı geleneksel bir coğrafya zaten. Bu bölgenin odak noktasına hayvancılıkla ilgili gelişim projeleri yerleştirilebilir. Iskenderun-Osmaniye-Adana-Mersin hattını da atlamamak lazım. Yeni nesil stratejik yapılanmada yepyeni endüstriler oluşturmak mümkün…

NERESİ, NEYE UYGUN?

Peki bu örnekler dikkate alındığında örneğin bilgi teknolojileri ve savunma  sanayi nerede gelişmeli? Herhalde Ankara ve Konya merkez olmak üzere tüm Orta Anadolu bu işler için çok uygun. Gelelim birkaç kentin özel durumuna… Antalya 1 ve Bursa zaten ihtisaslaşmış birer kent görünümünde. Trabzon, Gaziantep, İzmir ve Denizli’yi gıdadan kimyaya, yazılımdan iletişim teknolojilerine değin birer başkente dönüştürmek mümkün.

Ve tabii eşsiz Trakya’yı da! Liman ve coğrafya özellikleriyle otomotivin belki de Avrupa’daki en yeni merkezi Trakya olabilir. Tüm bunlar örnek vermek amacıyla söylenmiş basit yaklaşımlar elbette. Kastımız o ki, teşviklerde birkaç küçük rötuş yaparak Türkiye’yi hem yerel hem küresel bazda birer ihtisas topluluğuna dönüştürmemiz her zaman mümkün.

Bölgesel kalkınma için önce stratejik kurgulama, sonra akıllı planlama gerekiyor. Örneğin modern tarım ve hayvancılık sektöründe en yeni yatırımların tamamen doğuya kaydırılması gibi… Belli bölgeler yeni nesil teknolojilerin odağı haline getirilmeli, uygun kalitede tesisler kurulmalı. Bu bölgelerde yabancı yatırımcıları çekebilecek özel bölgeler de olmalı. Dünün üçüncü dünya ülkesi Hindistan, dünyanın en büyük yazılım devi haline böyle geldi.

Yakın geleceğin bilgisayar dünyasında yazılım teknolojisinin Ortadoğu’daki merkezi neden İzmir ya da Manisa olmasın? Günümüzde Wall Street oyuncularının en iyi kuantum araçlarını kullanarak finansal piyasaların geleceğini tahmin etme noktasına geldiği bir dönemden geçiyoruz. Elini çabuk tutan kazanır! Şimdi eski girişimler üçüncü dünyaya taşınırken yeni teknolojiler kalkınan ülkelerin belli merkezlerinde hayat buluyor. En azından Çin, bölgesel ihtisaslaşma yoluyla ekonomik devrimlerini böyle gerçekleştirdi. ’Şenzen Özel Ekonomik Bölgesi’ buna en canlı örnek. Şimdi bu anlayışın yeni türevleri geri kalmış bölgeler için birer kaldıraç olarak kullanılıyor.

Nur Demirok





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir