Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomide Kredi Perhizi Sektörleri Olumsuz Yönde Etkiliyor

Ekonomide Kredi Perhizi Sektörleri Olumsuz Yönde Etkiliyor




GEÇEN yılın sonbaharında ekonomi, 2010’da başlayan ivmenin de etkisiyle hızla büyüyordu. Ancak ekonominin bu olumlu görünümü, şekeri ve tansiyonu yüksek bir kişinin dışarıdan sağlıklı görünmesine benziyordu. Büyüme için ödenen bedel enflasyonun yükselmesi ve cari işlemler açığının tırmanışıydı. Bu büyümenin sürdürülebilir olmadığını bilen ekonomi yönetimi sıkı bir perhiz kararı aldı. Kapıkule sınırına kadar dayanan AB salgın krizinin de, bu perhizi zorunlu kıldığı düşünülüyordu.

kredi-ekonomiAncak ekonomi için yazılan zayıflama reçetesi “kahvaltıda bir dilim kepekli ekmek, kibrit kutusu kadar peynir” türündendi. Başvurulan ilk önlem kredi genişlemesinin önünü kesmek oldu. Ağustos 2011’de yüzde 40.3 olan 12 aylık toplam kredi artış oranı, alınan önlemlerle, 2012 yılbaşında yüzde 26.4’e, geçen ekim ayında da yüzde 15.3’e indirildi. Bu düşüş sayesinde ekonominin fazla kilolarından kurtulması ve ekonomik tahlil sonuçlarının makul düzeylere inmesi amaçlanıyordu.

Kredi perhizinin sonuçları ilk bakışta olumlu görünüyordu. Cari işlemler açığının ve enflasyon oranının gerilemesi sayesinde ekonominin yeniden bir büyüme ivmesi kazanacağı beklentileri de epey güçlüydü. Ancak hafta başında açıklanan milli gelir ve sanayi üretim endeksi istatistikleri, para ve kredi perhizinin ekonomiyi güçten düşürdüğünü düşündürdü.

Göstergeler, kredi musluklarının kapatılmasında çok aceleci davranıldığı izlenimini veriyordu: 2011 ’in ilk dokuz ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9.3 oranında artan iç tüketim, 2012’de yüzde 0.5 azalmıştı. Dokuz ay için hesaplanan özel sektör makine ve teçhizat yatırımlarındaki değişim oranı ise 2011’de yüzde 37.5 iken, 2012’de yüzde -8.7’lik bir oranla yere çakılmıştı. Perhiz, ekonominin hayatiyetini azaltmış, bazı sektörlerde bir zayıflamaya yol açmıştı. Ekonomik durum Avrupa ile karşılaştırıldığında iyi görünüyordu ama iş dünyası iç talepteki durgunluğu kolayca kabullenemiyordu.



MAKROYA DA BAK, MİKROYA DA

İmalat sanayii sektörlerinde bu yılın ilk 10 ayındaki üretim düzeyi, 2011’in ilk 10 ayı ile karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo da pek iç açıcı değildi. Çizelgede görüldüğü gibi otomotiv, mobilya, konfeksiyon, çimento-cam-seramik, elektrikli makineler, kauçuk-plastik ve rafineri sektörlerinde üretim daralması vardı. İlaç, ana metal ve metal eşya sektörlerinde üretim hızlı büyüyordu ama diğer sektörlerdeki üretim artışı alışılmış hızlardan uzaktı.

Sanayi sektörlerindeki bu olumsuzluğun bir nedeni de ekonomi yönetiminin son aylarda cari açık, enflasyon ve dış şoklara direnç gibi makroekonomik konulara öncelik vermesi oldu. Merkez Bankası ise sitesinin logosu altında vurguladığı gibi fiyat istikrarının korunması hedefini ön planda tuttu. Bu arada sanayi sektörlerinde üretimi artıracak politikaların hayata geçirilmesi ihmal edildi.

İhracatın artırılmasına odaklanma gayretlerinden, bir noktaya kadar olumlu sonuçlar alındı ama uygulanan ekonomik politikalar, toplam iç talep ve iç tüketim daralmasına yol açtı. Durgunlukla boğuşan ülkelerin canlandırmak için her yolu denediği iç talebin değerinin bilinmemesi, sürecin sonunda sanayi sektörlerini de olumsuz etkilemeye başladı.

Ekonomi yönetimi ile ilgili bakanların farklı yönlerdeki açıklamaları iş insanlarının kafasını karıştırınca yeni yatırım projelerinin bir bölümü ertelendi. Ankara’da, vurgunun yalnız istikrara yapılması ve büyüme konusunda belirsizliklerin ortaya çıkması, sanayi ve ticaret merkezlerindeki girişimcileri kararsızlığa sürükledi.

Gelecek aylarda makroekonomik istikrar kadar, ekonominin mikro bazdaki dinamizminin korunması ve geliştirilmesi konuları gündemin ilk sıralarında yer alacak gibi görünüyor. Bu ortamda hükümetin, cari açığı ve enflasyonu körüklemeden iç talebi kademeli bir şekilde canlandıracak yol ve yöntemleri bulması ve ekonomide bir “U” dönüşünü geçekleştirmesi gerekiyor. Ekonomi yönetimi, sektörler, hatta temel ürünleri esas alarak büyüme potansiyelini güçlendirecek önlemler alamadığı takdirde 2013’teki düşük büyüme hedefine ulaşmak bile epey zor olacak.

Faruk Türkoğlu





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir