Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomi, resesyonun kıyılarına çok yaklaştı

Ekonomi, resesyonun kıyılarına çok yaklaştı




Ekonomi, resesyonun kıyılarına çok yaklaştı

Yılın ilk aylarında ihracatta korkulan olmadı ama iç talep beklenenden de fazla zayıfladı. Ocak aynıda CNBC-e Tüketim Endeksi yüzde 2.9 geriledi. Tüketim mah ithalatı yüzde 20.3 düştü. Ocak ve şubat aylarmda otomobil satışları yüzde 25’in üzerinde, ticari araç satışları da yüzde 40 civarmda düşüş gösterdi. İç talepteki zayıflık sanayi üretimindeki artışı ocak ayında yüzde 1.5’e kadar geri çekti. Böyle giderse ilk çeyrekte ekonomideki büyüme yüzde 2 civarma kadar inecek.

Türkiye 2012 yılına ekonomide mutlaka bir yavaşlama olacağı beklentisiyle girmişti. Fakat bu yavaşlamanın yumuşak mı yoksa sert mi olacağı konusunda görüş birliği yoktu. 2012’nin ilk iki ayını geride bıraktık ama bu konuda hala bir konsensüs oluşmuş değil. Ocak ayında sert iniş beklentisi daha çok prim yaparken şubat ayında yumuşak iniş beklentisine doğaı bir kayış olmuştu. Geçen hafta ocak ayı sanayi üretimi verilerinin yayınlanmasından sonra ise kafalar bir kez daha karıştı. Ocak ayında sanayi üretiminin beklentilerin neredeyse 2 puan altında ve sadece yüzde 1.5 artış göstermesi, ekonomide sert iniş olasılığını yeniden gündeme taşıdı.

Sanayi üretimindeki yıllık değişim şubat ve mart aylarında da bu civarlarda kalırsa, yılın ilk çeyreğinde çok ciddi bir yavaşlama göstermiş olacak. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 6.5 artış gösteren sanayi üretiminin böyle 4 puan birden hız kesmesi, muhtemelen ekonominin genelindeki büyüme oranının da yüzde 2 civarına inmesine yol açacak. Çünkü Türkiye’de sanayi üretimi ile ekonominin faaliyet hacmi arasında önemli bir paralellik var. Hal böyle olursa, Avrupa’daki birçok ülkeden sonra Türkiye’nin de bir resesyona girip girmediği tartışılmaya başlanacak.

İHRACAT DİRENİYOR

2012’ye girerken gündemde olan sert iniş beklentisi büyük ölçüde Avrupa’daki sorunlara dayanıyordu. Avrupa’daki sorunların Türkiye ekonomisini iki koldan olumsuz etkilemesi bekleniyordu. Birincisi, Avrupa en önemli pazarımız olduğu için, bu bölgede geçen yılın son çeyreğinde başlayan resesyonun ihracatımızda düşüşe yol açacağı tahmin ediliyordu.

İkincisi de Avaıpa’daki sorunların küresel sermaye akımlannda yarattığı kuraklık yüzünden Türkiye’ye hızlı büyümeyi finanse edecek ölçüde sermaye girişi olmayacağı düşünülüyordu.

Avaıpa’daki resesyon Türkiye’nin ihracatını gerçekten de olumsuz etkiledi ama beklendiği gibi bir düşüşe yol açmadı. İhracatçılarımız Avrupa pazarındaki kayıplarını diğer pazarlara yönelerek bir ölçüde dengeledi. Böylece ihracat yine de yüzde 10 civarında artış göstenneyi sürdürdü. Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 10.4’lük artış yaşanmıştı. Ocak ayında yüzde 8.6’ya inen ihracattaki yıllık artış, Türkiye ihracatçılar Meclisi’nin (TİM) öncü gösterge niteliğindeki verilerine bakılırsa, şubat ayında yeniden çift haneye yükseldi.



Öte yandan Avrupa Merkez Bankası nın Euro-pean Central Bank: ECB) aralık ayında parasal genişlemeye gitmesinden sonra küresel fınans piya-salanndaki olumsuz hava da önemli ölçüde dağıldı.

Küresel risk iştahının yeniden artmaya başlaması Türkiye’ye sermaye girişinin de yeniden başlamasına yol açtı. Yılbaşında ekonomik kamuoyunda hakim olan sert iniş beklentisinin yumuşamaya başlamasında bunun da önemli katkısı oldu.

TÜKETİM ÇOK ZAYIF

Dış talepte ve sermaye girişinde işler beklenenden iyi giderken sanayi üretiminin durma noktasına gelmesi iç talepte durumun beklenenden de kötü olmasından kaynaklandı gibi görünüyor. İç talebin özellikle tüketim ayağında durum kötü. CNBC-e Tüketim Endeksi’nde ocak ayında yüzde 2.9’luk düşüş yaşandı. Zaten geçen yılın son iki çeyreğinde de gerileme gösteren otomobil satışlarındaki düşüş ocak ve şubatta yüzde 25’i aştı. Ocak ayında tüketim malı ithalatı yüzde 20.3 geriledi. Tüketim cephesine ilişkin öncü göstergelerde şu anda sadece beyaz eşya satışları ayakta kalmayı sürdürüyor.

Iç talebin yatırım harcamalan cephesinde ise ocak ayında sermaye malı ithalatının yüzde 6 artış göstennesi dikkati çekiyor. Fakat bunun ne kadarının reel artış olduğu ne kadarının ise fiyat etkisinden kaynaklandığı henüz belli değil. Bunu 19 Mart’ta dış ticaret miktar endeksi verileri açıklanınca öğreneceğiz. Öte yandan ticari araç satışlarının ocak ve şubatta yüzde 40 civarında düşmesi ise iç talebin yatırım ayağında da işlerin iyi gitmediğini düşündürüyor.

Türkiye son resesyonunu, küresel ekonomiyle birlikte, 2008-2009 döneminde yaşamıştı. Açıkçası şu anda iç talep cephesinde durum o resesyonun başlangıç dönemindekine oldukça benziyor. Tek fark dış talepte durumun o dönemdeki kadar kötü olmaması gibi duruyor. Fakat bunun ekonomiyi resesyondan ne ölçüde koruyabileceği belirsiz.

ÇIKIŞ MÜMKÜN

İç talebin bu noktaya gelmesinde, Merkez Bankası’nın kurlardaki yükselişin önüne geçmek için geçen sonbaharda para politikasını iyice sıkması etkili oldu. Bu durum ekim sonu ile ocak ortası arasındaki dönemde kredi faizlerini 3 puan kadar yukarıya taşıdı. Fakat küresel ekonomide işlerin olumlu tarafa dönmesi ve kurlardaki yükselişin durmasıyla Merkez Bankası ocak ayı ortalannda para politikasını daha fazla sıkmayı bıraktı. Bu nedenle de o zamandan beri faizlerde hafif hafif gevşeme var. Bu dönemde kredi faizleri 1 puan kadar geriledi. Bu gerileme devam ederse önümüzdeki dönemde iç talep yeniden kıpırdanabilir. Bu da ekonomiyi resesyo-nun kıyısından çekip alabilir.

Öte yandan Avrupa’daki resesyo-nun bahar aylarından itibaren yavaş yavaş ortadan kalkacağına ilişkin beklentiler mevcut. Bu beklentiler gerçekleşirse ihracatta performans yeniden yükselebilir. Bu da önümüzdeki aylarda ekonominin resesyonun kıyısından dönmesine yardım edebilir.

Ancak küresel ekonomideki olumlu havanın aynen böyle devam edeceğinin bir garantisi yok. Yunanistan’daki sorun şimdilik çözüldü gibi ama Avnıpa’nın diğer aşırı borçlu ülkelerinin sorunları devam ediyor. İran’ın nükleer programına ilişkin sorunlar yüzünden petrol fiyatlarının daha da tırmanması ihtimali de var. Bu yüzden ekonominin geleceği hala sisler altında. Büyüme bu noktadan sonra yukarıya dönebileceği gibi daha aşağıya da inebilir.

ORHAN KARACA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir