Anasayfa / Ekonomi-Finans / Ekonomik Kriz Sırası İtalyaya Geldi

Ekonomik Kriz Sırası İtalyaya Geldi




Aylardır konuşuldu yazıldı, çizildi ve sonunda beklenen an geldi. Kriz, önce diğerlerine göre küçük denilebilecek İrlanda, Yunanistan ve Portekiz’de patlak verdi. Şimdi ise kanserli hücre Avrupa’nın kalbine doğru yayılıyor. Avrupanın en borçlu ve dünyanın üçüncü borçlu ülkesi konumundaki İtalya da kriz potasına girmiş gözüküyor. Öyle ki, dün İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, piyasalarda Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin ülkeye yayılabileceği endişelerinin yol açtığı zor süreçte birlik çağrısı yaptı. Berlusconi ayrıca ”Bizim için, İtalya için gerçekten kolay olmayan bir dönem. Hepimizin çıkarı için birlik olmalıyız” dedi.
Gerekli önlemlerin alınmaması halinde krizin diğer ülkelere başta İspanya’ya sıçrama olasılığı çok yüksek görünüyor. En kötüsü İtalya tahvil piyasasında bir kriz yaşanması halinde Euro Bölgesi’nin ve dünyanın gücünün bunu absorbe etmeye yetmeyeceği endişesi.

Gelişmelere dün ve önceki gün piyasalar sert tepki vermişti. Bugün görünüm sakin. Fakat bu sefer uluslararası kuruluşla rahat durmuyor. Yükselen tedirginlik alevine körükle giden kurumlar adeta kriz çığırtkanlığı yapıyor. Ve ayrıca acil önlemler konusunda da uyarıyor…

Uluslararası Para Fonu (IMF), İtalya’yı kamu borcunu azaltmak üzere hazırlanmış kemer sıkma planını kararlı bir şekilde uygulaması konusunda uyardı. IMF yayımladığı İtalya ekonomisine ilişkin yıllık raporunda, İtalya hükümetinin ülkenin bütçe açığını 2012 yılında gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3’ü seviyesine indirmeyi hedefleyen tasarruf planını memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Tasarruf paketinin uygulanmasında kararlığın anahtar olduğunu vurgulayan IMF, zira tasarruf paketinin piyasalar üzerinde olumlu etki yaratacağına işaret etti. IMF, piyasadaki kaygıların artmasının İtalyan banka ve sigorta şirketlerinin bilançolarını olumsuz etkileyeceğine dikkati çekti.

IMF ayrıca, hükümeti vergi reformu planının ayrıntılardan yoksun olduğu konusunda eleştirdi.

Fon, İtalya’nın ekonomisini iyileştirmek için daha fazla çaba göstermesi gerektiğinin altını çizerek, yalnızca sürdürülebilir büyümenin kamu borç yükünü azaltacağını ifade etti.

Kuruluş, İtalya’nın ekonomik büyüme beklentisinin iyimser olduğuna da işaret ederek, ülkenin borcunu azaltmak için düzenlenen harcama kesintilerinin uygulanmasında kararlı olunması çağrısında bulundu.

IMF, geçen yıl yüzde 1.3 oranında büyüme kaydeden İtalya ekonomisinin bu yıl yüzde 1 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor.

İtalya hükümeti, 30 Haziran’da Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan 3 yıllık 48 milyar Euro tutarındaki tasarruf planının perşembe günü Parlamentoda, pazar günü ise Alt Komisyonda onaylanması için çaba gösteriyor.

İtalya, Euro Bölgesi’nde Yunanistan’ın ardından kamu borç yükü en yüksek ikinci ülke. Ülkenin kamu borç yükü, gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 120’sine ulaşmış durumda.

Euro Bölgesi’nin Yunanistan’dan sonra en fazla kamu borcuna sahip ülkesi İtalya. İtalya’nın kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranının yaklaşık yüzde 120 ile 1 milyar 900 milyon Euroya ulaştığı belirtiliyor. Ülkenin bütçe açığının GSYH’ye oranı da geçen yıl yüzde 4,6’ya yükseldi.

FRANSIZ BANKALARI RİSK ALTINDA
Fransız bankaları, ellerinde bulunan 392.6 milyar dolarlık İtalyan kamu ve özel sektör borcu nedeniyle büyük bir riskle karşı karşıya bulunuyor.

Merkezi İsviçre’de bulunan Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, 2010 yılı sonu itibariyle Fransız bankalarının elinde 392,6 milyar dolarlık İtalyan kamu ve özel sektör kağıdı bulunuyor. Bu miktar Alman kreditörlerin ellerinde bulundurduklarının iki katından fazlasını oluşturuyor.

BIS’e göre, yabancı bankaların elinde bulunan İtalyan borçlarının yaklaşık yüzde 45’i Fransız finansal kuruluşlarında bulunuyor.

BNP Paribas ve Credit Agricole’ün de içinde bulunduğu Fransız bankaları, Euro Bölgesi’nin en borçlu ülkelerinden İtalya nedeniyle çok büyük bir risk taşıyor. Fransa’nın en büyük bankası BNP Paribas’ın hisseleri bu ay yüzde 12, Credit Agricole’un hisseleri ise yüzde 14 ve Fransa’nın varlıklar açısından en büyük 3. bankası Sociate Generale de yüzde 12 değer kaybetti.

Londra’daki Rathbone Brothers’ın analisti Julian Chillingworth, piyasalar yabancı oyunculara açıldığında BNP Paribas gibi Fransız bankalarının İtalya’da çok önemli pozisyonları üstlendiklerini, şimdi ise yukarı yönlü risklerle karşı karşıya bulunulduğunu söyledi.

İtalya, 1,6 trilyon Euroluk (2,23 trilyon dolar) borcuyla Avrupa’nın en büyüğü konumunda bulunuyor, dünyada ABD ve Japonya’nın ardından 3. sırada yer alıyor.

Uzmanlar, İtalyan borsasının 11 Temmuz’da ”ayı piyasasına (Bear Market)” girdiğini belirtiyor.

Credit Suisse Group’dan bir grup stratejist’e göre ise İtalya’nın en büyük avantajı diğer Güney Avrupa ülkelerine göre, düşük dış borcu bulunması, borçlarının vadesinin uzun olması ve konut piyasasında bir ”balon” olmaması.

EURO BÖLGESİ’NDEKİ BORÇ KRİZİNİN SON HALKASI İTALYA MI?
Euro Bölgesi’ni son iki yıldır tehdit eden borç krizinin İtalya ve İspanya’ya yayılacağı endişeleri, küresel piyasaları altüst etti. Uluslararası piyasalarda yaşanan sert satışlar, Euro Bölgesi’ndeki borç krizi halkasına Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in ardından İtalya ve İspanya’nın da eklenebileceğini gösteriyor.

İtalyan medyasında ”Kara Cuma” olarak nitelendirilen geçen haftanın son işlem gününde Euro Bölgesi’ndeki borç krizinin İtalya’ya yayılabileceği endişesiyle İtalya Borsası’nın gösterge endeksi FTSE MIB yüzde 3,47’lik değer kaybıyla son 5 ayın en hızlı düşüşünü kaydetti. 10 yıl vadeli İtalya tahvilinin faizi de yüzde 5,28’e çıkarak son 9 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Avrupa genelinde borsalarda yaşanan kayıplar banka hisselerindeki düşüşten kaynaklandı.

Euro bölgesinin 3. büyük ekonomisi İtalya, Yunanistan’dan sonra borç oranı en yüksek ülke. Uzmanlar, Yunanistan ya da Portekiz gibi küçük ekonomilerin borç sorununun üstesinden gelinebileceğini ancak krizin İtalya ya da İspanya gibi büyük ekonomilere sıçramasının endişe verici olacağını belirtiyor.

İkinci yardım paketiyle birlikte Yunanistan’ın kurtarma maliyetinin 220 milyar Euroya ulaşacağı belirtilirken, Euro Bölgesi’nin üçüncü büyük ekonomisi İtalya’nın iflası söz konusu olursa bunun maliyetinin 700 milyar Euroyu bulabileceği ifade ediliyor.

Ekonomistler, Avrupa İstikrar Mekanizması’nın (EFSF) krizi çözmek için yeterli olamayabileceğini belirtiyor. Avrupalı yetkililer, gelecekteki krizlere karşı EFSF’nin 700 milyar Euro tutarındaki acil durumlar için ayrılan daimi fonunun 1,5 trilyon Euroya çıkarabileceğini tartışıyor.

Euro Bölgesi’ni sarsan borç krizinde ilk finansal yardım talebinde bulunan Yunanistan’ın borç stoku ve tahvillerinin getirisinin oldukça yüksek olması ülkenin kırılganlığını en çok artıran unsurlar olurken, İrlanda’nın içinde bulunduğu sorun bankacılık sektöründen kaynaklanıyor.

Borç krizi halkasına eklenen son zincir Portekiz, bankacılık sektöründeki sorunların yarattığı sorunlarla mücadele ediyor. Piyasalarda, Portekiz’de yerli bankaların yükümlülüklerinin oldukça önemli bir bölümünün İspanyol bankalarına olması, bu nedenle Portekiz’de yaşanan sorunun İspanya’yı da etkileyeceği endişesi hakim olmuş durumda. İspanya ekonomisinin en kırılgan noktası ise yüksek işsizlik oranı.



İrlanda’da krizin bankacılık sektöründe ortaya çıkmış olmasının ve AB ülkelerinin bankacılık sektörlerinin bütünleşik yapısı bir arada değerlendirildiğinde, çevre ülkelerin bankacılık sektörlerinde meydana gelebilecek olası sorunların diğer AB ülkelerinin bankacılık sistemlerini de önemli ölçüde etkilemesinin kuvvetle muhtemel olduğu yorumları yapılıyor.

İrlanda bankalarının en büyük iki alacaklısının ise İngiltere ve Almanya olduğu belirtiliyor.

Bu haftanın sonunda Euro Bölgesi’nin aktiflerinin yüzde 65’ini oluşturan en önemli 91 bankaya uygulanan stres testi sonuçlarının açıklanması bekleniyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ise stres testi sonuçlarından 26 bankanın desteğe ihtiyaç duyabileceği sonucunun çıkabileceğine dikkat çekiyor.

”PIIGS” EFSANESİ GERÇEK Mİ OLUYOR?
Euro Bölgesi’nin kırılgan beş ülkesi Portekiz, İrlanda, Yunanistan, İspanya ve İtalya’nın İngilizce baş harflerinden oluşan ”PIIGS” ülkeleri, çok derin finansal zorluklara ve piyasalarda büyüyen güvensizliğe karşı mücadele veriyor.

Bilerek kötü anlam yüklenen bu akrostiş ”PI(I)GS”, 2008 yılında Anglo-Sakson gazeteciler ve piyasa uzmanları tarafından borç kriziyle karşı karşıya bulunan Portekiz, İrlanda, Yunanistan ve İspanya için kullanılmaya başlandı. Bazıları bu gruba İtalya’yı da dahil etti.

Yunanistan’ın geçen yıl Mayıs ayında finansal dış yardım alması nedeniyle söz konusu ülkelerin içinde bulunduğu sorunlar artık Avrupa Birliği’nin (AB) yönetişim sorunu haline gelmiş durumda.

Küresel finansal krizden bu yana söz konusu ülkeler arasında Yunanistan en ciddi baskı ile karşı karşıya bulunuyor. Yunanistan’ın bütçe açığının, 2001 yılında Euro Bölgesi’ne üyeliği döneminde gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 3’ün altında bulunurken, 2009 yılında GSYH’sinin yüzde 15,4’üne kadar yükseldi. Ülkenin borç finansmanının faizinin bile yaklaşık 13 milyar Euroya mal olduğu, bu rakamın ülkenin GSYH’sinin yüzde 5,3’üne denk geldiği belirtiliyor.

Yunanistan’ın 2008 yılında GSYH’nin yüzde 110,3’ü seviyelerinde bulunan kamu borcu, geçen yıl yüzde 142’ye yükseldi. Ülkenin 2009 yılında GSYH’nin yüzde 15,4’ü düzeyinde olan bütçe açığı ise yüzde 9,6’ya geriledi. Politika faizi ise yüzde 4,77’den yüzde 9,57 çıktı.

Finansal dış yardım halkasının son zinciri Portekiz’in 2008 yılında GSYH’nin yüzde 61,1’i düzeyinde bulunan kamu borcunun geçen yıl yüzde 79,1’ine ulaştığı belirtiliyor. Avrupa Komisyonu ise Portekiz’e bütçe açığını GSYH’nin yüzde 3’ü ile sınırlandıran Maastrich kriterlerine uyması konusunda 2013 yılını hedef göstermiş bulunuyor. Uzmanlar ise bu hedefi ”görece gerçekleştirilemez” olarak değerlendiriyor.

Portekiz’in 2009’da GSYH’nin yüzde 9,3’ü düzeyindeki bütçe açığı geçen yıl yüzde 7,3’e geriledi. Politika faizi ise yüzde 3,85’ten yüzde 6,05’e yükseldi.

Geçen yılın sonunda finansal dış yardım talep etmek zorunda kalan İrlanda’da da eşi görülmemiş şiddette bir kriz yaşanıyor. Euro Bölgesi’nin en problemli ülkelerinden olan İrlanda’nın 2008’de GSYH’nin yüzde 23’ü düzeyindeki kamu borcu, 2010’da yüzde 69,4’e yükseldi. Ülkenin bütçe açığı 2009’da GSYH’nin yüzde 14,4’ü seviyesinde iken geçen yıl yüzde 32,3’e çıktı. Politika faizi ise yüzde 4,77’den yüzde 6,42’ye yükseldi.

Yaklaşık 4,4 milyon kişinin işsiz olduğu İspanya’nın ise Portekiz’den sonraki halkalardan biri olduğu konuşuluyor. Portekiz’le olan yakın ekonomik ilişkilerden önemli oranda etkileneceği belirtilen İspanya’nın 2008’de kamu borcu GSYH’nin yüzde 30,4’ü, bütçe açığı ise yüzde 9,3 düzeyinde bulunuyordu. Geçen yıl GSYH’ye oranı yüzde 48,8 olan İspanya’da hükümet, uyguladığı tasarruf tedbirleri ile bütçe açığını bu yıl GSYH’nin yüzde 6’sı seviyesine çekmeyi hedefliyor.

Ekonomisinin olduğu gibi borcunun büyüklüğüyle de konuşulan İtalya’nın ise 2008’de GSYH’nin yüzde 89,2’si seviyesinde olan kamu borcu geçen yıl 99,6’ya yükselirken, yüzde 5,3 olan bütçe açığı geçen yıl yüzde 5’e, politika faizi de yüzde 4,10’dan yüzde 3,80’e geriledi. Piyasalarda İtalya’nın kamu borcunun GSYH’nin yüzde 120’si düzeyine ulaştığı yorumları yapılıyor.

YUNANİSTAN’IN BORÇ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE ”SEÇİCİ İFLAS” DA KONUŞULUYOR
Yunanistan Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Evangelos Venizelos, Yunanistan’ın borç sorunuyla ilgili çözüm senaryoları arasında ”seçici iflas”ın da bulunduğunu belirtti.

Yunan basınında çıkan haberlere göre, iktidardaki PASOK milletvekilleriyle yaptığı bilgilendirme toplantısında ülkenin borç sorunuyla ilgili endişelerini ”samimi” bir dille aktaran Venizelos, ”Kumdan inşaat yapıyoruz ve hepimizin yardımlarıyla bunun sonunda taşa dönüşeceğini ümit ümit ediyoruz” dedi.

Venizelos, milletvekillerinin, Yunanistan’ın borç sorununun çözümünde ”seçici iflas”ın da bulunup bulunmadığına ilişkin soruları üzerine, çözüm senaryoları arasında böyle bir olasılığın da bulunduğunu ima ederek, ”(Lüksemburg Başbakanı ve Eurogroup Başkanı Jean Claude )Junker’in de söylediği gibi, masada şu anda konuşulan 36 çeşit senaryo bulunuyor” diye konuştu.

Bugün Euro Kuşağı’nda yaşanan borç sorununun, daha önce tahmin edilenden çok daha karmaşık şekilde ortaya çıktığını, bu durumun da işleri zorlaştırdığının altını çizen Venizelos, ”Yunanistan’ın, İrlanda’nın ve Portekiz’in toplam borçları Euro Kuşağı’nın borçlarının sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. Ancak, buna İspanya ile İtalya’nın da borçları eklendiğinde bu rakam yüzde 40’a varıyor. Bu nedenle Avrupa’nın bu sorunla toplu halde ve istikrarla mücadele etmesi gerekiyor” diye konuştu.

“İTALYA’NIN ÜSTESİNDEN DÜNYA BİLE GELEMEZ”
Euro Bölgesi borç kriziyle ilgili yatırım bankalarının raporları da tehlikenin boyutunu ortaya koydu. Uluslararası yatırım bankası Goldman Sachs, Euro Bölgesi’nin problemlerinin giderek büyüdüğünü ve İtalya tahvil piyasasında bir kriz yaşanması halinde Euro Bölgesi’nin gücünün bunu absorbe etmeye yetmeyeceğini bildirdi.

Goldman Sachs Asset Management Başkanı Jim O’Neil, yayınladığı bir bilgi notunda, “Banka stres testlerinin sonuçlarına yönelik endişeler ve İtalya’da mali sıkılaştırma tedbirlerine bağlılık konusunda şüpheler, İtalya’yı spot ışıklarının altına koydu” dedi.

“BU KEZ ÇOK FARKLI”
Yatırımcıların diğer Euro Bölgesi ülkelerindeki risklerini “hedge etmek” için İtalyan varlıklarında satış yapıyor olabileceklerini ifade eden Jim O’Neil, “Ancak satışlar bu şekilde devam ettiği takdirde Euro Bölgesi krizi daha karmaşık bir seviyeye ulaşır. İrlanda, Portekiz ve Yunanistan’ın borç dinamiklerinden çok fazla endişe etmedim, ancak İtalya çok farklı bir başlık” değerlendirmesinde bulundu. Goldman Sachs Asset Management Başkanı O’Neil, İtalya’nın borcunun Euro Bölgesi GSYH’sının yüzde 25 civarında olduğunu belirterek, “Ne Euro Bölgesi ne de dünyanın geri kalanı İtalya tahvil piyasasında bir krizin üstesinden gelemez” diye konuştu.

İRLANDA’NIN NOTU DA ÇÖP OLDU!
Moody’s, kararı açıklarken ülkenin muhtemelen yeni bir kurtarma paketine ihtiyacı olacağını bildirdi. Derecelendirme kuruluşu, İrlanda’nın notunu Baa3’ten Ba1’e indirdi. Kuruluş, Yunanistan ve Portekiz’in kağıtlarını da “değersiz” ilan etmişti.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir yorum

  1. Yunanistan krizini AB krizi olarak değerlendirmek lazım. Suçlulardan biri vergi toplayamadığı, ihracatı artıramadığı için Yunan Hükümetidir. ancak AB sisteminde tek para birimi var. Almanya % 5,3 cari fazla veriyor bu da zayıf ülkelerin cari açık vermesine neden oluyor. Kaynak Şahap Güven Ekodialog Yunanistan Finansal Krizi http://www.ekodialog.com/Makaleler/yunanistan-finansal-krizi.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir