Anasayfa / Haberler / Yurt Dışı Grup Şirketlerinden Sağlanan Krediler

Yurt Dışı Grup Şirketlerinden Sağlanan Krediler




Yurt Dışı Grup Şirketlerinden Sağlanan Krediler

Grup şirketlerindeki nakit fazlasının diğer grup şirketlerinin nakit açığının karşılanmasında kullanılabilmesi amacıyla, grup firmalarında oluşan nakit fazlasının ortak bir havuzda toplanması ve ihtiyaç halinde grup firmalarına kullandırılması uygulaması “nakit havuzu” (cash pooling) olarak adlandırılmaktadır. Bu sayede grup içerisinde likiditenin kontrol edilmesi ve hem grubun hem de grup içerisinde yer alan firmaların bu havuzdan yararlanması sağlanmaktadır.

Geçen yazımızda, nakit havuzu uygulaması ile yurt dışı grup firmalarına kredi verilmesini ele almıştık. Bu haftaki yazımızda ise yurt dışındaki grup firmalarından kredi kullanılmasını vergisel açıdan değerlendireceğiz.

Örtülü sermaye açısından

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12’nci maddesinde belirtildiği üzere “Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.”

Bu kapsamda, şirket ortaklarından ve ortaklarla ilişkili kişilerden bir takvim yılı içerisinde alınan borçların şirket öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye kapsamında değerlendirilecektir.

Örtülü sermayeye isabet eden borç tutarının hesaplanmasında, Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermaye baz alınmalıdır. Aynı kanunun 192’nci maddesi uyarınca öz sermaye şirketin aktif toplamı ile borçları arasındaki farktır. Söz konusu hesaplamada, sadece ilişkili kişilere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar %50 oranında dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte, örtülü sermayeye isabet eden borç tutarı hesaplanırken, borç tutarı borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır.

Dolayısıyla, nakit havuzunu yöneten yurt dışında mukim firmadan alınan kredinin örtülü sermaye olarak değerlendirilmesi halinde, örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır.

Transfer fiyatlandırması açısından

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11/1-c maddesinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancının tespitinde indirim olarak dikkate alınması kabul edilmemektedir. Aynı Kanun’un 13’üncü maddesinde, hangi durumlarda kazancın transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca, “Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.”

Nakit havuzu uygulaması ile yurt dışı grup firmasından kullanılacak olan krediye ilişkin ödenecek olan faiz tutarlarının emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilmesi gerekmektedir. Aksi halde, olası bir vergi incelemesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğu iddiasıyla grup firmasına ödenen faiz tutarları eleştiri konusu yapılabilecek ve söz konusu tutarların kurum kazancından indirilmesi mümkün olmayacak, ayrıca söz konusu tutar grup firmasına dağıtılmış kar payı sayılarak kar payı stopajına tabi tutulacaktır.

Kurumlar vergisi stopajı açısından

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesi kapsamında, dar mükelleflere ödenen her nevi alacak faizi kurumlar vergisi stopajına tabidir. 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yabancı devletler, uluslararası kurumlar veya yabancı bankalardan ya da bulunduğu ülkede mutad olarak kredi vermeye yetkilendirilmiş olup sadece ilişkili bulunduğu kurumlara değil tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi veren kurumlardan alınan her türlü krediler için ödenecek faizler üzerinden hesaplanacak stopaj oranı %0 olarak belirlenmiştir. Diğer kurum ve kuruluşlardan alınan krediler için ödenecek faizler ise %10 oranında stopaja tabi tutulmaktadır.

Dolayısıyla, kredi sağlanan grup firması banka ve finans kurumu olmadığı sürece, ödenecek faiz tutarlarının brüt tutarı üzerinden 10% oranında kurumlar vergisi stopajı hesaplanması gerekmektedir.



Yurt dışındaki grup şirketinin bulunduğu ülke ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması bulunması halinde, anlaşmada belirtilen oranların dikkate alınacağı tabiidir.

Diğer taraftan, KVK’nın 30/7 maddesi uyarınca, banka ve finans kuruluşu olmayan yurt dışındaki kurumun mukimi bulunduğu ülkenin Bakanlar Kurulu’nca zararlı vergi rekabeti yaratan ülke olarak belirlenmesi durumunda, söz konusu faiz ödemeleri üzerinden hesaplanması gereken stopaj oranı %30 olarak dikkate alınacaktır.

Katma değer vergisi

KDV Kanunu’nun 9’uncu maddesinin doğurduğu sorumluluk uyarınca, yurt dışında mukim olan ve yurt dışında banka ve finans kuruluşu olmayan bir kurumdan alınan kredilere ilişkin olarak yapılan faiz ödemeleri üzerinden sorumlu sıfatıyla %18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-e maddesinde, banka ve sigorta muameleleri vergisi kapsamına giren işlemler ile sigorta acente ve prodüktörlerinin sigorta muamelelerine ilişkin işlemleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusunu ise, banka ve sigorta şirketlerinin Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine aldıkları paralar oluşturmakta; bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine almış oldukları paralar da aynı verginin kapsamına girmektedir.

46 Seri no’lu KDV Genel Tebliği’nde açıklandığı üzere, Türkiye’de banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmamış olan yurt dışı kredi işlemlerinin mahiyet itibariyle banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olan yurt içi bankacılık hizmetlerinden farksız olduğu açıktır.

Dolayısıyla, yurt dışı kredi işlemlerinin Kanunun 17/4-e maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerekli olup, bu kapsamdaki işlemler nedeniyle ödenen faiz, komisyon ve bunlara ilişkin kur farkları katma değer vergisine tabi değildir.

Bu doğrultuda, kredi sağlayan kurum yabancı banka veya yabancı finans kuruluşu ise bu durumda kredilere ilişkin olarak ödenen faizler üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV hesaplanmayacaktır.

Benzer şekilde, kredi sağlama işini esas iştigal konusu olarak yapanlar da 6009 sayılı Kanun ile değiştirilen Gider Vergileri Kanunu’nun 28’inci maddesi uyarınca banker sayılacaklarından, bu kişilerden temin edilen kredilere ilişkin olarak ödenen faizler üzerinden de sorumlu sıfatıyla KDV hesaplanmayacaktır.

Damga vergisi

Damga Vergisi Kanunu’nun 1’nci maddesi uyarınca, Kanuna ekli (I) sayılı Tablo’da yer alan belgeler damga vergisine tabiidir.

Kanuna ekli (II) sayılı Tablo’nun IV/23’ncü maddesi ile bankalar, kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenecek kağıtlar ile bu kağıtlar üzerine konulacak şerhler (kredilerin kullanımları hariç) damga vergisinde istisna tutulmuştur.

Bakanlık tarafından konuya ilişkin olarak verilmiş muktezalarda, kredi veren kurumun finans kurumu olduğunun ispatında, kredi veren kuruluşun kendi ülke resmi makamlarından almış olduğu, kredi kullandırmaya yetkili olduğunda dair belgenin, bu ülkede bulunan ülkemiz büyükelçilikleri veya konsoloslukları ya da ekonomi müşavirleri tarafından onaylanmış örneğini işleme aracılık eden bankaya ibraz etmeleri gerektiği ifade edilmektedir.

Bu çerçevede, yurt dışında mukim dar mükellef şirketlerce Türkiye’de mukim şirketlere kullandırılacak krediler için düzenlenen sözleşmeler, dar mükellef kurumun banka ve finans kuruluşu olmaması halinde %0,825 oranında damga vergisine tabi olacaktır.

Kaynak kullanımı destekleme fonu

Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ile ilgili 6 Sıra no’lu Tebliğ uyarınca, Türkiye’de yerleşik kişilerce yurt dışından sağlanan 1 yıldan uzun süreli döviz kredilerine KKDF kesintisi uygulanmamaktadır.

Bu doğrultuda, yurt dışındaki grup firmasından ya da ana ortaklıktan alacağınız dövizli kredilerden vadesi 1 yıldan kısa süreli olanlara anapara üzerinden %3 oranında KKDF kesintisi uygulanması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışı kurumlardan kullandıkları TL cinsinden krediler üzerinden ise vadesine bakılmaksızın %3 oranında KKDF kesintisi yapılacaktır.

Kambiyo mevzuatı açısından

Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 17’nci maddesi uyarınca, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından kredi temin etmeleri, bu kredileri bankalar veya özel finans kurumları aracılığıyla kullanmaları kaydıyla serbesttir.

2001/2 sayılı Merkez Bankası Genelgesi’nde, aracı bankaların Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışı kurumlardan kullandıkları nakit krediler hakkında Merkez Bankası’na bildirimde bulunacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu bildirim yükümlülüğü aracı bankalarda olmasına rağmen, krediyi kullanacak olan firmaların yurt dışından gelen paranın kredi niteliğinde olduğu konusunda aracı bankayı bilgilendirmeleri gerekmektedir.





Bir yorum

  1. hüsnü güneş

    iş arıyorum boya alçı ısı yalatım ustasıyım 05353014907

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir