Anasayfa / Girişimcilik / Yenilikçi ve şaşırtıcı gıda girişimleri

Yenilikçi ve şaşırtıcı gıda girişimleri




Dünyada inovasyon temelli yoğun çalışmalar var. Gıda sektöründe yenilikçi ürünler hem farklı hem de çok şaşırtıcı. Özellikle sebze yetiştiriciliği konusunda müthiş potansiyel var…

ÖZEL hazırlanmış gıdalar Amerikan diyetinin giderek ayrılmaz parçası haline geliyor. Milyarlarca dolarlık endüstri, 2017 yılının ilk dört ayında özel gıda tüketimini önemli ölçüde artırdı. Çeşitli yaş gruplarındaki tüketicilerin bir bölümü ‘özel gıda’ satın aldıklarını söyleyerek bir anlamda endüstrinin geleceğini tanımladılar. 2025 yılı gıda endüstrisinin değişim yılı olacak.

Özel gıdalar tüm kategorilerde yüksek düzeyde buluşsal yeniliklere yol açıyor. Gıdaların doğallığı, geleneksel olana benzemeyişi, uygulanan üretim yöntemleri, lezzetlerin tasarımı ve ürünlerin sıra dışı ambalajlarla sunulması önemli bir geleceğe işaret ediyor.

LEZZET VE SUNUM ÖNEMLİ

Yenilikler açısından dikkat çeken kategorilerin başında yumuşak çikolatalar, doğal aromayla güçlendirilmiş kahveler, mercimek ve bakliyat makarnaları, katkısız saf meyve dondurmaları, sebze karışımlarından yapılan salçalar dikkat çekiyor. Özel gıdaları keşfetmek, bilhassa genç tüketicilerin günlük alışveriş alışkanlıklarının değişmesine yol açmış.

Yenilikçi çalışmaların dikkat çekici yönlerinden biri sıra dışı sofra alışkanlıklarının tetiklenmesi. Örneğin Amerika’da ‘Zach’s Spray Seasoning’ adlı kurum doğal aromaları konsantre hale getirmiş, sprey tipi kaplarda satışa sunuyor. Bu spreyler bildiklerimizden hayli farklı. Granüle hale getirilmiş lezzet parçacıkları gazsız olarak doğrudan dondurma, tatlı gibi çeşitli ürünlerin üzerine uygulanıyor. Ayrıca balık ve kanatlı etleri için geliştirilen ‘püskürtmeli soslar’ yine doğal karışımlardan oluşuyor.

Klasik ürünleriyle ünlenmiş ‘Campbell Soup Company’ gibi büyük firmalar ise yoğurt ve soya bazıyla hazırladıkları doğal karışımları piyasaya sürüyor. ‘Bolthouse Farms Maio’ bu grubun tipik örneklerinden biri. Ürünlerin zengin dokusu ve düşük yağ içeriği lezzet unsurunu öne çıkarıyor. Ürünlerin hiçbirinde trans yağ olmadığı gibi, sentetik koruyucu da kullanılmamış. ‘GDO’suz ürünlerin bir başka özelliği ise çoğunlukla glüten ve yapay tatlar içermemesi. Tek kullanımlık ambalajlar hem pratik hem de sudan ucuz.

Son trend ise Çin, Hint, Malay etkileriyle güçlendirilmiş doğal lezzetlerin özel ambalajlarda tüketicinin beğenisine sunulması. Son zamanlarda özellikle Çin mutfağına büyük ilgi var. Çinlilerin bedenen zayıf ve hareketli olması kendi özel mutfaklarına bağlanıyordu. Fakat realite bugün pek de öyle değil.

ÇİNLİLER DE YARIŞA KATILIYOR!

2025 yılı birçok konuda yenilikçi düşüncelerin miladı olacak gibi. Nedeni çok gelişkin yeniliklerin dünya mutfaklarının yanı sıra lezzet ihtiyaçlarının önemli hale gelmesi. Sürecin somut örnekleri yine bu coğrafyadan geliyor: Çin ve Tayvan! (Biliyorsunuz, günümüzde ‘Kıta Çin’i ile ‘Tayvan’ aynı genetik özellikleri ve alışkanlıkları taşıyan tek milletin iki ayrı hali) Her ikisinde de Batı’da olduğu gibi burada da gıda üzerine geleceğin lezzetleri konuşuluyor.



Yine de bu coğrafyada önemli sayılabilecek birkaç sorun var: 2016 yılında Çin Hükümeti 700 bini aşkın gıda güvenliği ihlali saptamış.

Soya sosları başta olmak üzere gıdada yapılan tağşiş olayları affedilmiyor. Gıdadan kaynaklanan hastalıklar nüfus yoğunluğu nedeniyle Çin Halk Cumhuriyeti’ni ihracat bazında korkutuyor. Üstelik her iki ülkenin halkları genetik anlamda metabolizma hastalıkları konusunda epey duyarlılar.

Zayıf nahif Çinliler giderek şişmanlıyor şeker hastalığı tüm zamanların rekorunu kırıyor. Bugün kilo alma konusunda ABD’yi geçen Kıta Çin’inin büyük derdi ‘obezite’ belasıyla uğraşmak. Halen dünyadaki dört şeker hastasından biri Çinli!

Tarımda da epey sıkıntıları var Çinlilerin.

Böcek ilacı kullanımı son 30 yılda sessizce yayılarak ciddi sorunlara yol açmış. Küresel ısınmanın ürkütücü sonuçları somut olarak daha çok Çin’de görünüyor. Tarımda verimliliğin azalması gündemdeki önemli konulardan biri. Toprak erozyonu ülkede neredeyse doğal afet haline gelmiş. Kıta Çin’inde kuraklık step bölgelerinden başlayıp, kıyı kesimlerine doğru yayılma belirtileri gösteriyor.

ÇİN GIDADA ÖNYARGILARI YIKABİLECEK Mİ?

Kısacası, Çin yakın gelecekte yalnız enerjide değil, beslenme konusunda da kritik çizgileri aşmaya çalışıyor. Gıda ithalinin başlaması alarm zillerinin çalmasına neden olmuş. Fakat bu konuda paradoksal gelişmeler de yok değil. Çin şimdinin ve geleceğin sorunlarım objektif biçimde saptayıp geleceği kurgulayacak önlemleri almaya başlamış. ‘Ekosistem Platformlarının kurulması bunun ilk örneklerinden biri.

Rehabilitasyon uygulamalarında Batı’dan alman teknolojilerin yanında, ‘Shenzen’ gibi araştırma merkezlerinde geliştirilmiş geleceğe yönelik (fütüristik) yüzlerce proje var. Örneğin ‘Hidroponik ve Aeroponik Yetiştiricilik’ bunların başında. Her iki konuda şaşırtıcı buluşlar dikkat çekiyor. Çoğu patentle koruma altına alınmış. Diğer ülkelere yeni teknolojinin gelişmiş şekillerini ihraç edip ekonomilerine ciddi girdi yaratmaya çalışıyorlar. Üstelik yenilikçi lezzetler üzerinde kafa yoran; hatta bunu başlı başına bir uğraşı haline getiren Çinli gıda üreticilerinin giderek büyümesi de dikkat çekiyor.

Yukarıda Amerika için verdiğimiz buluşsal örnekleri Çinliler en başından başlayıp tarımsal yetiştirme aşamasında ele alıyorlar. Amaçları bazı önyargıları yıkarak Batı pazarlarına yenilikçi gıda ürünleri ihraç etmek. Birincil hedefleri protein bazlı gıda ürünlerinde öne geçip rekabetçi konuma yükselmek.

Giderek artan protein talebine dünya ölçeğinde çözüm üretilmesi için karbon ayak izi gerçeğini bilimsel şekilde ele almış Çinliler. Bu konuda yine şaşırtıcı buluşlar üzerine yoğunlaşıyorlar. Hatta bu sağlıklı beslenme hedefi okullarda başlı başına ders olarak okutulmaya başlanmış. Amaç sadece para kazanmak değil; içeride tarımı modernize edip geleceğin koşullarına uydurmak.

Doğu ve Güneydoğu Asya’da iklimi değişen bazı bölgeler kuraklığın yanısıra, aşırı yağışların etkisi altına girmiş. Önlem almak amacıyla üreticiyi bilinçlendirme programları uygulanıyor. Bu alanda ‘nanoteknoloji tabanlı ‘hidroponik’ malzemelerden yararlanılıyor, yeni patentler geliştiriliyor. Şimdiden kritik noktalarda sudan selden etkilenmeyen besi çiftlikleri kurup dünyanın dikkatini çekmeye başlamışlar.

Soğuk olarak preslenip pastörize edilen otlar, sebze ve yabani meyveler hep ön sırada. Mutfak sanatı açısından ilgi uyandıranlar ise pastörize edilmiş ve tazeliği korunmuş hazır salata ve meyve püreleri. Hedef iç pazarın yanısıra İthalat kotaları ve kısıtların kaldırılmasıyla Avrupa ve Amerika’ya açılabilmek…

Nur Demirok





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir