Anasayfa / Ekonomi-Finans / Dünya ticareti mi kurtarılıyor, DTÖ mü?

Dünya ticareti mi kurtarılıyor, DTÖ mü?




Dünya Ticaret Örgütü ’nün Bali toplantısında imzalanan anlaşma, bütün abartılı iddialara rağmen bir devrim yaratmayacak. Dünya ticareti değil de DTÖ kurtarılıyor…

dto

DÜNYAYI yönetenler veya dünya ekonomisine yön verenler de artık popülizm peşinde. Uluslararası kuruluşların temsilcileri de politika yapıyor. Geçen hafta imzalanan bir anlaşma ile dünya ticaretinin neredeyse patlayacağı ve dünyayı daha iyi bir ticaret ortamının bekleyeceği ifade ediliyor.

Bunu da Endonezya’nın Bali Adasında yapılan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) 9. Bakanlar Konferansında ifade eden başkan Roberto Azevedo. DTÖ Başkam Azevedo, “Bu kez bütün üyeler bir araya gelerek dünyayı DTÖ’ye geri kazandırdık. Bali toplantısı sadece bir başlangıç” diyor.

Çok abartılı ve altı doldurulmamış bir söylem! Nitekim bazı sivil toplum ve araştırma kuruluşlarının görüşleri de bu yönde.

“BALİ PAKETİ” NE GETİRECEK?

Peki bu “Bali Paketi” ne getiriyor?

■ Son yıllarda giderek artan şekilde korumacılığın hakim olmaya başladığı küresel ticaretin liberalleştirilmesini hedefliyor.

■ Mal ve hizmetlerin sınırlardan basit ve hızlı mekanizmalarla geçişinin sağlanmasını ve ticari işlemlerdeki bürokrasinin hafifletilmesini amaçlıyor.

■ Ayrıca, sanayi ülkelerinin başka ülkeler için uyguladığı ithalat gümrüklerinin ve kendi ürünlerine uyguladığı tarım sübvansiyonlarının da azaltılması hedefine hizmet ediyor.

Bu uygulama Avrupa’daki sanayisi gelişmiş ülkelere ayak uydurmaya çalışan yoksul ülkeler açısından önemli bir adım oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte küçük ekonomilerin büyümesi bekleniyor. Yine de Anlaşmanın en çok Hindistan ekonomisine yaraması umuluyor. Çünkü Hindistan’ın gelir kaynakları arasında gıda ticareti önemli bir yer tutuyor. Bu uzlaşmanın Alman ekonomisine yılda 60 miyar euro hacminde katkı sağlayacağının altını çiziliyor. İngiltere Başbakanı David Cameron ise, “tarihi” anlaşmanın dünyanın en yoksul ülkeleri için bir cankurtaran niteliğinde olduğunu ve aynı zamanda İngiltere ekonomisine de 1 milyar dolardan fazla getirisi olacağını ifade ediyor. Bazıları ise hangi ülkelerin bundan kazançlı çıkacağının henüz bilinmediğine vurgu yapıyor.



Söz konusu anlaşma ile kimileri dünya ticaretine 1 trilyon dolar katkı sağlanacağını ifade ederken, kimileri de dünyada gayrisafi hasılanın 1 trilyon Amerikan Doları artacağını savunuyor. Gelişmekte olan ülkelerin ihracatının yüzde 10 büyüyeceği, ticaret maliyetlerim tüm dünyada yüzde 10 düzeyinde azaltacağı, aynı şekilde 21 milyon kişiye yeni iş olanağını doğacağı yönünde beklenti ve iddialar da var.

Dolayısıyla bu değerlendirmelerin heyecanla, alelacele ve yanlı olarak yapıldığı anlaşılıyor.

TÜRKİYE FIRSATTAN YARARLANMALI

Bu noktada Türkiye’nin nasıl etkileneceği sorusu akla gelebilir. Hemen belirtelim ki; Türkiye’nin beklediği bir mucize yok. Anlaşmanın kendisi zaten mucize yaratmıyor. Bu haliyle Türkiye için ayrı ve özel bir fırsat doğurmuyor. Sadece olumlu bir iklim yaratacağı söylenebilir.

Türkiye’nin tarımsal ihraç ürünlerine Para Kredi Kurulu Kararları çerçevesinde verdiği destekler ihmal edilecek kadar küçük. Dolayısıyla bunların kesilmesi çok sıkıntı yaratacak gibi değil. Fakat hizmet ticareti konusunda bir fırsat söz konusu olabilir. Şöyle ki, önümüzdeki süreçte fikri mülkiyet hakları, çalışma koşulları, rekabet ve yatırım koşulları, standartlar gibi pek çok ülke içi temel ekonomik politikanın dünya ile daha iç içe olması avantaj yaratabilir. Türkiye’nin bu yönde attığı adımlar fırsata dönüşebilir. Öte yandan, ekonomik güç dengelerinin batıdan doğuya kaydığı bir dönemdeyiz ve coğrafi olarak bu dengelerin tam ortasmdayız. Doğacak fırsatları ne kadar değerlendirebileceğimiz ise küresel gelişmelere bakış açımıza bağlı.

Gelelim işin bir de gerçek yönüne…

Özellikle 2008 küresel kriz ile birlikte yaygınlaşan korumacılık refleksleri var. Amerika bunun başını çekiyor. Kendi ulusal ekonomisini krizden çıkarmak için açık ve gizli korumacılık politikaları uyguluyor. Öte yandan, bu korumacılık uygulamaları gümrüklerde uygulanan tarife dışı engellerle sürdürülmeye devam ediyor.

Böyle bir ortamda DTÖ’nün Bali Paketini açması umut yaratmış gibi görünüyor. Yoksa herhangi bir mucize beklememeli. O söylenen rakamlara da inanmamalı.

Sözün özü şu: Galiba dünya ticareti kurtarılmıyor veya geliştirilmiyor. Sanki DTÖ kurtarılıyor. Nitekim Başkan Roberto Azavedo’nun “Dünya Ticaret Örgütü’ne ‘dünya’sını geri kazandırdık” ifadesi ve DTÖ merkezinde görev alan kimselerin açıklamaları bizi doğruluyor gibi.

PROF. DR. NEVZAT SAYGILIOĞLU





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir