Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomi Politikaları ve Yorumları

Ekonomi Politikaları ve Yorumları




Erkin Şahinöz

FED’in sıfır faiz politikasını 2014’e kadar sürdüreceği sinyali vermesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın Avrupa bankalarına ucuz kaynak sağlamaya devam etmesi, 2012 için pozitif unsurlar. ÎMKB’de her düzeltme bu nedenle alım fırsatı yaratacak…

2012, pozitif bir yıl olabilir

2010 ve 2011, finansal piyasalar açısından son derece zor iki yıldı. Avrupa borç krizi ve çift dip korkuları, bu iki yıla damgasını vurdu. Finansal piyasalarda doğru düzgün bir trend oluşmadı. Volatilite yüksekti. Yatırımcılar çoğu zaman “gürültü” kategorisinde değerlendirilebilecek haber akışlarına bağlı olarak yön bulmaya çalıştı. Halbuki 2009 bambaşkaydı. Üstelik, 2008 krizini takip eden yıl olmasına rağmen. Krizi ortadan kaldırmak için merkez bankalarının “ucuz” ve “bol” para musluklarını sonuna kadar açması, 2008 yılında ve 2009’un ilk iki ayında çok ciddi hırpalanan piyasalara ilaç gibi geldi. 2009 yılının mart başında başlayan piyasa rallisi böylece tüm yıl devam etti.

Peki ya bu yıl? Bıı yılın 2009’a benzer bir yıl olması ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyoruz. Piyasalar açısından 2012 için pozitif düşünmemizin arkasında birkaç önemli faktör var… Birincisiyle başlayalım: FED…

UCUZ VE BOL PARA DÖNEMİ

FED, son toplantısında “Greenspan put” mekanizmasını devam ettirme kararı aldı. Bunu önceki yazılarımızda açıklamıştık. FED “sıfır faiz” politikasının 2014 sonuna kadar devam edebileceği yönünde çok kuvvetli işaret verdi. Bu ne demek oluyor? “Ucuz para” dönemi, 2014 sonuna kadar devrede kalacak. Peki para bol da olacak mı? Onun için de merkez bankalarının bilanço büyüklüklerine bakmak gerekiyor. FED bu noktada da kararlı görünüyor. FED uzun bir süre daha, zaten “çok büyümüş” olan bilançosunu en azından aynı düzeylerde tutmak niyetinde. Yani vadesi dolanların yerine yeni varlıklar alarak piyasadaki likiditenin azalmamasına özen gösterecek. Bu da “bol para” döneminin devamı demek.

İkinci faktöre bakalım… O da Avrupa Merkez Bankası… Avrupa Merkez Bankası da zaman zaman fonlama sıkıntısı çeken Avrupa bankalarına çok ucuz kaynak sağlamaya devam ediyor. Avrupa bankaları yeni ihale için de kuyruktalar. Böylesine ucuz sağlanan kaynaktan yararlanıp “makas karı” yaparak durumlarını iyileştirmeye devam edecekler. Özetle “ucuz” ve “bol” para Avrupa’da da hakim olmaya devam edecek.

YENİ RİSKLER OLMAMALI

Üçüncü faktör ise Yunanistan’a sağlanacak olan 130 milyar euro’luk ikinci yardım paketinin onaylanmış olması. Bu Yunanistan’ı kurtarmaya yetmeyecek. Tahminimiz o ki Yunanistan yeni krediler için Avrupa’nın kapısını çalmaya devam edecek. Ama ne olursa olsun ikinci dilimin onaylanmış olması, tüm ekonomik birimleri ve piyasa profesyonellerini rahatlatacak. En azından Yunanistan’ın bir süre daha durumu idare etmesini sağlayacak. Bu üç faktör kanımızca bu yılın genel anlamda iyi geçmesini sağlamaya yetecek. Tabii ki iki büyük risk ya da tali risk gerçekleşmemesi halinde. Bir başka ifadeyle, başka bir sıkıntılı Avrupa ekonomisi Yunanistan’ın durumuna ve/veya büyük bir finansal kuruluş zor duruma düşmesin. Bu iki risk gerçekleşmezse bu yıl global piyasalar açısından iyi geçmeye aday.

Peki bu konjonktür ve öngörümüz doğru çıkarsa İMKB yıl boyunca nasıl bir seyir izleyebilir? İMKB yıl başından beri global piyasalardaki yükselişe olumlu ayrışarak katılıyor. Bunun da arkasında iki önemli faktör olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, piyasa riskine ilave olarak kur riski de alan yabancı yatırımcılar açısından yıl başında önemli bir gelişme yaşandı.

Merkez Bankası’nın hemen yıl başında bu yıl TL’nin daha fazla değer kaybetmeyeceği yönündeki öngörüsünü kamuoyuyla paylaşması, yabancı yatırımcıları cesaretlendirdi. İkincisi, yatırımcılar Merkez Bankası’nın ekonomiye yumuşak iniş yaptırabileceğine ikna olmuş durumda. Yumuşak inişin İMKB açısından önemi büyük.

Yumuşak iniş senaryosunun şöyle bir büyüsü var: “Büyümede yatırımcıları ürkütecek düzeyde olmayan yavaşlama, büyümedeki yavaşlamaya paralel cari açıkta düzeltme, güçlü mali yapı ve artmayan hatta düşebilme ihtimali olan faizler ve tüm bunların sonucu olarak gelebilecek olası not artırımı.”

Bu doğrultuda 2012’yi her düzeltmenin alım fırsatı oluşturacağı bir yıl olmaya aday görüyoruz. Ancak piyasalar kısa vadede bir miktar düzeltmeye gebe.

Faiz yüzde 9’u kıramıyor

GEÇEN lıafta dünya ekonomileri ve Türkiye açısından art arda önemli gelişmelere sahne oldu. Haber akışı olumsuz olmadığı için piyasalar oldukça sakin bir seyir izledi. Yurtdışındaki gelişmelerin başında yine Yunanistan vardı. AB’nin 130 milyar euro’luk ikinci kurtarma paketini onaylaması ve Yunanistan’ın da tahvil takasına ilişkin kanun taslağını onaylaması, pozitif havayı kuvvetlendirdi. Avrupa Merkez Bankası ve ABD’nin piyasaya likidite pompalamaya devam edeceği beklentisi ise alternatif yatırım arayışlarını kuvvetlendirdi.

Kısa vadede dünya çapında düşük faiz ortamının korunacağına yönelik beklentiler giderek güçleniyor. Düşen faiz getirileri ve Yunanistan’a bağlı gerileyen tansiyon, özellikle değerli metallere talebi artırmış durumda. Türkiye ise yurtdışı piyasalardaki yumuşama ve içeride Merkez Bankası’nın (MB) sürpriz faiz kararıyla sakin bir hafta yaşadı. MB’nin faizin üst bandını yüzde 11.5’e indirmesi, piyasada kısa süreli bir etki yarattı. MB kararının ardından yüzde 8.9’a inen bono faizleri, kısa sürede yeniden yüzde 9’a oturdu. Öte yandan, MB’nin faiz indiriminin ardından piyasada az da olsa dövize yönelim dikkat çekti. Piyasalarda MB’nin faizde indirime devam edeceği, bunun da faizleri aşağı çekeceği düşünülüyor. Ancak uzmanlar bunun yaz aylarında olacağını tahmin ediyor. Tabii ki global piyasalarda bir karışıklık olmaz, enflasyon ve cari açıkta beklenen düşüşler gerçekleşirse…



Merkez yine sürpriz yaptı

MERKEZ Bankası geçen hafta piyasaları şaşırtan sürpriz bir karara imza attı ve bankacılık çevrelerinin “Kaynak maliyetlerimizi belirleme konusunda belirsizlik yaratıyor” diye eleştirdiği borç verme faiz oranlarında mevcut bandı daralttı. Buna göre haftalık repo faizi yüzde 5.75’te sabit tutulurken, gecelik borç verme faizi 100 baz puan indirilerek yüzde 11.5’e çekildi. MB, gecelik borçlanma faiz oranını ise yüzde 5’te sabit tutarak faiz koridorunu daraltmış oldu. Böylece bankaların MB’den borçlanmalarında faiz üst bandı 1 puan düştü. Bu karar, özellikle bankaların kaynak maliyetlerini aşağı çekmesi açısından büyük önem taşıyor.

MB’den yapılan açıklamada, global ekonomideki belirsizliklerin devam ettiği, bu yüzden de esnek para politikasının korunması gerektiği belirtildi. Bununla birlikte, mart ayından itibaren çekirdek enflasyonun aşağı yönlü bir seyir izleyeceği de ifade edildi. MB, 2012 yılı likidite yönetimi stratejisi çerçevesinde başlanan bir ay vadeli repo ihaleleriyle, 24 Şubat-Mart 2012 döneminde açılacak her bir ihale miktarına ilişkin üst sınırın 5 milyar TL’den 6 milyara yükseltildiğini de açıkladı. Öte yandan, likidite koşullarında öngörüler dışında önemli bir değişiklik gözlenmesi halinde planlanan limitlerin dışında fonlama yapılabileceği de vurgulandı.

MB’nin piyasa açısından tam bir sürpriz olan faiz koridorunda daraltma kararının önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Ancak yine aynı kesimler faiz oranlarında yaz aylarından önce herhangi bir indirime gidilmeyeceğini düşünüyor. Mevcut kararın kurlar üzerinde olumsuz etkisi olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, bu durum maliyetlerin aşağı çekilmesi nedeniyle kredi maliyetlerinde çok sınırlı bir düşüş yaratabilir. Faiz koridorundaki daralmanın özellikle uzun vadeli kredi faizlerini olumlu etkileyeceği düşünülüyor.

Dövize faiz dopingi

DÖVİZ piyasası geçen hafta euro/dolar paıitesindeki sert fiyat hareketleri ve Merkez Bankası’nın gecelik borç verme faizini yüzde 11.50’ye indirmesiyle hareketli günler geçirdi. Haftaya 1.74’lerden başlayan dolar, global piyasalarda değer kaybetmesine rağmen içeride TL karşısında 1.78’leri zorladı. Dolar, cuma gününü 1.76’da tamamladı. Euro ise paritenin de desteğiyle haftayı 2.34 TL’leri aşarak kapattı.

Bir süredir yarım dolar artı yarım euro’dan oluşan döviz sepetinin TL karşısındaki değeri 2.03’lere kadar gerilemiş ve bu seviyelerde kalmıştı. Ancak geçen hafta Merkez Bankası’nın borçlanma faizinde üst bandı 1 puan aşağı çekmesi dövize talebi bir miktar artırmış görünüyor. Bu talep de geçen hafta döviz sepet değerini 2.06 TL’lere kadar yükseltti.

Global piyasalarda önemli bir bozulma yaşanmazsa Türkiye’ye para girişinin sürmesi bekleniyor. Bu yüzden kurlardaki olası yükselişlerin sınırlı ve kısa süreli olacağı düşünülüyor. Uzmanlara göre Merkez Bankası, bu ortamda hızlı yükselişle sepetin 2.20’lere tırmanmasına veya hızlı bir düşüşle 2’lerin altına inmesine izin vermeyecek. Bu nedenle piyasada kısa vadede dövizde pariteye bağlı hareketlerin korunacağı ve bunun dar bir bantta olacağı görüşü hakim. Kısa vadede parite euro’yu desteklediği için TL karşısında euro’daki tırmanış daha dikkat çekici olabilir. Ancak bu çıkış kısa süreli olabilir.

Altın 1.800 dolara dikkat!

BİRKAÇ haftalık aradan sonra altın fiyatları yeniden tırmanışa geçti. Geçen hafta global piyasalarda dolar kurunun değer kaybetmesi ve düşük faiz oranları, başta altın olmak üzere değerli metallere olan talebi artırdı. Artan talep de altın fiyatlarını hafta içinde 1.780 doların üzerine taşıdı. Bu da 2012 yılının en yüksek seviyesi oldu. Altın fiyatları en son 2011 yılı kasım ayında bu seviyeye ulaşmıştı…

Altın için 1.740 ve 1.800 dolar seviyeleri oldukça kritik. Önümüzdeki günlerde altın fiyatlarındaki tırmanış sürer ve 1.800 dolar aşılırsa bundan sonraki hareketin tarihi zirvesine doğru olacağı düşünülüyor. Piyasadaki genel beklenti, altının 1.800 dolardan sonraki hareketinin 1900 doların üstünde yeni bir tarihi zirveye gideceği yönünde. Bunu destekleyen en önemli etkense dünyadaki likidite bolluğunun devam etmesi ve düşük faiz ortamının bir süre daha korunacağı yönündeki beklenti. Ancak uzmanlara göre altın fiyatlarının kısa vadede bir düzeltme hareketi yaşama ihtimali oldukça yüksek. Burada ortaya 1.740 direnci çıkıyor. Altın fiyatlarının bu seviyeyi aşağı yönde kırması halinde uzmanlar, bunun ardından hızlı bir düşüş geleceğini düşünüyor. Bu durumda altın fiyatları teknik olarak 100-150 dolar gerileyerek 1.600 dolar hatta daha altına gelebilir.

Ancak kısa vadede sert fiyat hareketleri yaşansa da genel trend yükseliş yönünde. Küçük yatırımcılar için kısa dönemli işlemler riskli görülüyor. Fiyatların geri çekildiği dönemlerse alım için uygun olabilir.

Euro’da hedef 1.36

EURO yükselişini geçen hafta da sürdürdü. Önceki hafta 1,3060’lara kadar geri çekilen euro/dolar paritesi, geçen hafta 1.35’lere dayandı. Bir başka deyişle euro, dolar karşısında güçlendi. Söz konusu yükselişte Yunanistan’a 130 milyar euro’luk ikinci yardım paketinin AB tarafından kabul edilmesi ve Yunan Parlamentosu’nun tahvil takasını onaylaması etkili oldu. Aslında analistlere göre, piyasalar tarafından fiyatlanan ikinci yardım paketine euro/dolar paritesi aşırı tepki verdi. Ancak bunda bazı büyük spekülatörlerin euro’daki açık pozisyonlarını kapatma telaşının etkili olduğu öne sürülüyor. Bu nedenle kısa vadede paritede euro lehine yükselişin devam edeceği tahmin ediliyor. Paritede hedef seviyeler ise 1.35 hatta 1.36’lar olarak gösteriliyor.

Kısa vadede euro’daki çıkışın süreceğini öne süren uzmanlara göre, orta vadede trend aşağı yönde. Aşağıda ise hedef seviyeler 1.30’lar civarında yoğunlaşıyor.

ERKİN ŞAHINÖZ
erkin.sahinoz@paradergi.com.tr






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir