Anasayfa / Ekonomi-Finans / Avrupada Uygulanacak Finansal İşlem Vergisi

Avrupada Uygulanacak Finansal İşlem Vergisi




AVRUPA’DA UYGULANACAK FINANSAL İŞLEM VERGİSİ EKONOMİK KRİZE ÇARE OLUR MU?

Leon Coşkun

KURESEL krizin sona ermesini takiben ikinci dip korkusu tekrar gündeme gelmiştir. Bunun başlıca sebebi Avrupa’yı ve euro bölgesini etkileyen gelişmelerdir. 2008 yılında yaşanan ekonomik kriz ülkelerin “finansal işlemlerin vergilendirilmesi” konusunu tartışmaya açmıştır. Finansal işlemlerin vergilendirilmesi belirli bir amaç doğrultusunda belirli finansal araçların vergilendirilmesi olup, banka ve finansal kuruluşların tüm finansal işlemlerinin vergilendirilmesi anlamına gelmemektedir. Finansal işlemlerin vergilendirilmesinde amaç finansal kuruluşların vergilendirilmesi değil, bu kuruluşların belirli işlemlerinin vergilendirilmesidir.

Aslında finansal işlem vergisi olarak adlandırılan ve hisse senedi, tahvil, fiıture gibi finansal varlık alım satım işlemlerinin vergilendirilmesini amaçlayan sistem yeni bir uygulama değildir. Finansal işlemlerin vergilendirilmesi ile ilgili olarak ilk 1936 yılında Keynes tarafından ABD’de uygulanmak üzere Keynes finansal işlem vergisi önerilmiştir. Daha sonra özellikle döviz kurlarındaki değişikliklerin kontrol altına alınması için Tobin vergisi ve Spahn vergisinin önerildiğini görmekteyiz. Londra borsa-sında her bir işlem için yüzde 0,5 oranında damga vergisi alınmış ve yıllık 4 milyar pound gelir elde edilmiştir. Yine Brezilya’da 1993-2007 yıllarında ve Peru’da uygulanan banka işlem vergisi, transfer vergisi, 1984 ve 1992 yılları arasında İsveç’te hisse senetleri, sabit getirili menkul kıymetler ve finansal türev ürünlerine finansal işlem vergisi uygulanmıştır. Ayrıca öneri düzeyinde kalan Tobin vergisi benzeri Robin Hood vergisi ve G20 ülkelerinde uygulanması önerilen küresel finansal işlem vergisi, finansal işlem vergilerine örnek olarak verilebilir.



Finansal işlemlerin vergilendirilmesi dışında finans kuruluşlarının elde etmiş olduğu kazanç ve gelirlerin de vergilendirilmesi söz konusu olabilir. Buna da kısaca “finansal aktivite vergisi” denilmektedir. Örneğin bizde uygulanan banka ve sigorta muameleleri vergisini (BSMV) finansal aktivite vergisine örnek verebiliriz. Finansal aktivite vergisinin finansal işlem vergisinden temel farkı, finansal işlemlerin değil de finansal kuruluşların vergilendirilmesi olarak açıklanabilir. Her iki vergi uygulamasında önemli gelirler elde edilmektedir. Ancak finansal işlem vergisinin amacı daha çok finansal kuruluşların belirli finansal işlemleri yapmalarının maliyetini artırarak bu işlemlerdeki hacmi azaltmaktır. Küresel krizin daha da derinleşmesini engellemek ve finansal kuruluşların yaptığı işlemlerden hem ek gelir elde etmek hem de işlem hacminin düşürülmesini sağlamak isteyen ülkeler söz konusu iki vergiden birini seçmek durumunda kalabilirler. Bu çerçevede her iki vergi türü de başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği ve diğer ülkelerin gündemlerinde bulunmaktadır. ABD’de kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve diğer sosyal gruplar finansal spekülasyonları azaltacağı düşüncesi ile daha çok finansal işlem vergisinin uygulanmasını talep etmekte iken finansal işlem vergisi karşıtlan ise bu kuruluşların zaten sermaye kazançlan üzerinden vergi ödediğini, bu nedenle finansal işlem vergisinin uygulanması halinde aynı işlemin iki kere vergilendirileceğini ileri sürmektedirler.

ABD Başkanı Obama, 1 Ocak 2013’ten itibaren uygulanmak üzere finansal kriz sorumluluk vergisini önermiş bulunmaktadır. Bu vergi daha çok ABD’nin krizde finansal kuruluşlara verilen desteklerin eksik kalan kısmının maliyetlerinin karşılanması amacıyla uygulamaya konulacaktır. Almanya ve Fransa ise kasım ayında yapılacak G20 toplantısında ilk olarak Avrupa Birliği (AB) ülkeleri daha sonra da G20 ülkelerinde uygulanmak üzere banka ve finansal kuruluşların finansal işlemleri üzerinden finansal işlem vergisi alınmasını önerme konusunda anlaşmış bulunmaktadırlar. AB komisyonu eylül ayında bu konuda bir öneri sunmayı planlamaktadır. Başta bankalar olmak üzere, Avrupalı finansal kuruluşlar bu verginin AB ekonomik yapılarını istikrarlı hale getirmeyeceği görüşündedirler. Ancak AB’nin finansal işlem vergisini uygulamaya başlaması halinde bunun Türkiye’yi olumlu veya olumsuz etkilemesi söz konusu olabilir. Konunun ülkemizde yetkili mercilerin gündemine alınarak gerekli hazırlıkların yapılması faydalı olacaktır.

Leon Coşkun






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir