Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomi 2013

Ekonomi 2013




2013’te büyümenin yüzde 4 civarına yükselmesi bekleniyor. Fakat büyüme düşük olacağı için işsizlik biraz yükselecek. Enflasyon yüzde 6 civarmda tahmin ediliyor. Faiz ve kurlarda istikrar beklentisi var. Küresel ekonomide fazla hareketlenme beklenmediğinden ihracatta performans yükselmeyecek gibi. Büyümenin yükselmesi ithalatı da yükseltecek. Cari açığın milli gelire oram yüzde 7, bütçe açığının milli gelire oram yüzde 2.5 dolayında çıkabilir.

BUYUME

ekonomi-2013Türkiye ekonomisi iki yıl üst üste çok hızlı büyüdükten sonra 2012’de yavaşladı. İç talep gerilerken dış talep büyümeye destek verdi ama bu destek yavaşlamayı önlemeye yetmedi. 2012’nin ilk çeyreğinde yüzde 3.4 olan büyüme oranı, ikinci çeyrekte yüzde 3’e ve üçüncü çeyrekte ise yüzde 1.6’ya indi. Dördüncü çeyrekten gelen sinyaller karışık ama bu dönemde de önemli bir hızlanma yok gibi. 2012’nin tamamındaki büyüme yüzde 2.5 dolayında çıkacak gibi görünüyor. Bu oran hükümetin yüzde 4’lük hedefinin çok altında. Fakat 2012’ye girerken uluslararası kuruluşların ve Türkiye’deki özel kurumların tahminleri genelde yüzde 2-3 arasındaydı. Yani 2012 yılında büyüme beklentilere yakın gerçekleşmiş bulunuyor.

2013 yılı için hükümetin büyüme hedefi yine yüzde 4. Bu kez beklentiler de hükümetin hedefine yakın. TCMB’nin son Beklenti Anketi’nden ve Reuters’in anketinden 2013 yılı için yüzde 4.4’lük, CNBC-e’nin anketinden ise yüzde 4.5’lik büyüme beklentisi çıktı. OECD’nin en son tahmini Türkiye’nin 2013’te yüzde 4.1 büyüyeceği yönünde. IMF’nin son tahmini ise 2013’te Türkiye’de yüzde 3.5’lik büyüme öngörüyor. Sadece Avaıpa Komisyonu yüzde 2.9’luk büyüme tahmini yapıyor ve Türkiye konusunda karamsar görünüyor.

Merkez Bankası’nın 2012’nin ikinci yarısında para politikasını gevşetmesi, 2013’ün başlarından itibaren iç talebin hareketlenmesini sağlayabilir. Buna karşılık küresel ekonomide 2013’te büyük bir canlanma beklenmemesi, dış talebin büyümeye katkısını sınırlayabilir.

İŞSİZLİK ORANI

Ekonomideki iki yıllık hızlı büyüme istihdamda olağanüstü bir artış sağlamış ve 2008-2009 resesyonu sırasında bir ara yüzde 15’e dayanan işsizlik oranını 2011’de tek haneye çekmişti. 2012’de işsizlik oranında yükseliş bekleniyordu ama bu tam gerçekleşmedi. En azından yılın ilk yarısında işsizlikte yükseliş değil yatay seyir vardı. Yılın ikinci yarısında başlayan yükselişe rağmen 2012’nin işsizlik oranı yüzde 9 civarında ve 2011’in altında çıkacak gibi görünüyor.

Ekonomi biraz hareketlense de 2013’te işsizlikteki düşüş duracağa benziyor. Çünkü yüzde 4 civarındaki bir büyüme Türkiye’de işgücü piyasasına yeni katılanların istihdam edilmesine bile yetmiyor.

Hükümet de bunun farkında olduğundan 2012’dekine yakın ve yüzde 8.9’luk bir işsizlik oranı hedefine sahip. OECD, yüzde 9-3’lük tahmin yapıyor. IMF, bu konuda daha karamsar ve 2013’te işsizlik oranını yüzde 9-9 olarak öngörüyor. Yalnız IMF’nin

2012 tahmininin de genelden yüksek ve yüzde 9A olduğunu belirtelim. Dolayısıyla IMF’nin işsizlik oranında beklediği yükseliş ilk anda sanıldığı kadar yüksek değil. Yurtiçindeki beklentiler de genelde 2013’te işsizliğin bir miktar yükseleceği ve yüzde 9.5 civarında çıkacağı yönünde.

FAİZ

erkez Bankası’nın kurlara karşı açtığı savaş 2011’in sonuna doğru faizleri çift haneye yükseltmişti. Faizler 2012’nin başlarında da çift hanede kaldıktan sonra biraz geriledi. Ancak yılın ikinci yarısında Merkez Bankası para politikasını gevşetmeye başlayana kadar yüksek düzeyde kaldı. Merkez Bankası’nın eylül ayında gecelik borç verme faizini de düşürmeye başlamasından sonra faizler gevşedi. Kasım ayında Fitch’in Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltmesinden sonra faizler iyice düştü. Yılın sonu yaklaşırken ikinci el tahvil piyasasındaki faiz yüzde 6 civarındaydı.

2013 yılına ilişkin tahminler faizlerin bu civarda kalacağı yönünde. Merkez Bankası’nın son Beklenti Anketi’nde 2013 sonu için yüzde 6.5’lik faiz beklentisi vardı. Merkez Bankası, aralık ayında para politikası faizini 25 baz puanlık düşüşle yüzde 5.5’e indirdi. Fakat enflasyon dikkate alınınca daha fazla indirim zor görünüyor. İç talepte aşırıya kaçan bir canlanma olmadıkça Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesi de olası görünmüyor. Küresel piyasalardaki koşullar da faizlerin bu seviyelerde kalmasını destekliyor.

ENFLASYON

211’in sonlarına doğru enflasyon yükselişe geçmiş ve yılı yüzde 10.4’lük Özeyle çift hanede kapatmıştı. Bu yükseliş kur artışlarıyla tetiklenmiş, hükümetin vergi zamları ve gıda fiyatlarındaki sıçrama ise ateşe benzin dökmüştü.

Merkez Bankası, enflasyonun kontrolden çıkmasından korktuğu için, 2011’in sonlarında kurlara açtığı savaşı 2012’nin başlarında da sürdürdü. Enflasyonun yıl ortasında yeniden tek haneye inmesi umutları artırmıştı ki, eylül sonu ve ekim başında hükümetin yeni vergi ve kamu ürünü zamları geldi. Bu da beklentileri yeniden kötümserleştirdi. Fakat hükümetin vergi zamlarının iç talepteki durgunluk yüzünden fiyatlara tam olarak yansımaması ve gıda fiyatlarının mevsim normallerinin altında seyretmesi kasım ayı sonunda enflasyonu yüzde 6.4’e kadar çekti. 2012 yılı yüzde 6 civarında bir enflasyonla kapanacak gibi görünüyor. Bu da yüzde 5’lik hedefin üzerinde olsa da 2011’e göre önemli bir iyileşme anlamına geliyor.

2013’te enflasyon hedefi yine yüzde 5 iken Merkez Bankası’nın tahmini yüzde 5.3 düzeyinde. Beklentiler ise genelde yüzde 6 civarında bir enflasyona işaret ediyor. TCMB’nin son Beklenti Anketi’nde yüzde 6.3’lük, Reuters’in anketinde yüzde 6.4’lük CNBC-e’nin anketinde yüzde 6.7lik beklenti vardı. IMFnin son tahmini ise yüzde 5.7 düzeyinde. Beklentilerdeki iyileşme 2013’te enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırabilir.

DOLAR KURU

Merkez Bankası, geçen yıl bu sıralarda kurlara karşı yoğun bir savaşın içindeydi. Ağustos 2011’de Avrupa borç krizinin derinleşmesi Türkiye’ye sermaye girişini azaltmış, bu da kurlarda yükseliş getirmişti. Kurlardaki yükseliş ise enflasyonu sıçratmıştı. Enflasyonun kontrolden çıkmasından korkan Merkez Bankası da tüm gücüyle kurlardaki yükselişi önlemeye çalışmıştı. 2010 yılı sonunda 1.55 lira olan dolar kuru, 201 l’i 1.89 lirada kapatmıştı. 2010 yılında 1.50 lira olan ortalama dolar kuru da 2011’de 1.67 liraya çıkmıştı.



Merkez Bankası, 2012’nin ilk aylarında küresel piyasaların sakinleşmesinin de etkisiyle, kurlara karşı verdiği savaşı kazandı. Yıl içinde kurlar genelde istikrarlı bir seyir izledi. Yıl sonu yaklaşırken dolar kuru 1.78 lira dolayındaydı. 2012’nin ortalama dolar kuru ise 1.79 lira civarında çıkacak gibiydi.

2013 beklentileri, kurlarda 2012’de yakalanan istikrarın devamını öngörüyor. Merkez Bankası’nın son Beklenti Anketi’nde 2013 sonu için dolar kuru beklentisi 1.82 lira çıktı. Merkez Bankası, kurların mevcut seviyesinden memnun görünüyor. Yukarıya veya aşağıya doğru bir hareketlenme olursa da bunu engellemeye kararlı gibi. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, TL’de aşırı bir değerlenme olursa müdahale edeceklerini açıkça söylüyor.

İTHALAT

2012’de ekonominin iyice yavaşlaması, ithalatın düşüşe geçmesine neden oldu. 2011 yılını 240.8 milyar dolar düzeyinde kapatan ithalat, 2012’nin ekim ayı sonunda yıllık bazda 235 milyar dolar seviyesindeydi. Yılın son iki ayında ithalatta biraz yükseliş bekleniyor. Bunun sonucunda 2012 yılı 238 milyar dolar civarında bir ithalatla kapanacak gibi görünüyor. Fakat bu da 2011’e göre düşüş olacağı anlamına geliyor.

Hükümet, 2013 yılında ithalatın 253 milyar dolara yükselmesini hedefliyor. İthalattaki yükseliş öngörüsü, ekonomideki büyümenin iç talebe dayalı olarak biraz hızlanacağı beklentisine dayanıyor. İç talepteki artış öncelikle tüketim malı ithalatının yükselmesine neden olacak. Üretimi teşvik edeceği için dolaylı yoldan hammadde ve aramalı ithalatını da yükseltecek. Yatırım eğiliminde bir canlanma olursa yatırım malı ithalatı da yükselişe geçebilir. Dolayısıyla ekonomideki büyümenin hızlanması halinde ithalatın da yükselişe geçmesi normal.

Ekonomideki büyüme beklentileri aşmazsa, ithalattaki artış da beklendiği gibi makul düzeyde kalabilir.

İHRACAT

2012 yılına girilirken, en önemli pazarımız olan Avrupa’da başlayan resesyon nedeniyle ihracatta beklentiler peki iyi değildi. Fakat yılın ilk aylarında alternatif pazarlardaki başarı sayesinde ihracattaki performans fazla düşmedi. Yıl ortasına doğru ise ihracattaki performans gerçekte düştü ama çoğunluğu İran’a yönelik olan altın ihracatı bunu maskeledi. Altın ihracatı cari açığı küçültüyor ama büyümeye etkisi yok. Bu nedenle altın hariç ihracattaki performans daha fazla önem taşıyor.

2011’i 134.9 milyar dolar düzeyinde kapatan ihracat, 2012’nin ekim ayı sonunda yıllık bazda 149.8 milyar dolara çıktı.

2012 yılı muhtemelen 152 milyar dolar civarında ihracatla kapanacak. Ancak 2011’de 133.3 milyar dolar olan altın dışı ihracat, 2012’nin ekim ayı sonunda yıllık bazda 137.1 milyar dolara yükseldi. Bu ise zayıf bir performansa işaret ediyor.

Hükümet 2013’te 158 milyar dolarlık ihracat hedefliyor. Küresel ekonomideki büyüme 2013te biraz yükselecek ama altın hariç ihracatta performansı çok fazla yükseltecek düzeyde olacak gibi de görünmüyor. Ayrıca küresel ekonomideki esas sorun en büyük pazarımız olan Avrupa’dan kaynaklanıyor. Bu nedenle 2013 yılında ihracat yine sıkıntılı geçebilir.

CARÎ AÇIK

İç talebe dayalı iki yıllık hızlı büyüme 2011 sonunda cari açığı 77 milyar dolara ve milli gelirin yüzde 10’u düzeyine yükseltmişti. 2012’de ekonominin yavaşlamasıyla cari açığın düşüş göstermesi bekleniyordu. Gerçekten 2012’de cari açık düştü. Üstelik beklenenden de fazla düştü. Beklentiler milli gelirin yüzde 8’i civarında bir cari açığa işaret ediyordu. Şu anda ise 2012 yılı milli gelirin yüzde 7’si civarında bir cari açıkla kapanacak gibi görünüyor.

Hükümet 2013’te 60.7 milyar dolarlık ve milli gelirin yüzde 7.1’i kadar cari açık bekliyor.

Beklentiler de bu civarda. IMF’nin tahmini hükümetin hedefiyle aynı. OECD’nin tahmini biraz daha yüksek ve milli gelirin yüzde 7.3’ü düzeyinde bulunuyor. Avrupa Komisyonu ise biraz daha düşük ve milli gelirin yüzde 6.8’i düzeyinde cari açık tahmini yapıyor. Beklentilere göre, ekonomideki büyümenin biraz hızlanması 2013’te cari açıktaki düşüşü durduracak. Fakat büyüme aşırıya kaçmayacağı için cari açıkta oransal olarak fazla yükseliş olmayacak. Emtia fiyatlarının yatay seyredeceğinin tahmin edilmesi de cari açıkta fazla yükseliş beklenmemesinin arkasındaki faktörlerden birini oluşturuyor.

BÜTÇE AÇIĞI

Türkiye’ye de yansıyan küresel resesyon sırasında yüzde 3’lük Maastricht kriterinin üzerine tırmanan bütçe açığının milli gelire oranı, vergi affından gelen gelirlerin de etkisiyle, 2011’de milli gelirin yüzde 1.4’üne kadar inmişti. Hükümet, 2012’de bütçe açığını bu düzeyde tutmayı hedefliyordu ama beklentiler milli gelire oran olarak yüzde 2’nin biraz üzerine yükseleceği yönündeydi.

Gerçekleşme hedeflendiği gibi değil, beklendiği gibi oldu. Ekonomideki yavaşlama yüzünden vergi tahsilatının hız kesmesi, kasım ayı sonunda yıllık bazdaki bütçe açığını 31.6 milyar liraya kadar yükseltti. 2012 yılı buna yakın bir bütçe açığıyla kapanacak gibi görünüyor. Bu da tahmini milli gelirin yüzde 2.3’ü dolayına karşılık geliyor.

2013’te hükümet bütçe açığını bu kez geldiği bu yeni seviyede tutmayı hedefliyor.

2013 yılı bütçe açığı hedefi 33.9 milyar lira ve milli gelirin yüzde 2.2’si kadar. Avrupa Komisyonu, bütçe açığının milli gelire oranının bundan daha yüksek ve yüzde 3.2 olmasını bekliyor. Fakat yurtiçindeki beklentiler hükümetin hedefine yakın düzeyde gibi görünüyor. 2013’te büyümenin az da olsa hızlanması vergi tahsilatını yükselterek bütçe açığının mevcut seviyesinde kalmasını sağlayabilir.

DÜNYA EKONOMİSİ

Avrupa’da borç krizinin tırmanması ve resesyona dönüşmesi, 2011’in sonlarına doğru küresel ekonomiyi bir kez daha sıkıntıya sokmuştu. 2012’nin bahar aylarında sona ermesi beklenen Avrupa’daki resesyon uzayınca, küresel ekonomi yavaşlamaya başladı. IMF’nin tahminine göre, küresel ekonomi 2011’de yüzde 3-8 büyümüştü. Aynı kurum 2012 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3.3’e düştüğünü tahmin ediyor. OECD’nin küresel büyüme tahmini yüzde 2.9 ve Avrupa Komisyonu’nunki ise yüzde 3.1 düzeyinde. Bu tahminlerin ortalamasını alırsak, 2012’de küresel büyümenin yüzde 31’e indiğini söyleyebiliriz.

2013’e ilişkin beklentiler 2012’ye göre biraz iyileşmeye işaret ediyor. Fakat küresel büyümenin 2011’deki düzeyine dönmesi de beklenmiyor. IMF’nin 2013 yılı küresel büyüme tahmini yüzde 3.6. OECD yüzde 3-4, Avaıpa Komisyonu ise yüzde 3-3 büyüme bekliyor.

Avrupa’nın bahar aylarında resesyondan çıkacağı ve böylece küresel ekonomide de toparlanma yaşanacağı tahmin ediliyor. Gerçekten de Avrupa’da ve de küresel ekonomide son aylarda bir toparlanma var gibi. Fakat ABD’deki “mali uçurum”a (fiscal cliff) ilişkin endişeler 2013’teki küresel büyüme konusunda risk oluşturuyor.

Orhan Karaca / Ekonomist






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir