Anasayfa / Ekonomi-Finans / Altın fiyatlarında orta vadede rekor denemesi bekleniyor

Altın fiyatlarında orta vadede rekor denemesi bekleniyor




Altın fiyatlarında orta vadede rekor denemesi bekleniyor

AĞUSTOS ve eylül aylarında yaşanan yükselişlerin artından ekim ayı boyunca düzeltme hareketlerini seyrettiğimiz kıymetli maden, yeniden gücünü toplamaya başladı. Fiyat hareketlerinde temel konulara en hızlı tepkiyi veren piyasa enstrümanı olarak adını korumaya devam eden altında, 1700$ seviyelerinin test edilmesi sonrası yeniden yükseliş yaşanmakta. Ağustos ve eylül ayları boyunca Avrupa ve Amerika’dan sağlanan kriz ile müdahale sistemlerinin fiyatlanmasını yapan kıymetli maden, sadece bu konularla değil ETF ve ABD altın bonolarına olan rağbetle de yatırımcısını mutlu etmeye devam etti. ABD ve Avrupa’nın kriz söylem ve müdahalelerini euro kısmında ele alacağız.

ETF (Exchage Trade Found- Borsa Yatırım Fonu) altın rezervleri eylül ayı başında 2489 ton iken, ekim ayı başında düşüşe rağmen alımlara devam ederek 2554 tona ulaştı. Bu duruma göre ay başına 65 ton ortalama ile alımların devam edeceği tahmin ediliyor. Bu bakımdan her satış sonrası yükselişini korumaya devam edeceğini düşündüğümüz kıymetli madende, psikolojik beklentilerin de etkisiyle orta vadede 2000$ seviyesine yaklaşımların önü açılmışa benziyor.

ABD son 2 yıl boyunca piyasalarda yatırımcılar için oluşturduğu altın fonu ile ilgi çekmeye, bununla beraber altın rezervlerini Çin ataklarına karşın yükseltmeye devam ediyor. Fonlar NYSE ve Dow Jones aracılığıyla yatırımcılara reklam edilirken, bu fonun söylentilerinde bile altın rekor seviyelere tırmanma çabasını ortaya koyabiliyor.

Geleceğe bakıldığında ABD’nin Q3 müdahalesi ve enflasyonu çıkmaza sokacağının düşünülmesi, Avrupa MB’nin önümüzdeki aylarda kriz ile mücadelede yorgun düşeceğinin belirtilmesi, Asya ülkelerine yayılan kriz ortamı ve bilhassa Çin’in yeniden ag-resif hamlelerde bulunarak dünya altın rezervine gözünü iyice dikmesi kıymetli madenin fiyatını rekora taşımasında ana etkenler diyebiliriz.

EURO BÖLGESİ KRİZİNİN İLK AŞAMASI TAMAM

Temmuz başından bu yana AMB (Avrupa Merkez Bankası) desteğini arkasına alarak 1,2040 seviyesinden orta vade yükselişine devam eden eu-ro’da, ağustos ayından bu yana, nadir görülen bir durum yaşandı. Euro, art arda 5 hafta boyunca yükseliş yaparak 1,3200 seviyelerini zorladı. Daha sonra, hızlı yükselişin ardından artık yavaşlama seyrini koruyan euro’da kasım ayı sonuna doğru daha fazla güçlenme beklentileri yaşanmasına karşın,



Yunanistan ve Ispanya’dan yeni kriz mazeret haberlerinin geleceği düşüncesi, Almanya’da işsizliğin artması ve son olarak faiz kararlarında sabit kalma yerine son bir indirim gelebileceğinin beklentisi, satış pozisyonunda olanların baskısını tetikleyebilir.

EUR/USD paritesinde ana konu Yunanistan olmaya devam ediyor. Fakat geçtiğimiz aylara baktığımızda artık durum iyice karmaşık bir hale gelmekte. Troyka anlaşmaları, kemer sıkma politikaları derken şimdi de krizi daha çok tetiklemek için Almanya’yı kullanmaktalar. Haberleri takip ettiğimizde Almanya’nın kendini ağırdan satarak Yunanistan’a ağız bükmesi, yardım koşullarının kabulünü uzattıkça uzatmaları, euro’da değer kaybını hızlandırırken, bu konuşmalar sanki hiç yapılmamış gibi “Yunanistan’ı her zaman destekleyeceğiz” konuşmaları birçok yatırımcının satış pozisyonunda yakalanmasına neden oluşturdu. Halbuki Draghi’nin ağustos ayında yaptığı açıklamada “Euro’dan asla vazgeçilmeyecek” söylemi, orta vadeli olarak Euro’da artık geri çekilmenin söz konusu olmadığını ortaya koymuştu.

Peki, şimdi önümüzdeki haftalarda bizleri neler bekliyor? Öncelikle ABD seçimleri ve Yunanistan’a verilen yardımı uzatma konuları piyasalarda ana konular olacak. ABD seçimlerinde Romney’in Obama’ya çok yaklaşması kafaları iyice karıştırdı. Bu durum “ABD, ekonomisinde yeniden durgunluk mu yaşayacak?” söylemlerini ortaya çıkartabilir. Bununla beraber bu başkan adayının nasıl bir politika izleyeceği tahmin edilemediğinden, ABD dolarına olan güven de zedelenebilir.

Yunanistan’da ise hükümet kısıtlamalara devam sözü vererek TROYKA’dan onayı aldı fakat Avrupa Birliği ülkelerinden bazılarının hala bu durumun geçici bir çözüm olduğuna inanması ve Almanya’nın söylemlerinde sürekli değişikliğe gitmesi, euro’da kararsızlığı yeniden tetikleyebilir. Geçmiş haberlere bir göz atarsak, bir gün önce Almanya Başbakanı Merkel: “Euro’ya girmemiz bir hata idi, Yunanistan birlikten çıksın” derken, bir hafta sonrasında “Almanya Yunanistan’ı Birlik’te tutmak için her türlü çabayı sergileyecektir” sözleri dün gibi aklımızda. Daha geçtiğimiz hafta “Yunanistan’a süre tanımayacağız” diyerek paritenin düşmesine neden olurken, hafta ortasında da “Ek süre vereccğiz!”e geçiş yaptılar. Bu bakımdan, bu söylemleri yatırımcıların günlük işlemlerinde kullanmalarını faydalı buluyoruz. Bununla beraber yatırımcıların STOXX5û endeksini de yakın takibe alması gerektiğini düşünüyoruz. Draghi’nin euro’yu koruma sözü vermesinin ardından yükselişine devam eden endeks peşinde pariteyi desteklemekte.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir