yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yükselen faiz, kur ve düşen borsa risklerinde yatırım fırsatları

Yükselen faiz, kur ve düşen borsa risklerinde yatırım fırsatları



Yükselen faiz, kur ve düşen borsa riskten kaçış anlamına gelirken aynı zamanda risk iştahındaki artışın da habercisidir. Bu tür dönemler birçok yatırımcı için yeni fırsatlar anlamına da gelebilir…

YILIN son çeyreğine çok yoğun bir gündem altında girdik. Bunlardan kimi kısa vadeli beklentileri şekillendirse de başta IŞ1D ve Suriye konusu olmak üzere ana trendin belirleyicisi olmaya aday riskler de oluşmaya başladı. Şu ana kadarki süreçte her ülkenin kendine has riskleri ve fırsatları olmakla birlikte küresel ölçüde piyasaları tehdit eden ana konu olan FED’in faiz artış sürecine ilişkin beklentiler olmaya devam ediyor görüşünü sizlerle paylaşıyorduk. Ancak henüz içine girmemiş olsak da güney sınırımızda her geçen gün bize daha da yaklaşan bir hortumun varlığını da takip ediyoruz.

risk ve piyaslar

FED baskısı altındaki küresel ekonomide dolar neredeyse bütün ülkelerin para birimleri karşısında değer kazanırken bu değer kazancı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Son haftalarda bu süreci daha net bir şekilde görmeye başladık. TL’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin para birimleri bu süreçte en fazla değer kaybedenler listesinde ön sıraları paylaşıyor. Dolar sadece son 30 günlük süreçte Brezilya Reali’ne karşı yüzde 10’a, Rus Rublesi’ne karşı yüzde 7’ye, Avustralya Doları’na karşı yüzde 7’ye, Güney Afrika Randı ve TL’ye karşı da yüzde 5’e yakın değer kazanmış durumda. Brezilya’daki seçimlerin yarattığı belirsizlik, Rusya’nın Ukrayna nedeniyle Batı ile yaşadığı sorunlar,

Türkiye’nin yanı başındaki jeopolitik risklerin artması vs. gibi nedenler bu ülkelerin liste başı olmasına neden oluyor. Bu durum azalan oranlarda olsa da diğer para birimleri karşısında da yaşanıyor. Bu nedenle zaman zaman içsel riskler ve fırsatlar öne çıksa da sorunun ana nedeni dolayısıyla da ana trend gözden kaçırılmamalı.

TRENDİ DEĞİŞTİREBİLECEK RİSKLER

Küresel piyasalarda ana trendi oluşturan neden FED’in faiz artış süreciyle başlayacak sıkılaştırma sürecine yönelik beklentiler. Bu beklentide değişikliğe neden olacak çok büyük bir gelişme olmadığı sürece ABD’den gelecek haftalık ve aylık verileri, diğer merkez bankalarının atacağı adımlar gibi etkenleri sadece ara trendler oluşturmaya aday gelişmeler olarak takip ediyoruz.

Ancak ülkelerin içsel riskleri ve fırsatları bu ana trendi çok daha şiddetlendirebilecek ya da bu olumsuz tablonun etkisinden kurtarabilecek boyutlara da ulaşabilir. Bu noktada Türkiye cephesine baktığımızda güney sınırımızdaki güvenlik sorunu, önümüzdeki en büyük risk olarak duruyor. Bunun yanında makro verilerdeki bozulmalar, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirme baskılan, 2015’in seçim yılı olacak olması gibi etkenler de risk primini yükseltebilecek unsurlar olarak bir kenarda duruyor. Fırsatlar tarafında ise mevcut trendin etkisini biraz olsun hafifletebilecek olan Avrupa Merkez Bankası’mn (ECB) genişleme çabaları ve petrol fiyatlarındaki düşüş duruyor. Maalesef bizim düşüncemize göre önümüzdeki tehditler fırsatlardan oldukça ağır basıyor. Ancak kısa vadede risk olarak adlandırdığımız bu gelişmelerin durağan seyretmesi dahi olumlu reaksiyonlara neden olabilir. Örneğin, kredi notunun ve görünümünün korunması, mevcut konjonktür içinde piyasalarımızda olumlu reaksiyonlara neden olabilir. Ancak bu olumlu havanın kısa vadeli olacağı ve ana trendin izlenmeye devam edileceği unutulmamalı. Bu nedenle ana trend değişmediği sürece bu tür gelişmelerin neden olacağı olumlu havalar BIST’te ve TL’de yeni satışların gelmesine neden olabilir.

IŞİD HAFİFE ALINMAMALI



Irak ve Suriye’deki kriz ortamı, yıllarla anılan çok uzun bir zaman dilimine yayıldı. Bu dönemde Türkiye zaman zaman kendini bu krizin içinde bulsa da, kriz sınır güvenliğimizi tehdit edebilecek bir boyuta ulaşmamıştı. Son dönemdeki hareketlilik bizim sınır gü-venliliğimizi tehdit ederken IŞID’in batıdan da katılımcılar bulması olayın uluslararası boyutta bir güvenlik krizine dönüşmesine neden oldu.

Bunun yanında IŞID’in hakimiyetine aldığı sınırları güney yönünde genişletme isteği ve bu isteğin çevredeki ülkeler üzerinde oluşturduğu tehdit, bölge ülkelerinde topyekun mücadele isteğini artırıyor. Bölgede olmayan ancak gerek bölgedeki çıkarları, gerekse uzun vadede bu sürecin kendilerine sıçraması endişesi ile uluslararası toplum da bu mücadeleye katılmış durumda. Türkiye ise rehine krizinin aşılmasıyla birlikte sürece daha net dahil olmaya başladı. Daha önce terörle mücadele deneyimini yaşamış olsak da, bu denli büyük bir coğrafyaya hakim olan, devlet statüsünde olmasa da devlet görünümü çizmeye çalışan, ancak diplomasi trafiği olmayan bir yapı ile mücadelenin risklerini baştan kestirmek zor. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda Türkiye’nin bu operasyon içinde alacağı aksiyonlar ve buna karşılık gelebilecek tehditler, zaten bizim için olumsuz seyreden ana trendin daha da sertleşmesine neden olabilir.

NOT İNDİRİMİ HAKSIZLIK OLUR

Yukarıda onca riski sıralamışken not indirimini haksız bulmak bir çelişki olarak görülebilir. Ancak yatırım yapılabilir ülke notunu aldığımız süreçteki tartışmaları göz önünde bulunduracak olursak, yapılacak bir indirimin çok kolay alınmış bir karar olduğunu görmüş olacağız.

Hatırlanacak olursa, büyüyen, yapısal reformları kademe kademe devam ettiren, mali performansını koruyan, uluslararası kriz sürecinde bankacılık sektörü örnek oluşturan bir ülke iken, “yatırım yapılabilir ülke” notunu alabilmek çok kolay olmamıştı. Mali disiplin devam ettirilirken, potansiyeline göre düşük kalsa da hala bölgenin en yüksek büyüme oranlarına sahip ülkelerinden biri iken ve henüz yukarıda bahsettiğimiz riskler makro verilerde not indirimine neden olacak bir bozulmaya ulaşmamışken, sadece “risk var” algısı ile yapılacak bir not indirimi bizce çok ucuz bir karar olarak kayıtlara geçer.

Bizim gördüğümüz riskleri kredi derecelendirme kuruluşları da elbette görüyor. Bu nedenle olası bir indirim için ülkeyi negatif izlemeye alma/tutma ihtimalinin de hiç de düşük olmadığını düşünüyoruz. Görünümün negatif olması, bir sonraki kararın illa not indirimi ile sonuçlanması anlamına gelmiyor. Bu riskler ortadan kalkacak ya da bu riskleri dengeleyebilecek önlemler alınabilecek olursa kredi derecelendirme kuruluşları da sonraki kararlarında bu yeni durumu değerlendirmeye alacaklardır. Bu nedenle negatif izleme yönünde bir karar çıkarsa enerjimizi bu kararı eleştirmeye değil, bu durumdan çıkış stratejileri geliştirmeye harcamalıyız.

YENİ FIRSATLAR OLABİLİR

Yükselen faiz, yükselen kur ve düşen borsa riskten kaçış anlamına gelirken, yeterince yükselmiş faiz ve kur ile yeterince düşmüş bir borsa da risk iştahındaki artışın habercisidir. Bu tür dönemler birçok yatırımcı için yeni fırsatlar anlamına gelir, içeriye döndüğümüzde ise yüksek faiz ve hisselerdeki kısa sürede yüksek getiri potansiyeli sıcak parayı, gelen sıcak para da kurlar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı tetikler.

Böylece beklenen gerçekleşirse alman pozisyonların karı ve kurun düşüşü çifte kazanç sağlayacak.

Bu hafta hemen bu hareketi göreceğiz diyemiyoruz ancak önümüzdeki haftalarda bu tür hareketler görme ihtimalimizin yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle de makul bir strateji çerçevesinde ve stop loss yapma cesaretiniz ve iradeniz var ise her sert düşüş, yeni bir alım fırsatı anlamına gelmeli.

Bitirmeden önce herkesin Kurban Bay-ramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, bu bayramın hepimiz için, dargınlıklara son vermek, hüznü de sevinci de paylaşmak ve büyüklerin hayır duasını almak için bir fırsat olmasını temenni ediyorum.

ÜZEYİR DOĞAN


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

dolar

Yıl sonu dolar kuru beklentisi

Yıl sonu ibresi nereyi gösteriyor? Dolarda yaşanan baş döndürücü yükselişle birlikte 3,45 üstü seviyelerde yeni …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir