Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomideki vergisel beklentiler

Ekonomideki vergisel beklentiler




Ekonomide reformun olmazsa olmaz bir noktası da reforma uygun vergi politikaları. Türkiye ekonomisinde de vergi gelirleri ile ekonomik büyüme ilişkisi son dönemlerde en fazla değerlendirilen konular arasında…

MÜKELLEFLERİN devletin politikalarına karşı sahip oldukları düşünceler onların vergiye gönüllü uyum derecelerini de etkiler. Vergi ödemeyi bir vatandaşlık görevi olarak algılayan mükellef vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek konusunda daha istekli olur. Yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında yerine getiren mükellef devlete olan bağlılığını gösterir. Devletin politikalarını desteklemeyen ve ona güvenmeyen bir bireyin vergisini tam olarak ve istekli bir şekilde ödemesi beklenemez. Mükelleflerin fazla vergi ödemelerine rağmen devlet harcamalarından yeterince yararlanamadıkları hissine kapılmaları adalet duygusunu zedeler. Vatandaşın vergisel beklentilerinin şu noktalarda ortaya çıktığım özetlemek mümkün:

Ramazan ve Vergi

• Vergi adaleti konusunda kaygı ve tereddütlerin giderilmesi için gerekli düzenleme ve güvenin tesisi. Vergiye karşı olumsuz tepkilerin en büyük gerekçesi budur. Adaletsiz vergileme, vergi yükünün toplumu oluşturan bireyler arasında adil ve dengeli bir şekilde dağıtılmaması anlamında gelir.

• Cezalar, denetim olasılığı ve önceki denetimler konusunda cezaların haksız olması ve ağırlığının giderilmesi. Denetimin temel amacı kişileri yasalara uygun hareket etmeye yöneltmektir. Mükelleflerin bir gün denetlenebileceklerini düşünmeleri yasalara uygun davranma eğilimlerini artırır. Zira vergi denetimi, yasalara aykırı davranışla vergisini doğru ve zamanında ödemeyenler için ciddi bir risk oluşturur.

• Vergi afları adı altında çeşitli düzenlemelerin sıklıkla yapılması. Bu uygulama vergi disiplinini bozup, mükellefler arasında ayrıma yol açar. Ancak, affın önceden kayıt dışı sektörlerde olan birçok mükellefi vergi sistemine kazandırma gibi olumlu yanı da var. Bir defalık vergi affı eğer daha yüksek harcamalar ve kaçakçılığı önlemek için daha etkili cezalarla birlikte uygulanırsa gelecekte gönüllü uyumu artırabilir. Eğer dürüst mükellefler kaçakçılara verilen bu affa tepki gösterir ve bunun kendileri için bir haksızlık olduğunu düşünürlerse, bu onların gönüllü uyum derecesini azaltacaktır. Ayrıca mükellefler vergi affının bir kereye mahsus sağlanan bir fırsat olduğuna inanmayabilirler. Sıklıkla beklenen bir vergi affı ise, mükelleflerin gönüllü uyum derecelerinin azalmasına neden olur.



• Vergi sisteminin karmaşıklığı ve vergilendirme ortamının belirsizliği. Vergi kanunlarının karmaşıklığı doğru beyanda bulunmama eğilimine katkıda bulunur. Bu nedenle, kanunların sade olması ve vergi sisteminde sürekli değişiklik yapılmaması önemlidir. Mükelleflerin vergi kanunlarının karmaşık olduğunu düşünmeleri onların gönüllü uyum derecesini etkileyebilir.

• Gereksiz veya yüksek oranlı vergiler. Vergiye gönüllü uyum ile ilgili çalışmalar incelendiğinde, vergi oranları ile vergiye gönüllü uyum arasında yakın bir ilişki olduğu göze çarpıyor. Vergi oranlarının belli bir orandan sonra vergi gelirlerini düşüreceği akıldan çıkarılmamalı. Vergi oranları optimalin üzerine çıktığı zamanlarda vergi gelirleri azalmaya başlar, çünkü insanlar kayıtlı çalışmak veya ticari faaliyet alanını genişletmek yerine vergisiz para kazanmanın yollarını arar. Vergi oranları artmaya başladığında, ekonomik faaliyetlerde rakamlarla ifade edildiği şekilde azalma olmaz sadece yüksek vergi oranları sebebiyle kayıtlı ekonomiden kayıt dışılığa kayma söz konusu olur.

HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ HİSSETMEMELİ

Yapılan çalışmalar, toplanan vergilerin kullanım alanlarıyla, mükelleflerin vergiye yönelik tutumları arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Buna göre, ödediği verginin toplumun ihtiyaç duyulan alanlarına harcandığına inanan mükellefler vergisini eksiksiz ve zamanında ödüyorlar.

Mükellefler vergiye yönelik tutumlarını belirlerken, diğer mükelleflerin tutumlarını da göz önünde bulunduruyor. Mali yükümlülüklerini tam olarak yerine getiren mükellef, yasalara uygun davranmayıp eksik vergi ödeyen ve bunun sonucunda hiçbir yaptırıma maruz kalmayan mükellefleri gördükçe, haksızlığa uğradığı hissine kapılıyor. Bu durumda mükellef ödediği vergi yükünü daha ağır olarak hissediyor ve vergiye yönelik tutumunu olumludan olumsuza doğru yönlendiriyor.

Sonuç olarak, ülkede uygulanan vergi mevzuatı, ülkenin ekonomik, sosyal, mali ihtiyaçlarına cevap veremiyorsa, sade, kolay anlaşılır bir yapıda değilse, sürekli değiştirme ihtiyacı gösteriyorsa ve istikrarlı bir yapı arz etmiyorsa vergi kaçağı artıyor. Dolayısıyla vergilendirmede basitlik ilkesi çok büyük önem taşıyor. Sürekli değişen ve karmaşık bir yapıya sahip olan yasalar, mükelleflerin kimi zaman bu karışıklıktan kaynaklı istemeden de olsa vergilerini ödeyememelerine sebep olabiliyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir