Anasayfa / Ekonomi-Finans / Düşük faizin likidite tuzağına dikkat!

Düşük faizin likidite tuzağına dikkat!




Düşük faizin likidite tuzağına dikkat!

Ekonomide canlanma ve büyüme için Merkez Bankası’nın daha fazla faiz indirimi yapması isteniyor. Ancak ekonomistlere göre düşük faiz itici bir güç olsa da “likidite tuzağı” yaratabilir. Bu da Türkiye için bir başka risk…

BÜYÜME görünümünün bozulduğu ekonomide, bütün dikkatler faizlere yönelmiş durumda. İş dünyasının bir kesimi ile bazı ekonomistler bu sorunun çözümünü Merkez Bankasfnın (MB) faizleri daha da düşürmesinde buluyor. Ancak MB bütün eleştirilere rağmen faizlerde sınırlı adımlar atmaya devam ediyor. Nitekim faiz koridorunun üst bandını son iki toplantıda 1.5 puan düşürerek (yüzde 11.5’ten 9.5’e) bu konudaki kararlılığını ortaya koydu.

Bunu yetersiz bulanlar ise daha hızlı ve yüksek oranlı indirimler yapılmasını istiyor. Peki, bunun nedeni ne? Bazı ekonomist ve iş dünyası temsilcilerine göre, MB böyle bir indirime giderse bankalar da onu izleyecek ve tüketici kredileri inecek. Bunun sonucunda da iç talepte canlanma yaşanacak. Böylece ekonominin çarkları daha hızlı dönmeye başlayacak. Kısacası bu görüşü savunanlar daha fazla büyüme için faiz silahının kullanılması istiyorlar. Özellikle iş dünyasından bu yönde ciddi bir talep var.

Öte yandan dünyada özellikle krizin yaşandığı ABD ve euro bölgesinde faizlerin 2009 yılından bu yana hızla aşağı çekilerek 0.75 ve 0.25’e kadar gerilediğini hatırlatalım. Bu rakamlar, merkez bankalarının politika faizi olarak bilinen haftalık repo faizini ifade ediyor. Ve elbette bankalar ve piyasalar için bir yol gösterici niteliğinde. Ancak ekonomistlere göre, piyasalarda canlanmayı sağlamak için faizleri aşağı çekmek tek başına yeterli değil. Sadece bunu yapmak ekonomide istenen sonucu vermeyebilir. Hatta başka sorunlara neden olabilir. Bu nedenle ekonomistlerin çoğunluğu sadece faiz indirimi yapılması yerine ekonomiyi canlandırma paketi hazırlanmasını daha doğru buluyor.

Düşük faizin “likidite tuzağı”na yol açabileceğini ifade eden bu ekonomistlere göre, zaten borçlu olan tüketicilerin borçlulukları bu durumda daha da artabilir. 2010 yılında düşen faizlere bağlı olarak kredilerde yaşanan patlamayı hatırlatan ekonomistler, şu anda faizler düşse de kredilerin artmadığına dikkat çekiyorlar. Bunun nedeni olarak ise ücret ve gelirlerin artmaması gösteriliyor. Tüketimin canlanması için en önemli unsurun geleceğe güven duymak olduğunu savunanlara göre tüketici davranışları son dönemde rasyonel olmaktan uzaklaştı.

“LOKOMOTİF SEKTÖRLER BELİRLENMELİ”



Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, faiz düşüşüyle iç talebi canlandırmaya çalışmanın ekonomiyi “likidite tuzağına” düşüreceğini savunanlardan. Bunun varlık fiyatlarını şişireceğini ve balonlar yaratacağını söyleyen Uzu-noğlu’nun bu konudaki görüşleri şöyle: “Faiz düşüşüyle bazı alanlarda sonuç alınsa bile ekonomide başka kayıplar olur. Örneğin, iç talebin büyük bölümü ithal ürünlere yönelik. Zaten tüketim arttığında ithalat patlıyor. Bu arada faiz düşüşü enflasyon hedefinin sapmasına da yol açabilir. Öte yandan ekonomide sağlanan büyüme, büyük oranda lokomotif konumdaki inşaat sektöründen kaynaklandı. Ancak tüketiciler bu alanda zaten ciddi bir borç sarmalı içindeler. Bunun sürdürülebilir olması gerekiyor. Hatırlarsanız 2010 ve 2011 yıllarında kredilerde ciddi bir patlama yaşanmıştı. Şu anda faizler gerilemiş durumda. Hatta mortgage faizi yüzde l’in bile altına düştü. Ama çok fazla bir kredi artışı yok. Küresel ekonomideki belirsizlik ve bölgemizde yaşanan olaylar, tüketicilerin geleceğe güven duymasını olumsuz etkiliyor.”

Sadi Uzunoğlu, ekonomide yeni lokomotif sektörler belirlenmesini isteyerek, sürdürülebilir büyüme için bunun şart olduğunu düşünüyor.

“CANLANDIRMA PAKETİ LAZIM”

Okan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Ertuna da Türkiye’nin faiz indirimi yerine daha kapsamlı bir tedbir paketine ihtiyacı olduğu kanısında. Bu paket Er-tuna’ya göre, piyasalarda fiyatlar, kurlar, faizler ve ücretler arasındaki dengeleri gözetmeli. Böyle bir tedbir paketinde TL’nin gerçek değerine indirilmesi gerektiğini kaydeden Ertuna, şunları belirtiyor:

“Geçen yıldan bu yana Türkiye’de yüzde 10 civarındaki enflasyona rağmen kurlar aynı kaldı. Zamlar nedeniyle enflasyonda bir baskı yaşanıyor. Faizleri düşürmek dengeleri bozar. Negatif faiz, Türkiye ekonomisine zarar verir. Tasarrufları yanlış yönlendirir. Faizleri daha da düşürerek tüketimi artırmak, zaten aşırı borçlanmış bir tüketici kitlesini yanlış yönlendirir. Türkiye’nin kredi kartı borçları tehlikeli seviyelere yükselmiş durumda.”

“BANKALARI KESTİRMEK GÜÇ”

“Tüketimin artmasında faiz tek faktör değil” diyen Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu ise Merkez Bankası’nın indireceği faizin çok teknik bir faiz olduğunu ve doğrudan tüm faizlerin inmesini sağlayamayacağını savunuyor. Ayrıca Saltoğlu’na göre, global ekonomilerde bu tür bir belirsizlik varken bankaların ne şekilde kredi vereceğini kestirmek de güç. Faiz indiriminin büyümeye destek vermesi durumunda vergi gelirlerinin artacağını ve bütçe dengesinin olumlu etkileneceğini söyleyen Saltoğlu, bunun dışında çok doğrudan bir etkisi olmayacağı kanısında. Buna karşın, faiz indiğinde artabilecek olan kur seviyesine de dikkat çeken Burak Saltoğlu, “Bu da başka sorunlar doğurabilir. Düşük faiz, ekonomik canlanmaya belli bir destek verse bile çok bel bağlanmamalı” diyor.

Önümüzdeki dönemde ihracattaki artışın sınırlı kalacağını ifade eden Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma Merkezi Direktörü Doç. Dr. Dilek Teker ise bunun ancak iç tüketimle telafi edilebileceğini düşünüyor. Teker’e göre, faizlerde indirime gidilmesi bu anlamda iç talebi destekleyecek bir unsur. Tüketimin artmasının vergi gelirlerini artıracağını ve bütçe rakamlarını dengeleyeceğini savunan Teker, “Son açıklanan bütçe rakamları incelendiğinde vergi gelirlerinin azalmasıyla meydana gelen bütçe açığını kurtaran ÖTV oldu. İç tüketimin artması, ithal vergilerin de artmasına olanak sağlayacağından bütçeye olumlu katkı yapması beklenmeli” diyor.

Erkan Kizilocak / Para






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir