Anasayfa / Reklamlar-Reklamcılık / Dijital Pazarlama ve İletişim Ajansı 41? 29!

Dijital Pazarlama ve İletişim Ajansı 41? 29!



Dijital pazarlama ve iletişim ajansı 41? 29!, değişik alışkanlıkları olan bir şirket. Örneğin 41? 29!’da çalışanların kartlarında o kişileri anlatan anahtar kelimeler yazıyor. Pazartesi günleri ekip yüksek sesle çalan bir müzikle karşılanıyor. Çalışanlar iş çıkışı beraberce profiterol yemeye gidiyor, akşam 19.00’da kahvaltı ediyor.

Dijital pazarlama ve iletişim ajansı 41? 29!’da 45 kişi çalışıyor. Markalar için dijitalin dokunduğu her mecra için fikir geliştiriyorlar. Outdoor, mobil, televizyon, internet… Ajans kurucusu Alemşah Öztürk, yaptıkları işin aslında yeni nesil reklam olduğunu söylüyor.

Yaptıkları işte yaratıcılık ön planda olduğundan olsa gerek ajansın insan kaynakları uygulamaları da farklı. Örneğin ajans çalışanlarının kartları işe başladıkları tarihten 3 ay sonra çıkıyor. Nedeni kartlarda kendilerini anlatan kelimelerin olması. Bu kelimeler de kart sahibi tarafından değil, iş arkadaşları tarafından yazılıyor. 3 ay içinde 41? 29!’a yeni katılan kişi çalışanlar tarafından tanınıyor. Bir excel dosyası dolduruyorlar ve hangi kelime ne kadar çok yazılmışsa o kelime kartta daha koyu ve büyük olarak yazılıyor. Beyaz çikolatalı mocha, antifit, budist sabrı, acıktım, spora gidicem, gece kuşu, çay eksperi bu kelimelerden bazıları…

Öztürk: “Kendimizi iyi anlatmamız gerektiğini düşündük. Her insan kartını verdiğinde sadece iletişim bilgileriyle kalmasın, aynı zamanda onu tanımlayan şeyleri de veriyor olsun dedik. Yaptığımız iş biraz daha kişisel bir . Müşterilerimizin de her çalıştığı kişiyi daha iyi tanımasını istiyoruz. Ayrıca kartların bu özelliği sayesinde güzel sohbetler açılıyor, kelimeler bir anlamda buzları kırıyor” diyor. Şirketin adı olan 41 29 ise İstanbul’un enlem ve boylamları. Logodaki soru işareti, konuşma balonu ve ünlem ise iletişimi simgeliyor. Bu da iletişim ajansı olmalarından geliyor.




41? 29! Ajans Genel Müdürü Güray Mert, zor bir iş yapıldığını, çok emek istediğini vurguluyor: “Beraber çok vakit geçirmek gerekiyor. Kendilerini iyi hissetmezlerse yıpranıyorlar. Beraber çalıştıkları insanlarla da iyi anlaşmaları bizim için önemli.” Bunun için de ellerinden geleni yapıyorlar. Ajansın başkanı ve aynı zamanda Mutluluktan Sorumlu Başkan’ı olan Alemşah Öztürk, şirketteki en büyük görevinin çalışanlarının mutluluğu olduğunu söylüyor: “Cuma günleri happy hour yapıyoruz. İçi içecekler, cips, çikolatayla dolu olan bir buzdolabımız var.” 41? 29!’da işe başlayanlar ilk 6 ay içinde mutlaka 10 kilo alıyormuş. Buna uymayan 4-5 kişi olmuş sadece. Hayatta kilo almam diyenler bile 8-9 kilo almışlar.

İş çıkışı profiterol
Ekibin kendi aralarında düzenli olarak yaptıkları etkinlikler de var. Mesela iş çıkışı topluca profiterol yemek veya akşam nedeni bilinmeyen 19.00 kahvaltıları gibi. Çalışanlar niye akşamın 19.00’da kahvaltı ettiklerini şöyle açıklıyor: “Sabahtan kahvaltılık alırız, sonra yemeyi unuturuz işe dalmaktan. Akşama kalır, ondan sonra yenir. Bu yüzden akşam kahvaltısı diyoruz.” Öztürk, “Kendi aralarında zaten bir diyalog var. Biz de onun olmasını sağlayacak bir ortam veriyoruz. İşi iyi yapmaya odaklansınlar ve bundan mutlu olsunlar” diyor.

Pazartesi sabahları Öztürk 41? 29! ekibini müzikle karşılıyor. Hem de yüksek sesle! Yüksek enerjili bir listeyle güne girdiğini belirten Öztürk bunu hem haftaya enerjik başlamak hem de neşeli olmak için yaptığını söylüyor: “Enerjisi yüksek bir insanım ve onu yaymak istiyorum. Pazartesi müzikle eğlenerek haftaya başlıyoruz, cuma akşamları da yine aynı şekilde happy hour ile eğlenerek bütün haftanın yorgunluğunu birlikte atıyoruz.”

Oturtmaya çalıştıkları bazı kurallar olduğunu belirten Mert, büyük ya da küçük her işin biraz da ekiptekilere bırakıldığını söylüyor. Bunun da nedeni yaratıcılık isteyen bir iş yapmaları. Mert, günün sonunda çalışanların 41? 29!’da iyi hissetmesinin önemli olduğunu ama bunu sağlarken de iyi iş çıkması gerektiğini vurguluyor.

Teknoloji eğitiminde iyi değiliz
Yaptığı işe tutku duyan, zordan kaçmayan insanları bulmanın zor olduğunu ifade eden Mert, bu işte yeteneğin çok daha önemli olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Teknoloji eğitimini çok iyi veren bir ülke değiliz. O nedenle yetişmiş iyi insanlar daha çok kendini iyi geliştirmiş insanlar oluyor. Potansiyeli de varsa ona yatırım yapıp burada yetiştirmeyi tercih ediyoruz. Bulabildiğimiz kaliteli insan kadar büyütebiliyoruz işleri. En büyük problemimiz iyi insan kazanmak. Tutmak konusunda iyiyiz ama kazanmak önemli.”




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir