yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yüksek faiz ve kur riski ÖST ihracını geriletecek

Yüksek faiz ve kur riski ÖST ihracını geriletecek



2013’ün ilk yarısındaki düşük faiz ortamı, özel sektör tahvil ihraçları için uygun bir ortam yaratmıştı. Geçen yıl 2012’ye göre yüzde 45 artan özel sektör tahvillerinde 2014 resmi çok farklı. Yüksek faiz ortamı ve kur riski nedeniyle “şirketlerin borç çevirme kapasitesine bakmadan tahvillerini almayın” uyarısı yapılırken, özel sektör tahvil ihraçlarının da düşeceği öngörülüyor.

yuksek faiz

2013’ün ilk yansında düşen faiz ortamı, özel sektör tahvili (ÖST) ihraçlarını hızla artırdı. 2013’te ÖST ihraçları 2012’ye göre yüzde 45 artış gösterdi. Yüzde 13’e kadar varan yüksek faizleriyle ÖST’ler alternatif yatırım araçlarından biri oldu. Fakat şirketler için alternatif finansman, yatırımcılar için de yüksek getiri anlamına gelen bu enstrümanın alımında dikkatlerin 2014 yılında biraz daha artırılması gerekiyor. 2014’te hem hacim hem de taşıdığı risk açısından ÖST piyasasında yatırımcıyı farklı bir resim bekliyor. Faizlerin yükseldiği ve kur riskinin arttığı bir ortamda ÖST ihraçlarının azalması bekleniyor.

2013’te 44.3 milyar TL’si halka arz olmak üzere toplamda 58.7 milyar TL’lik ÖST ihracı gerçekleşti ve bunun yaklaşık yüzde 78’i banka bonolarından oluştu. Iş Portföy Genel Müdürü Tevfik Eraslan’m banka bonolarına ilişkin uyarısı şöyle: “DİBS faizlerinin mevduat faizi seviyesinin üstünde kalması durumunda ödenecek ‘ek faizle’ birlikte banka bonosu piyasası bankalar için geçmişteki kadar cazip olmayabilir. Bu nedenle, mevcut piyasa fiyatlandırma yapısının kalıcı olması durumunda 2013 yılında görülen banka bonosu ihracı artışının, 2014 yılında görülememe olasılığı var. 2013 yılı ÖST ihraçlarının içerisinde yaklaşık yüzde 10 payı bulunan ve nispeten yüksek ek getiri sunan banka dışı ih-raççıların, 2014 yılında gerçekleştireceği ihraçlarda ise piyasa koşulları, gösterge faizin seviyesi, likidite koşulları ve en önemlisi alternatif kaynak maliyeti etkili olacak.”

KÖTÜ SENARYO

Mevcut siyasi ve ekonomik risklerle birlikte değerlendirildiğinde şirketler açısından da benzer bir ortam oluşabilir. Ayrıca zora giren şirketlerin tahvil ödemelerini geciktirmesinin bile gündeme gelebileceği uyarısı, henüz yüksek sesle olmasa da dile getiriliyor.

Faizlerin yüksek seyretmesinin yanında yükselen risk algısına bağlı olarak yatırımcıların daha yüksek ek getiri bekleyecek olması, şirketler açısından borçlanma maliyetini yükseltecek. Şirketler, azalan sermayelerine karşılık yeni sermaye koymakta zorlanabilir. Bu nedenle hacimler düşerken, kredi ve likidite riski yükselebilir.



2013 yılında finansman kuruluşları hariç reel sektör şirketlerinin tahvil ve bono ihraçlarının tutarı 2,9 milyar TL idi. Toplam ihraçlar ise 55,6 milyar TL oldu. Faizler yüzde 13’e kadar çıktı. Bu tablonun 2014’te özellikle hacim tarafında bozulacağına kesin gözüyle bakılıyor. Kötü senaryoda ise kredi riskleri öne çıkıyor.

Görüştüğümüz bir bankacı, 2014’te borçlanmalarda ödeme riskinin gündeme gelebileceği, bir şirketin bile ödemelerini yapamaması durumunda piyasada ciddi tedirginliğin oluşacağı uyarısında bulunuyor. Borcun ödenememesi durumunda borç takası yapılabilir, yani borç ötelenebi-lir. Örneğin şirket, “Mayıs ayında ödeyemeyeceğim, yerine 2015 Kasım vadeli bono veriyorum” diyebilir.

RİSK UNSURLARI NELER?

Bu ortamı hazırlayan risklerin arka planının nasıl oluştuğuna, çevresel risk unsurlarına gelince, küresel anlamda FED’in varlık alımlarını azaltacak olması, cari açığa bağlı olarak dış finansman ihtiyacı yüksek olan Türkiye açısından risk unsuru. Yurtiçinde ise aralık ayından itibaren artan siyasi risk algısı da kırılganlığı körüklüyor.

Yatırım Finansman Hazine Müdürü Didem Helvacıoğlu, dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:

“Tahvil ihraç eden şirketler, mali açıdan zor duruma düştüklerinde, tahvil yatırımcılarının yatırdıkları paraları geri almalan konusunda sıkıntılar yaşanabilir. Mali sıkıntı öngörülebilir bir süre ile sınırlı ise şirketler borçlarını yeniden yapılandırma durumuna gidebilirler. Şirketin iflas etmesi durumunda ise öncelikli alacaklıların alacaklarını tahsil etmelerinin ardından şirketin geri kalan bir mal varlığı olması dummunda tahvil alacaklılarına ödeme yapılacak. Bu nedenle, tahvil alımı yapılırken, tahvil ihraç eden şirketin şu anki ve gelecekteki mali yapısı, faaliyeüerinin kârlılığı ve riskleri dikkate alınmalı.”

İKİ TEMEL SORUN

Garanti Yatırım Direktörü Tufan Cömert, ikinci el piyasasında likiditenin bir iki hafta içerisinde kaybolduğunu kaydediyor. Bu durumda yatırımcılar ÖST’yi vadeye kadar tutmak zorunda kalıyor. Yani vade riski taşıyor. Hazine bonosu faizinin yüzde 4,5’ten yüzde 10’a çıktığı geçen yıl, uzun ve sabit vadeli tahvil alan yatırımcılar, satacak kimseyi bulamadı ve zarar etti. Cömert, kredi riski konusunda ise şunları söylüyor:

İhraçları yapan şirketlerin borç durumuna bakılmadan, ödeme kapasitesi yeterince analiz edilmeden tahvilleri satın alınabiliyor. Yüksek döviz açığı olan bir şirketse tahvil ihraç eden, finansal-larının kötüleşebileceği göz önüne alınmalı. TLdeki değer kaybı devam ederse, bu kaygı daha da artabilir.”


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

Yıl sonu dolar kuru beklentisi

Yıl sonu ibresi nereyi gösteriyor? Dolarda yaşanan baş döndürücü yükselişle birlikte 3,45 üstü seviyelerde yeni …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir