Anasayfa / Haberler / Denizlerdeki çöp miktarı 40 yılda yüz kat artmış

Denizlerdeki çöp miktarı 40 yılda yüz kat artmış




Okyanuslar plastik çorbasına döndü

ABD’de yapılan bir araştırma, değil denizlerin okyanusların bile çöplüğe döndüğünü ortaya çıkardı. Sadece Kuzey Pasifik sularında 100 milyon ton çöp var. Denizlerdeki çöp miktarı 40 yılda yüz kat artmış.

“DENİZLER, her tür kirliliği zamanla yok eder” düşüncesi yıllardır insanları yanlış yönlendirdi ve bugünlere geldik. Artık sadece denizler değil, uçsuz bucaksız gibi görünen okyanuslar bile çöpleri öğütemiyor.

ABD’de faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen, bağımsız iki kuruluş, “Algalita Marine Research Foundation” (Algalita Deniz Araştırma Vakfı) ve “5 Gyres Insti-tute” (5 Çevrim Enstitüsü), bir yıl süren araştırmalarının sonucunda okyanusların artık birer “plastik çorbası”na dönüştüğünü belirledi.

22 metrelik yatları “Sea Dragon” (Deniz Ejderi) ile yapılan ve “Pangaea Keşfi” adıyla yürütülen araştırma, insanlığın geleceği için karamsar bir tablo çizdi (Pangaea, 300 milyon yıl önce bir süper kıtaydı. Zamanla birbirinden ayrıldı ve bugün beş ayrı kıtayı oluşturdu. Pangaea, Yunanca “bütün dünya” anlamında bir sözcük).

Araştırmacılar, Pasifik Okyanusu’nda yaptıkları incelemelerde akıntılar nedeniyle 35’inci paralelin altındaki bölgede bir çöp kuşağı oluştuğunu belirlediler. Araştırma ekibinin lideri konumunda bulunan, Güney Kaliforniya Üniversitesi Deniz Bilimleri Dalı öğretim üyelerinden Marcus Eriksen, su üzerinde yüzen plastik parçalarının, ağlarla toplanamayacak kadar küçük olduğunu, zaten milyonlarca kilometrekarelik alana yayılmış çöp kuşağının temizlenmesinin neredeyse imkansız görüldüğünü belirtiyor. Eriksen, “Denize attığınız her plastik parçası, deniz hayatından birkaç canlıyı yaşayamaz hale getiriyor.” görüşünü ileri sürüyor.

40 YILDA 100 KAT

Ekip ayrıca, Tokyo-Havvaii hattında da Japonya tsunami’sinden denize sürüklenen muazzam miktarda enkaz ve çöp de tespit etti. Bunlara ilaveten, alabora olup batmamış tekneler, fırtınalı havalarda yük gemilerinden düşmüş konteynerler, yüzer durumda buzdolapları, plastik plaj şezlongları da bu çöp kuşağının oluşmasında başlıca etkenler. Özellikle konteynerler, okyanus geçmekte olan yelkenliler için büyük tehlike. Konteynerler tam olarak batmıyor. Su yüzeyinde görülmeden kalıyor. Bunları fark etmeyen kaptanlar konteynerlere çarparak teknelerinin hasar almasına neden oluyorlar. Çoğu tekne de batıyor.

Araştırma gezisine katılan bilim insanlarından Miriam Goldstein, son 40 yılda kirliliğin kabaca bir oranla yüz kat arttığını tahmin ettiklerini kaydediyor. Goldstein’a göre 1960’larda sorun olarak görülmeyen deniz kirliliği, 1980’lerde gündeme getirilmeye başlandı. Ancak günümüze kadar da hiç bir hükümet, bu konuda resmi bir önlem almaya gerek duymadı.

Araştırma ekibinde, mısırdan plaj eşyaları yapan bir şirketin kurucusu ve yöneticisi olan Valerie Lecoeur de vardı. Lecoeur, mısırdan yapılan sandalye, şezlong, şemsiye gibi ürünlerin denize atılması halinde altı ay gibi kısa bir sürede çözüleceğine ve doğaya zarar vermeden su tarafından özümse-neceğine dikkat çekti. Plastik malzemenin doğada çözülmesinin ise en az 500 yıl alacağını hatırlatan Lecoeur, ne yazık ki mısırdan yapılma eşyaların henüz yaygınlık kazanmadığını, yaygın kullanımı olsa bile plaj eşyalarının deniz kirliliğinde sadece binde İ lik bir paya sahip olduğunu ifade ediyor.

ÇÖPÜN YÜZDE 80’İ KARADAN

Dünyamızın yüzde 71’i sularla kaplı. Denizlerde, insanoğlunun bildiği 230 bin tür canlı yaşıyor. Fakat araştırılmamış bölgelerdeki canlılarla birlikte tür sayısının 2 milyondan fazla olduğu sanılıyor.

Pasifik Okyanusu’ndaki kirlilik, ilk kez ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer idaresi tarafından rapor edildi. Ancak üzerinde durulmadı. 1997’de Pasifik’te bir yelken yarışına katılan denizci ve oşinograf Charles Moore, kirliliğin rapor edilenden daha büyük boyutlarda olduğunu bildirince kamuoyunun dikkati denizlere yöneldi. Moore, Algalita Vakfı’nın kurucusu.



700 bin kilometrekarelik bir alanın çöplerle kaplı olduğu rapor edildiği halde, gerçekte 15 milyon kilometrekarelik bir alanın çöplerle dolduğu anlaşıldı. Kilometrekare başına, 5.1 kiloluk, doğanın yok edemediği çöpün yüzer halde olduğu hesaplanıyor.

Deniz çöplerinin yüzde 80’i karadan, yüzde 20’si de gemilerden geliyor. Üç bin kişilik bir yolcu gemisi, haftada, çoğu organik de olsa sekiz ton çöp üretiyor. Bu nedenle yolcu gemileri, yasayla, çöplerini sıkıştırıp depolamak, limana yanaştığında da karaya çıkarmak zorunda. Pek çok modern gemide kullanılan suyu bile yeniden çevrime sokma imkanı var.

100 MİLYON TON ÇÖP

Kuzey Amerika’nın doğu sahillerine bırakılan çöpler, altı aydan daha kısa bir zamanda Afrika sahillerine ulaşıyor. Batı sahillerinde denize atılan çöpler ise altı yılda dünyayı dolaşıyor.

Pasifik kuşağındaki çöp miktarının 100 milyon ton olduğu hesaplanıyor. Gönüllü kuruluşlar temizleme çalışmalarına 2009’da başladı. Denizlere atılan çöp miktarının, temizlenen çöpten çok daha fazla olması, gönüllülerin hevesini kırıyor. Ancak çevreci kuruluşlar “hiç yoktan iyidir” düşüncesiyle bir yandan çalışmalarını sürdürürken diğer yandan da özellikle hükümetlerden maddi manevi destek bekliyorlar.

Sadece Pasifik için değil, diğer okyanuslar için de durum farklı değil. Pasifik ve Atlantik okyanuslarında kuzey ve güney olmak üzere ikişer, Hint Okyanusu’nda da bir, toplamda beş çöp çevrimi bulunuyor. Kuzey Atlantik’teki çalışmalar daha umut verici. ABD’nin doğu sahillerinde 22 yıldır yürütülen bir program, her yıl 7 bin gönüllü öğrenciye denizleri temizleme görevi veriyor. Öğrenciler, 6 binden fazla sık örülmüş ağla denizlerde çöp taraması yapıyor.

Kirlilik kaynakları

✓    Karasal atıklar

Şehirlerdeki günlük yaşamdan, çiftçilik etkinliklerine, yol, bina, köprü, liman, kanal yapımından insanların sorumsuzca çöplerini denize atmasına kadar bir dizi etken denizleri kirletiyor. Bu çöplerden karbon, nitrojen, fosfor ve diğer zehirli maddeler açığa çıkıyor. Alaska sahillerindeki kirliliğin yüzde 75’inin, Amerika’daki yol, köprü, liman inşaatları sırasında denize karışan kimyasallar olduğu tespit edilmiş.

✓    Doğrudan atıklar

Sanayi atıkları, kanalizasyon ve madencilik etkinliklerinden ortaya çıkan çöp ve atıklar, doğrudan denize yönlendiriliyor. Bilim adamları, deniz kirliliğinin yüzde 40’ının sebebinin madencilik çalışmaları olduğunu hayretle görmüşler.

✓    Gemi kirliliği

Gemiler pek çok şekilde kirlilik oluşturuyor. Yakıt, yağ, zift ve her tür pislik karışmış sintine suyunun denize salıverilmesi, mürettebatın oluşturduğu çöp ve atık, denize düşen kargo, sigorta oyunları nedeniyle denize kasten atılan mallar, denize düşen konteynerler, batan tankerlerin oluşturduğu çevre felaketleri gibi. Tahminlere göre kargo gemileri kötü hava ve deniz şartlan yüzünden her yıl ortalama 10 bin konteyneri denize düşürüyor.

✓    Atmosferik kirlilik

Afrika’daki Sahra Çölü, Karayip Adaları’na ve Florida’ya, Asya’daki Gobi ve Taklamakan çölleri de Kore, Japonya ve Kuzey Pasifik adalarına kum ve organik atık sürüklüyor. Buna insanoğlunun yapabileceği bir şey yok. Afrika’da kuraklığın şiddetlenmesi, sorunu daha da ağırlaştırıyor. Karayip adalarında yaşayanlar, solunum yolu rahatsızlıklarına daha çok yakalanıyorlar.

✓    Deniz dibi madenciliği

Özellikle petrol platformlarında oluşan kazalar, çok büyük miktarlarda petrolün ya da zehirli maddenin sulara karışmasına neden oluyor. Bunun son örneğini, ABD’nin Meksika Körfezi’ndeki petrol platformu kazasında gördük. Aradan iki yıldan daha uzun bir süre geçmesine rağmen denize dökülen 4.9 milyon varil petrolün zararı giderilemedi.

✓    Ses kirliliği

Gürültü ve diğer ses kirliliği de deniz canlıları için büyük bir tehdit. Gemilerin uskur titreşimleri, kullandıkları radarlar, sonarlar, petrol platformlarındaki gürültü, deniz canlılarının aralarındaki iletişimi bozuyor. Bu da ölüme, üremelerinin aksamasına, yanlış yöne yüzerek karaya vurup topluca telef olmalarına sebep oluyor.

✓    Kasıtlı hareketler

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, başta Sovyetler Birliği, İngiltere, ABD, Almanya olmak üzere pek çok ülke, kimyasal silahlarını Baltık Denizi’ne attı. 2005 yılında da İtalya’nın değişik bölgelerinde, zehirli madde yüklü 30 gemi kasten batırıldı. Zehirli maddelerin çoğunun radyoaktif olduğu tahmin ediliyor.

Alev Rigel / Oara






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir