Anasayfa / Sağlık / Anoreksiya Hastalığı “0” Sıfır Beden Hastalığı

Anoreksiya Hastalığı “0” Sıfır Beden Hastalığı




Anoreksiya Hastalığı “0” Sıfır Beden Hastalığı, Zayıflama Hastalığı

Anoreksiya dünyada çığ gibi büyürken hastalığa yakalananların yaşı da giderek düşüyor…Barbie bebeklerden sonra piyasaya çıkan “0” beden mankenler, kadınları çok etkiledi. Ne var ki, Barbie gibi olmak imkânsız; çünkü o canlı bile değil bir oyuncak. Barbie, 52 yıllık bir kandırmaca aslında. Mesela Barbie gerçek bir insan olsaydı ölçüleri 96- 45-86 olacaktı. Vücut ağırlığı ise normal bir kadın gibi âdet görmesine imkân vermeyecekti. Barbie’nin bacakları kollarından yüzde 50 oranında daha uzun olacaktı (normal insanlarda bu oran yüzde 20).

Bu da Barbie’nin yürüyemeyeceği anlamına geliyor. Ayakları fazla küçük olduğu için ayakta durması da olanaksız olurdu. Ancak tüm bunlar kadınların ve özellikle genç kızların incelerek ona benzeme tutkularını engellemedi. Yanı sıra obezitenin yaygınlaşması da insanların incelme tutkularını pekiştirdi. Aşırılıkların çağı bu, ya bir uçtasın ya diğerinde. Ve anoreksiya nervoza hastaları bütün dünyada hızla artmaya başladı. Ve dünyanın kâbusu, yetişkinler arasında en yaygın üçüncü kronik hastalık olan anoreksiya nervoza, Türkiye’de de gençler arasında yaygınlaşıyor.

Fark edilmesi ve dolayısıyla tedavisi oldukça zor olan bu sorunu görmezden gelmek, ölümle oyun oynamaktan farksız. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Perihan Arslan’a göre “obezite ne kadar önemliyse şişmanlığı giderebilmek amacıyla yapılan uygunsuz zayıflama diyetleri ve kilo almaktan korkmaya dayalı psikolojik bozukluklar da bir o kadar tehlikeli.” Bu hastalık vücudun yağ ve kas kitlesi oranlarını bozuyor ve sonuçta hemiç organlar hembeyin bundan etkileniyor. Arslan, “Olmadık diyetlerle ya da iki öğün salata bir öğünmeyveyle kilo vermekmarifet değil” diyor, “kimseye çok zayıf olmasını önermiyoruz.”

RAKAMLARLA TAKINTILI ZAYIFLAMA
Bizdeki araştırma kıtlığına karşılık zengin veriler bulunan ABD’den bazı araştırmalara göre; tedavi görenlerin yüzde 2’si, tedavi görmeyenlerin ise yüzde 20’si ölüyor. Yeme bozuklukları içinde anoreksiya yüzde 60 oranla en çok ölüme yol açan sorun.

Yüzde 1 ile 5 arasında, 17 yaş civarında görülüyor. Ancak, 10 yaş altında ve 40 yaş sonrasında da rastlanabiliyor bu hastalığa. Dünyada, yetişkinler arasında en yaygın 3. kronik rahatsızlık. Birleşik Devletler’de liseli kızların yüzde 40 ile 60 kadarı diyet yapıyor. 13-15 yaşlarındaki kızların yüzde 50’si kilolu olduklarına inanıyor. 13’ündeki kızların yüzde 80’i, 9 yaşındaki kızlarınsa yüzde 40’ı bugüne kadar en az bir kez diyet yapmış. Anoreksiya nervoza hastalığına yakalananların yüzde 90’ı kadın. Her yıl ortalama 1000 kadın bu sebepten ölüyor. Bu hastalığı yaşayan 10 hastadan biri yetersiz beslenme yüzünden yaşamını yitiriyor ya da intihar ediyor. Ve uzmanların iddialarına göre anoreksi hastaları ilginç bir biçimde enerjik oluyor. Bu yazıyı okuyan kadınlar, yakınlarında varsa okumayan erkeklere de okutsunlar. Zira son yıllarda erkekler arasında da anoreksiya hızla yaygınlaşıyor.



Bir anoreksik anlatıyor…
“Liseye başlamıştım. Derslerde başarılıydım. Arkadaşlarım vardı. Ama platonik aşkımdan başka bir şey düşünemiyordum, sadece ondan bahsediyordum. Derslerdeki başarımdan çok, görüntümle fark edilmek istiyordum. Özellikle de onun beni görüp beğenmesini arzuluyordum ama bir türlü beni fark etmiyordu.

Evde ders çalışırken, annemle babamın tartışmalarına kulak misafiri olurken aklımda hep o vardı. Uzakta da olsa onun varlığı bana güç veriyordu. Bir gün nasıl olsa beni fark edecekti. O zaman belki de evdeki huzursuzluğumu unutacaktım. Ama bunun için önce kilo vermeliydim, çünkü şişmandım. Yazın rejime başladım. Hızla kilo veriyordum. Artık zayıftım. Güzelliğime çok güvenemesem de sürekli çıkma teklifleri alıyordum. Ama kimseyle ilgilenmiyordum. Durup durup öfkelenir olmuştum.

O yaz babam da evi terk etti. Lise ikinci sınıfa başladığımda bana hayran olan erkekleri ve arkadaşlarımın iltifatlarını kaybetmemek için kiloma daha da çok dikkat etmeye karar verdim. Kafamı verdiğim gramlara takmıştım ama aynaya baktığımda karın çevremin bir türlü zayıflamadığını görüyordum. Öte yandan istediğim gibi güzel giyinmeye başlamıştım. 47 kiloya inmeliydim. Günde üç kere spor yapıyordum. Annemle babam ilk kez bir konuda birlikte hareket ederek beni psikiyatra götürmeye karar verdi. Kabul etmedim. Doktora gitmem için beni ikna etmeye çalışıyorlardı. Artık bıktığım bir gün arkadaşlarımla buluşmak için evden kaçtım ve onlarla takıldım. Beni bir erkek arkadaşlarıyla tanıştırdılar. O gün uzun uzun sohbet ettik. Ondan çok hoşlandım, yanından ayrılmaz oldum. Beni her konuda destekliyordu. Ancak bir süre sonra, benimle ciddi bir konuşma yaptı. ‘Ya doktora gidersin ya ben yokum’ dedi. Onu kaybetmemem gerekiyordu. Doktora gittiğim gün hastaneye yatırıldım. Anoreksiya nervoza olmuştum. Tedaviyi kabul ettim. Şimdi 54 kiloyum.”

HASTALIK YAKKINDA YAŞAMSAL BİLGİLER
Hande Sinirlioğlu Ertaş (Çocuk Ergen Psikoloğu)
“Anoreksiya genellikle ergenlik döneminde, çoğunlukla da bir diyet programını takiben ve yoğun bir stres sonrası (anne-baba ayrılıkları vs.) ortaya çıkıyor. Anoreksiya nervoza hastalarının ailelerinde majör depresyon sıklığı genel nüfusa oranla daha yüksek olabiliyor. Hastalığın ortaya çıktığı ergenlik döneminde bireyler çevrenin kendilerini nasıl gördüğüne aşırı önem veriyor. Ergenlerin yaşadıkları bağımsız olma ve sosyalleşme çabaları kimilerinde beden ile aşırı ilgilenmeye yol açıyor. Kendilerini rahatsız eden düşünceler yerine kilolarıyla uğraşmayı seçiyorlar. Diğer yandan da bedeninin ailesinin kontrolünde olmadığını kanıtlamak için vücutlarını bir araç olarak kullanma çabasına giriyorlar. Anoreksiya vakalarında geçmiş taciz öyküsüne sık rastlanabiliyor. Vakaların kişilik yapılarının ‘mükemmeliyetçi’ özellikler sergilediği de biliniyor.”






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir