Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomi finansal kriz riski taşımıyor

Ekonomi finansal kriz riski taşımıyor




Son günlerde ekonominin dış şoklara dayanıklılığı yine gündeme geldi. Ekonomistlere göre, borsa ve faizlerdeki dalgalanmalara karşılık ekonomi şoklara alıştı ve finansal kriz riski taşımıyor. Ancak büyüme dinamikleri ve reel ekonomiyle ilgili uyarılar dikkat çekiyor…

ekonomi serbetlendiDÜNYA ekonomisinde bir süredir parasal genişlemenin sona ereceği konuşuluyordu. Ancak ABD Merkez Bankası (FED), parasal genişlemenin süreceği mesajını verdi. Ancak dünya borsaları tam rahatlamadı, içeride de son bir aylık dönemde yaşanan olaylar piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. Merkez Bankası da uzun süredir ilk kez faizleri düşürmeyerek sabit bıraktı. Banka, küresel ekonomiye dair belirsizliklere ve sermaye akımlarındaki oynaklığa dikkat çekti. Aslında, son not artışıyla “yatırım yapılabilir” seviyeye yükselen Türkiye’ye dışarıdan sermaye girişi yaşanıyordu. Akabinde yaşanan süreç, trendi tersine çevirdi.

Ekonomi Bakanı Ali Babacan sadece hisse senedi piyasasından 26 Mayıs -17 Haziran tarihleri arasında 1 milyar 350 milyon dolarlık bir sermaye çıkışı olduğunu açıkladı. Toplamda ise yaklaşık 7-8 milyar dolarlık bir çıkış olduğu belirtiliyor. Yine de finansal piyasalarda döviz ve faizdeki yükselişlere karşın tepkinin sınırlı kalması dikkat çekti. Olaylara yönelik en sert tepki Borsa İstanbul’dan geldi. Nitekim, Babacan’ın ifade ettiği sermaye çıkışının büyük bölümü hisse senedi piyasasında yaşandı. Son çıkışın piyasalarda yarattığı dalgalanma, ekonominin dış şoklara ne kadar dayanıklı olduğu sorusunu da gündeme getirdi. Keza bugüne kadar yaşanan krizlerin en büyük ateşleyicileri dış sermaye çıkışları olmuştu.

Ekonomistler, Türkiye’nin bundan sonra ciddi bir finansal kriz yaşama ihtimalini çok zayıf görüyor, özellikle mali tarafta bütçe disiplininde sağlam bir noktaya gelindiğine dikkat çekiliyor. Buna karşın, ekonomide sarsıntı yaratacak unsurun sıcak para çıkışı değil, algı ve beklentilerin bozulması olacağı özellikle vurgulanıyor. Yani psikolojinin daha da olumsuz etkilenme ihtimali olduğuna dikkat çekiliyor. Yoksa, Merkez Bankası’nın mevcut döviz rezervi sermaye çıkışını rahatlıkla karşılayabilecek durumda. Bazı ekonomistlerin uyarısı ise, reel sektöre yönelik. Buna göre, Türkiye’de bundan sonra bir kriz olursa bu finansal olmaktan çok reel sektör kaynaklı olacak ve krizden çıkış daha uzun sürecek. Aynı görüşe göre, şu anki düşük faizler bile gerçekçi değil. Keza, Türkiye’de dış kaynak ihtiyacı olmasına karşın, faizin uzun süre düşük kalması mümkün değil.

“BÜTÇE DİSİPLİNİ ÇOK SAĞLAM”

Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Dündar, Türkiye ekonomisinin makro dinamiklerinin hiçbir dönemde bu kadar güçlü olmadığını savunuyor. Dündar’a göre, 2001 krizinden sonra finansal sistem krizlere dayanıklı bir yapıya kavuşturulmasaydı ne küresel kredi krizine ne euro krizine ne de son dalgaya dayanmak mümkün olurdu. Bütçe disiplinine dikkat çeken Dündar, ilk beş aydaki performansı çok olumlu buluyor ve Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikasının ekonomiye çok olumlu yansıdığını söylüyor.



Sermaye çıkışlarını böyle dönemlerde normal karşılayan Dündar, 1994 krizini örnek veriyor. O dönemde Merkez Bankası’nın 8 milyar dolarlık döviz rezervinin müdahalelerle bir anda 3 milyar dolara indiğini hatırlatıyor. Oysa bu kez 135 milyar dolarlık döviz rezervine karşılık 8 milyar dolarlık çıkış sözkonusu. Yani Dündar’a göre, son olaylarda borsadan çıkışlar ve tahvillerde satışların oranı göreceli olarak tehlike sınırında bile değil. Buna karşın Dündar, www.myfikirler.com toplamda 336 milyar dolarlık dış borcun ödenmesinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için uyarıda bulunuyor.

Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, geçmişte Türkiye’nin dış şoklara karşı en kırılgan noktasının yüksek cari açık olduğunu belirtiyor ve alınan tedbirlerle cari açığın sürdürülebilir seviyeye indiğini ve risk olmaktan çıktığını savunuyor. Bilgin’e göre, bu durum Türkiye ekonomisinin dışsal şoklara karşı kırılganlığını azalttı. Daha dayanıklı hale getirdi. Çıkışlara piyasaların fazla tepki vermemesinin temel nedeni ise, merkez ülkelerdeki kriz ve durgunluğa karşı Türkiye gibi ülkelerin hala uluslararası sermaye için daha karlı ve güvenilir olması.

“BÜYÜME KABİLİYETİ AZALIYOR”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim öz-türk ise, önceki krizlere temel neden olarak finansal göstergelerin zayıflığını ve piyasaların sığ olmasını gösteriyor, öztürk de, şu anda bütçe dengesinde ve kamu borcundaki olumlu görünüme dikkat çekiyor. Cari açığın hız kestiğini ve TL’nin değer kaybetmesinin dış ticaret dengesini olumlu etkilediğini belirtiyor. Ayrıca Öztürk’e göre, bankaların sermaye rasyoları da sağlam. Öztürk, şunları söylüyor: “Eskiden 1 milyar dolar çıktığı zaman piyasalar sarsılırdı. Oysa şu anda finansal piyasaların derinliği arttı. Yani deyim yerindeyse şerbetlendi. Şu anda finansal kriz ihtimali yok ama algı ve beklentilerin bozulması daha önemli. Şu anda, Türkiye büyüme kabiliyetini kaybediyor. Büyüme olsa bile bu cari açık ve enflasyon yaratıyor. Türkiye ekonomisi tekrar rayına girmesi zor bir şekilde büyüme dinamiklerini kaybetmiş durumda” diyor. Öztürk, bu kez bir kriz çıkması durumunda bunun reel sektör kaynaklı olacağını ve krizden çıkışın çok uzun süreceğini savunuyor.

DÜNYADAKİ RÜZGARIN ETKİSİ

Ekonomist Uğur Civelek ise sürece farklı bir pencereden bakıyor. Civelek, dünyada kriz yaşanırken Türkiye’nin bundan uzun süre uzak durmasının mümkün olmadığını öne sürüyor ve şu anki durumu, “Krizin etkileri alınan tedbirlerle geciktirilebilir ama bunun uzun sürmesi imkansız” sözleriyle değerlendiriyor. Civelek’e göre, Türkiye’de faizler çok düştü ama bu düşüşün temeli yok. Çünkü Türkiye’nin dışarıdan kaynağa ihtiyacı var. Sermaye girişine ihtiyacı olan bir ülkede zorla faiz düşürseniz bile bu uzun sürmez.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necip Çakır, son sermaye çıkışının ciddi bir dalgalanma yaratmadığına dikkat çekerek, “Gerginlik devam ederse Türkiye’ye sermaye girişi durabilir. Ayrıca huzursuzluğun yol açabileceği bir başka sorun da turizmde rezervas-
yonların iptali. Turizm sektörü neredeyse cari açığın yarısı kadar kaynak yaratıyor ve bu sektördeki tıkanma ekonomiyi olumsuz etkiler” diyor.

Erkan Kızılocak / Para






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir